09 Mayıs 2008

Cuma mektupları

Tıpkı havaya yazılan sözcükler gibi, kimin göreceğini bilmeden yazıyorum bu kelimeleri sana. Gökyüzüne dağılmış bulutlardan işaret parmağımla harfler çiziyorum, o harflerden kelimeler ve kelimelerden cümleler kuruyorum, hayat biraz anlam bulsun diye...

Çoktan yitirilmiş anlamlar peşindeyim. Onları ararken izler bırakıyorum geride. Gretel'in minik ekmek parçaları bıraktığı yollara benziyor geçtiğim yollar. "Eğer kelimelerimi kuşlar yemezlerse geri dönebilirim." diyorum.

Ne diyordu o filmde: "İki tür yolcu vardır. Bir tanesi yola çıkarken geri dönüp bakar. Geri dönüp bakan hep evine geri döner. Diğeri ise bakmaz. Onun kaderi hep gitmektir." Belki bu yüzden atıyorum o küçük ekmek parçalarını... Geri dönüp bakmadığım halde, kaderim hep gitmek üzerine kurulduğu halde, bir gün pişman olursam geri dönebileyim evime diye... Belki...

Öyle ya, insan evini özler değil mi? Bir gün hani o dünyanın tadına doyulmaz havasını koklamaktan yorgun düştüğünde, huzur içinde kapısından geçeceği ve güven hissedeceği bir ev olsun ister. Bunun adına yaşlanmak diyorlar dünya dilinde ya, asıl adı yorulmaktır. Yaşlanmak da yorulmak değil midir zaten?

İnsan kocaman bir ciğeri var sanıyor hayat yeni başlarken. Sanıyor ki; o ciğer dünyanın tüm havasını doyumsuzca soluyabilir. Zaman geçtikçe, geçtikçe ve geçtikçe o havanın bitmez tükenmez olduğunu, dünyanın binbir rengi olduğunu ve kısacık ömre tüm bunları sığdıramayacağını, sığdırdığını sandığı anda dünyanın değişip başka, bambaşka renklere büründüğünü anlıyor. Geri kalanın ve önemli olanın bir tas su, bir kap çorba, yuva ve aile olduğunu görüyor şaşkın gözleri...

İşte o ekmekler bunun için. Bir gün dünyanın bitimsiz hazinesinden bıkıp da geri dönmek isteyen yorgun bacaklar için. Yorgun yolcu, yolunu kolay bulsun diye bu ekmekler... Ve bu mektup da "sırf sana söylemiştim" dememen için benim sevgili dostum. Öyle ki bu yolcu, yola çıkarken biliyor zaten bir gün geri dönmek isteyeceğini, bir gün yorulacağını...

Hepsi bu...

9 yorum:

  1. Vallahi bende arkasına hiç bakmayan ama her seferinde geri dönenlerdenim..

    YanıtlaSil
  2. Mektup için teşekkürler!

    Havaya atılan taş gibiyiz değil mi?Gittik,bulutlara yaklaştık,çoştuk!Ama geriye dönüş kaçınılmaz!

    YanıtlaSil
  3. BUZCEVHERİ:Sanırım asıl arkasına bakmadan gidenler en çok kendi evini özleyenler. Çünkü arkana bakarsan aklında hep anımsayacağın son bir kare kalıyor. Bakmayan için öyle mi ya? Özlediği haylgücüyle devleştirilmiş birşeyler oluyor sadece.

    BEAUTİFUL DİSASTER:Gitmek hez zaman kolay değil inan bana. Bazen gitmek ölmekten daha zor.

    ZEHİRLİ ÖRÜMCEK: Yazdığın her yorum bir yazı değerinde. Çok ciddi söylüyorum. Öyle benzetmeler öyle vurucu cümleler ki... Ne diyeceğini bilemiyor insan. Biliyor musun bu mektubu üzerine alınan biri çıkacak mı merak etmiştim. Çünkü bu mektup onu okuyan her göz için, bireysel olarak yazılmıştı. Çok teşekkür ederim. Okuduğun ve böyle güzel yorumladığın için...

    YanıtlaSil
  4. pişman olmak katiyen vardır insanın yaradılışında,pişman olacağı şeyleri yapar kesinlikle.Ama geri dönerken önemli olan,kırıntıların değil,döneceği yerin hala orada olmasıdır...

    YanıtlaSil
  5. Rica ederim!Teşekkür ederim yazılarım ile ilgili düşüncelerine!

    Uzun zamandır kimseden mektup almamıştım!Baktım sahibi yok üzerime aldım.Cami avlusunda bir mektup bulsamda onu bağrıma bassam diye beklerken oldu tüm bunlar.

    YanıtlaSil
  6. Haklısın Yolcu ama şu da var; Gideceğin yer orada olsa bile dönüş yolunu bulamayabilirsin. Yolu bulamadığın zaman döneceğin yerin de orada olup olmamasının önemi olur mu?

    YanıtlaSil
  7. Yazılarını özlemişim.. Okuyorum sırayla en sondan geriye doğru. Bu arada bir de "merhaba" demek istedim. Sevgiler. Nilgün Akad

    YanıtlaSil
  8. Canım Nilgün merhabanı almak beni mutlu etti. Çok çok sevgimle saygımla sana her zaman...

    YanıtlaSil