28 Mayıs 2008

İnsan olmak koca bir yürek işi

Eğer bedenimiz ilk soluğunu almadan önce, ruhumuza "insan olarak yaşamak istiyor musun?" diye sorulmuşsa, çok cesur bir ruhumuz var demektir. Çünkü, insan olmak hiç de o kadar kolay olmadığı gibi her ruhun da harcı değil.

Ses: "Sen küçük ruh, insan olarak dünyada yaşamak ister misin?
Ruh:
"Koşullar neler?"

Ses: "En fazla 80 yıl yaşayacaksın. Eğer dünyanın pek çok nimetinden vazgeçer ve hayatını bedeninin bakımına harcarsan bu 100 sene de olabilir pekala. Ama dünyada durum biraz karışık. Heyecan verici diyelim biz buna."
Ruh: "Ne gibi bir heyecanmış bu?"
Ses:
"Her an ölebilirsin mesela. Yaşının kaç olduğunun önemi yok. Kazalar var, cinayetler, kalp krizleri, kanser ve buna benzer pek çok hastalık.Diken üstünde bir hayat diyebiliriz. Bir de ekonomik sorunlar var ki bu tamamen hangi bölgeye indiğin ve kimin çocuğu olduğunla ilgili. Artık şansına kalmış. Bir Arap şeyhinin evladı da olabilirsin Kenya'lı bir ailenin çocuğu da... Şans...Savaşlardan da söz etmeliyim bu noktada. Ki bu savaşların pek çoğu anlamsız hırslardan doğar milyonlarca insanın ölümüne neden olur. Yüzündeki bu şaşkın ifadeyi anlıyorum fakat dünyada böyle bir durum var ne yazık ki. Sistem bu şekilde..."

Ruh:
"İyi ama insan olmanın güzel olan bir yanı yok mu? Yoksa kim ister bu koşullarda insan olmayı ki?"

Ses: "Olmaz mı? Hiç bir canlının tatmadığı tarifsiz bir duyguyu yaşayabilirsin: Aşkı... Ve sevginin çok fazla çeşidine sahip olabilirsin... Annen baban seni sevgiyle öperken sen kendi evladına sarılabilirsin... Hiç tanımadığın insanlar ruhunun parçası olabilirler... Bunun gibi şeyler... Bir de sanat var ki o da sadece insanoğlunun bir ürünü... Sanatı icra et ya da birinin yaptıklarına bak, oku, izle, dinle büyüleyici bir haz içinde bulursun kendini... İşte tüm bunlar da insan olmanın güzel yanları..."
Ruh: "savaşlar, hastalıklar, ekonomik krizler... Karşısında sanat, aşk ve sevgi... Eksiler ve artılar eşit görünüyor... Denemeye değer... Evet insan olmayı kabul ediyorum... İnsan olmak oldukça heyecan verici görünüyor."

Eğer böyle bir seçim yaptıysa insanoğlu dünyaya gelmeden önce, şimdi hayattan, gelecekten korkması ne kadar anlamsız... Çünkü bu seçimi ancak cesur çok cesur ruhlar yapabilir... Herşeyi göze alarak insan olarak yaşamak... Cesaret bu değilse, nedir?

Resim: http://zancan.deviantart.com/art/The-Book-86717537

10 yorum:

  1. Ne güzel ifade etmişsin. Ama tıpkı bir ruhun nasıl bir bedene düşeceğinin şans eseri olması gibi, sanırım bazı ruhlar da insan olmayı seçtikleri anda aynı şansla ya da belki şanssızlıkla demeli, anında sakat olarak doğuyorlar. Müthiş bir kumar öyle değil mi? Dünya üzerindeki refahın, nüfusun çok az bir kısmına bölüştürülmüş olduğu düşünülürse, sakat bir ruh olmasa da en azından 'şansız' bir bedene düşme olasılığı çok yüksek. Eğer ruhum gerçekten 'ben'den önce böyle bir seçim yaptıysa onu tebrik ediyorum çünkü Ben olduktan sonra bu kadar cesaretli olamayabilirdi.

    YanıtlaSil
  2. gercekten biz secebiliyor olsaydik insan olmayi, su an dunyadaki insan populasyonu ne olurdu diye dusundum yazi bitiminde..
    ve ben secer miydim diye..
    ama evet.. secerdim.. bir daha gelir, bir daha yasamak isterdim bir insan olarak.

    YanıtlaSil
  3. Eskiden anamla babama çok kızardım. Bir anlık zevkin ürünü olarak böyle bir dünyada yer almaktan ötürü onları sorunsuz sorumlu olarak görmekteydim. Eee hala öyle görmekteyim. O zaman susayım. =)

    Yazılarınızdan bal damlıyor şerefsizim. Eee zaten öyleyim.. Yok değilim. =)

    YanıtlaSil
  4. ZERO: Bunun şans ya da tesadüf olduğundan o kadar emin değilim aslına bakarsan. Hayatın ve insan oluşun tuhaf henüz anlayamadığımız bir şifresi var gibi geliyor bana. Herşey bu kadar basit olamaz. Dünyaya bir bak, inanılmaz ince bir hesap üzerine kurulu. Ve insan bu hesaplama içinde kendisinin sandığından çok daha büyük bir yere sahip bence. Sanırım arayıp durduğumuz da bu.

    FAKEANGEL: İnan bana çoğumuz seçerdik. Ruh olarak bir hayatın varsa, o hayat acı ve sevinçten ve insana has pek çok şeyden arınmış olacak. Ve insan ruhu macerayı sever :) Sonunda acı olsa bile mutluluk ve hazza ulaşmak için pek çok badireleri atlatmayı göze alır :) Pek çoğumuz seçerdik bundan eminim.

    BUZCEVHERİ: Varoluşu ana ve babanın bir anlık keyfi olarak görmüyorum ben. Kendine bir bak; Sence, sen bir tesadüfün eseri misin? İnsanlar hep dahilerin ya da dünya üzerinde derin izler bırakmış insanları büyük bir nimet olduklarını varsayarlar. Bence o insanlar sadece varoluş sebeplerini bulup o yoldan yürüyen insanlar. Bizler ise, varoluşumuzun küçük bir tesadüf olduğuna inananlar yani, sırf bu inanç yüzünden yolumuzu bulamıyoruz belki de:) Bunu bir düşün derim, ne dersin? :) Güzel sözlerine binlerce teşekkür...

    YanıtlaSil
  5. De-la Artifisyal1 Haziran 2008 13:40

    bana sorsalar istermisin dünyada yaşamak kararsız kalırdım herhalde.. kara verinceye kadar dünya hayatı başlamış , gelişmiş ve de bitmiş olurdu..

    aslında bu biraz da matematik işi.. mesela dünyada 1 milyar kişi günde 2 doların altında yaşıyor.. şu takdirde benim onlardan biri olma ihtimalim 1/6 (6 milyar insan varsaydım)

    para bubalarının birinin evladı olma ihtimalim de 250 milyonda bir olsa..1/24 olur = %4 yaklaşık.. riske girsem mi acaba...bak gene karar veremedim..

    hem zengin hem sağlıklı hem zeki olma ihtimalim ise "mutually independent probibility" istatistik soruları mucibince ;

    ciddi bir genetik sorun olmama ihtimali-> anne babanın bilinçli olup partnerini sağlıklı olanlardan seçtiğini var sayarsak - benden başka kim böle düşünür?!-%1

    zeki olma ihtimali-> toplumun %2 si genius'muş.. 10% u da averaj ve üstü olsun..

    4/100 x 1/100 x 10/100 =40/1000000

    yani 0.004 % .. yüzbin kişide 4 başka deyişle..

    ben onlardan biriyim..

    YanıtlaSil
  6. Belki sorulmuştur nereden biliyorsun :) Ve sen hevesle "evet" demiş olabilirsin. Olamaz mı? Olabilir. Hayatta herşey mümkün. Hayat olaslıklar hesaplanarak yaşandığında çok zor ve içinden çıkılmaz bir hale gelir bence. Haksız mıyım?

    YanıtlaSil
  7. Artificial martifişıl1 Haziran 2008 14:46

    neyse.. ben riski severim..görüyorum ve 5 arttırıyorum :D

    bu olasılıklar hesabından para kazanlar var... başıma ya bişiy gelirse diye tir tir titreyen insanların zaaflarını sömürüyor sigortacılar.. halbuki gayet düşük bir ihtimaldir can ve malımıza ciddi bir halel gelmesi.. önlemini al, tevekkül et..

    YanıtlaSil
  8. Risk hesaplayarak para kazananları bir yana bırakalım çünkü o bir iş mevzuu :) Ben kendi hayatlarımızdan söz ediyorum, gereksiz kaygılar ve takıntılardan... Kimse inkar edemez kendisinde olan takıntıları hepimizde var bu ne yazık ki..."Ya biri ölürse, ya işsiz kalırsam, ya aşk biterse.." falan filan. Sen istediğin kadar kaygılan senin elinde olmayan sebeplerden olacak olan oluyor. peki olunca ne oluyor, olanı değerlendirip yeni bir yol edinip hayatına devam ediyorsun. Çok kaygısız da olmalı demiyorum elbette. "Amaaan nasılsa olacak ya da nasılsa bir gün öleceğim" diye saçma sapan dikkatsizlikler de yapmamalı insan. Sadece ne zaman akışa bırakacağımız ne zaman önlem alacağımızı iyi bilmek gerekiyor. Bir gazeteyi şöyle bir karıştırırsak yaşamanın başlı başına bir risk olduğu ortada. Ama hala nefes alıyoruz değil mi? Risk... Belki de yaşıyor olmanın keyfi buradadır ha?

    YanıtlaSil
  9. Kimse bişi sormuyor. Doğmadan önce doğmak için gereken enerji bile olmadan önce o kadar yoğun bir entropi halindeyiz ki, yaratımızın bir bölümü sadece o an için bize ait ve her yaratımımızda gücünü kaybeden zavallıcıklarız.Seçerek değil biçimlendirerek doğarız ya da var oluruz. Burada asıl ilginç olan biçimlendirmemizin matematiği. Başlangıç anından bitim anına kadar her yaratımımızı gücümüze göre hesaplayabilen bir enerji türü ancak insan olmayı seçebiliyor. Seçimden sonra da yaratımlar devam etmekte hem. Paylı olarak dağıtıyoruz yaratılarımızı. Şöyle düşünün bir- enerjiniz biçim veriyor beyniniz bunun matematiğini işleme döküyor, (beyni de biz biçimlendirdik) ardından bedeniniz işi devralıyor (o da bizim biçimlendirdiğimiz),bilimum nükleer moleküler yapınızla bu işleme dökülenler sizin insan olarak( bu da ilk andaki biçimlendirmemiz) ölçekleyebileceğiniz olaylara dönüşüyor,(5 duyu ve algı mekanizması burada devrede) Eğer bu paylı dağıtım gücü yeterli değilse başka bir tür olma şansı oldukça yüksek. (Sadece gözlemlenebilen maddeler olarak düşünmememek gerek bunu). Hangi türün algılarını kavrayabilecek enerjide ise yapımız o türün gerçekliğini yansıtabilecek bir gerçekliğe bürünebiliyoruz. Gerisi yine beynimiz ve yapımızın yarattığı bir süreçte bu kodlanan bilgilerin dinginlik içinde yansımasını seyretmekten ibaret yaşam dediğimiz olgunun süreci. İster 80 yıl sürsün ister 40 yıl aslında hepsi minik bir an parçasına sığabiliyor. Çünkü zaman kavramını da biz sadece bu tür bir yaşamı seçtiğimizde gerçeklemekteyiz.
    Çok mu karmaşık? oldukça mı sade?

    YanıtlaSil
  10. Aklımın karıştığını itiraf etmek zorundayım :) Hem de çok. İnanın anlamak için tüm gayretimle okudum ama gerçekten şu an aklım allak bullak. Bu konuda yeterli olmadığım içindir muhtemelen. Biraz daha açık olmasını istesem çok şey mi istemiş olurum Rüyacı?

    YanıtlaSil