14 Mayıs 2008

Biz ayrı dünyaların insanlarıyız Neriman


-Hilmi
-Hıııı?
-Dışarı çıkalım mı?
-Maç seyredecem kadın. Ne dışarısı gecenin bu vakti?
-Çok sıkıldım bunaldım Hilmi? Her vakit ağlayasım geliyo...
-Git bana bi kahve yap açılırsın hoohohoohooho
-Allah cezanı versin Hilmi. Kafana yağmur yerine kahve, dolu yerine futbol topu yağar inşallah.

*****


-Ooooy ooooy gittiiiiğiiin gün ciğerümeeee hançeeer saplandııııı ooooy oooyyy ah nerelere gidem de ölem o elleeerdeeeee oooooyyyy oyy
-Bu ne Remzi?
-Türküüü
-Nasıl bir türkü bu Remzi?
-Güzel bir türkü
-Bu türkü değil Remzi bu başka bişey. Adlandırılamaz bişey. Kısaca UDO diyebiliriz.
-Ne demekmiş bu UDO.
-Unidentified Disgusting Object. Türkçe meali tanımlanamayan iğrenç şey.
-İngilizce kursuna mı gidiyon sen gizli gizli gız?
-Yok altyazılı dizi seyrediyom ihihihih
-İyi halt ediyon. Azıcık radyo dinle de türkü öğren. Belki çilingir sofrasında bana canlı müzik yaparsın ehe ehe ehe.
-Allah belanı versin Remzi. İnşallah çilingir sofrasında köpeoğlu salatası olursun da sarhoşlar seni meze yaparlar.

*****

-Sinemaya gidelim mi Neriman?
-Ben kitap okuyacağım.

bir saat sonra
-Neriman biraz dolaşsak mı acaba? Hem kitabevlerine de bakarız hı?
-Ben dizi izleyeceğim.

bir saat sonra

-Nerimaaaaan?
-Efendim.
-Gidip bir kahve içsek mi?
-Kahve ikinci rafta. Cezve çekmecede, fincanlar da sol üst dolapta.
-Dışarıda yahu.
-Yok ben temizlik yapacağım. Ama temizlikten sonra bir yorgunluk kahvesine hayır demem.

bir saat sonra
-İyi geceler Neriman ben yatıyorum artık
-Yatıyor musun?
-Evet geç oldu. Yarın işe gideceğim.
-ühühühühühüh
-Ne oldu yahu neden ağlıyorsun?
-Sen hiç benimle ilgilenmiyorsun Rıfkı?
-Allah cezanı versin Neriman. Gözüne dizine dursun...
-Ühühühühühühühüh

*****
Her ne kadar zıt kutupların birbirini çektiğine inanılsa da ve bu bir ölçüde doğru olsa da ilişkilerde asıl önemli olan ortak bir öze sahip olmak galiba. Arkadaş, kardeş, sevgili her ne olursa olsun insanlar karşıdakini önemsemedikleri ve bazen kendi isteklerinden feragat edip birlikte ortak bir noktada buluşamadıkları sürece ilişkiler çıkmaz bir noktaya gelip saplanıyor.Öyle ise bu lafı biraz değiştirmek gerekiyor: Ortak bir öze sahip olan zıt kutuplar birbirini çeker...
Karikatür: Ramize Erer

13 yorum:

  1. Evet bunda haklısın! "Ortak Öze Sahip Zı Kutuplar" içlerindeki öz aynı olacak ama zıt olacaklar.Yani iki elmanın yarısı gibi;

    Aynı özden ama farklı iki yarı.Birleşince 1 oluyorlar!

    Piriz ve fiş.Aynı öz fakat iki farklı kısım,birleşince çalışıyor!

    Bir olabilmek çok öenmli.Gece ve gündüz.Günün iki farklı yarıları,ama birleşince GÜN oluyorlar!

    İŞte herşeyi 1 leyebilirsen mutluluk oluyor!Huzur oluyor!

    Genel anlamda Erkekler daha çok kendilerine zaman ayırıyorlar.Bu biz erkeklerin genel sorunu sanırım :)

    YanıtlaSil
  2. Aynı çekirdeğin yarısı sende yarısı onda olmalı... Tıpkı bir elmanın iki yarısı... Aynen böyle... Ve asıl tanım BİR olabilmek... Ne kadar güzel örneklerle tanımlamışsın... Çok teşekkür ederim...

    YanıtlaSil
  3. İlişkiler ne kadar iç içe geçse de, ne kadar enseye tokat, popoya pandik kıvamına gelse de iki tarafın kendine has tekil bir yaşam alanı var. Ve bu alana saygı gösteren yaren buldukça ilişkide bir pürüz çıkmaz. Tabi bu alanlar dışında da karşı tarafın tatmin edilme sınırları ve zamanları var. Bu bahsettiğim ilişki türünü yakalayabilen insan sayısı az.

    YanıtlaSil
  4. Tek bir bütün olsak bile ayrı ayrı kendi alanlarımız bulunduğuna inanıyorum. İşte bu alanların farklılığı ve bu alanlardan büyük bir alan yaratmak elbette her ilişkinin harcı değil. Eğer kişi hem kendi alanının hem diğer kişinin alanın farkında olursa ve buna saygı duyarsa, özde bir ama iki ayrı insan olduklarının bilincinde olursa sorun kalmayacaktır. Ama dediğin gibi bunu yaklayabilen çok az...

    YanıtlaSil
  5. Belki aynı evi paylaşmadan önce zıt kutuplar biribirini çekiyor. Ama aynı evi paylaşan insanların birbirlerinin ruh dilinden iyi anlaması, birçok ortak zevklerinin olması gerekiyor. Aksi taktirde ilişki yumuşak olanın alttan almasıyla sürüyor. Ta ki zavallı kişi bunalım ya da cinnet geçirene kadar. Tek taraflı ilişki yaşamamak adına benim önerim ortak noktaların çokluğu. Zıtlık başta çekici gelsede düşünsel anlamda aynı şeyleri hissetmediğimiz biriyle yaşamak çok zor oluyor.Öpücükler.

    YanıtlaSil
  6. İlk zamanlar zıtlıklar değişik görünüyor. Bir de gözlerin kör olduğunu ve aşk yüzünden çok hoşgörülü olduğunu hesaba katarsak o zıtlık hep hoşluk olarak görünüyor. Ortak öz var mı yok mu farkında bile olunmuyor. Oysa ilişki aslında o öz üzerine temelleniyor. Bazı ilişkilerin uzun sürmesi bazılarının ise sönüvermesi bununla ilişkili bence. Benden de sana öpücükler :)

    YanıtlaSil
  7. Bu sınırlarda dolaşmakta olan biri olarak, zıt insanların birbirini çekmesi kavramını anlayamıyorum. Aslına bakarsanız bu apaçık bir önerme ama, anlayamadığım nokta böyle bir genellemeye varılabilecek neler yaşanmış olduğu. Buna benzer bir sürü genelleme yapabiliriz.

    Biz şu an burada işin psikolojik tarafından baktığımızdan, fiziksel ilişkiler yaşayan çiftleri gözden kaçırıyoruz. Benimde sadece ilişkileri fiziksel boyutta kalan, özel hayatlarından feragat etmeyip, çoğunluktan farklı bir ilişki kavramının içinde yaşayan tanıdıklarım, gördüklerim var. Bu insanların diğer ilişkilere nazaran daha rahat hareket ettiğini, daha mutlu ve özgüvenli olduğunu çok net söyleyebilirim. Ve bu bir genelleme olabilecek nitelikte. Tabi olay anlama ve anlaşabilme ise.. İş aşka geldiğinde bunu bu tür ilişkilerde çok göremiyorum.

    YanıtlaSil
  8. Ortak öze sahip olması gereken ilişkilerin daha başka bir boyutta yani neredeyse bütün olmaya varabilme yolunda ilişkiler olduğunu düşünüyorum. Bir bütün nasıldır? İki farklı parçadan oluşur ama bir araya geldiklerinde başka birşeydirler. Ama ayrı ayrı iken de başka birşeydirler. Peki onları bağlayan bir bütün olmalarını sağlayan nedir? Ortak özdür. Önemli olan bütünken o bütünün parçası olduğunun ama tek başınayken de tek başına olduğunun bilincinde olmaktır. Kendinden feragat etmemek adına yaşanan ilişkilerin gerçek anlamda bir ilişki olduğunu söyleyebilir miyiz? Bir bütünün iki yarısı olarak da kendinden feragat etmemek yine kendin olabilmek mümkün. Tek sahip olunması gereken bu bilinçte olan bir parça olabilmek.

    YanıtlaSil
  9. Hiç böle ilişkileri düzeyli&stabil kılma çabalarına gerek yok... Bi insan ya benle aynı olmalıdır, olamıyorsa ölmelidir.. bu kadar basit işte.. :D

    YanıtlaSil
  10. Senin çözüm yollarına önce şaşırıp sonra gülümsüyorum :) Ne diyeyim ben sana şimdi Artificial ha ne diyeyim :)) Bu arada senin harika öyküler yazacağını düşünüyorum. Böyle değişik bir biçimde çalışan zekanın kaleminden neler çıkar kimbilir? Öykü denedin mi hiç?

    YanıtlaSil
  11. :D .. ya ben kısa film'ciyim :D..böle dialoglar biçiminde fln daha productive olduğumu zanıyorum.hem biliyosun tarzımıza bu uygun.. hızlı hızlı..yaz-geç yaz-geç

    öyküyü deniyorum da olmuyo :).. yada çabuk yazamadığımdan olmuyormuş gibime de geliyor olabilir..hem betimlemeler yaparken kendimi duygusal bir şahsiyetmişim gibi hissediyorum, hoşuma gitmiyor bu mood :)

    1) olay örgüsünü tutturamıyorum hikayelerde.. paralel düşünemiyorum o kadar nedense.. hani 2 olay birbirinden bağımısız gelişir ama sonra kesişir ya, öyle birşey yazmak isterim ama beceremedim bi türlü henüz
    2) sen örnek bir hikaye yazarsan decode edip öğrenebilirim öykücülüğü belki. şimdi diicenki bana gelinceye kadar git sait faik fln oku.. onların stilleri bana ters.. insan sevgisi fln.. bozar beni :D :D

    YanıtlaSil
  12. Biliyor musun bence roman da öykü de bir kalıp falan yok... Yani insan yazarken de özgür değilse ölelim o zaman... Kalıplara kurallara takılan biri doğru dürüst okunacak bir şey yazabilir mi sence? Örnek sadece diyaloglardan oluşan bir öykü olamaz mı? Bal gibi olur. Kural yok. Haksız mıyım?

    YanıtlaSil
  13. hmm haklısın da.. demek istediğin şeyi yanlış kelimelerle anlatmışsın galiba ama ben anladım :) öykü/roman dediğimiz şey belli bir stilde yazılan metne verilen etiket değil mi? Serbest/stil-free yazılara "deneme" deniyor diye biliyorum. Ztn bloglarımızdaki yazılar hep deneme değil midir?

    Yada senin öykü/roman kavramınla, insanların beynellimel kabul ettiği öykü kavramı farklı da olabilir. Ben insanların öykü denilince akıllarına ilk gelen formatı oluşturamadığımdan dem vurduydum.

    Amannn.. her türlü yazı yazıdır işte.. o kadar kafam almaz benim :)

    Eğlenceli olsun biraz da bilgi versin, arada bir mesaj da göndersin audience'a yeter. :D

    YanıtlaSil