20 Nisan 2008

Sürekli geçmişe bakarsan...

Hep birşeylere geç kalmışımdır. Biri ile sözleşip onu bekletmek anlamında değil bu geç kalmalar. Kendi hayatımdan söz ediyorum. Ertelediklerimden.
Murathan Mungan röportajı da bunlardan biri. Geçen pazar Milliyet'in Pazar ekinde çıkmış röportaj, bir haftadır masamın üzerinde duruyordu. Nedense zıplayan beynim buna bir türlü fırsat bulamadı. Tam bir hafta sonra nihayet elime alma fırsatı bulabildim. İnsanlar, bu haftanın Milliyet Pazarına göz atarken ben onların çoktan unutmuş oldukları röportajı okuyordum.

Sayfada ilk dikkatimi çeken sol taraftaki başlık oldu. Şöyle diyordu Mungan: "Sürekli geçmişe dönüp bakarsan boynun tutulur." Elbetteki soyut anlamda söylüyordu ama bir yerlerde insanların hastalıklarının tamamen psikolojik kökenli olduğunu okuduğumu anımsayınca bunun pek de soyut olmayacağı gibi bir kanıya kapıldım.

Bu aralar çektiğim boyun ağrısının ve aklımdan geçenlerin bir karşılaştırmasını yapınca doğru olabileceğine dair hissim kuvvetlendi. Sürekli geçmişe dair birşeyler dolanıp duruyordu aklımda. Geçmişte olan olayların yeniden aklımın ekranında yansıması ve söylemek isteyip de söyleyemediklerim... Bu gibi şeyler.

Bazen geçmişe saplanıp kaldığımız doğru. İçinden çıkamadığımız sorunlar, çözülmeden kalmış düğümler, insanların bize neden öyle davrandıkları, bazı şeyleri hakedip etmediğimiz... Ve daha pek çok şey...

Geçmişe bakınca boynumuz tutuluyorsa geleceğe uzanan başımız ve sadece geleceğe bakan yüzümüz de biz de sorun yaratmaz mı? Öyleyse dimdik durmalı şu anın içinde yaşamalı. Boyun kendi doğasında kalmalı...

Ne diyordu o filmde: "Geçmiş yok, gelecek yok sadece şimdi var." Geçmiş bitti, gelecek meçhul ama "şimdi" elle tutulur bir biçimde var.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder