19 Nisan 2008

Yorulmayan göz istiyoruuuuz


Bir insan nasıl bir patates çuvalı kadar tembelken beyni bu kadar hiperaktif olabilir anlayamıyorum. Tanrı birini vermezken diğerini veriyor galiba.

Bir yere oturduğum zaman hele de bilgisayar başına beni oradan kaldırmak için deprem, yangın ya da buna benzer bir acil durum alarmı gerekir. Gel gör ki beynimi de bir yere sabitlemek mümkün değildir. Bu iyi mi? Hayır çok yorucu, bunaltıcı bir o kadar da kafa karıştırıcı.Kısaca berbat bir durum.Sersem sepet ortalıkta dolaşıyor olma nedenim de bu galiba?

Birşey okurken bir insan, kafasının içinde akan bir bilgisayar ekranı görür mü? O ekranda "okumam gerekenler" başlığı altında yüzlerce kitap, yazı, köşe yazarı, blog yazarı, dergi ya da "izlemem gerekenler" başlığı altında yüzlerce binlerce film görür mü? Ve tüm bu liste yüzünden hiç birşeyi okuyamaz hale gelip gün sonunda kafasında yazı kırıntıları ile yorgunluktan ölür mü?

Gözüme iki hançer saplanmış gibi öylece duruyorum. Bir sürü şeye bakmışım ve gözlerim dışarı çıkmak üzere. Sorun da burada bir sürü şeye bakmışım. Hız... İşte bu hız bizleri mahveden. Hiç birşeyi tam olarak görmeden, anlamadan geçip gitmek zorunda bırakan.

Dünya üzerinden binlerce bilgi akarken onlardan hangisi gerçekten değer diye taramak zorunda kalan beyin ve göz gün sonunda acıyla ama anlamsızlıklarla yüklü kalıveriyor.Aynı anda binlerce şey okumak binlerce şey izlemek istiyor ama minnacık insan bedeni için bu henüz mümkün değil.

Tüm bunlar yüzünden hiç yorulmayan bir beyne ve gözlere ihtiyacım var. Uyku ihtiyacımın 3 saatle giderilmesine ihtiyacım var. Mümkün mü? evet bazıları için mümkün. Kendime yeni bir düşünme biçimi, sistemi edinmeliyim tez elden. Ama nasıl?

Resim: http://blueslave.deviantart.com/art/the-eye-8362634

2 yorum:

  1. benim blogdan haberin olmasa... kopi peyst yapasım geldi..

    YanıtlaSil