23 Nisan 2008

Boş mu dolu mu? Ne bu?

Dolu taraf: Sinemadan çıkmış yürürken ve koyu bir sohbete dalmışken gökyüzünün yıldız denizi olduğunu farketmek, hiç beklemediğin bir anda uzatılan bir bardak demli çay, uzaklardan bir yerden gelen bebek kıkırdaması (ki muhtemelen babası ya da annesi ayaklarını gıdıklıyordur), Marvin Gaye'den "What's going on", penguen belgeselleri, çizgi filmler, birinin cemre düştüğü haberini vermesi, sabah uyandığında masmavi bir gökyüzü görmek, denizi her gördüğünde ilk kez görüyormuş gibi hissetmek, portakal çiçekleri kokusu, nergislerle dolu bir vazo, papağanlar, kedi fotoğrafları, bahçedeki kara kedinin şans getirdiğine inanmak ve kediye göz kırpmak sonra o kedinin şaşkın bakışına gülmek, yan komşunun balkonda söylediği türkü, sabahları kapının önüne çıktığında yüzüne çarpan serin hava, mucizelere inanmak, kızarmış ekmek kokusu, bal ve kaymağın nikah şahidi olmak, bebek bekleyen birinin heyecanla elini alıp karnına koyması ve bebeğin tekmesini duymak, öfkelendiğinde ya da umutsuz olduğunda Bob Marley'den "Get up, stand up, don't give up the fight"ı söylemek, kelimeler; umut, hayat, neşe ve daha bir çoğu, ucu sivri kurşunkalemler, dolmakalemin eline çıkan mürekkebinden şekiller uydurmak, kırmızı bir elma, çikolata kelimesi ile bile damağında çikolata tadı duymak, uyumadan yaseminli yeşil çay, sinemada kimseler görmeden ağlamak ve çıkışta akmış makyajının hesabını tutmamak, kitaplar kitaplar kitaplar, Kurt Vonnegut, Paul Auster'i akraban sanmak, sonbaharda sarı yaprakları süpürüp kahverengi toprak üzerinde kocaman bir yığın oluşturmak, çıplak ayakla toprağa basmak, anımsamak, birden küçük bir kız çocuğuna dönüşmek, bir defterin arasından babanın sen 8 yaşındayken sana yazdığı şiiri bulmak ve nedenini bir türlü anlayamadan ağlamak, ilkokul karneleri, okuldan her kaçtığın gün için içinde zerre kadar pişmanlık duymamak, yalnız kalabilmek, sessiz kalabilmek ve tüm bunlardan asla sıkılmamak, her zaman yapacak bir işinin olması, cümle kurmak, birinin kurduğu cümleden büyülenmek, telefonda birinin şarkı söylemesi, Birhan Keskin şiirleri, güvenilecek çok insanın olması, neyi umursayıp neyi umursamaman gerektiğini öğrenmiş olmak, iyi fıkra anlatan birinin çene kasların ağrıyıncaya kadar seni güldürmesi, küçük bir çocuktan hiç beklemediğin cümleler duymak, normalde öfkeden deliye döneceğin bir durumda sakin kalmayı becerebilmek...

Boş taraf:
Kendini övmekten başka birşey konuşmayan birini dinlemek zorunda kalmak, sabah uyanır uyanmaz konuşmak zorunda kalmak, odanın içinde uçuşan ve sessizliği bölen bir sineği asla ama asla bulamamak ve sineğin senden zeki olduğuna inanmak, gazetelerde felaket haberlerinden başka birşey bulamamak ama inatla tüm sayfaları taramaya devam etmek, anlamsız tartışmalara şahit olmak, birinin bağırması, o bağıran birinin sesini bastırmak için diğerinin daha çok bağırması, açık çekmece ve dolaplar, dağınık odayı toplamak zorunda kalmak ve bir türlü o odayı bir kaç dakika içinde nasıl dağıttığını anlayamamak, yalancılar ve yalanlar üzerinde kurulmuş bir hayatı gerçek sananlar, sürekli iyilik ve dürüstlükten söz edip söylediklerinin aksi bir hayat yaşayanlar, çok ve boş konuşanlar, kitap okumanın gereksiz olduğunu düşünmekle kalmayıp kitap okuyanlarla dalga geçenler, merakla alınmış bir kitabı bir türlü bitirememek ve yine reklamcıların oyununa geldiğini anlamak, şiddet içeren herşey, insanlara umut yerine karanlıklar yükleyen şarkı, şiir ve herşey, kötü yazılmış aşk şiirleri, sürekli halinden şikayet edenler, işine saygısı olmayanlar, işini onuru olarak görmeyenler, çok fazla uykuyla ziyan edilmiş günler, yarım kalmış herşey, rüzgarda başının ağrıması ve o baş ağrısından başka birşey düşünememek, mızmızlanmak ve kendi mızmızlığına sinir olmak, saçma sapan bir söz karşısında öfkelenmek ve öfkeni hala yenememiş olduğuna hayıflanmak, unutmak istediklerinin inatla beyninin en sağlam yerlerine kurulduğunu görmek, kafanın içinde sürekli birileriyle kavga etmek, gereksiz olayları çok büyütmek ve sonra buna pişman olmak, hala birşeylere şaşırıyor olmak... Hangi liste kabarık? Boş olan? Dolu olan? Hangisi? Saymadım, saymayacağım da... Bu listeler sonsuza uzatılabilir. Her ikisi de öyle. Dünyaya bakışımız belki de bu listelerdeki maddelerde çokluğunda ya da azlığında gizlidir. Ve belki kimin hangi tarafının ağır bastığı iyi veya kötü nasıl bir hayat yaşadığını anlatıyordur bu maddeler. Ya da hangilerini kolayca sıralayıp hangilerini düşüne düşüne yazdığımızla ilgilidir. Sahi sevdiğimiz şeyleri mi kolaylıkla bir çırpıda listeliyoruz yoksa sevmediklerimizi mi? Hangisini kolayca listeliyorsak beynimizin üstünde hemen görünür yerde o var galiba. Ya da bu o anki ruh halimizle mi ilgili? Keyifli bir anımızda yaptığımız listede sevdiklerimizi bir çırpıda sayarken öfkeli ya da kederli bir anımızda yaptığımız listede tam tersini mi yaparız? Belki de nötr bir zamanda yapılmalı bu liste. Objektiflik için. Ama insanın nötr hali var mı? Sahi var mı?

3 yorum:

  1. Efendim bizi ziyarete gelmişsiniz bizde size geldik kahveniz vardır inşallah sizinde blogunuz çok hoş
    tekrar bekleriz...bizde gelicez merak etmeyin

    YanıtlaSil
  2. var ben bizzat kendim şahidim.lakin hiç bir şey yapası gelmiyor o vakit insanın. uçmak istiyor sadece kaybolmak ya da.

    not: ya bi de şu kelime doğrulama olayını kaldırsak rahat rahat yorum yazsak.

    YanıtlaSil
  3. aman efenim kahvemiz var çayımız var ve her zaman başımızın üzerinden yeriniz var :) Sefalar getirdiniz :) Ziyaretinize sık sık geliriz inşallah :)

    YanıtlaSil