17 Nisan 2008

Keşke...


Depresyona girmenin en iyi tarafı yatağına yatıp bütün gün film izleme hakkını kendinde bulmandır. Kimse sana dokunmaz, kimse seni rahatsız etmez, birşey sorup kafanı şişirmez. Yatağına yatmış boş gözlerle ekrana bakan birinin yalnız bırakılması gerektiğini herkes içgüdüsel olarak bilir.


Bu ara depresyonda değilim ama depresyondayım numarası yapıyorum. Çünkü, işten çıkıp kendimi eve atmak, sessiz ve sakince Heroes bölümlerini ardı ardına izlemek beni tuhaf bir biçimde rahatlatıyor.


Yan etkileri yok mu? Var elbet. Çünkü, ilk bölümden itibaren olağanüstü güçlere sahip olan bu insanlardan biri olma hayalleri kuruyorum. Nasıl bir gücüm olsun isterdim? Bunun cevabı pek kolay değil. Aslında bir kaç değişik güce zaman zaman sahip olmak istemişimdir.

1- Görünmez olmak: Kimse sana ilişmeden her yeri gezip dolaş. Muhteşem.

2-İstediğin anda istediğin yerde olabilmek: Bu daha da güzel. Kim mesafelerin ortadan kalkmasını istemez ki? Paul Auster'in Brooklyn Çılgınlıkları'nı okurken fena halde Brooklyn'i merak etmiştim. Auster, bir sokaktan söz ederken ve ben o sokağı deli gibi merak ederken, gözlerimi kapayıp bir anda Brooklyn'de olmak fena olmazdı hani.

Sanırım şimdilik bu iki gücü istiyorum... Evet şimdilik...


2 yorum:

  1. Biri Heroes mi dedi ? Yeni bölümleri sabırsızlıkla bekliyorum. Depresyonunda keyfini çıkarmak gerek, iyi fikir.

    YanıtlaSil
  2. Ben hala izliyorum :) Eski sezon tabi :) Daha birinci sezon. Bugün 4 bölüm birden izledim.

    YanıtlaSil