28 Nisan 2008

Dolu dolu kim yaşar?


Ancak akşamüstü koltuğuma yığıldığımda farkına varabildim tüm olup bitenin. İnsan bazen tüm günü, farkında bile olamadığı bir gerginlik içinde sürdürüyor. Sonra, bir zaman geliyor tüm bu gereksiz telaşı yaşamanın, onu nasıl da yorduğunu, bir günü sanki on günün ağırlığında yaşadığını anlıyor. Ve o en can alıcı soruyu soruyor kendine: "Tüm bu telaş neden?"


Öyle ya; kızgın, aceleci ya da telaşlı olduğunda işler daha çabuk ilerlemiyor. Cevaplanmayan telefonlara sen telaşlısın diye kimse bakmıyor. Ya da yazdığın metinler acele ettiğin için duru ve hızlı bir akıcılıkta ilerlemiyor. Herşey tam aksi yönde gidiyor. Telaştan herşeyi birbirine karıştırıyorsun, işleri berbat ediyorsun, işler berbat oldukça daha da sinirleniyorsun, sinirlendikçe hak etmeyen insanların kalplerini kırıyorsun. Ve gün sonunda içinde yorgun ve usanmış biri ile yüz yüze kalıyorsun.O yorgun yüzlü sen, sana soruyor: "Tüm bu telaş sana ne kazandırdı?"


Biz insanlar acele ettiğimiz vakit daha çok şey yaşayıp, kısacık zamanlara daha çok şey sığdıracağımız yanılgısına sahibiz. Oysa bu doğru orantılı bir denklem değil. Usul ve sakin hareketler, huzurlu ve telaşsız ruhlar hayatın daha çok tadını çıkarıp hayatlarına daha çok şey sığdırıyorlar.


Şimdi durup düşünmek lazım; pembe çiçekler açmış bir şeftali ağacının altından aklında binbir sorunla geçen mi dolu yaşar, yoksa usul usul yürüyüp o çiçeklerin kokusunu ciğerlerine, rengini gözlerine dolduran mı? Hangisi gerçek anlamda yaşamıştır.


Hız çağında mı yaşıyoruz? Peki bu hıza kurban ettiğimiz nedir? Düşünmek lazım...


2 yorum:

  1. Evet,hızlı telaşlı yaşamak birşey kazandırmayabilir,hatta bazı şeyleride kaçırmamıza sebeb olabilir.Ama hayatımızın 1 ay sonra biteceğini bilerek yaşasaydık ne olurdu acaba?Ozaman kim beklerdi şeftali ağacının altında yada kimin umrunda olurdu temiz hava?

    Ama iki durumu birleştirerek yaşamak en güzeli gibi!Orta hızda ve doya doya.

    YanıtlaSil
  2. 3yıl bile yaşamaz

    YanıtlaSil