14 Nisan 2008

Hoşçakal barışın gelini...

Sevgili Giuseppina,

Sana bu satırları acı ve utançla yazıyorum. Utancım ülkem adına değil, insanlık adına. Hepimizi affet...


Barış, iyilik ve dünyanın daha yaşanabilir, güvenli bir yer olması umudunu kalplerimizde taşırken sen bunun için yollara düştün. Belki, dünyanın hala güvenilir bir yer olduğunu ya da insanların özlerinde iyi olduğunu kanıtlamaya çalışıyordun. Tüm o gezip dolaştığın yollar boyunca, ülkelerin sokaklarına, dağlarına, ormanlarına ve hepimizin başının üzerindeki gökyüzüne bakarken yüzünde, dudağının kıyısında umutlu bir gülümseme vardı. Ve yüreğinde insanlığa duyduğun inanç...


Dünyadaki kardeşlerimiz kendi kardeşlerine ihanet ediyorlar. Kardeşlerimiz kendi kardeşlerinin kanlarını ellerine bulaştırıyorlar. Kardeşlerimiz ellerini yüreklerinin üzerine koymuyorlar. Dünya böyle bir yer artık. Kim bilir belki eskiden beri böyleydi?


Şimdi, tam şu anda, dünyanın bu haline karşı çıkan çocuklar bağırmalı gökyüzüne. Şimdi tam bu an insanlar ellerini kalpleri üzerine koymalı ve kendi kalplerini dinlemeli. Ölenlerin, acı çekenlerin kendi kardeşleri olduğunu anlamalı ve içlerinin en derinde, kötülüğün dünyaya neler yaptığını görmeli.


Biliyorum, barış için yollara düşenler kötülük karşısında asla yenilmeyecekler. Yine yollara düşecek, yine içlerindekini haykıracaklar her adımda. Sen, Sevgili Giuseppina, sen o her adımda yaşayacak, onların bastığı toprağın altında gülümseyecek ve kalbindeki umudu muhafaza edeceksin.


Ve dünya bir gün daha yaşanılabilir bir yer olduğunda, iyilik, kötülük karşısında kocaman bir deve dönüştüğünde, kötülük gökyüzünde sis gibi dağıldığında, sen Giuseppina, o zaman dolaştığın tüm ülkelerin dağlarında, ağaçlarında, göğünde ve denizinde gülümseyeceksin. Barış adına ve iyilikle...

2 yorum:

  1. Cok üzgünüm Giuseppina..
    Baris için çiktigin yolun sonunun böylesine aci ve benim ülkemde olmasi üzüntümü utancimla karistiriyor.. Seni animsayacagiz.. Mekânin cennet olsun..

    YanıtlaSil
  2. Hala tüylerimi diken diken bir öykü onun öyküsü. Sanırım belleğimizde hep canımızı yakan bir diken gibi saklı kalacak...

    YanıtlaSil