17 Haziran 2009

YALANLAR VE DOĞRULAR

Masamın önünde pat diye biri belirdi. Sonra biri daha ve bir daha. Gözümü ekrandan ayırdım istemeye istemeye. Aklım hala okuduğum metinde gözüm bana bakan üç suratta, yarım ağız "hoşgeldiniz" dedim. Hoşgeldiniz dedim ve yalan söyledim. Gelmişlerdi fakat bu geliş hiç de hoş değildi. Çünkü gün boyu masa önünde beliren ve bana hiç ilgimi çekmeyen şeyler anlatıp duran, beni nefessiz bırakan suratlara hoşgeldiniz demek zorunda kalmıştım. Ki ne yazık ki bu hoşgeldinizler sadece bu güne mahsus değil günlere, haftalara hatta aylara yayılan bir durumdan sadece biriydi.Annem geldi aklıma. "Neden sürekli bizim odadalar?" dediğimde "sizi seviyorlar da onun için" demişti. O an hiç sevmesinler istedim. Çünkü karşındakinin yüzünü okuyamayan, kendi boş vakitlerini değerlendirmek için başkalarının vakitlerini çalan, bencilliklerinden ödün vermeyen, işininin olup olmamasını hiç ama hiç umursamayan ve onlarla ilgilenmediğin zaman küsen bu insanlar tarafından sevilmiyor olmanın aslında bir nevi özgürlük anlamına geldiğini düşündüm.

Bir tanesi uzun uzun küçük kızını anlattı. Defalarca dinlediğim hikayelere gülümsemek zorunda kaldım. Diğer ikisi ise yeni yaptırdıkları evden, aldıkları eşyalardan, hayatın çok pahalı olduğundan, o gün pazarın kurulup kurulmadığından, kirazların kurtlu olup olmadığından, karpuzun henüz mevsimi olmadığından başlayıp o akşamki dizilerden, ne yemek yapacaklarından, oğlanın okulundan, kızın haylazlığından, bilmem ne mağazasında çocuk kıyafetlerinin daha uygun fiyatlı olduğundan, yaz gelince çocukların günde kaç kez kıyafet değiştirdiğinden ve daha buna benzer pek çok şeyden söz edip durdular. Birşey içip içmek istemediklerini sordum. "Çay" dediler. Ayağa kalktım. "Neden telefonla söylemiyorsun çayları?" dediler. "Sizden çok sıkıldım biraz nefes almak istiyorum." demeyi beceremediğim için "çok oturdum, biraz ayaklarım açılsın" dedim ve ikinci yalanımı söyledim. Pek umursamadılar anlattıklarını büyük bir hevesle anlatmaya devam ettiler.

Koridora çıktım. Derin bir nefes aldım ve ağır ağır yürüdüm. Çayları söyledim ve "biri bana iş çıkarsa da bir yere gitmek zorunda kalsam" gibi kendimin bile inanamadığı garip bir dua ettim. Bütün bunları düşünürken kendi huysuzluğumdan hiç ama hiç utanmadım. Tekrar döndüm ve tüm o karpuzlu, kirazlı, dolaplı, elektrik süpürgeli, çoluklu çocuklu muhabbetin içine düştüm. Neyse ki koridor başımı çıkarıp nefes aldığım bir deniz yüzeyi gibiydi. Bu sonu gelmez muhabbetse denizin en derini. "Dayan" dedim kendime. "Biraz nefesini tut." Ve tuttum.

Gittiler. Ardlarında üç boş çay bardağı ve balona dönmüş bir kafa bıraktılar. Ben arkalarından bakarken bir tanesi dönüp "ne sıkıcısın, hiç konuşmuyorsun" dedi. Bu kez yalan söylemedim "çünkü hiç konuşmak istemiyor canım bu ara" dedim. "Bir daha gelmeyeceğiz" dediler. Bu kez daha da doğruyu söyledim: "Bence benden daha eğlenceli ve sizin konularınızla daha ilgili kişiler bulabilirsiniz" dedim ve alaylı alaylı güldüm. Onlar da güldüler ve şöyle dediler: "Ay sen çok komiksin ya." Ve balona dönmüş kafamda şaşkına dönmüş bir surata neden oldular.

Gün sonunda onlara iki yalan iki doğru söylemiş oldum. İki yalan iki doğruyu götürür mü?
Fotoğraf: Life

23 yorum:

  1. :))) Kedicim bu halden, yüzdeki ifadeden anlamayan insanlara ne desen bos:))
    Dogruyu söylersin inanmazlar, yalan söylersin, yalayip yutarlar:))
    Yok ben anlamadim da, anlamiycam da bu insanlari, bu kadar empatiden uzak mi bu insanlar yaaaa, hayret bir sey...
    Sevgilerimle

    YanıtlaSil
  2. Kedicim;
    İki doğru iki yalanını götürsün bence.Yalanlarının içeriğinde gönül kırmamak yatıyor çünkü."Ay sen çok komiksin ya" sözü de günün özeti olsun bari.Sevgilerimle.

    YanıtlaSil
  3. Böyle durumlarda üstüne bir de kötü olan sen olursun :S Kendi bencilliklerinin farkına hiç varmazlar. "Sessiz kalma hakkını kullanmak." diye birşey de yoktur sözlüklerinde.Herşeye bir yorumları vardır ve her sorularına bir cevap beklerler.
    Sevgili Kedi umarım o değerli vaktin hep sana kalır da biz de kaleminden eksik kalmayız :)

    YanıtlaSil
  4. Götürür vallhi kediciğim, insanın kafası almayınca allmmıyor bu tür bolukları, ancak önemli olan bir cesaretle bunu karşı tarafa belli edebilmek bence:)
    En güzelini yapmışsın sen de:).

    YanıtlaSil
  5. götürür tabi neden götürmesin ki? :) hem onlar yalan sayılmaz bile. bazen susmayı bilmeli insan. karşındaki bunu bilmeyince ufak hilelere başvurman gerekebiliyor böyle.

    YanıtlaSil
  6. Seni çok iyi anlıyorum.. :((

    YanıtlaSil
  7. öncelikle geçmiş olsun :) ben de sevmem hoş olmayan, hatta ziyadesiyle nahoş ziyaretlere evsahipliği-oda sahipliği yapmayı. en sonunda 3 günlük dünyada kendi dertlerim yetmez gibi bir de bunlarla mı canımı sıkayım fikrinden yola çıkarak, çevremde sevmediğim insanları barındırmamanın yollarını aramaya başladım. belki biraz kabalık oluyor ama, anlattıklarını dinlemeyerek, etrafa bakıp öfleyip püfleyerek ve hoşlarına gitmeyeceğini bildiğim şeylerden hain bir zevkle bahsederek çoğunu kaçırmayı başardım. eğer ofisteysem kafamı bilgisayara gömerek, oraya buraya telefonlar ederek sıkılıp kaçmalarını da sağlayabiliyorum :) nezaket de bir yere kadar, değil mi?
    bol şans, benim kadar kaba değilsen de(ki değilsin belli) tanrı'dan sabır dilerim sana :)

    YanıtlaSil
  8. Bazen bende karşımdakilere söylemek istediklerimin tam tersini söylemek zorunda kalıyorum. İki yalan iki doğruyu götürür mü bilmem ama böyle anlarda arkadaşların ayakları onları başka odaya götürseler herkes için daha hayırlı olacak galiba :)

    YanıtlaSil
  9. Bu insanlara doğruları söyleme konusunda daha cömert olmalısın. Aylardır senin bloğunu okuyorum ve aylardır bu tip insanlara "Gidin ve gelmeyin" demedin :) Hayat kimsenin kahrını çekecek kadar uzun değil be Kedi.

    YanıtlaSil
  10. BELGİN: biliyor musun nazik olmakla kendin olmak arasında kalıyorsun bazen. İnsanları incitmek istemiyorum kibarca belli ediyorum ama karşındaki insanlar eğer bunu görmezden geliyorlarsa yapacak birşey yok. Eğer onları kırarsam da vicdan azabı taşıyacağım bunu biliyorum. soru şu: kendinden fedakarlık edip katlanmalı mısın yoksa o an ne istiyorsan onun olmasını sağlayıp insanları incitmeli misin?

    SUFİ: gönül kırmıyorsun ama bazen katlanamaz oluyorsun Sufi'm. İnsan ilişkileri ne zor. Kendinden fedakarlık etmeden bu ilişkileri yürütmek ne zor.

    BAL'LİK AMİRİ: teşekkür ederim :)

    MMEELLTTEEMM: bu sanıyorum insanların karşıdakini anlamak yerine sadece kendilerine bakmalarından kendi isteklerini umursamalarından kaynaklanıyor.

    ÖZLEM:ama bazen belli etsen de görülmüyor ya da umursanmıyorsun.

    CİNAR: Haklısın.Ama insan yine de huzursuz oluyor gerçeği söylemediği için.

    VLADİMİR: Demek senin de başında var bunlardan :)

    GEVEZE BAYKUŞ: Ben de kafamı bilgisayara gömüyorum ama onlar bunu da pek umursamıyorlar :) dedim ya kendi can sıkıntılarını gidermekten başka birşeyi gözleri görmüyor :)

    OWL: Nazik davranmak zorunda kalmak ne berbat birşey değil mi? İnsan kendine ihanet etmiş gibi oluyor.

    LA SANTA ROJA: bu yolu denemediğimi mi sanıyorsun? ama onlar "kesin be kafamı şişirdiniz gidin odanıza" sözüne bile kahkahayla güldüler. Bu lafın olsa olsa espri olabileceğini gerçeğin bu kadar çıplak söylenmeyeceğini düşündüler galiba. Eh ne söylesem "ay sen çok komiksin yaaa" diyenlere ne denir? Eğer normal hayatında çok gülen ve çok şaka yapan biriysen ciddi söylediğin sözler bile şaka olarak değerlendiriliyor :( Gidin gelmeyinin daha kötüsünü de dedim ama inan bana hiç işlemedi :)

    YanıtlaSil
  11. Kedicim, galiba sana tek yol kaliyor, onlari kacirmak icin, sen de bundan sonra onlar geldiginde, onlara hic konusma firsati vermeden, noktasiz-virgülsüz durmadan konus, belki o zaman kacarlar:))
    Sevgilerimle

    YanıtlaSil
  12. sanırım bunu yapabilirim :) denemeye değer :)

    YanıtlaSil
  13. ben giderken söyleyememiştim, çayı da beğenmedim bu arada.:))

    YanıtlaSil
  14. Ama ben kahve söyleyeyim diye ısrar ettim di mi :D

    YanıtlaSil
  15. hatırlayamadım, biz o sırada çocukların kıyafetlerini konuşuyoduk sanırım.:)

    YanıtlaSil
  16. Yok yok siz kirazların kurtlu olup olmadığından yola çıkıp kiraz çekirdek ve saplarının hangi hastalığa iyi geleceğinden söz ediyor ve biriktirdiğiniz çekirdek sayılarını karşılaştırıyordunuz galiba :D

    YanıtlaSil
  17. Kedi kardeş
    iki yalan, dört yalana daha favetiye çıkartır vede iyi yapar, hoş yapar, güzel yapar...
    böylesi misafirlerim gelse; ben yalan torbamı yanımda taşımayı ihmal etmediğim için hiçde kafamı yormam...
    onlar senı dinlemeyorlar ki.. doğru söylesen bile kendi yalanlarını dinledikleri için saz geliyor sivrisineğe..:-))
    sevgiylekal
    vkemal

    YanıtlaSil
  18. E vallahi doğru, zaten beni dinlemiyorlar neden yalan söyledim ki?

    YanıtlaSil
  19. çok tatlı bir yan komşum var, çok iyi niyetli bir insan seviyorum onu fakaaattttt bir kötü huyu var: hiç önemsemediğim konulardan konuşuyor ve çoooooooooookkkkkk konuşuyor. Geçen eşimle yürüyüşe çıktığımızda bisikletle geziye çıkmıştı o da. Onu her gördüğümdeki his doldu hemen içime hay allah, yakalandım. nitekim gözüne kaçan sinekle başladı, sonunu hatırlamıyorum bile. Neyse yanından ayrılırken eşim: yav çok belli ediyorsun kadından sıkıldığını, biraz nazik olsan dedi. Ben de hay allah o kadar belli oluyor mu dedi. meğer ben habire hadi bay bay, hoşçakal falam diyormuşum ve yüz ifadem çok kötüymüş. inan o konuşurken boğulduğumu hissediyorum. Eğer yanından biran önce kaçmasam kendimi kurtarmak için onu boğabilirim:)

    YanıtlaSil
  20. Benim asıl anlamadığım biz yüz ifademizle sıkıntımızı bu kadar belli ederken onların neden hala ısrarla bize bunları anlatmaya çalıştığı. demek ki sadece dinleyici bulmak yetiyor bazılarına.

    YanıtlaSil
  21. sen bir haber gönder ben sana istemediğin insanları kaçırtacak güzel ayrıntıları tek tek söylerim..Dalga geçmiyorum ciddiyim...

    YanıtlaSil
  22. Ooo sağlam bir haber kaynağı yakaladın galiba :)

    YanıtlaSil