16 Haziran 2009

MARTI OLSAM

Yok yok yok. Sığmıyorum hiç bir yere. Karşısındaki kadının mavi gömleğine dalıp deniz hayali kuran birinden başka birşey beklemek mümkün mü zaten? Tepemde bir sürü serçe var. Elimde Livaneli'nin Son Ada'sı. İçinde ya da dışında ada lafı geçti mi tıpkı bir mıknatısın etki alanındaki toplu iğneye benziyorum. Tırnaklarımı kemiriyorum kitabı okurken. Herkes herkesi kıskanır da hangi sersem benim gibi o kitabın içindeki hayali adayı, oradaki küçük evleri, martıları, martıların geceleri verandada çıkardığı sesleri, o insanların giydikleri ütü istemeyen kıyafetleri, herhangi bir kurumla en ufak bir bağlantısı olmadan yaşamayı, kurallardan yoksun olmayı, o gölgeli yolda yürümeyi, koylarda yüzmeyi, kendi halinde geçen günleri kıskanır?

Ne yanlış bir zamanda ne yanlış bir kitap aldım elime. Ruh şapkasını burnuna indirip uzun bir yaz uykusuna dalmış ve karşı koyamadığı o rehavete kapılmışken bedeni böylesine sürükleyip durduğun bir zamanda okunacak ne kadar da yanlış bir kitap. Ama dediğim gibi onunla aramızdaki ilişki mıknatıs ve toplu iğne ilişkisi işte. O rafın önünde durup kitabın mavi kapağı üzerindeki "Son Ada" yazısını gördüğümde, onun çekimine kapıldığımda ve onu almadan çıkmanın mümkün olmadığını anladığımda bana bunu yapacağını inceden inceye sezdim aslında ama hangi toplu iğne mıknatısa karşı koyabilmiştir ki?

Satırlar ilerledikçe şu günlerde çalışmak ve diğer sorumluluklar akıl almaz işkenceye dönüştüler. Aklım o adanın sahilinde dolanıp dururken bu masa başında oturmak, soruları yanıtlamak, bir takım kağıtlara bir takım şeyler yazmak, imzalar, gönderiler, telefonlar ve diğer insan icadı tüm abuk sabuk işler iyiden iyiye katlanılmaz oldular. Oysa uyuşturmuştum aklı. Dünyanın böyle olduğuna dair ikna etmiş, başka hayatların mümkün olmadığını saçma sapan kanıtlarla anlatmıştım ona. Ama ya şimdi? O satırlardan sonra bir daha mümkün olacak mı onu ikna etmek? Olmayacak.
Elimde kapağına bakıp durduğum kitap, başımı kaldırdığımda o mavi gömlekli kadın... Bu kitap elimde bir vaat gibi durdukça, o gömlek rüzgarda tıpkı kaygısız bir deniz gibi dalgalandıkça nasıl ikna ederim kendimi bir daha olup olabilecek tek hayatın bu olduğuna? Nasıl?

21 yorum:

  1. Çok güzel yansımalar en azından bir kitap sonrası,ben de tam tersi bir nefret oluşmuştu kitabın sonunda.Çünkü benden başka böyle bir yerin olması ve o insanların benden daha güzel yaşamaları...Kitabı bir kere kıskandım yeri geldi ama hemen kendime gelmeye çalıştım.Daha düne kadar bir derdim yoktu ama şimdi çok düşünceleyim.Sanırım biraz büyümek böyle bir şey oluyor.Sokakta gördüğüm küçük çocukları hiç kıskanmazdım şimdi onları bile kıskanır oldum dertleri tasaları yok diye:)Ama bence herkes kendi adasından yaşar.Bu asla değişmez:)
    Sevgiyle kalın:)
    Ayrıca yazılarınız tam benlik üstüne bir de kaymaklı dondurma,takiptesiniz:)

    YanıtlaSil
  2. sen böyle güzel yazarken nasıl okumamki seni nasıl:)

    YanıtlaSil
  3. bosver, yarin kimseye vadedilmemistir diyenlerin ogutune kulak ver..hersey kedide ve kediyi vareden zamanda gizli, kedi kal..martilasma sakin, mavi denizlerin kopuklerine bel baglama...

    YanıtlaSil
  4. Gerçekten de büyük çelişki kediciğim:)ama senin çelişkilerini okumak bile güzel:)

    YanıtlaSil
  5. Ahh kedicim, demekki hayal ürünü kahramanlari, adalari, yerleri kiskanan sadece ben degilmisim:)))

    Aldatma aklini, al bir kac gün izin, git gir mavi denizin icine:))

    Ellerine, yüregine saglik:))

    YanıtlaSil
  6. ne kadar güzel anlatmışsınız, aklımdayken uçup giden son ada şimdi yeniden okuma listeme girecek. teşekkürler, bu arada, yalnız değilsiniz :)

    YanıtlaSil
  7. BEYAZ ÇİKLET: O nefreti ve öfkeyi sayfalar ilerledikçe ben de duyuyorum inan bana. Adanın nasıl kana bulandığını, bir cennetin nasıl cehenneme dönüştürüldüğünü gördükçe o öfkeyi duymamak mümkün mü?

    GUGUK KUŞU: Çok teşekkür ederim :)

    VOLKAN: Neye bel bağlasam bilemez haldeyim Volkan şu ara. Aklımda hep kaçıp gitme fikri ada fikri... Bir kedi adada yaşayabilir mi ki?

    ÖZLEM: Çok teşekkür ederim :)

    BELGİN: Bu kitabı okudun mu bilmiyorum Belgin'ciğim ama seveceğini düşünüyorum. İnan bana özellikle ilk sayfalarda deli gibi orada olmak isteyeceksin. Daha sonrası için garanti veremem :)

    GEVEZE BAYKUŞ: Çok teşekkür ederim. Hayalleri ada üzerine olan bir daha ha? Hep kaçıp gitme fikri yüzünden bunlar biliyor musun? Boğuldukça sıkıldıkça hayattan aklımızın denizinde o ada beliriveriyor.

    YanıtlaSil
  8. Ama zaten hayat sadece yaşadığımız değil ki hiçbir zaman. Benim aklımın bir köşesinde hep kaçma fikri vardır, acaba burdan sıkılsam nereye kaçabilirim fikri, çünkü gerçekten mekan değiştirmekte ferahlık var ,pek çok açıdan. Hayallerimi de hiç küçük tutmuyorum, belki yere basmayan düşlerim var ama hayatta bir şeye çok inanıyorum çok isteyerek hayal edersem ,kendimi hayal ettiğim şeyin peşinde buluyorum ve ona yaklaşıyorum. Belki senle bir yaz gününde karpuzlarımızı kesip deniz kıyısında sohbet ederiz. Bak bu da bir hayal ve gerçek olabilme ihtimali var:)

    YanıtlaSil
  9. Kedi, birazcık dünya dursa, herkes sussa kendimizle oturup konuşsak uzun uzun sohbet etsek ne güzel olurdu demi?... Artık böyle birşeyin ütopya olduğunu düşünmeye başlar oldum ..

    YanıtlaSil
  10. Kedicim, bulursam icinden cikamiycam kesin:))

    YanıtlaSil
  11. ben de bi cirpida okudum o kitabi, gercek olsa oyle bi ada diye icimden sayikladim. cok guzel yazmissiniz, bundan daha guzel anlatilmazdi herhalde.

    YanıtlaSil
  12. Sevgili kedi,
    ayi birakip dunyaya atlamissin fayda etmemis... simdide ada mada ariyorsun martilar gibi..nereye gidersen git, kendini gotureceksin.. sirtina yukledigin kamburumsu tasalari terketmenin yontemi, kendine geri don, bak neler bulacaksin kedinin ucuncu gozuyle ucuncu kat icerilerde...kitabi mitabi da birak, yeter okudugun... biraz da kendi icini oku neler bulacaksin...
    sevgiylekal

    YanıtlaSil
  13. "Herkes herkesi kıskanır da hangi sersem benim gibi o kitabın içindeki hayali adayı, oradaki küçük evleri, martıları, martıların geceleri verandada çıkardığı sesleri, o insanların giydikleri ütü istemeyen kıyafetleri, herhangi bir kurumla en ufak bir bağlantısı olmadan yaşamayı, kurallardan yoksun olmayı, o gölgeli yolda yürümeyi, koylarda yüzmeyi, kendi halinde geçen günleri kıskanır? "

    cevap veriyorum : Ben :)

    YanıtlaSil
  14. MUTFAKTAKİ DELİ:İnan bana o hayallerin peşine düşen deli aklı özlüyorum. İnsan yorulunca ya da bıkınca diyelim hayallerin peşine düşemeyecek kadar yorgun bacakları oluyor. bir an önce bu bezgin aklı onarmalı.

    MMEELLTTEEMM: Çoğu zaman herşey üzerimize yağıyor ve yine çoğu zaman tüm bu sağnak altında kendimizi unutup gidiyoruz. Kimse susmayacak hiç birşey durmayacak sanırım bu gürültü içide onu duymamayı öğrenmemiz lazım.

    BELGİN: :)

    GÖRKEM: Çok teşekkür ederim :)

    VOLKAN: derdim de bu: nereye gidersem gideyim kendimi de götürüyorum. İnsan kaçtığı şeyi yani kendini tıpkı bir çanta gibi sürekli yanında taşıyor. Mekanlarda değil sorun. sorun kendi içimizde. Orayı düzeltmeden hiç bir mekanda ferahlık yok. Kendime dönüp bakmak. Evet ama bakmam ilgilenmem gereken öyle çok şey var ki ben arada kaynayıp gidiyorum. Zaten beni yoran da tüm bu sorumluluklar. Ama hayat... Başetmeyi öğrenmeli artık. Güçlnedirmeli temeli. Daha dayanıklı hale getirmeli.

    YanıtlaSil
  15. JOURNEY TO ORIENT: Biliyordum :)seninle ruhumuzda gezinip duran o ikiz tozdan var. O yüzden hiçbir yere sığamayışımız. O yüzden böyle yeryüzü huzursuzu oluşumuz...

    YanıtlaSil
  16. Çok güzel bir yazı olmuş gerçekten ellerinize sağlık. Bende "Son Ada"yı okuduğumda kıskanmadım değil. Başları çok güzel iken sonlara daha kötüye giden bir ada. Bu arada okuduğunuz kitapları da blogunuzda gosterir misiniz? Ben cok merak ediyorum mesela sizin okuduklarınızı. Teşekkürler...

    YanıtlaSil
  17. Kitap ilerledikçe benim sinirim bozulmadı değil. Öyle öfke duyuyorum ki bazı yerlerde kitabın içine dalıp Başkana bağırıp çağırasım geliyor :)
    Kitapları blogumda göstereyim fakat benim öyle garip bir okuma biçimim var ki şunu okuyorum şu an diyemiyorum :) sıçrayarak okuyanlardanım ben. Bir kitabın ortasında bir kelimenin çağrışımıyla başka bir kitaba başlayabilirim mesela. sonra o kitabı bitirmeden 3-5 ay erteleyebilirim :) Şu an ciddi bir istikrarla son ada'yı okuyorum ama :)

    YanıtlaSil
  18. kendime not : Livaneli'nin Son Ada'sını tatile giderken yanında götür ve orada oku :))
    bu yazınla aklıma Buket Uzuner'in Balık İzlerinin Sesleri gelmedi değil. Sevgiler.

    YanıtlaSil
  19. Güzel kitap ama biraz sinirlenmeyi göze almalısın :) Hele o Başkan yok mu o Başkan...

    YanıtlaSil
  20. belki de kendini başka hayatların varlığına ikna edip bu saçmasapan şeylerin içinden çıkman gerek... çıkmamız gerek...

    YanıtlaSil
  21. Belki değil, kesinlikle bu saçmalıkların içinden çıkmamız gerek.

    YanıtlaSil