06 Haziran 2009

İNANÇ

Bahçenin tam ortasında duruyoruz. Her yan papatya. Gördüğüm en güzel köylerden birinde, tam tepeye kurulmuş bu evde ne kadar mutlu olunabileceğini düşünüyorum. Evin sahibi kadına da söylüyorum bunu. Kadın: "Gızım zor zor burda yaşamak. İki gün dayanaman sen." diyor. Muhtemelen haklı. Dimdik duran bir kadın bu. Ellili yaşlarının başında ama dimdik duran bir kadın. Hızlı hızlı yürüyor.Öyle hızlı ve çevik ki insan ona bakarken başı dönüyor. "Sen burda dur da ben şu ineklere su verip geleyim." diyor. Onu uzaktan izliyorum. Sabahın köründe uyandığı ve gecenin geç saatlerine kadar çalıştığı günleri olmalı. Ve söylediğinde çok daha zor bir hayatı...

Tam dört tane inek var. Bir köpek ve bir de kedi. Sayamadığım kadar çok tavuk. Gelişigüzel dikilmiş zeytin ağaçları ve güller var bir de. Yeniden yanıma dönüyor. Papatyalara bakıp "ne güzeller" diyorum. İnekler yiyormuş papatyaları. "sütleri burcu burcu kokar papatya yedikleri için" diyor. "Aslında" diyorum "papatyaları kurutup çay yapıyorlar. Gece uyumadan önce bir fincan içersen rahat huzurlu uyursun. Ben de kışın hep içtim." Kadın şaşırıyor. "Ben" diyor "hiç rahat uyuyamıyom. " Başlıyor geçen gün gelen kadını anlatmaya. "Garı geldi. Deyze dedi şu papatyaları alayım mı dedi. Gız al nolacak dedim. Heee bir sürü var zatı. Alsın nolcak. Allah'ın verdiğini guldan mı sakınacam de mi gızım? Poşetlere doldurdu aha şu yamaçtakinin hepini yoldu götürdü. Demek ki o garı da ondan toplamış." Sonra papatyalara bakıp bir süre susuyor. "Gız essahtan iyi gelir mi? Rahat uyur mu insan içince?" Gülümsüyorum. "Ben geçen yıl hep içtim." diyorum "rahat rahat uyudum." Sonra düşünüyorum. Belki de ben buna inandığım için öyle uyumuşumdur. Varsın o da inansın içsin ve rahat uyusun. Hem ona bir zararı olmaz ardı ötesi bitki çayı değil mi? "Ama" diyorum "çok fazla içme. Küçük bir fincan yeter. Bitki çaylarını çok içmek zarar verirmiş." Başını sallıyor. "Gızım" diyor "fincanınan içmesem de çay bardağıynan içsem olmaz mı?" "Olur olur" diyorum "ben sadece miktarı anlatmak için fincan dedim." Seviniyor. "Ben bunların hepini toplar guruturum şindik" diyor. "Rahat rahat uyurum. Gızım gurban olurum sağolsasın." "Sen sağol" diyorum.

Bu kez bahçede eşinen tavukları kovalamak için yanımdan uzaklaşıyor. Aklıma babaannem geliyor. Erkek kardeşimle birlikte baş ağrısı ilacı olarak ona verdiğimiz kırmızı bonibondan sonra "o ilaçtan alın bana başka ilaç istemem. Bir tek o kesiyor ağrılarımı" diye tutturmuştu. Bir ilaç kutusunun içine bonibonların kırmızılarını seçip doldurmuştuk. O zaman anlamıştım inancın insan vücudunun tek ilacı olduğunu.

O papatya çayı konusunda onu yeterince inandırabilmişsem eğer artık rahat uykuları olacaktı. İçten içe sevindim. Bitkilerin çok fazla tüketilmediği takdirde insana zarar vermeyeceğini biliyordum bilmesine ya yine de biraz araştırma yaptım ve o kadına verdiğim bilginin yanlış olmadığını görünce rahat etti içim. Papatya hakkında şu söyleniyordu: " Papatya çayı, sizi yatağa huzurlu bir şekilde yatıracak bir çay. Sakinleştirici özelliği sayesinde papatya çayı, kaygılı ve sinirli bir bünyenin en iyi panzehiridir."

Fotoğraf: Bilim ve Sağlık

12 yorum:

  1. Çok güzel bir yazı herşeyiyle. Bonibon hikayesine bayıldım:))))

    Yalnız ben papatya çayını fincanınan içmesem de çay bardağıynan içsem olmaz mı?" hihihhiiiiii:)))

    YanıtlaSil
  2. İnanç her koşulda önemli kediciğim.
    Dilerim etkisi olmuştur o teyzeye. Babaannenin bonibonlarına bayıldımn bu arada:)))

    YanıtlaSil
  3. Tek solukta okudum.
    Yüreğinize sağlık.
    Kırmızı bonibon tadında günler ^_^

    YanıtlaSil
  4. kıyamam ben teyzeme :)) birşeylere inanmak kadar güzel birşey yoktur hayatta.Teşekkürler kedi bu gerçeği bir kez ispatladığın için :)

    YanıtlaSil
  5. İnanç;İnsan vücudunun en önemli ilacı gerçekten.İsa bile " sizi sizin inancınız kurtaracak" demiyormuydu?
    Şüpheyi belleğimize soktuğumuz anda olması muhtemel güzelliklerin nasıl da bulut arkasına gizlendiğine her zaman şahit olmuşuzdur.Beden zihin ruhla inanmak nasip olsun hepimize inşaallah, sevgilerimle.

    YanıtlaSil
  6. "Dusunuyorsam varim" demis bir dusunur; digeri "Yasamak isyandir; huzur isyandadir" demis...
    insanin yarattigi, insanlari yonetmek uzere arac olarak kullandigi dine inanmanin ne zarari olabilir ki? Ne faydasi olmussa...
    Ben, nane ruhuna inanirim, papatya ile kaynatilip icilince sakinlestirir; serinletir insani... Insanin "ruhuna" inanmam... inanana da aldiris etmem, onun meselesi sayarim..ruh olsaydi o da nane gibi elbette icilirdi... belki romatizmalarina iyi gelirdi annemin...papatyayi, salgiladigi gorsel ve tadimlik guzelligini tarif ederim; ama ruhu, nasil tarif edebilirim..
    ben ruhsuz biriyim..!
    Ruh cagiranlara bir ruh ismarlasam nasil olur aceba..?
    ben en iyisi su kis gecesinde bir papatya/ihlamur/limon kabugu kaynatip iceyim.. belki, ruyamda ruhani dedemi gorur ona sorarim...
    papatya ister misin?
    yoksa kirmizi lahana tursusu mu?
    ruhu sad olsun..!
    Vkemal

    YanıtlaSil
  7. MUTFAKTAKİ DELİ: Olur olur :)

    ÖZLEM: Ben insanın inanarak vücudunda pek çok şeyi değiştireceğini, hastalıkları iyileştireceğini, ağrılarını dindireceğini düşünüyorum. İnsan çok güçlü bir varlık.

    MAKYAJ GÜNLÜĞÜ: Çok teşekkür ederim :)

    MMEELLTTEEMM: Ben teşekkür ederim :)

    SUFİ: İnanç insanda bütünlük sağlıyor. Belki de bizi iyileştiren de bu bütünlük zaten.

    VOLKAN: Ben dini bir inançtan söz etmiyorum bu yazıda. Söz konusu ettiğim inanç iyi olacağına dair bir inanç. Kendine inanarak vücuduna komut vermek diyelim biz buna. Mesela babaannemin durumu. Babaannem kırmızı bonibonların ağrısını keseceğine inanıyordu. Ve haklı çıktı. Oysa fiziksel bir etki yaratamazdı o çikolatalar. Onun ağrısını dindiren inançtı. İnsan kendi vücuduna hükmedebilir. Fakat bunun yolunu bilmediği için somut birşeylerden medet umar. İşte o somutluk ilaçlar, bitki çayları ve buna benzer şeyler olmak zorunda. Çünkü gözle görülür elle tutulur birşeylere ihtiyacımız var. Doğamız böyle :)

    YanıtlaSil
  8. Kedi kardesim,
    Sufi kardesimin yazisinin altina yanit olarak dusunmustum..."inanc" la ilgili yazimi...

    siz yanitladiniz..Sufi arkadasim soyle diyordu yazisinda:

    "Şüpheyi belleğimize soktuğumuz anda olması muhtemel güzelliklerin nasıl da bulut arkasına gizlendiğine her zaman şahit olmuşuzdur.Beden zihin ruhla inanmak nasip olsun hepimize inşaallah,"

    Suphe, hele bilimsel olursa, insanin iyiden/guzelden ve dogrudan yana ilerlemesinin/tarihin tekerleginin dondurulmesinin biricik temel araci olabilir... Suphe etmeyen, sorgulamayan insan, tabularla cevrili bir cendereye mahkum olmaz mi? Ben "inanca" bu acidan karsiyim... oldugu gibi/yazildigi gibi kabullenmeyi gerektiriyor; ki bana gore degil bu yontem...
    Sufi, "inanc" konusunda iyi niyetli dusuncelerini sergilemis olabilir...ama " hepimize nasip olsun" dilegine nasil katilabilirim..?

    Ben, olur olmaz herseye "supheyle" bakilmasindan da yana degilim... Paranoyaya goturen boylesi bir yaklasim sadece "devlete" mahsus " ceberrut" bir yontemdir ki, 1980 12 Eylul sonrasi yuzbinlerce kisi "sorgulanmis" tutuklanmis, iskenceden gecirilmistir...

    Kisiller arasindaki iliskide, sevgi ve guven ortami "suphenin" panzehiri olabilir..

    dostlukla
    Vkemal

    YanıtlaSil
  9. bize okurken söyledikleri bir şey hala aklımda : tedavinin % 80 i psikolojik, % 20 si ilaçtandır. bence de çok doğru. ellerine sağlık Kedi :)

    YanıtlaSil
  10. Çok güzel. Okurken büyük keyif aldım. Kır insanının saflığı...

    Benim de babannem aklıma geldi. Benim babanneme de birisi söylemiş mıknatıslı bir şey var dizlere takınca iyi geliyor diye. O da televizyonda reklamını görmüş 120 lira verip almış. O mıknatıslı şeylerle dolaşıyor bütün gün :) Nasıl farketti mi diye soruyorum: "acık iyi esgisine göre" diyor.

    YanıtlaSil
  11. Babaanne ve anneannelere bayılıyorum. Onlardaki iyileştirici saf inanca da öyle...

    YanıtlaSil