31 Ağustos 2008

LENS MESELESİ

Karşıda harfler var. "Bu ne, şu ne, bunu görüyor musun, şunu okuyabiliyor musun?" diye sorup duruyor. Ben de yarısını görüp yarısını görmediğim harfleri sıralayıp duruyorum bıkkınlıkla. "Bitse de gitsek" der gibi oturuduğum koltuktan düşmek üzere olduğumu farkedip toparlanıyorum. Bu doktor neden gülümseyip duruyor?

Harfleri söylüyorum: "A değil mi o? E evet evet kesinlikle E. Bunu okudum. T olabilir mi? p herhalde ama belki de değildir." Doktor gözümde farklı gözlük camları deniyor. "Bununla okuyabiliyor musun? Şununla net görebiliyor musun? Bu mu iyi az önceki mi iyiydi?" Ona cevap verip duruyorum. "Galiba bu iyi ama emin değilim, az önceki mi netti acaba? " Doktor "evet" ya da "hayır" deyin" diyor. "Neden kafan mı karışıyor?" diyesim geliyor ama sırıtmakla yetiniyorum. Birazdan yine sormaya başlıyor. Ben kendimi tutamayıp evetler ve hayırlar yerine yine uzun uzun karmakarışık cevaplar veriyorum. Beni yeniden uyarıyor "evet ya da hayır deyin lütfen" "Denerim" diyorum. "Lütfen" diyor yeniden.

"Hımmm..." diyor gözümün içine bakarken. Ona şöyle demek istiyorum: "Bana hımmm deme doktor ben hımmm'layan doktorlardan çok korkarım." Ama demiyorum. Gülümsüyor nazikçe. Yukarı kalkmış kaşlarımı indiriyorum. "Eveeeeet..." diyor bu kez de. Ben de sabırsızlıkla "evet?" diye soruyorum. "Miyop ve astigmatsız." Biz mi? "Yaşasın miyop ve astigmat kardeşliği" diye bağırmam gereken sahne bu muydu? Bu doktorlar neden böyle konuşurlar ki? Hastasının hastalığını kendine mal edip "ciğerlerimizi üşütmüşüz, böbreğimizde taş var, miyopuz, bademciklerimizin alınması gerekiyor..." falan gibi... Bu bir çeşit empati mi?

"Lens kullanmak istiyorum" diyorum. Yüzünde "seniiii seniii" dermiş gibi bir ifade beliriyor. "Renkli herhalde" diye gülümsüyor. "Elbette değil" diyorum "bence renkli lens ölü balık gözü gibi görünüyor." Başını sallıyor. "Neden o halde?" diye soruyor "çünkü gözlük kullanamıyorum" diyorum. Yine bir "hımmmm" geliyor. "Hı hı" diyorum ben de. Böyle garip bir dilde konuşmayı sürdürüyoruz. "Lens için göz yuvarlağının uygun olması gerektiğini söylediler" diyorum "Evet" diyor "bir kontrol edelim" deyip kaleme benzer bir şeyi önce gözümün altına sonra göz kapağıma batırıyor. "Evet evet uygun" diyor. Ama ben lens için uygun muyum? Bunu o an için elbette bilemiyorum...

*****
Lensler iki gün sonra geliyor. Hemen denemek için hazırlıklara başlıyorum. Tırnaklar çoktan kesildi zaten. İnternetten lensin nasıl takıldığını anlatan fotoğraflara bakıldı ve eller antibakteriyel sabunla defalarca sabunlandı. Kulağımda gözlükçünün lafları çınlayıp duruyor: "Hanımefendi sakın sağ ve sol olanı karıştırmayın" "Aman efendim solüsyonu ihmal etmeyin."

Evet sağ göz. "Pek zor olmasa gerek "diye geçiyor aklımdan. Ne aptallık... Uğraşıyor da uğraşıyorum. Onbeş dakika geçiyor lens hala elimde, yarım saat sonra durum aynı ve sonunda kırkbeş dakika sonra gözümde yaşlarla sağ lensi takmış bulunuyorum.Deli olmamak işten değil. Şimdi bir kırkbeş dakika da sol göz için mi uğraşacağım? Neyse ki insanların sadece iki gözü var. Ya sekiz on tane olsaydı. Biri miyop biri astigmat biri hipermetrop biri başka birşey olan bir sürü göz. O zaman gözlükçü yine "Aman hanımefendi lensleri karıştırmayın" cümlesinin sonuna şu cümleyi eklerdi herhalde "öyle diyorum ama sekiz gözle bu biraz imkansız hoho hohhohohoooo"

"Evet, cesur ol başarabilirsin" diyorum sol lensi elime aldığımda. kırkbeş dakikalık maratonu başlatıyorum. Bu kez yarım saatte bitiriyorum işi. Allah'ım ne kadar da hızlıyım. Kendimle gurur mu duymalıyım? Tepem atıyor iyice. Lens takma işi için bir saat onbeş dakika harcadığımı düşünüp sabah için plan yapmaya koyuluyorum. Kaçta uyanıyorum: 7:15. kaç dakikada hazırlanıyorum: yarım saat. Lensleri takmam ne kadar sürüyor: bir saat onbeş dakika. Buna göre bir hesap yaparsak saat 6'da uyanmam gerekiyor. Bir saat onbeş dakika lens takmak yarım saat hazırlanmak ve tam vaktinde işte olmak. Aman Tanrım dünyayı net görebilmek için katlandıklarıma bak. Aptal olmalıyım...Hayır aptal değilim. Miyop astigmatım sadece.

Ertesi gün elbette işe geç kalıyorum. Müdürüm "Küçük hanım hoşgeldiniz sefalar getirdiniz. Siz zahmet buyurmasaydınız, biz evinize getirirdik yapılacak işlerinizi" diyerek gülüyor. Kızarmış gözlerime bakınca kendini kötü hissedip densiz bir şaka yaptığını düşünüyor. "Birşey mi oldu?" diye soruyor endişeyle. "Yok birşey" diyorum tüm huysuzluğumla. Lensler tepemi attırmış zaten. Aklımda her sabah bununla uğraşıp uğraşamayacağım, bir süre sonra bu aptal lensleri kısa sürede takmayı öğrenip öğrenemeyeceğim var. "Kızım söylesene bir şey mi oldu?" diyor. "Lens" diyorum. Şaşkınca bakıyor. "Lensler yüzünden geç kaldım." Suratıma eğiliyor "Hani göremedim gözünde" diyor.Ona böyle sersem bir bahane sunduğumu düşünüyor olamaz değil mi? Yani onun gözünde bulup bulabileceği bahane bu olan bir aptal imajım yoktur değil mi? Hey büyük Allah'ım... "Yok yok göremezsiniz saydam bu." diyorum. "Renkli alsaydın ya" diyor. Töbe Yarabbim töbee.

Yukarıdaki mavi gözlerden ders almaya çıkıyorum. İkisi de donuk mavi bakıyorlar suratıma. "Ahahahah çok basit hayatım" diyor lens konusunda deneyimli olan. Diğeri de "ben de ilk taktığımda çok zorlanmıştım" diyor. Bilmiş ablalar ders verme konusunda pek bir istekliler. Biri gözünün kapağını tutuyor, işaret parmağında olmayan lensi gözüne yerleştirir gibi yapıyor. "İşte bu kadar basit" diyor. Yahu ben neden bu kadar uğraştım o zaman? Tamam diyorum arkamdan sesleniyorlar: "Keşke renkli alsaydın."

Neden herkes bunu söyleyip duruyor: "Keşke renkli alsaydın." Hayır efendim ben renkli lens takmam. Öyle donuk donuk bakmak istemiyorum. Üstelik hiç doğal değil. Kendi göz rengimizin nesi var ki? Siyah, kahverengi. Nesi var da illa yeşil ya da mavi gözlere sahip olmak istiyoruz? Hem bir insan gözleri sapasağlamken gözlerine sırf değişik ya da kendi çapında güzel görünmek için neden lens takar? Bunu hiç anlayamıyorum.

Aradan bir hafta geçiyor. Lens takma sürem değişiyor. Bazen bir dakikada bazen onbeş dakikada bazen de yarım saatte. Artık uzaktan gelen insanların yüzlerini görebiliyorum. Bu duyguyu unutmuştum. Bir bana uzaktan selam verdiğinde selamına karşılık verebiliyorum ve göremediğim ve dolayısıyla selam veremediğim için insanların arkamdan "pis soğuk nevale" demesinden de kurtulmuş bulunuyorum. Bir de şu süreyi azaltırsam herşey daha da güzel olacak ya neyse...

Lens aile meselesi haline geliyor. Beni gören herkes: "Eeee kaç dakika?" diye soruyor. Hepsine gününe göre yanıtlar veriyorum hepsi olaya değişik bir yaklaşım getiriyor. Kimi gözlük kullanmamı tavsiye ediyor kimi bilgisayara bu kadar çok bakmamamı kimi ise gözümde lensi hissedip hissetmediğimi. Son noktayı ise Anneannem koyuyor: "Sana dedim ben salak kızım o kadar okuma diye. Bak işte o kadar okumasan şimdi bununla uğraşmak zorunda kalmayacaktın."

Fotoğraf: http://www.ntvmsnbc.com/news/277402.jpg

20 yorum:

  1. aramıza hoşgeldin mi demek lazım, geçmiş olsun mu bilemedim...:)
    ilk zamanlarda çıkartmak için dakikalarca uğraşırdım, korneam elinde kalacak diye ödüm kopardı. ama alıştık tabi bir süre sonra...
    nedense son zamanlarda lenslerle rahat edememeye başladım tekrar gözlüğe dönmek büyük bir kabus artık...

    YanıtlaSil
  2. Hoşgeldin daha iyi galiba :) Ben de ilk zaman çok zorlandım çıkarmak için. Ama şimdi çok çabuk çıkarabiliyorum da takmak ilk zamanlardaki kadar olmasa da biraz zaman alıyor. Üst göz kapağımı bantlasam ve gözümü kırpıp durmasam kolay olacak ya onu da yapamam :))

    YanıtlaSil
  3. ah be keşke renkli alsaydın.. böle maviş maviş... ne ten rengine gider ne saç, ne kaş... insanın en güzel/dengeli hali doğuştan gelen halidir cidden.

    ben takacaksam kahve yada siyah almam gerekli herhalde.. olay normal göz renginden başka bir renk kullanmak ya :)

    YanıtlaSil
  4. Maviş gözlü Articiğim lens taksan inan bana kimse sana "keşke renkli alsaydın" demez :))Herkes çılgınca bir mavi göz sevdasında her nedense :) Ben de sana katılıyor ve insanların doğal halinin en güzel halleri olduğunu düşünüyorum.

    YanıtlaSil
  5. Şimdi bir yorumda ben yapıp sinirini zıplatmak istemem ama lensle uğraşacağına gözlük kullanmak daha kolay olurdu sanki..Tamam bazı zorlukları var gözlüğün ama lensi -göz çıkarır gibi- takmak çıkarmak...Hayli zor iş..

    YanıtlaSil
  6. Yok yok ben sadece "renkli alsaydın ya" diyenlere kızıyorum :) Lensin zorlukları düşünüldüğünde elbette gözlük daha kolay görünüyor ama lensi gözünde hissetmiyorsun bu en avantajlı yanı. Gözlüğü sürekli yüzümde hissettiğim için kullanamıyorum ya...

    YanıtlaSil
  7. var ya amma karizmatik olurdun ama gözlük kullansan.. hani böel kitap kurdu imajı falan tam takır olurdu..
    bi de eline pipo verdik mi... kafana da ekose şapka.. şarlok holms halt etmiş yanında..

    YanıtlaSil
  8. :) karizmatik olmak için gözlük ya da ona benzer şeylere ihtiyacım yok. :)

    YanıtlaSil
  9. sevgili aydan atlayan, ben 12 yildir numarali lens kullaniyorum. Simdi artik inan gozluk takamiyorum, lens oyle rahat ki. 12 yildir kendi cevremde lens kullananlar arasinda mikrop kaptirmadan, enfeksiyon kapmadan lens kullanan sadece ben varim :-) O nedenle sana birkac tavsiye vereyim. Bence mutlaka aylik disposable lensler almalisin, zaten bir kutuda en az 3 veya 6 cift olur. 1 ay kullanir atarsin, gerci ben 3 ay falan kullaniyorum birini, sorun cikmiyor. Ayrica kaybetsen de yedekleri var. Disposable lenslerin diger avantaji ise, oksijen gecirgenliklerinin cok yuksek olmasi ve sadece aksamdan aksama bir adet solusyon kullaniyor olman. Elbette normal lensler ile disposable lens solusyonlari ayridir. Normal lensler yilliktir, 1 cift verilir, kalindir, gecirgenligi dusuktur, her aksam bircok bakim islemi vardir, birden fazla solusyonu vardir, gozunde lens varken uyuyakalirsan sorun cikarir. Ama disposable'da oksijen gecirgenligi cok yuksek oldugu icin, arada gozundeyken uyuyakalsan bile sorun yok, ben defalarca uyuyakaldim. Bir ufak lens solusyonu ile lens kutusunu her ihtimale karsi hep cantanda tasi, toz falan gozune kacarsa temizleyebilirsin. Bundan baska lens takmayi hic merak etme, sadece oncesinde elini yika yeter, abartmana gerek yok yani. Cunku lens solusyonu zaten dezenfektan yani sterildir, sen lensi icine koydugunda lens kendisi temizlenecektir. Bir de solusyonun agzini kapali tut, elinle ucuna dokunma ki solusyon mikrop kapmasin. lensi solusyona koyduktan sonra temizlenmesi icin en az 4 saat gerekir. Lensi takmak simdi zor geliyor sana ama hemen alisacaksin, bakmadan bile cikariyorum ben artik. Ve takmasi da cikarmasi da 3 saniyeyi gecmiyor toplamda. Merak etme yani, hersey cok guzel olacak :-) Iki gozunun numarasi farkli oldugu icin sag-sol karistirma demislerdir, ayni olsa sorun olmazdi. Baska merak ettigin birsey olursa bana sorabilirsin.

    YanıtlaSil
  10. anneanne haklı oku oku nereye kadar. sen mi kurtaracan dünyayı :P

    YanıtlaSil
  11. Çok çok teşekkür ederim Arzu. İnan bana yorumun içimi ferahlattı. Çünkü lens kullanmak çok rahat olmasına rağmen yine de enfeksiyon riski beni tedirgin ediyordu. Oldukça dikkat ediyor olmama rağmen yine de endişeleniyordum. Am şimdi seni dinledikten sonra daha rahat olacağım. Tüm söylediklerini dikkate alacağım. Çok çok teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
  12. Belki de kurtarırım Rehavet :) Belli mi olur :)))

    YanıtlaSil
  13. Ben de 7 yıldır kullanıyorum numaralı lens, ne bir mikrop kaptım ne bir iritasyon oluştu. O kadar da zor değil kullanması, merak etme. Burnunun üstü ezileceğine lens kullanmak daha mantıklı geliyor bana valla.

    YanıtlaSil
  14. Hay yaşa sen La Santa Roja. Burnumun üstü ezileceğine lens kullanırım :)Vallahi uzun süredir herhangi bir sorun yaşamadan lens kullananları duyunca rahatlıyor insan. :) Teşekkür ederim :)

    YanıtlaSil
  15. Bir sğre sonra alışıyorsun lens takamaya, kolayca takıp çıkarabiliyorsun da .Önemli olan gözünün alışabilmesi. Benim astiğmatlarım izin vermemişti lense.
    Renkli lens konusunda haklısın.Ölü balık bakışlarını ben de sevmiyorum.
    Sevgilerimle Fulya'cım...

    YanıtlaSil
  16. Peki gözlük kullanmak istemeyenler ama lens de kullanmak istemeyenler ne olacak... :S

    YanıtlaSil
  17. ÖZLEM: Dilerim en kısa zamanda alışırım. Artık eskisi kadar uzun sürmüyor ama sanırım biraz daha alışmak gerek.

    KABAKMELTEMİ: Ama çok zor soruyorsun sen de :) Ya ikisinden birini seçecek mecburen ya da kendini kandıracak iyi görüyorum diye... :)

    YanıtlaSil
  18. Ne gözlük, ne de lens.. Ben hala dirigözgillerdenim.

    YanıtlaSil
  19. Seni şanslı seniii :) Dilerim hep öyle kal Cevherim, her zaman...

    YanıtlaSil
  20. Benim goz rengim dogaldan bi cimen yesili ama herzaman goz rengimi degistirmeyi seviyorum. Bazen kahverengi takiyorum, bazen more bazen gri, ne zaman degisiklik istesem. Aslinda renkli lens kullanirken daha iyi oluyor. Konusma 2 saniyelik oluyor; "Renkli lens mi var?" "Evet"
    Lens takmayinca, ozaman sorum oluyor. "aa gozlerin lens mi kendi rengimi?" "Evet kendi rengi" "inanmiyorum!! bak bi bana, bak bi isiga." Fotoraf cekmek isteyen de oluyor.
    Turkiyede renkli gozleri olanlar cok iyi anliyor bu durumu. O kadar sinir birseyki, her gordugun kisi "gozlerin lensmi". Hatta agizindan ilk cikan kelimedir yeni tanistigin birisiyle.

    YanıtlaSil