27 Ağustos 2008

BİNBİR BLOG MASALLARI 3

Kedi gün doğarken uyandırdı Rüzgar'ı. Önlerinde Rüzgar'ın ne olduğunu bilmediği uzun bir yol vardı. Rüzgar, uykusu açılmamış gözlerini ovalarken, Kedi önünde duran haritaya bakıyordu. Pencereden giren gün ışığında belli noktalar parıldıyor, parlayan her bir noktayı diğeri ile birleştiren kedi, önündeki haritaya zigzaglı bir çizgi çiziyordu. "Yolumuz belirlendi" dedi çizme işini bitirdiğinde. Rüzgar uykulu uykulu "kim belirledi peki yolu?" diye sordu. Kedi: "Kim belirleyecek elbette Güneş." dedi. "Yeni doğan bir gün her zaman gidilecek yolun klavuzudur." Rüzgar sabah güneşini hiç böyle düşünmemiş olduğunu farketti.

Kremalı ve annesine veda ederek handan ayrıldılar. Kremalının annesi onlara hazırladığı yolluğu verdi. Bir kaç çörek ve bir parça kek Rüzgar'ın içini sevgiyle doldurdu. Nasıl teşekkür edeceğini bilemediği için sadece gülümsedi ve Portakalmavisi Düşler Hanından ayrıldılar.

***
Uzun süre hiç konuşmadan yürüdüler. Olup biteni düşünmeye dalmış olan Rüzgar nereye gittiklerini hiç düşünmemiş olduğunu farketti. Soru aklından geçer geçmez kedi alaycı bir sesle: "Hiç sormayacaksın sandım." dedi. Rüzgar gülümsedi. İşte şimdi kendisine verilen Dikkatsiz sıfatını tam olarak hak etmişti. Gülümseyerek sordu: "Evet kedi cevap vermeyecek misin?" Kedi haritayı çıkarmasını söyledi Rüzgar'a. Rüzgar haritayı toprağa yaydı. Kedi bazı noktaları işaret etti ve "Noktalar Siminya Ormanlarından başlayıp Devrik Cümleler İmparatorunun sarayına kadar devam etti. Şu gördüğün çizgi yani." Rüzgar haritaya biraz daha eğildi. "İmparatorun sarayından sonra Portakalmavisi Düşler Hanı ve daha sonra Bitli Limon Kabilesi toprakları... Şu an bulunduğumuz bölgee..." Kedi haritanın üzerine bir noktayı işaret ederek: "şimdi bulunduğumuz bölge Kabakmeltemi'nin sihirli bölgesi..." Rüzgar kedinin sesindeki tereddütten huzursuz olsa da sesini çıkarmadı.

Yürümeye devam ettiler. Kedi düşünceli görünüyordu. Aniden durup Rüzgar'a şöyle dedi: "Bu bölgede neyin gerçek neyi çizgi olduğunu bilemeyebilirsin. Prenses Kabakmeltemi ülkesindeki her birşeye kalp gözüyle bakılmasını arzuladığı için bu bölgede gerçek olan şeylerin içine kendi çizdiği şeyleri de karıştırmış ancak dürüst olanın dünyaya kalbinin gözüyle bakanın tuzaklardan kurtulmasına izin vermiştir." Rüzgar kendini gergin hissetti. Bunca yolu gelmiş bunca sınavdan geçmişti geçmesine ya Prenses Kabakmelteminin sınavı zorluydu. Ve Rüzgar dünyaya hangi gözle baktığını bilemiyordu. Kedi birşey daha söylemek üzere ağzını açtı fakat düşünceli bir sessizliğe gömüldü. Belli ki ondan, seçilmişin sınavında kendi yolunu çizmesi için sırrı muhafaza etmesi istenmişti. Rüzgar onu anladığını belirten bir gülümsemeyle baktı.

Kalkıp yürümeye başladılar. İleri de ağaçların arasında birşey çırpınıp duruyordu. Rüzgar ona doğru koşmaya başladı. Bu dev bir pandaydı. Panda çılgınca çırpınıyor içinde bulunduğu ağdan kurtulmaya çalışıyordu. Rüzgar ani bir hareketle ağa parmaklarını geçirdi ve daha parmakları ona değer değmez ağ eriyip yok oldu. Rüzgar parmaklarına baktı. Ne bir ip ne bir tel...Etrafına bakındı Pandayı da göremedi. Hiç birşey yoktu. Sanki kısa bir öğle uykusu rüyasından uyanmış gibi şaşkınca baktı etrafa. Hafif bir meltem esti ve güzel bir kadın gülüşü yankılandı kulaklarında.

Kedi gülümsüyordu. Rüzgar rahatladı. Prenses Kabakmelteminin sınavını geçmişti. Kedi "Gülüşünü duydun mu?" diye sordu. Rüzgar başını salladı. Kedinin gülümseyişi iyice yerleşti yüzüne: "O halde Jazzistan'a gidebiliriz?" dedi.

***
Jazzistan düz bir ovaya kurulmuştu. Neşeli insanların bulunduğu dar sokakları, içinden geçen mavi bir nehri vardı. Mutsuzluk ve kederin yolu buraya hiç düşmemiş gibiydi. Rüzgar böyle bir yerin ancak hayallerde var olabileceğini düşündü. Kedi onun yine aklını okuyup şöyle dedi: "Buradan geçmemizin çok önemli bir sebebi var. Burası gerilmiş kaslarını gevşetecek, sana huzur verecek ve seni görevinin en zor bölümüne hazırlayacak. Burada geçireceğin zaman içinde iyice dinlenmeli ve yarın için hazırlanmasın. Çünkü yarın Kördüğüm Dağına vardığımızda Uykusuz Dev'in elinden Buzcevherini alacaksın. Şimdi İnandığım Masallar Hanına gitmeliyiz. Orada dinlenmeli ve yarın için hazırlanmalısın."

***
Rüzgar yarın tüm bu maceranın iyi ya da kötü bir biçimde sona ereceğini düşündü. Kördüğüm Dağının, Uykusuz Devin neye benzediğini, Buzcevherini onlardan nasıl alacağını hayal etmeye çalıştı. Ama öyle yorgundu ki, tüm bu düşünceler buhar olup havaya karıştı. "Yarın ola hayrola" diye mırıldandı uykuya dalarken ve bir de tüm kalbiyle Kedi'yi ve Durugörür'ü hayalkırıklığına uğratmamayı diledi...
DEVAM EDECEK...
RESİM: Richard Franklin

17 yorum:

  1. Bu harika masalı yazmana, okuyabilmeme ve bana da böyle bir yer vermene çok sevindim. Çok teşekkür ederim aydan atlayan kedi. :)

    Eee devamı ne zaman? ;)

    YanıtlaSil
  2. Bu masalları 1001'e kadar devam ettirmeyi mi düşünüyorsunuz?:D(ettirirseniz güzel olur o ayrı)

    YanıtlaSil
  3. Sanırım yarın :) belki de akşam, henüz bilemiyorum Sevgili Prenses :) Beğenmene sevindim :)

    YanıtlaSil
  4. Sevgili Panda o kadar olacağını sanmıyorum. Sanırım bundan sonraki bölüm son bölüm olacak :)

    YanıtlaSil
  5. Bekleyeceğim... :)

    Çok güzel aydan atlayan kedi. Hem de tam anlamıyla "dün bir bugün iki" iken sanki hiç de öyle değilmiş gibi hissedebilmek... Ne desem az gibi sanki.

    YanıtlaSil
  6. Kremalinin annesi, gizemli misafirlerine tesekkur edip hayirli yolculuklar diler. Buz icindeki cevheri bulup sag salim geri donmelerini temenni eder. Ve donuste belki yine ugrarlar diye, simdiden hazirliklara baslar. Hemen, bol kremali bir pasta, yanina da buz gibi bir limonata hazirlar:) Ama pastanin tadina once Kremali bakar. Annesi, pastanin ikram edilebilecek kadar iyi oldugunu, onun gozlerindeki isiltidan anlar. Ve pastayi, buyuk bir ozenle, buzdolabindaki buzlu limonatanin yanina koyar:)

    YanıtlaSil
  7. Cayiittttttt var yaaaa,
    hayal kırıklığı mevsimine bir döndür o rüzgarı bak napıcam ben sana seyrett.
    Öyle sürekli gülümsemek neymiş sorucam ben sanaaa...
    İmdiiii, iki önemli Cayitt kişisi var ömrü hayatımda, biri kuledibinde oturur, biri karantinanın en meşhur delisidir...
    İki tane dayım da var aynı ada sahip ama edebiyatın sikkeleri olan failatünün, mefailün failün, kısmısına hiç mi hiç yakışmıyor bunlar. Çünküm biri kekeme, diğerisi onun aksine oldukça da geveze...
    O yüzden, para basmayı bırakıp,
    Şu adı geçen han ve ormanlarda biraz soluklanayım dedim.

    Hikaye nefis bir hızla sürüklüyo bizi o yönlere sankim,
    Ne biliim, öyle gibi. öyle öyle..

    YanıtlaSil
  8. aydan atlayan kedi valla kısa bir süre evde internet kesildi. Ne cuma mektuplarını ne de diğer yazılarını okuyabildim. Ama geri döndüm şükür. Önceki yazılarını nasıl okuycam bakalım.:D

    YanıtlaSil
  9. Masalın sonunda yoracam ben.. Bitsin hele bi.. Seni gidi cümle fabrikası seni..

    YanıtlaSil
  10. KREMALININ ANNESİ: :) Harikasın

    RÜYACI: Yok yok patron o bizi hayalkırıklığına uğratmaz :) Sen Ay'da bekle cevheri getireceğiz sana.

    YOLCU: Tekrar hoşgeldin Sevgili Yolcu...

    BUZCEVHERİ: Cevherim herkes seni arıyor sen saklanıyorsun :)

    YanıtlaSil
  11. sen şimdi alışrtırdın ya. önce hikaye şimdi masal. şarkı da isteriz biz. sözü de olur :P

    YanıtlaSil
  12. Aman dur Rehavetciğim şarkı asla olmaz :) Eh artık şarkı da senden gelsin, ne dersin?

    YanıtlaSil
  13. şeey. diyorum ki böyle iyi. kalsın bence böyle :)

    YanıtlaSil
  14. yok yok Rehavet ısrar ediyorum hadi bize bir şarkı söyle :)

    YanıtlaSil
  15. insanları anlamaya vakit ayırmak bi yana onlara anlamlar yüklemek bu!

    YanıtlaSil
  16. ne gelire insandan geliyor.. iyisiyle kötüsüyle..

    YanıtlaSil