12 Ağustos 2008

BENİM CİCİ KOMŞULARIM

Yan bahçeden ciyak bir ses "Süleymaaaaaaaaan Süleymaaaaaaaaaaaaaan" diye bağırıyor. Gözkapaklarım sanki bir yapıştırıcıyla tutturulmuş gibi, açmaya çalışıyorum ama nafile. Uyku denen o yapıştırıcı çözülmek bilmiyor. Yan bahçedeki o ses ısrarcı: "Süleymaaaaan diyorum aloooo kime diyorum. Kalksana çocuuum evladım öğlen oldu." Ne, öğlen mi oldu? Aman Allahım geciktim, saatte çalmadı ki diye yataktan fırlıyorum. Saati elime alıyorum. Tam olarak 6:30. Seçenekler şunlar:

a) Geç kalacağım endişesiyle uyuduğum için kabus görüp uyandım

b) Saat gerçekten durmuş, şu an tam olarak 12

c) Komşum bir manyak, oğlunu erken uyandırmak için "Topunuz Süleymanıma feda olsun"
diyerek civardaki tüm uyuyanları feda etti.
d) Hiçbiri (Bu seçenek testlerin olmazsa olmazı olduğu için koydum. Tamam yalan söyledim, aklıma başka bir ihtimal gelmediği için koydum.)


Biraz araştırmadan sonra (Evde bulunan 2 duvar saati, 1 kol saati, 3 cep telefonu saati ve bir bilgisayar saatine bakılarak yapılan bir araştırmadan söz ediyorum.) seçeneklerden c olanının yani komşumun manyak olduğu seçeneğin doğru olduğunu anladım. Evet o bir manyak olduğu gibi aynı zamanda su katılmamış bir bencildi ki pencereyi açıp "Hanııım hanım sabahın bu saatinde utanmıyor musun böyle bağırmaya? Evin içine oğlunun odasına girsen de onu öyle uyandırsan olmaz mıydı?" demeye hazırlanırken bahçenin diğer tarafına çoktan zıplamıştı bile. Şimdi ardından bağırsam ben de onun gibi bir manyak olarak nitelendirilecektim diğer komşular tarafından, zaten uyku da yitip gitmişti. Bu ne manyak, bencil, saçma bir hayattı. Ben de açıp biraz Vonnegut okudum. Vonnegut okurken de komşumun angut olduğunu yineleyip durdum. Bir Vonnegut bir angut, bir Vonnegut bir angut....

*******
Paaaaaaaaaat. "Amanın savaş mı çıktı? Sivillere bomba mı attılar. Ben de sivilim. Bu savaşla ilgim yok. Hem benim fikrim değildi. Ben istemedim diğer ülkelerin altınlarını, elmaslarını ve petrolünü. Vallahi billahi ben barış yanlısıyım. Masumum, suçsuzum. Yoksa şüpheli bir paket bıraktılar da o paketten kimse şüphelenmedi ve o paket şüphelenilmemiş olarak orada patladı mı?" gibi paranoyak korkularla yerimden sıçradım. Sesin geldiği yöne parmak uçlarımda (sanki kime duyurmamaya çalışıyorsam) seğirttim. O da ne? (Yahu bu bir dizi de sürekli yinelenen bir laf değil miydi? Adamlar sürekli birilerini, birilerini aldatırken yakalıyor ve hep aynı cümleyi söylüyorlardı: O da ne? Ne olacak layn aldatıyor işte. Günaydın çocum herkes herkesi aldatır günaydın güzel evladım.) Evet "o da ne?" bölümünde kalmıştık. O da neydi? Biri bahçeye 3. kattan bir poşet dolusu çöp atmıştı. Orada Jackson Pollock tablosu gibi bir sanat eseri belirmişti ama bu sanat eseri bir süre sonra güneşin altında insanı delirtecek kokular çıkaracaktı. (Sanat için herşeye evet denir miydi? Çöp kokusuna ve o sırnaşık sivrisineklere katlanılır mıydı?) Evet komşu kadın action painting yanlısıydı, bu su götürmezdi ama bu sanat eserinin su ile götürülmesi, temizlenmesi gerekiyordu. Bir poşet dolusu yağlı salçalı yeşil biberli ve soğan kabuklu tablonun renkleri iğrendiriciydi. Evet sanatı desteklemeliydik ama bu kadarı da fazlaydı canııım.

"Sanat eseri sanatçının kendisinde kalmalı çünkü bu onun bir parçası, ruhundan özünden birşeyler kattığı bir parça" diyerek, tüm bu çeri çöpü toplayıp onun kapısının önüne bıraktım. Zile bastım. Kadın çıktı. "Bu kadar değerli bir hediyeyi kabul edemem, a vallahi olmaz, bu siz de kalmalı. Buyrun" diyerek ayağımın dibindeki çöpü gösterdim. Ben arkamı dönüp giderken söyleniyordu: "Terbiyesizzzzzzzzzz"

***********
Mutfakta kahve keyfi ve küçük zararsız dedikodular iyidir. (Pis dedikoducu demeyin hangimiz dedikoducu değiliz ki? Reca ederim dürüst olun. Hayır bana değil kendinize. Teşekkürler.) Öğle sonrası kahve eşliğinde saçma sapan dedikodularla kafa dağıtıp kahkahalar patlatıyorduk ki arkadaşım kendi kendine söylenmeye başladı: "Vallahi öküz bunlar. Ciddiyim. Üst katımda bir öküz ailesi yaşıyor." Ne oldu falan filan gibi birşeyler dedim. "Duymadın mı sesi?" dedi "ne sesi?" dedim "pat pat pat diye bir ses" Duymamıştım. Onun kulaklar hassaslaşmıştı elbette. Bu sesi duyup üst kattaki ile kavga ede ede kulakları her an tetikteydi. Balkona çıktık. Biraz pilav ve bir kaç tavuk kemiği vardı. Sinirle gülmeye başladı. Meğer yukardaki kadın sofralarını bunun balkonuna çırpıyormuş. Haklıydı. Üst katında bir öküz yaşıyordu.

Ona benim komşunun attığı çöpü ve o çöpü onun kapısının önüne attığımı anlattım. Arkamı döndüğümde balkondan tavuk kemiklerini onun balkonuna fırlatmaya çalışıyordu. Eee ne demişler ev alma komşu al. Komşu adamı rezil de eder vezir de. Gerçi ben hiç vezir eden bir komşuya ratlamadım ama olsun. Allah büyük belki o da olur... Haydi bakalım.

Resimler:
1-Toast clock
2-Jackson Pollock
3-David Garibaldi

12 yorum:

  1. oy oy oy en hassas konum. komşularla ilişkiler. roman yazarım ben bu konuda be.şimdi denilebilir ki herkes şikayetçi o hal kim haklı bu mevzuda. valla ben haklıyım.

    arabamı otoparka bırakırken tüm koordinatları ölçüp biçip kimseyi engelliyor mu diye her seferinde manyak gibi kontrol eden ben, alt kattaki rahatsız olmasın diye nerdeyse parmak uçlarında yürüyen ben, kapılara pencereleri ses bombası etkisinde kapatmayan yine ben, asansörü adabı ile kullanıp 3 kişilik asansöre asla tek binmeyip iki kişiyi daha bekleyen ben.(abarttım tamam)
    lakin sonuçta otoparkta benim arabanın arkası kapatılır, gece bir de yan komşum sayesinde ntv haberleri dinlerim, asansör haftasına olmazsa onbeşine bozulur, kapı ve bilhasasa çelik kapama mazoşistleri yüzünden iki akşamda bir ailecek deprem tatbikatı yaparız falan. daha uzar gider bu.

    sonuç : ev alma komşu da alma. gücün yetiyorsa bi tekne yetmiyorsa karavan ona da yetmiyorsa kulube falan al. daha da olmadı doğaya açıl. öyle.

    YanıtlaSil
  2. süpersiniz efendim. hayranlık ile takip ediyorum :)

    YanıtlaSil
  3. Komşular.. Bizimkiler eski komşular.. Eski olunca nazları da geçiyor nazımız da.. Ben genelde saklambaç oynarım onlarla.. Halbuki iyi insanlardır; saklanmasam da olur.. Ama bir "nasılsın,iyi misin" sorusuna kısa ve detaysız cevap veremediğim için saklanıyorum. Kış ve bahar aylarında annem benim yerime "bende" ne oluyor ne bitiyor anlatmış olduğu için saklanmıyorum. Kısa ve detaysız.. "N'olsun işte Cemile Teyze.. Çalışıyorumm.. " diyorum.. Çöp atma sorunumuz yok. Gürültü sorunumuz var ama hepimiz birden yaptığımız için tahammül ediyoruz birbirmize.. Özel hayatı merak etme bizim sorunumuz.. :(

    YanıtlaSil
  4. Merhaba! Blogunuzu yeni keşfettim, yazılarınızı keyifle okuyorum. Ellerinize sağlık.
    Komuşlara gelince ben 44 haneli 11 katlı bir apartmanda oturuyorum. Apartmanımda öküzden tut hırsıza kadar her cins insan var, yani büyükşehirdeoturuyor olmasam bu kadar küt insan, bu kadar yontulmamış insan evladı nasıl bir araya toplanmış diye hayrete düşüyor, sonra da kendime günümüz TBMM yi hatırlatıyorum. Meclis bizim ve sizin apartmandan beter hberin ola :)

    YanıtlaSil
  5. Bir şey sormak istiyorum, sağ tarafta okumadan geçmem bölümünde en son ziyeret etiğin listesi var, onu başka bloglarda da görümüştüm, nasıl yapıldığını öğrenebilir miyim?

    YanıtlaSil
  6. REHAV@ İnsan özellikle titizlenince başkalarını rahatsız etmemek konusunda daha bir batıyor herşey galiba. Bu biraz da ruhun biçimlenmesiyle ilgili gibi geliyor bana. Kimseyi rahatsız etmemek herkesin özgürlüğüne saygı duymak ve karşılığında da aynı davranış biçimini beklemek. Bize bu şekilde davranılmadığında bu kadar kızmamız hep bu yüzden. Karavan alma fikrini destekliyorum :))

    İSİMSİZ: Çok teşekkür ederim efendim çok naziksiniz :)

    KARÖSHİ: Evet bir de meraklı köfte komşular var ki onlar tamamen ayrı bir konu. Bizimkiler hem gürültücü hem çöp atan hem de meraklı cinsinden :) Ne ararsan var yani :)

    DİKKATSİZ: O kadar emin olma herkes dedikodu yapar. Kimi küçük zararsız dedikodular kimi ise kötü niyetli dedikodular... Hem sen neden sürekli muhalefetsin Sevgili Beyefendi bakalım, hııı? :)

    HAYATTA GİDERKEN: Çok teşekkür ederim :)Vallahi o yontulmamış öküzler konusu beni de bir hayli meşgul ediyor. Hala şaşırdığıma şaşırıyorum. Bazen hayatın komik bir şakası bu adamlar ve kadınlar diyorum ama hepsi gerçek :)

    YanıtlaSil
  7. HAYATTA GİDERKEN: Yerleşim bölümünden Gadget ekleyi seçiyoruz. Çıkan sayfadan Blog Listesini seçip blogların linklerini oraya ekliyoruz. hepsi bu kadar :)

    YanıtlaSil
  8. Her tarafımız ökküz komşularla dolu. Üstte oturanın biz olduğumuz gerçeğine rağmen öküz olanların altımızda oturanlar olması ilginç. Ve bu konuda gayet başarılılar. Aklıma getirdin bu ökküzler hakkında bir yazı yazayım. Belki de yazmışımdır.

    YanıtlaSil
  9. Yaz Cevhercim yaz seni okumak her zaman keyiftir. Ama sanırım bir yazında geçiyordu. Bu balık hafıza yanılmıyorsa evet geçiyordu :)

    YanıtlaSil
  10. Evet bizimde herdaim açık yaralarımızdan biri komşu meselesi.Sabırlı,anlayışlı bir insanımdır normalde.Gündüz akşama kadar çocukların merdivenlerde evcilik oynamasına,merdiven inmeyi engelli yüksek atlama sanmalarına,kapı kitleyip açarken taramalı tüfek sesinden fazla ses çıkarmalarına (nasıl yapıyolar hala çözebilmiş değilim) sabrediyorum çok şükür.Ama gece çocukların uyku saatleri geldiği zaman üst katta yaşan büyük baş hayvacağızlarımızın seslerine sabredemiyorum işte.Çocuklarla beraber sallanan avizeye,titreyen dolaplara bakarak tavanın ne zaman üzerimize yıkılacağı üzerinde hesaplama yapıyorum.Çocuklar 6-8 aylıkken daha feci bir durumdaydılar.Uyardığımız zamanda burası apartman herkes birbirini çekmek zorunda diyip kapı kapatmışlardı yüzümüze :)Metal-Rock karışımı oldukça yüksek sesle bir konser verince iki gece düzeldiler.Ama bu aralar sıcaklardan sebep canları tekrar konser istiyo gibi.
    (bu arada apartman sahibiyiz biz güya :D)

    YanıtlaSil
  11. İşte buna çok şaşırıyorum: İnsanların birbirini çekmek zorunda oldukları fikrini savunanlara. Kim neden başka birini çekmek zorunda olsun ki. Neden bu düşünme biçimini: "Başkalarının özgürlüğünün başladığı yerde bizimkisi biter." düşüncesiyle değiştirmiyorlar. Birlikte yaşayabilmek için böyle düşünmek ve buna göre hareket etmek zorunda değil miyiz?

    YanıtlaSil