13 Ağustos 2008

SEVDİĞİMİZ İNSANLAR

"Böyle insanlara bayılıyorum" diyor karşı masadaki, kitabının içinde kaybolmuş adamı işaret ederek. "Neden?" diyorum adama bakarken."Onca gürültünün içinde, dünyayı dışarda bırakabilmek herkesin harcı değil de ondan."

Sonra bana Tezer Özlü'nün sevdiği insanları anlattığı bir yazısından söz ediyor. Aklında sadece "Lodosta başı ağrımayan insanları" sevdiği kalmış. Diğer maddeleri anımsamıyor. "Peki ya sen?" diyor "Sen nasıl insanları seversin?"

Bu soruyu yanıtlamak çok kolay değil. En azından hızlı bir şekilde maddendirmek ve saymak hiç kolay değil. Bunu ona söylüyorum. "Peki o halde" diyor "yaz sen de" Gülümsüyorum. Bu "tamam" demek. "Amaaaa" diye uyarıda bulunuyor yazdıkların öyle sıradan, ayrıntıdan yoksun şeyler olmasın. Mesela bana "yalan söylemeyenleri, açık sözlüleri severim" gibi cevaplarla gelme. Endişesi yersiz oysa.

O akşam, yaptığımız bu konuşmayı düşünürken ikimizin de hala bisküvilerimizi çaya batırarak yediğimiz geliyor aklıma. Ve ilk sırayı bu alıyor. "Yetişkin olduğu halde bisküvisini çaya batırarak yiyen ve bundan asla utanmayan insanları seviyorum." diyorum ilk maddeye.Ve şöyle devam ediyorum: " Kendi kendisiyle alay edenleri, başkası düştüğünde değil de kendisi düştüğünde gülenleri, hayatla dalga geçerken başkalarının incineceği noktayı inceden inceye hesap edenleri tüm bu hesaba rağmen rahat ve umursamaz görünenleri, bir tabak dolusu elmanın içinde, onu kimse almaz diye zedelenmiş olanı seçenleri, filmlerde ağlayanları ve ağladığı için kendisiyle dalga geçildiğinde mahçup gülümseyenleri, öfkeli bakışları altında incinmiş bir kalp saklayan sert adamları, inatla aşka inananları, "hiç bir zaman geç değildir" diyerek 50 yaşında üniversite bitiren adam ve kadınları, "ah tatlım hayvanları, çiçekleri ve çocukları öyle çok seviyorum ki" cümlesini hayatları boyunca bir kez bile kullanmamış olanları, iki lafının biri onur ve şeref olmayanları (ki bu lafları günde onlarca kez söyleyenler genelde bundan yoksun insanlar olurlar.), şairi tanınmamış şiir kitaplarını sırf onu yazana iyilik olsun diye alıp okuyanları, kitapların satırlarını çizenleri sayfaların kenarına küçük notlar alanları, kişisel gelişim kitapları yerine hayatı ve kendini gözlemleyip dersleri oradan alanları, dinlemeyi bilenleri, anlatırken coşanları, mizah anlayışı olanları ve bu mizahı zeka gösterisine dönüştürmeyenleri, kendine güvenle ukalalığı birbirine karıştırmayacak kadar akıllı olanları, birilerinin kötü bir kopyası olmayanları, eski moda giyinenleri ve kendisine bu söylendiğinde umursamayanları, otobüslerde kitap okuyanları, bulaşık yıkarken türkü söyleyenleri, hayatı dram olarak değil komedi olarak görenleri, olup biten hiçbirşeye kayıtsız kalmayanları, küfür etmeyi marifet saymayanları küfür ettiğinde bile kendine yakıştırmayı bilenleri, aklı belli bir kalıpta kalmayıp yeni fikirlere açık olanları, günlerce süren tembellikten sonra poposunu kaldırıp işe koyulanları, balıkların ağaçların isimlerini bilenleri, kendine ait bir saklanma yeri olanları....

...diye uzayıp gitti liste. Düşündüm. "Ne kadar çok şeyden nefret ediyorsam bir o kadar şeyi de seviyorum" dedim. Sonra onun bana bu soruyu bilinçli sorduğunu anladım. Bir kaç gün önce "dünyaya böyle öfkelene öfkelene içimde iyi olan ne varsa herşeyi kaybediyorum galiba. Sanki artık herşey öfke ve nefret nesnesi gibi. İnsan birşeyleri sevmekten vazgeçer mi sence?" dediğimi anımsadım. O zaman cevap vermemiş sadece bir el hareketiyle geçiştirmişti. Kızmıştım içten içe bir kaç sözcük beklemiştim galiba. Şimdi anlıyordum.

Onu arayıp teşekkür ettim. Cevap vermediği için o zaman kızmış olduğumu gülerek söyledim. Kısa bir sessizlikten sonra şöyle dedi: "Bazen en kabul edilebilir cevaplar insanın kendi kendisine verdiği cevaplardır."

Haksız mıydı?
Resim: Guiseppe Mariotti

13 yorum:

  1. Ben mesela arti'yi seviyorum. Yokluğumu farkeden o asil zekalı kardeşimi.
    Teşekkürler articiğim.
    Teşekkurler kedi;

    YanıtlaSil
  2. Yahu ben seni okumayı çok özlemişim meğer.

    YanıtlaSil
  3. Bu yazının ardından bende bir zihin yoklaması yaptım, en sevdiğim kişilerin listesini oluşturmaya çalıştım. Sonunda neşelendim. Halen gülümsüyorum. sevmek ne güzel :)))

    YanıtlaSil
  4. enteresan , zor ,ilginç bir soru ve konu. düşünmemiştim hiç ya da düşündüm de kafa yormadım diyelim. şimdi kıyafet değil ki bu allısını, morlusunu severim diyeceğimiz veya şarkı değil popunu slovunu rakınrolunu seveyim diyelim yahut film değil ki dramlısını, müzikalini, ekşın olanı çok severim diyelim. insan nihayetinde. hareketli, değişken dakikası saniyesini tutmayan, sağı-solu belli olmayan ama her türlü maskesi olan bir acayip yaratık vesselam.

    ha hiç mi yok diyeceksin bir kıstasın. olmaz mı. benim gibi randevularına kırkbeş dakika önce giden bir manyak için randevularına zamanında gelen insan en sevilesi,en güzel, saati öpülesi insandır.
    evet budur

    YanıtlaSil
  5. RÜYACI: Artiii bak Rüyacı ne diyor :)

    KAPTANZADE: Kaptan teşekkürler, sabah sabah şımarmadım desem yalan olur :)

    HAYATTA GİDERKEN: İnsan bu listeyi yaparken nasıl da şaşırıyor değil mi? Sevmek güzel, öfkenin sevdiğin şeyleri yenmediğini görmek daha da güzel :)

    REHAV@: Bunlar düşündükçe değil de o insanlarla hayatın içinde karşılaştıkça ve onlara bakarken için ısındıkça ortaya çıkıyor galiba. Dünyada ne kadar çok nefret edilesi insan varsa bir o kadar da sevilesi var...

    YanıtlaSil
  6. ismim zikredilmiş bu meclis'te.. radarlarım yakaladı. herkez beni sevsin, ben kimseyi...

    ben kimseyi sevmiyorum. sevmek de istemiyorum. sevgisiz hayat daha güzel. Nerde nefret orda bolluk. Sakla nefreti gelir zamanı. Bir insandan nefret etmekle başlar herşey. Tutturmuşlar sevelim sevilişelim.. yok efendim gerek yok..

    bu arada sen de kimlerle arkadaşlık yaptığına fln dikkat et. böle saçma androjen geyikler çevirmesinler bi zahmet.. konuşmak zorsa sen de yazıver diyenden hayır gelmez.

    bu arada ben kahvaltımı hala bebekliğimden kalma metodla yapıyorum :).. ekmekleri lokma lokma koparıp, sonra sırayla çaya batırıp tabağa diziyorum, sonra yarım lokma peynir yarım lokma ekmek ölçeğiyle 1 lokma oluşturup ağzıma tıkıyorum. estimationlarıma göre ömrümün sonuna kadar böle yapcam..

    YanıtlaSil
  7. Artiii Arti Arti bir madde eklemeyi unutmuştum sayende anımsadım :) Ben bir de böyle öfkeli kelimelerle konuşup kalbini kendi gerçeğini saklayan, bunu umursamaz bir eda ile yapan insanları seviyorum :) O insanlar kimsenin kimseyi sevmemesi gerektiğini söylerler ama böyle midir içleri, bunu asla bilemezsin. En azından sevgi kelebeği ama içi kof olanlardan bin kat evladırlar. Kahvaltı tabağının fotoğrafını çekip blogunda yayınlamanı şiddetle talep ediyorum :)

    YanıtlaSil
  8. hyr yazmışsın ztn posttada: öfkeli bakışları altında incinmiş bir kalp saklayan sert adamları

    ben mi takip etcem neyi yazıp neyi yazmadığını.. aynı cümleyi ısıtıp kakalama yorum diye pls ...:D:D:D

    YanıtlaSil
  9. İkisi aynı şey değil biraz dikkatli bakarsan :) Ben öğreteceğim sana aradaki farkı :D Ben hiç birşeyi ısıtıp yeniden ortaya sürmem dostum, tahmininden daha çok kelimem var :D

    YanıtlaSil
  10. vay çok güzeldi saydıkların.elma şıkkında hem fikirim gerçi pek çoğunda öyle.Elmalarla ilgili bir yazımda (elma bahceleri ve yasak bakışlar )hala çürük elmalara bayıldığımı söylemiştim ne kadar iri ve kırmızıysa o kadar "alma beni" der elma.

    YanıtlaSil
  11. İşte ben de böyle insanları seviyorum Siminya. Senin gibileri...

    YanıtlaSil
  12. Bu yazıyı dün bir ayrı okudum bugün Cuma Mektuplarını okumak için girip tekrar okudum. BU yazı bana kendimle ilgili garip bir şeyi farkettirdi, sevdiklerimden ziyade sevmediklerimin farkındayım. Bu beni karamsar yapıyor. Oturup sevdiklerimi düşünmeye başladım..

    Dünden beri..

    :))

    YanıtlaSil
  13. Ben de aynı şeyi düşünüyordum. Dilimde ve aklımda hep sevmediklerim var diye huzursuzlanıyordum. O nedenle böyle bir liste yapmalı insan. Madem aklımız hep sevmediklerimiz üzerine yoğun o halde biz de kalem ve kağıt yardımıyla aklımıza sokarız sevdiklerimizi. Yeniden anımsamak ya da farkına varmak gibi ne dersin?

    YanıtlaSil