19 Ağustos 2008

HIMMM

Neden bilmiyorum ama ne zaman beni asık suratlı görse birden bire yüzü ciddi bir hal alıyor ve cümleleri başka birilerinin cümlelerine dönüşüyor. O andan itibaren bir insana değil de, üzerinde, bağdaş kurup yere oturmuş, ışıklar saçan bir kafaya sahip, huzurlu bir yüzle gözlerini kapamış insanların fotoğraflandığı kişisel gelişim kitaplarından birine bakıyormuşum gibi hissediyorum.

"Evet" diye başlıyor "insanlar hep hayatın aynı gittiğinden yakınırlar. Bize lazım olan tek şey değişiklik." Tanrım Tanrım ve yine Tanrım. Bunu içimden defalarca söylüyorum. Ama o iyi bir arkadaşın yapması gerektiğini düşündüğü şeyi yapıyor ve konuşmaya devam ediyor: "Bence hayatında değişiklikler yapmalısın." "Hımmm..." diye karşılık veriyorum. Şimdi beni baştan yaratmaya hevesli ve oldukça kararlı bir arkadaş duruşunu takındı. Ciddi bir konuşma yapacak belli.

"Hımmm... Ne?" diyor. Saçma sapan bir gülümseme var yüzümde, "kapa çeneni" ile "seni anlıyorum ama sorun bu değil" arası bir gülümseme. Anlatmak istediklerimi yüzümdeki ifadelerle anlatmak yerine sözcükleri kullansam iyi olacak çünkü yüzüm onun tarafından bakıldığında büyük ihtimal pek sersem pek ifadesiz görünüyor. Umurumda mı? Değil. Tek istediğim bu konuşmanın bir an önce bitmesi. Biter mi? Bence bitmez. Benim kararlı ve iyi yürekli arkadaşımın ne zaman susup ne zaman konuşması gerektiğini ölçen o hassas terazisi uzun zamandır bozuk ve hala bir yenisini edinemedi.

Aman pek şahane, şimdi bir de vicdan azabına sarınıp sarmalanmış bir sorum oldu. (Bana ordan bi vicdan azabı arası soru lütfen. Vicdan azabı az sorusu bol olsun. Kırmızı biber dökmeyin pek yakıcı oluyor.) Ben nankör bir arkadaş mıyım? Genel olarak bakınca hayır. En azından ben öyle olduğumu sanmıyorum. Ama şu an için, nankörler sıralamasında ilk 10'a girmem kaçınılmaz. "Bayanlar ve baylaaaaaar bu yılın nankör ödülü adaylarını açıklıyoruuuum. Arkadaşının büyük bir iyi niyetle, hayatına ışık getirme çabalarını zaman zaman iç ses alaylarıyla, zaman zaman asık suratla, zaman zaman da oflayıp puflayarak görmezden geleeeeen..." İlk 3 diyelim. Oradaki yerim kesin. Tanrım Tanrım ve yine Tanrım...

"Hımmm..."
"Hımmm'layıp durma da sana söylediklerimi düşün."
"Düşünüyorum işte"
"O zaman neden sürekli hımmm diyorsun"
"Hımmm'layınca daha iyi düşünüyorum da ondan"
"Hımm..."
"Bak sen de hımmm'ladın."
"Ben anladım anlamında hımmm'ladım"
"Hımmm..."
"Şu hımmm'lamak konusunu bir tarafa bırak ve hayatında değişiklik yap. Söz ver şimdi bana." "Ne sözü?"
"Hayatında değişiklik yapacaksın?"
"İyi de neden?"
"Canın sıkılıyor diye."
"İyi de canım sıkılıyor demedim ki ben."
"Demedin ama ben anladım."
"Sahi mi kişisel gelişim uzmanı?"
"Dalga geçmeyi bırak da söz ver."
"Of peki peki..."
"Yarın gelip soracağım ama..."
"Tamaaaaaaam"
Hayatımda değişiklik yapacakmışım. Ne yapayım yani? İşimden kovdursam kendimi? Fena fikir değil. Ama para kazanmak lazım. Kötü fikir. Saçımı sarı yapsam? Olmaz iğrenç olurum. Başka bir kente mi kaçsam? Kaçamam eşya toplamaya halim yok. Eşya toplamadan kaçsam? Boşver üşendim şimdi. Buldum buldum buldum. Yarın bana gelip sorduğunda "Eveeeet ne değişiklik yaptın bakalım?" dediğinde cevap vermeyeyim. O nasılsa başımın etini yemeye başlar ben de şöyle derim: "Değişiklik yaptım ve seni hayatımdan çıkardım." Böylece ben de bu saçma sapan değişiklik yapma işinden kurtulmuş olurum. Hımmm... hayır bu da kötü bir fikir...
BİR SONRAKİ GÜN...
"Evet"
"Evet ne?"
"Değişiklik yaptın mı?"
"Hı hı"
"Anlat"
"Tamam doktor. Tırnaklarıma kırmızı oje sürdüm. Nasıl ama?"
"Evet bunu görüyorum. Dalga geçmeyi bırak da gerçekten ne yaptın?"
"E söylüyorum ve görüyorsun ya; kırmızı oje."
"Sen buna değişiklik mi diyorsun?"
"Hayır ben buna devrim diyorum. Ben kırmızı ojeden nefret ederim."
"Sana söylediğim bu değildi."
"Neden? Bu da pek güzel bir değişiklik oldu. Ellerime bakınca Banu Alkan'ın elleri bana nakledilmiş gibi hissediyorum. Hatta sabah kendimi Banu gibi saçlarımı savururken yakaladım. Bir ara da sabah haberlerini okurken yüzümde onun verdiğin aşırı duygusal tepkilerden biri vardı. Allah muhafaza ya biri görseydi."
"Geç dalganı sen geç. Bir gün sana söylemek istediklerimi anlayacaksın"
"Ne kızıyorsun ya. Değişiklik yap dedin yaptım."
"Benim söylemek istediğim bu değildi diye bir kez daha tekrar edeyim mi yoksa senin o sevimli balık hafızan bunu anımsıyor mu?"
"Evet seni anlıyorum ama sen beni anlamıyorsun."
"Sahi mi?"
"Bana şu kişisel gelişim cümleleri ile konuşma lütfen. Bana neyim olduğunu sor cevap vereyim ve ona göre seç cümlelerini. Ama mümkünse benim anlattıklarımın sana hissettirdiği şeylerin yansıması olsun cümlelerin. Düne dönersek, suratım asıktı çünkü aklıma takılan bir sorun vardı ve çözümleyemiyordum. "Ah Tanrım hayat ne sıkıcı" surat asıklığı değildi o gördüğün. Hem hayat hiç de sıkıcı değil. Hayat garip, tuhaf, süprizli bir şey. Neden canım sıkılsın ki?"
"Hımmm..." "
Bu anladım anlamında bir "hımmm"mıydı yoksa "sana inanmıyorum" anlamında mı?"
"Anladım anlamındaydı"
"Hımmm..."
"Peki bu ne içindi?"
"Teşekkürler anlamında..."
"Hımmm...."
Resim: Ritva Voutila

16 yorum:

  1. İnsanların birbirini değiştirmesi neredeyse imkansızken ısrarcı olunması sıkıcı olabiliyor bazen. AMa bunu yapmaya yeltenenler kötü niyetli olmadıkları için kızamıyor da insan.

    Değişmek zor ama insan hayatındaki bazı şeyleri değiştirebilir. Bu konularda çok tavsiyelerde bulunur insanlar ama gerçekten yapanı var mı acaba merak ediyorum.

    Mesela her sene bu sene hayatımda neyi değiştirmek istiyorsan ya da yıllardır yapmak isteyip de ertelediğin ne varsa onları liste haline getirip odanın kapısına as her sabah eğer yapmadıysan otur vicdan azabı çek belki sonunda yaparsın ekolüne dahil olmaya çalışıyorum. Listemin tek maddesinden sonrasını yazamıyorum ve yapamıyorum. Uygulama aşamasına koysam bu yöntemin başarılı olup olmadığın söyleyebileceğim sanırım ama, sadece laftan ibaret koskocaman bir tembelim işte. :))

    YanıtlaSil
  2. Bence insanın kendinde istediği değişim zamana yayılarak oluyor ancak. Elbette hepimizin hayatında olmasını istemediğimiz şeyler var, törpülenmesi gerekli yanlarımız var. Mesela öfke. İnsan zaman içinde olaylarla öfkesini yenmeyi ya da o öfkeyi olumlu birşeylere dönüştürmeyi öğreniyor. Pat diye olmuyor hiç birşey. Zaman içinde oluşturduğumuz kişiliğimiz zaman içinde başka birşeye dönüşebiliyor ancak.Ben de senin gibi tembelim Vladimir ama biliyorum ki kendimde istemediğim ya da hayatımda istemediğim bazı şeyler zaman içerisinde tıpkı bir kayanın rüzgarda aşınması gibi eriyip yok olacak :)

    YanıtlaSil
  3. Hmmmm...

    Ne desem yalan olur arkadaşın o kadar şey demiş zaten, birde ben mi kafanı ütüleyeyim.

    Yapma değişiklik salla gitsin :)

    YanıtlaSil
  4. Hımmm yaaa :) Yok değişiklik değildi derdim, başkaydı. Ama aklın bir konuya takılmışken, başkaları tarafından "canı sıkılan bir insan" olarak tanımlanmak iç sıkıcı.

    YanıtlaSil
  5. " ...tıpkı bir kayanın rüzgarda aşınması gibi eriyip yok olacak " bende hep böyle düşünürüm ama asla böyle dile getiremedim =) canım sıkkınken beni yanlış anlamalarından ve bu yanlış anlamayla yanlış yollar göstermelerinden nefret ediyorum. bi kaç kişi banada hep değişikliğe ihtiyacım oldugunu vurgular. ama bilmezlerki alakası bile yok=) kişisel gelişimcilerden nefret ediyorum nefret

    YanıtlaSil
  6. Kimse kimseyi değiştirir bence. Hımm güzel oldu. Bu arada müthiş olmuş blogkedisi :) Photoshopla bir ara kafayı bozduğunu anımsıyorum. Senin ellerinden mi çıktı?

    YanıtlaSil
  7. KALDIRIMÇOCUKLARI: İnsan öyle karmaşık ki ona çok dikkatli bakmak gerek. Genellemelerle yaklaşmamak gerek. Eğer birine yardımcı olmak istiyorsa biri, onun için birşeyler yapmak istiyorsa onun genele dahil de değil de ayrı bir birey olarak kendi içindeki sorunlarını küçük ayrıntılardan çıkarabilmeli. Bu insana verilen değerdir değil mi? Ben de genellemelerden nefret ediyorum :)

    BETTY PUF PUF:Betty gerçekten söylemek istediğini anlayamadım. Ben Photoshop'tan hiç anlamam ki, hiç uğraşmadım da. Neyi Photoshopla yaptığımı düşündün? Sanırım küçük bir karışıklık var :)

    YanıtlaSil
  8. Banada birileri sürekli "hayatın için, kendin için birşeyler yap, şöyle yap,onu yapma,bunu yap" gibi tavsiyelerde bulunuyorlar bende evet hayatım ve kendim için birşey yapıyorum, tavsiye böceklerini kendimden uzak tutuyorum gereğinden fazla amerikan filmi izlemişler.

    YanıtlaSil
  9. Hep tavsiyelerde bulunur ama kendi hayatlarına asla uygulamazlar, ilginçtir :)Buna "dediğimi yap ama yaptığımı yapma" felsefesi diyoruz :)

    YanıtlaSil
  10. Cok monolog oluyor bu tur tavsiye seanslari. Muhatabini dinleyip anlamaya degil de kendi bildigini empoze etmeye odakli. Genelde annelere ve anne kilikli arkadaslara ozgu bir yaklasim gibi geliyor bana:) Sahsima yapilmasindan hic hoslanmasam da, bazen kendimi bu sevimsiz isi yaparken sucustu yakaliyorum. O zaman da, "seni gidi cifte kavrulmus standartar dunyasinin iki yuzlu sakini seni" diye kendi kendimi azarliyorum:)

    YanıtlaSil
  11. Vallahi ben de bazen yakalıyorum kendimi ve farkına varır varmaz hemen "kapa çeneni" diyorum kendi kendime :)Tavsiyelerden hoşlanmasak da içimizdeki koruma kollama duygusunu bastıramayıp başkalarına tavsiye vermekten geri duramıyoruz galiba :)

    YanıtlaSil
  12. Yazıdaki ilk "Hımmmm"ı okuduğumda bu yazı kesinlikle bu kelimeyle sonlanacak dedim öyle oldu. =)
    Öyle olmasa bile ben öyle sonlandıracaktım... =)

    Hımmmmm..

    YanıtlaSil
  13. Ben bir bunağım evet, karar verdim. çok özür :(

    YanıtlaSil
  14. Rica ederim Betty :) Olur bazen...

    YanıtlaSil
  15. "Değişiklik yaptım ve seni hayatımdan çıkardım."

    zuhaha, bu laf tüm jürilerden 10'şar puan aldı.. ben olsam kesinnn öyle derdim(tabi aklıma gelmiş olsaydı)

    ama bi yerde kesin kullanıcam, hele biri bana değişiklik yap demeye görsün..!!

    YanıtlaSil