29 Ağustos 2008

CUMA MEKTUPLARI

Hep bakarım ya bugün daha da çok baktım insanların yüzlerine. Neden? İşte bunu bilemiyorum. Ama bugün farkında olmadan insanların yüzlerinin içine içine bakarken yakaladım kendimi. Dalgındım. Konuşuyorlardı ben onların yüzlerini soyuyordum. Doğru değildir belki de bunca saklamaya çalıştıklarının ardını görmeye çalışmak. Bu tıpkı perdeleri kapalı birinin evinin içine bakmaya çalışmak gibi öyle değil mi? Sence utanmalı mıyım kendimden? Belki. Ama inan bana kötü bir niyetim yoktu Sevgili Dostum. Gerçekten. Sadece merak ettim. Sadece...

O kadın mesela. Hani beni şaşırtan o cümleyi söyleyen. Şöyle diyordu: "Bugün ne kendim için ne işim için ne de Tanrı için birşey yaptım." Evet tam olarak söylediği buydu. Sarı bir bankta oturuyorduk. Sigara içiyor, havdan sudan konuşuyorduk. Sonra birden o cümleyi söyledi. "Bugün ne kendim için, ne işim için ne de Tanrı için birşey yaptım." Neden? Onun mesela. Öyle çok baktım ki yüzüne... O kendi cümlesinin bağırsaklarını deşerken kafasında, ben onun altı morarmış gözlerini, uçları aşağı sarkmış dudaklarını ve kederli kaşlarını inceliyordum. Sanki baka baka o cümlenin içini dışını dahası söylenme nedenini görebilecekmişim gibi. Ne aptallıktı yaptığım. Baka baka insan denen düğüm çözülür müydü ki?O düğümün bir ucu varsa bile ve ucu tutunca kendiliğinden çözülecekse bile bunun yolu bakmak olabilir miydi? Bakmadım daha çok ,bunları düşününce. "Yapma" dedim "soymaya çalışma onların yüzlerinin derisini." Görünür olsun istese kapar mı perdelerini insan? Kapamaz.

Bir de o adam vardı. Eli çenesinde oturan, bıraksan tüm ömrünü böyle bitirip tüketecekmiş gibi görünen adam. Belli ki canı sıkılıyor. Yok üzüntüden değil onun sıkıntısı, yapacak bir iş bulamamaktan. Gelişigüzel birşeyler geveledim. Poğaçalarla ilgili birşeyler. Hani sabahtan kalmış olan ve "atılmasına üzülürüm" dediğim poğaçalar. "Kuşlar var dışarıda" dedi. Doğru ya kuşlar... Üşüşüverirlerdi pencere önüne koysam. Sonra elini çenesinden çekti o adam. Anlatmaya başladı. Köyde yaşıyormuş. "Afedersin bizim hayvanlar var. Onlar sayesinde hiç bir yiyecek çöpe gitmiyor." dedi. Neyi affedecektim ki? Hayvan demesini mi? Öyle deyince daha çok baktım yüzüne. Ne tuhaftı insanlar ağıza alınmayacak küfürleri ediyorlardı da "hayvan" deyince utanıp "affedersin" diyorlardı. Sorsa mıydım sence ona? Sorsam ne olurdu ki? Yüzüme bakardı ben de ona bakardım. Sonra o benim yüzümün derisini soymaya çalışırdı ben onun. Usanırdık. Uğraşmaya değer miydi ki birbirimizle? Yok.

"Artık yapma" dedim. Oysa biliyordum yine farkında olmadan yapacaktım da yine de dedim "yapma" diye. Yine soyacaktım yüzlerinin derilerini, altında ne var görmeye çalışacaktım. Sonra kızacaktım kendime. "Dur" diyecektim. Ama durmayacaktım. Hep merak edecektim neyi neden söylüyorlar, neyi neden yapıyorlar. Ama yine de "dur" dedim "artık yapma. Rahat bırak gizlensinler kendi bildiklerince. Dur. En azından bugünlük..."

Resim: Kathe Kollwitz

20 yorum:

  1. :) İnan bana kötü bir niyetim yoktu. Sadece neyi, neden söylüyorlar merak ettim...

    YanıtlaSil
  2. Tanimadigim insanlarin yuzune dogrudan ve uzun uzun bakamam ben. Ama onlari uzaktan ve hic farkedilmeden gozlemlemeyi, hikayelerini hayal etmeyi, neyi nicin yapiyor olduklarini cozumlemeyi ben de severim. Halbu ki, neme lazim olacaksa onca hikaye?! Huyumuz kurusun bizim kedicim, huyumuz:))

    YanıtlaSil
  3. Ben de bakmam öyle ama hep merak ederim onların hikayeleri nedir. Hikayeleri toplamak diyelim biz buna :) Herkes başka herkes farklı ve herkes kendi içinde bir dünya... Bunu merak etmek mi doğal yoksa hiç merak etmeden kendi dünyanda yaşayıp gitmek mi? Ben de buna takıldım işte Kremalının annesi :)

    YanıtlaSil
  4. etrafımdaki insanları analiz etmeye bayılırım bende, özellikle yalnız dolaşmaya çıktığımda fln, kafa dağıtmak için iyi oluyo... ama insanların yüzüne bakınca bile yanlış anlaşıldığın bi dönemdeyiz, ne yapsak bi kulp takılıyo :)

    YanıtlaSil
  5. İnsan inandıkları ve üzerine gitmeye korktuğu utançlarından sınırlar kendini. Gizli bir is gibi ellerini üzerlerine sürmeye korkarlar. Bu yüzden bugünlerde bildikleri ile şişinenlerin bu kadar popülerleşemeye doğru bağımlı hale gelmelerine sebep yine biz pohpohlayıcı insanlarız.

    Dostlukla...

    YanıtlaSil
  6. Yüz soğan gibi. Soydukça başka bir yüz beliriyor.

    YanıtlaSil
  7. Soymak gerekiyor mu ki, her şey açık değil mi? Bakınca görülmüyor mu?

    YanıtlaSil
  8. kelime dedigin ortu.ardina gizli cehreler,o gercek cehreler...
    oyle bir makyaj var ki yuzlerimizde.o olmadan nasiliz, cok mu ciplagiz,neyi ne icin orteriz,niye soyleriz,ne demek isteriz...merak konusu bunlar,insanlari seviyorsak...

    insanlari seven bi cehre var bu blogda,makyaj hafif,ortu transparan..sevdim.

    YanıtlaSil
  9. SERZENİŞ MERAKLISI: sanırım hepimizin asıl meraklı olduğu şey hikayeler... Ve bizler yüzlere bakınca hikayeler okuyoruz.

    LİBERTERKEDİ: Kedicim yazını okudum. Popülerleşme ile ilgili olanı. Fena halde kızmışsın birşeye gibi geldi. Öyle mi?

    BOŞ ARSA: Bu ne güzel bir tanımlama böyle. Çok doğru. Gerçekten soydukça altından başka yüzler çıkıyor. Bu arada avatarındaki kediye bayıldım :) Harika.

    KABAKMELTEMİ: Gerekiyor mu? Aslında gerekmiyor belki. Sadece merak benimkisi :) Ama bakınca görülüyor mu, işte ondan pek emin değilim.

    ÇİZGİLİDEFTER: O makyajı nasıl ve ne zaman yapıyoruz bilemiyorum ama birlikte yaşamak için bu gerekli galiba. Aklımızın içinde olup biteni topluma sunulur kıvama getirmeden masaya getiremiyoruz. Bu bir zorunluluk belki de...

    Çok teşekkür ederim :)

    YanıtlaSil
  10. Ben çok severim insanın özünü seyretmeyi. Kimisi çok net görülürken, kimisine çözücü kullanıyorum.. =)

    YanıtlaSil
  11. Çok fena kızmadım. Ama çok üzüldüğümü söyleyebilirim. Popülerlik çağımızın aids'i fikrimce.

    YanıtlaSil
  12. BUZCEVHERİ: :)

    LİBERTERKEDİ: Bu konuda kesinlikle aynı fikirdeyim; Popoülerlik çağımızın aids'i. Ama bu biraz da ne ile popüler olduğuna bağlı değil mi? Mesela popüler bir ressam? Kötü müdür? Ya da bir yazar? İşin ucunda emek varsa ve o emeği veren popülerse bunu kötü olarak niteleyebilir miyiz? Senin üzüldüğün popülerliğe bu saydıklarım dahil mi mesela?

    YanıtlaSil
  13. Tabiki değil ayın yeryüzü şubesi :)

    Benim dediğim günümüzde belirli kaygıları olan kişilere yönelik. Nietzsche, kafka, oğuz atay, abidin dino, escher ve nicesi bir iş yaparken iç dünyalarının tasvirlemişlerdir. Bunlar tanınan yüzler bide tanınmayanlar var. Taksimde sıkça sokaklarda olanlar, kadıköyde kenarlara sıkışanlar ... gibi.

    Bahsettiğim popülerlik kaygısı bir iş yapılırken beğenilme güdüsü ile hareket edildiğinde başarısızlığa uğranılacağıdır en sade anlamıyla.

    Bu sefer anlatabilmişimdir umarım.

    YanıtlaSil
  14. Kedicik sen bana "ancak iki kerede anlıyosun sen mi?" demek istiyorsun :))) Şaka yapıyorum, alınmadım :)

    Evet bu konuda haklısın ama şu var popüler olma kaygısıyla yapılan işlerin kalıcı olduğunu gördün mü hiç? Gel-geçtirler her zaman. Ve bu tür bir gelgeç'liğe eğilimi olan da kendini kandırır. Değil mi? Bu her zaman olacak, insanların popülerliğe eğilimi yani. Çünkü, ego var :)

    YanıtlaSil
  15. Off Kedicik kedicik olalı tutuğum bir fareyi paylaşabildim gönül rahatlığıyla. İşte sorunun temelide bu zaten "Ego boşlukları". Yazı için teşekkürlerimle. Kalemin daim olsun (:

    YanıtlaSil
  16. Her ikisi de dogal ve gerekli bence. Herkesin birbirini merakli gozlerle suzdugu bir dunya ne kadar kaotik olurdu? Ya da hickimsenin birbirini merak etmedigi bir dunya ne kadar dayanilmaz? Ama bence en ideali, rotasyonla yapmak bu isi:) Yani, bir gun bakan goz olacaksin, bir baska gun ise bakilan yuz. Iste o zaman empati denilen sey senin benim tekelimden kurtulur, toplumun mali olur.

    YanıtlaSil
  17. LİBERTEKEDİ: Asıl ben teşekkür ederim kedicim :) Senin de kalemin daim olsun.

    KREMALININ ANNESİ: Aslında bizi birbirimize bağlayan birbirimizi yargılamadan ve suçlamadan merak etmek galiba. İşte bu yüzden rahatsız etmeden birbirimize bakmak önemli. Sadece birbirimizi anlayabilmek için...

    YanıtlaSil
  18. eskiden çok soyardım insanları yüzlerine bakarken. artık soymadan da görüyorum ve bakmaktan yorulduğum için görmezden geliyorum. çünkü farkettim ki soymak yoruyor insanı. anlıyor ve o halde bırakıyorum.
    ego canavarlarını birisi durdursuunn. fakat o durduran da egosuna yenik düşeceğinden bunun sonu yok galiba.

    YanıtlaSil
  19. Çok haklısın insan bir süre sonra insanların yüzlerini soymaktan yoruluyor. Çünkü onların nedenlerini anladıkça ruh daha da yıpranıyor.

    YanıtlaSil