18 Ağustos 2008

İÇİMİZİN KIYILARINDA

-Laaaaaaayn
-Hoooooooop
-Olüüüüm su çok güzel laaayn gel gel. Durma öyle orda kazma gibi.
-Soğuk olum gelmem

Biri denizin içinde biri kıyıda durmuş iki adam birbirlerine böyle bağırıyorlar. Denizin içindeki ,bir su balerini edasıyla el, kol ,bacak ve ayaklarını kullanarak kendi çapında estetik hareketler yapıyor ve kıyıda duran suyun soğukluğu bahanesinin ardına gizlenmiş arkadaşını suyun ne kadar güzel olduğuna ikna etmeye çalışıyor. Arkadaşı ise bir eli oldukça haşmetli göbeğinin üzerinde filitresinin gırtlağına kadar soktuğu sigarayı sinirli sinirli içiyor. Sanırım bunca efeliğine rağmen sudan korkuyor olmasını bir türlü kabullenemiyor. Kıyıda durmuş etraftaki insanları tek tek kolaçan ediyor. Tam arkasında kumların üzerinde oturuyorum. Elimdeki dergi umurumda değil artık çünkü derginin yapraklarındakinden çok daha renkli şeyler oluyor etrafımda. Adamla göz göze geliyoruz. Denize bakıyormuş gibi yapıyorum. Ama o anlıyor ona baktığımı. Neden baktığımı anlamaya çalışıyor. Yanlış anlamasın diye elimdeki dergiye gömülüyorum. Bir kaç dakika sonra kafamı kaldırdığımda adamın suya girdiğini görüyorum. Beline kadar suda iki kolu havada o cüsseye yakışmayacak bir narinlikte ilerlemeye çalışıyor. Bu arada diğeri bağırıyor: Korkma len korkma boğulursan ben seni kurtarırım. Yüzebiliyom." Diğeri başını iki yana sallıyor eliyle "hadi ordan" dermiş gibi bir hareket yapıyor. Dergiye yeniden dönüyorum. Birazdan bu iki adamın suda iki çocuk gibi şen şakrak oynadıklarını görüyorum. İçim sızlıyor. Neden? Kayıp çocukluğun bu iki kocaman gövdede yeniden uyanışına mı? Bilemiyorum.

********
Ayak bileklerine kadar naylonlu bir kumaştan yapılmış eşofmanvari bir giysi giymiş kadın. Üzerinde düğmeli aynı kumaştan bir gömlek var. Örtüsü de aynı renk. Lila. Salınarak gelip kıyıya havlusunu bırakıyor. Pek garipsemiyorum çünkü biliyorum ki deniz kıyısında çok fazla renk çok fazla düşünme biçimi ve çok fazla farklı ruh var. Burası da hayatın bir bölümü değil mi? Biz insanlar ne zaman nerede bir araya gelsek böyle bir renk cümbüşü yaratmıyor muyuz? Kadının halinde "haklıyım ve kimse beni düşünme biçimimden dolayı yargılayamaz" ifadesi var. Oysa şu an burada onu hiç kimse yargılıyormuş gibi gözükmüyor. Herkes kendi halinde kumun, güneşin ve denizin tadını çıkarıyor. Kadın çenesi yukarıda, öylece duruyor kıyıda. Denize bakıyor. Ama asıl baktığı kendisine bakan insanlar olup olmadığı. Onu rahatsız etmemek için çok dikkatli bakmıyorum. Birazdan elindeki havluyu bırakıp suya giriyor. Biraz yüzüyor, biraz suyun içinde öylece duruyor. Sonra sıkılıp çıkıyor. Üzerindeki giysi tüm vücuduna yapışmış. Şaşkınlıkla bakıyorum. Çünkü, saklamak için bunca özen gösterdiği vücudu tüm hatlarıyla ortada. Anlamaya çalışıyorum. Ama bir türlü anlayamıyorum. "Saklamaya çalıştıklarının gerçekten saklamaya çalışsan yine de böylesi ortaya çıkar mı?" diye düşünmekten alamıyorum. Sahi çıkar mı?

*******
Sol tarafımda kucağında küçücük bir bebekle oturmuş bir kadın var. Bir bebeğe bir denize bakıyor. Sanki özgürlüğünü elinden almış bu ufacık yaratığın sevgisiyle kendi özgürlüğü arasında çelişkide kalmış gibi. Aklından şöyle cümleler geçtiğini okur gibi oluyorum: "Ah bebek sen olmasan ben de şimdi diğer insanlar gibi denizin, yazın ve şu güzel havanın tadını çıkarıyordum." ve hemen ardından şöyle diyor sanki: "Ama olsun senin sevgini hiç birşeye değişmem" Bir hayatı büyütmek için insanın kendi hayatından vazgeçmesi gerekiyor. Böyle bakınca anne olmanın ne kadar büyük bir fedakarlık olduğunu anlıyor insan. Çünkü, tüm hayat minicik bir bebeğin etrafında dönüyor. Bu gönüllü kölelik dünyanın en büyük fedakarlığı değilse nedir ki? "Yapabilir miydim?" diye soruyorum kendime ve hemen annemin sesi çınlıyor kulaklarımda: "İnsan anne olunca bebeği için kendisini bile şaşırtan şeyler yapar."

******
İki aile geliyor birazdan. İki adam, iki kadın ve üç çocuk. Çocuklar ellerinde ne varsa hepsini kıyıya atıp suya dalıyorlar. Birazdan neşeli bir cıvıltı ortalığı kaplıyor. Kadınlardan biri çingene pembesi bir bikini giymiş diğerinde ise siyah bir mayo var. Pembe bikinili olan yeşil bir farla gözkapaklarını boyamış dudaklarında bikinisinin renginde bir ruj var. Ağzım açık bakakalıyorum. Birazdan suya girdiğinde o makyajın neye dönüşeceğini düşünüp düşünmediğini merak ediyorum. Ama düşünmüş olmalı ki suya girip boynuna kadar olan bölümü ıslatıyor. Sonra kıyıya çıkıp güneşleniyor. Anlaşılan o ki bronz ten delisi olanlardan. O çocuklar onun mu merak ediyorum. Siyah mayolu kadının suda çocuklarla oynamasına bakılırsa çocuklar siyah mayolunun. Pembe bikinili önce bir ayna çıkarıyor çantasından eliyle kaşlarını düzeltiyor. Sonra aynayı koyup başka bir şey alıyor çantadan. Çok satan kitaplardan biri olduğunu tahmin ediyorum. Tuhaf biçimlere girerek kitabın adını görmeye çalışıyorum. (Bunu hep yapıyorum. Birinin elinde bir kitap varsa o kitabın adını öğrenene kadar meraktan deli oluyorum. İnsanların okudukları kitapları neden bu kadar merak ettiğim konusu ise benim için bile bir muamma.) Sonunda kitabın adını görüyor ve şaşırıyorum. Beni fena halde yanıltıyor kadın. Anna Karenina'yı okuyor. Öylece bakıp kalıyorum.

******
Denize dönüyor yüzüm. İnsanlar birden ortadan yitip gidiyor. Görmez oluyorum. Sadece deniz kalıyor geriye. Deniz ve ben. Üzerinde ışık damlaları dans ediyor. Bakıyor bakıyor bakıyorum...Suyun içinde olduğum zamandan daha çok denizle oluyorum. Çok tuhaf. İnsan birşeye uzun uzun baktığı zaman ona dönüşüyor sanki. Ona öyle çok bakıyorum ki bir süre sonra ayaklarım altında uzanan denize değil kendi içimin denizine baktığımı farkediyorum. Kendi kendime soruyorum: "İçimizin kıyılarında nasıl insanlar dolaşıyor?"

Resim: Picasso


22 yorum:

  1. Waavv güzel bir yazı olmuş. Özellikle 1. , 2. ve son paragrafı eğlenerek okudum. Bu arada hep böyle bulunduğun ortamı gözlermisin. Ben pek yapamıyorumda..

    YanıtlaSil
  2. :)
    birinin elindeki kitabın adını öğrenmek için taklalar atan tek kişi olmadığımı bilmek beni rahatlattı:)
    yazılarınızı çok keyifle okuyorum..

    YanıtlaSil
  3. AAHMETCELEBİİ: Ben insanlardan gözlerimi alamıyorum galiba :) Bana dünyadaki en ilginç şey onlar gibi geliyorlar. Ondan hep onlara bakıyor olmam :)

    TABİAT ANA: Beni de :)

    Çok çok teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
  4. bir kısım blogger tatil mi yapıyor ne. gözümüz yok tabi acıyın sadece bize :P

    ve burası hala sıcak. çok sıcak.
    istanbuldan gitmek lazım, artvin görmek lazım.

    ikitelli.
    37 C

    YanıtlaSil
  5. "İçimizin kıyılarında nasıl insanlar dolaşıyor?"

    Çok güzel bir soru olmuş.. Bunu düşüneceğim. Temizlik yaparken çok iyi düşünüyorum ben.. Bedenim çalıştığı için midir nedir.. kararlarım bu anlarda çıkıyor nedense ortaya.. kafamda zaten olanlar yanii.. zıplayıp çıkıyorlar olgunlaşmışlarsa eğer temizlik sırasında..

    YanıtlaSil
  6. REHAV@: Sadece iki güncük tatil yaptı bu zavallı kedi :) Ama olsun gözlerimin içine bana bir yıl yetecek deniz doldurdum. Şimdi, ne zaman canım sıkılsa, gözlerimi kapadığımda göreceğim masmavi bir hayal var.

    Sıcak mı dedin? Sanırım ben yavaş yavaş erimeye başladım :))

    KARÖSHİ: Ben de bulaşık yıkarken iyi düşünürüm. Mesela çoğu yazımın omurgası bardak tabak yıkarken çıkmıştır.

    Seni boşuna kız kardeşim gibi hissetmiyorum baksana düşünme biçimimiz bile benziyor :)

    YanıtlaSil
  7. :) Ben hala temizlik yapıyorum. Şimdi mola verdim.. Ama sanırım üşüttüm ve hasta oluyorum.. Temizlik bitince yemek yapacağım kendime.. Sonra da ada çayı ve daha beni iyi edecek ne varsa içeceğim. Vitamin alıyordum zaten ama terlemek bana hiçbir zaman iyi gelmiyor. Anında bu hale düşüyorum. Senin yazdıklarını çok seviyorum ben:) Kız kardeşin gibi hissetmen de beni çok mutlu ediyor inan ki. Biraz yaramaz bir kızkardeşin var gerçi ama.. Olsun geçer büyüyünce:)

    YanıtlaSil
  8. Seni yaramaz kızkardeş :) Kocaman kız oldun hala terleyip üşütüyorsun hem de bunu temizlik yaparken yapıyorsun :)

    Şaka bir yana Karöshim dikkat et kendine. Bitki çayı yorgunluğunu alır. Bir de güzel uyku...

    Ben de senin yazdıklarını seviyorum. Yakınlık hissediyorum kelimelerine...

    YanıtlaSil
  9. 1. paragraf: ekşi sözlükte entry si var bu denizdeki vatandaşın arkadaşına hadi gel demesi
    2. prgrf: niye zahmet çekiyo o kadar, evdeki duşun suyu mu çıktı.. ben anlamıyorum...
    3. prgrf: hayırlı bir evlat olmasını diliyorum :)
    4. prgrf: makyajda yaparım, karanina da okurum, denize de girerim, boyalarımı akıtmadan da çıkarım... çünkü ben güzelim
    5. prgrf: kendine mukayit ol, öle dalma uzun uzun :)

    YanıtlaSil
  10. 1. Ekşi sözlükten araklamadım. Kendi gözlerimle gördüm :)

    2-Vallahi bilemedim sebebi

    3-Ben de :)

    4-Kesinlikle.

    5-Bazen olur öyle. Uzun uzun dalarsın. Hep yüzeyden gitmeyelim azıcık derine de bakalım :)

    YanıtlaSil
  11. Gozlemlerinizdeki derinlige ve bunlari yaziya dokmedeki becerinize hayran kaldim. Sadece hayran kalsam iyi, biraz da mahsur kaldim, cikamiyorum bu blogdan. Neyse, benim oglan uyanip da beni bu esaretten kurtarincaya kadar, gidip arsivden birkac yazi daha okuyayim:)

    YanıtlaSil
  12. Çok çok teşekkür ederim sözleriniz beni çok mutlu etti :) Gecenin bir vakti yüzümde kocaman bir gülümseme ile okudum yorumunuzu. Tekrar çok teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
  13. Denizi çok severim. Özellikle, ekim ayında deniz kenarında artık tek tük insanlar kaldığı, dalgaların seslerinin biraz metalik tonlarda işitildiği, suyun serinleyip, renklerin koyulaştığı, ufka baktığımda daha uzakları görebildiğim anları çok severim.

    YanıtlaSil
  14. Ben de çok severim. Her mevsim başka güzel. Yaz güneşi altında başka, yağmur altında başka, sonbahar sarılığında başka. Ama ben de senin gibi insan kalabalığından uzak sakin halini seviyorum onun galiba...

    YanıtlaSil
  15. anna karenina okuyan kadın beni de fena halde şaşırttı. yüreğinin götürdüğü yere git, ferrarisini satan bilge tarzında bir kitap bekliyordum, yada NLP'ler... güzel ve çok çok bakımlı kadınların en azından sarışın olmalarını umarak teselli bulmaya çalışırken böylelerine rastlamak ... düşündüm de, ya borges felan okuyor olsaydı mazallah : )

    YanıtlaSil
  16. Güzel yazılardı tebrik ederim. Düşündürücü ve zevkli.

    YanıtlaSil
  17. MQ: Ben de o tür bir kitap bekliyordum aslını istersen. Şaşırdım. İnsanların beni böyle şaşırtmalarını seviyorum :)

    ERKANCA: Çok teşekkür ederim, çok naziksiniz. Beğenmeniz beni mutlu etti.

    YanıtlaSil
  18. yazını okurken bir an deniz kenarındaki o anne benmiyim dedim , denize bakıp bende girsem , güneşlensem diye düşünmedim hiç :) düşündüğüm kucağımdaki yeni hayat denizin güneşin keyfini daha fazla nasıl çıkartır ? oldu...
    yazı çok güzeldi, keyifle okudum

    YanıtlaSil
  19. İnanın deniz kenarında oturan o kadına bakarken anneliğin ne kadar büyük bir fedakarlık olduğunu bir kez daha anladım. Hele sizin söylediklerinizden sonra daha da çok...

    YanıtlaSil
  20. hadi cnm ordan, hiç de anlamadın.. :PpP

    YanıtlaSil
  21. Sen yine kaşınıyor musun Arti :) yoksa bana mı öyle geldi :)

    YanıtlaSil
  22. kaşır kaşımaz tekrar kaşınan bir bünyeye sahip olduğumu hatırlatır, boşuna kaşıma derim..:)

    YanıtlaSil