26 Ağustos 2008

BİNBİR BLOG MASALLARI 1

Geceydi. Nehrin kenarında oturuyordu. Aya bakıyor ve dünyayı düşünüyordu. Dünyayı düşünüyor ve kendi varlığı üzerine kafa yoruyordu. Dikkatsiz diye bilinirdi kasabada. Öyle ki asıl adını ya bilmezlerdi ya da unutmuşlardı. Oysa o kendi adını özlerdi. Biri çıksın üzerinden bu dikkatsiz kelimesini çekip alsın ona kendi adıyla hitap etsin, desin ki; Rüzgar.

Ay parlaktı bu gece, nehir sakin ve gece yıldızlıydı. Karanlığın kendi karanlığının içine çekilmekten korkarak gökyüzüne baktı. Ve onu farketti. Ay yüzeyinden kendisine doğru yaklaşan bir gölge... Ve nasıl olduğunu bilmediği bir hızla birşey nehir üzerine yumuşacık çarptı. Gözlerini kısarak kendisine doğru yaklaşmakta olana baktı. Usulca yaklaştı o yaratık, usulca suyun üzerinde yürüyerek...

Öylece kalakaldı yerinde. Kıpırdamadan gözlerini kocaman ayırarak... Yaratık yaklaşarak şekle büründü ve bir kediye dönüştü. Nehrin kıyısına çıkıp daha da yaklaştı. Sakin ve kayıtsız görünüyordu. Mırıltıya benzer bir sesle: "Korkma" dedi "sana zarar verecek değilim. Ben sadece bir elçiyim." Rüzgar, toprağa kenetlenmiş parmaklarını yerinden sökemeden sanki taş kesilmiş gibi öylece bakakaldı. Kedi, o konuşmadan, aklında geçen soruların her birine sakince yanıt veriyordu. "Evet aydan atladım." "Hayır rüya görmüyorsun." "Hayır seni öldürmeyeceğim." "Evet yanlış duymuyorsun konuşabiliyorum."

Kedi ağaçlardan birinin altına oturdu ve Rüzgar'a zaman tanıdı. Onun çözülmesini toparlanmasını bekledi. Aslında ona hak vermiyor değildi. Hangi insan evladı olsa böyle donup kalırdı. Düşünülürse bu genç adam oldukça cesurdu. Pek çoğu böyle bir durumda tabana kuvvet kaçardı. O ise hala orada oturuyor kocaman açılmış gözlerle gökyüzüne aya ve nehre bakıyordu.

Kedi usulca yaklaştı. "Sana bir mesaj gönderildi." dedi. Rüzgar soran gözlerle baktı. Ne mesajıydı, kimdendi tüm bu sorular aklında yankılandı. Kedi gecenin içine yumuşacık yayılan bir mırıltıyla konuşmaya başladı: "Bir yolculuğa çıkacaksın. Bulup getirmen gereken birşey var. Buzun içinde bir cevher. Buz bildiğin buz değil. Ne elini dondurur ne de kızgın güneş altında erir. Sadece Durugörür'ün sihirli sözcüklerinden ortaya çıkar. Şimdilik bilmen gerekenler bunlar. Sana görevi kabul edip etmediğini sormayacağım. Çünkü, bu senin kaderin. Yolculuk boyunca yanında olacağım."

Rüzgar gözlerini kırpıştırdı. Kedinin sözcükleri önce hızla sonra usul usul aklının içinden geçti. Kaybedecek ya da kazanacak birşeyi yoktu. Olsa olsa şu nehrin kıyısında geceleri aya bakıp düşünmeyi özlerdi. Hepsi bu. Tek soru sormadan ayağa kalktı. Şimdi yolculuk vakti dedi kedi Rüzgar başını sallayarak tekrarladı: "Şimdi yolculuk vakti..."

****
Kedi ağır ağır yürüyordu. Rüzgar da peşinden. Aklındaki karmaşadan kurtulmaya çalışıyor dikkatini yüzüne çarpan rüzgara vermeye çalışıyordu. Sabah ayazında iki gölge olarak geçtiler Siminya ormanlarından. Siminya ormanları mavimsi ağaçlardan oluşuyordu. İçinde muzip kahkahalar çınlıyor içinden geçeni değiştiriyor dönüştürüyordu. Bu ormanlar hakkında pek çok efsane anlatılırdı ya Rüzgar tek birini bile anımsamıyordu. Garip bir cesaretle yürüyor kedinin kendinden emin adımlarını takip ediyordu. Kedi ormanın ortasında durdu. Başını çevirmeden yine o ince mırıltıyla konuşmaya başladı. "Bu ormanlar" dedi "ancak içinde cevherden bir parça taşıyanın geçmesine izin verir. Bu mırıltıların böyle şen kızlar gibi olduğuna bakıp yanılma, zorlu sınavları vardır." Rüzgar içinde garip bir heyecan duydu. Bilmiyordu o cevher neydi, kimde olduğu nasıl belli olurdu. Ama kedi kader demişti ve Rüzgar kadere inanırdı.

Yürümeye devam ettiler. Güneşin ilk ışıklarına dek usul adımlarla geçtiler ormanın içinden. Bacaklarındaki sızıdan söz etmedi Rüzgar ama kedinin aklını okuduğunu unutmuştu. Kedi ona bir kaya gösterdi. Sırtını dayayıp bacaklarını uzatmasını söyledi. Rüzgar başını memnuniyetle sallayarak oturdu ve sırtını dayadı kayaya. Kaya bir sandık gibi açıldı. İçindeki renkli kumların ortasından bir ışık göğe doğru yükseldi. Işık göz kamaştırıcı parlaklıktaydı. Rüzgar gözlerini kapadı. Açtığında ise karşısında gülümseyen güzel mi güzel bir peri duruyordu. Karöshi'ydi bu. Karanlık ormanların ışıklı perisi. Elini usulca uzatıp rüzgarın kalbine dokundu. Ve kediye dönüp başını salladı. Rüzgar hiç birşey anlamamış ama kalbinden ılık birşeyin akıp vücuduna yayıldığını duymuştu. Kedi eğilerek selamladı periyi. Ve kaya sanki az önce ikiye açılmamış gibi yeniden kapanıp eski haline döndü. Kedi: "Sana izin verdi." dedi gülümseyerek. Rüzgar "ne için?" dedi. Kedi yeniden gülümsedi: "Devrik Cümleler İmparatorunun huzuruna çıkacaksın."

Yolculuk yeniden başladı ve güneşin büyük gövdesi dağların ardından tamamen çıktığı an Siminya ormanlarından çıktılar. Ormanın bitimindeki ağaç Rüzgar'ın omuzuna küçük bir yaprak bıraktı. Rüzgar yaprağa baktı sonra da kediye. Kedi memnun gülümsedi: "Sana iyi yolculuklar diliyor. Orman seni sevdi."

****
Tam karşılarında büyük bir kale duruyordu. Devrik Cümleleri İmparatoru'nun dev kalesi. Kalenin ağır kapısına yaklaştılar. Kapının tam önünde bir portakal satıcısı duruyordu. Rüzgar buna bir anlam veremedi. O kapıda nöbetçiler olacağını düşünmüştü. Ama bu kalenin kapısında bir portakal satıcısı ve bir sürü portakal vardı. Onlar yaklaşınca satıcı gülümsedi. Bell ki kediyi daha önce de görmüşlüğü vardı. Kedi "Merhaba Cevval" dedi. Cevval konuşmadı gülümsemekle yetindi. Rüzgara portakalları işaret etti. Kedi "seçmelisin bir tanesi" dedi. Rüzgar şaşkınlıkla baktı ve birini seçip Cevval'e uzattı. Cevval bir çırpıda ortadan ikiye böldü portakalı. Ve sularını yere sıktı. Toprağın kuru yüzeyinde bir yazı belirdi."Geçebilir"

Kapı ağır ağır açıldı. Ama kalenin içini göremedi Rüzgar. Kalenin içi yerine uzun bir koridorda sürekli hareket eden bir adam vardı. Öyle hızlı hareket ediyordu ki bu adam Rüzgar onun neye benzediğini seçemiyordu. Kedi adamı işaret ederek "bu zihindir" dedi."Hücrelerde olmaktan kapatılmaktan hoşlanmaz. Bu yüzden sürekli hareket halindedir. Ona gözlerin yetişemez. Eğer zihnini sakinleştirmeyi başarabilirsen durur. Ve kapı açılır."

Rüzgar bunu nasıl yapacağını kestiremiyordu. Zihin öyle hızlı hareket ediyordu ki onu nasıl sabit tutacak kapının açılmasını nasıl sağlayacak en ufak bir fikri yoktu. Rüzgar bunları düşünürken kedi usulca mırıldandı: "Karöshi'nin kalbine akıttığı ılıklığı düşün. O anı yeniden yaşadığını. Bir perinin elini başında hisset." Rüzgar nasıl olduğunu bilmediği bir biçimde o ana geri döndü. O içine akan ılık huzur, sükunet gelip kalbindeki yerini buldu. Zihin durdu. Ve kapı ardına değin açıldı. Karşısında dev bir bahçe ve bahçenin içinde güneş altında parlayan bir saray duruyordu: Devrik Cümleler İmparatorunun sarayı...

DEVAM EDECEK...
RESİM: John Anster Fitzgeral

19 yorum:

  1. Zıplayan mırnaw; İlk yorumuma n'ooldu, hani sen daha yazarken seni yakaladığım yorum bu biirrr,

    Karöshi deli ağaç demek bu ikiii,

    Ama bu çok güzel olmuşş, fantastiikk
    Bu da sonnn...

    YanıtlaSil
  2. O ilk yazı taslaktı nasıl yayına girdi anlayamadım. Saçma sapan yarım yamalak haliyle girdi :( tnrzclk ve senin yorumlarınız gelince farkettim aten yayına girdiğini. Hemen yazıyı yok ettim ve sizin yorumlarınız da yok oldu :( ikinizden de çok özür dilerim.

    Karöshi peri oldu bu hikayede :)

    Ve çok teşekkür ederim, beğendiğine sevindim :)

    YanıtlaSil
  3. Vitamini kabuğunda olan yazılardan. Soyup yense bile lezzetinden kılcal damarlar patlıyor; bu da afyon etkisine neden oluyor. Kafa yapan güzide yazınızda yer aldığım için ne kadar mesudum. Teşekkür eder, saçlarınızdan öperim efendim.. ^^


    KAMING SUUUN

    BINBIR BLOG MASALLARI 2

    YanıtlaSil
  4. Aman efenim aman Cevherim bu ne şereftir şımardım bak şimdi :)

    YanıtlaSil
  5. eline, yüreğine sağlık. fark yaratmışsın yine.

    YanıtlaSil
  6. Aman Sayın İmparatorum teveccühünüz efendim :) Gerçi henüz sahneye çıkmadınız ama imparatorluğunuzun ismi zikredildi :)

    Çok teşekkür ederim :)

    YanıtlaSil
  7. Ama ben ağladım gene.. Üzülünce de sevinince de ağlıyoruz ya.. Ne tuhaf değil mi? Öfkelenince de ağlıyoruz hem.. Tabii ki salya s... ağlamadım.. Ama çok sevindim. Sevindiğim de benim bir peri olmam değildi.. Senin bunu yazmayı düşünmen ve yazmandı.. Çok iyi bir zamanda yazdın .. Kaç kez okudum ama sonra yani yarın başka türlü okuyacağım.. Anlatamıyorum ne hissettiğimi ben şimdi..

    YanıtlaSil
  8. Ağlama Pericik :) Bak sen kayaları delip ışık gibi çıktın, insanların kalbine dokunup cesaret ve sükunet verdin :)

    Sevmene sevindim Karöshim, kız kardeşim benim...

    YanıtlaSil
  9. Bibirblog masalları ha hemde devamı olan masallar, süper ya süper yazmakta üstüne yok kidi

    YanıtlaSil
  10. Kedi bugün nasıl şımardı bir bilsen :)

    YanıtlaSil
  11. Kedi nasıl şımaracağını çok iyi bilir:) Herkes gibi şımarmaz O. Aydan Atlar Kedi.. Ama sonra Kediye ne olmuş.. diye sormayacağız da sanma.. Tüm kahramanları "söyleten, yaşatan
    , eylemleme yönelten" KEDİMİZE'de de bir şey olmak zorunda sonunda.. Kaçmazzzz:)

    Evet sen kız kardeşimsin .. Anneme de sorucam.. Öyle misin diye.. Pazar günü..:)

    YanıtlaSil
  12. Çok güzel olmuş! Eee devamı ne zaman? :)

    YanıtlaSil
  13. KARÖSHİ: Sor bakalım annecik ne diyecek :) Benim için de öp onu, olmaz mı?

    KABAK MELTEMİ: En kısa zamanda :)Çok teşekkür ederim :)

    YanıtlaSil
  14. Ancak okuma fırsatı bulabildim Fulya. İnanılmaz bir anlatımın var. Tam bir masal olmuş dört dörtlük. Alkışlarım sana.Harikasın. Şimdi ikinci bölüme gidiyorum. Sevgilerimle:))

    YanıtlaSil
  15. saygıyla eğiliyorum bu büyünün önünde. vay be! yaratıcı ve etkileyici! reklam kokan övgülerimin samimiyetini bilmelisin kedi. çok sevince böyle övemiyorum.. =)

    YanıtlaSil
  16. Ama ben utandım sözlerinden... Çok çok mutlu oldum. Vallahi yanaklarım kızardı. Çok teşekkür ederim :)

    YanıtlaSil
  17. kuru iltifat yok. neyse o! =)

    YanıtlaSil