27 Ağustos 2008

BİNBİR BLOG MASALLARI 2

İşte oradaydı; Devrik Cümleler İmparatorunun sarayı. Geniş görkemli bir bahçe içinde binlerce Vişne ağacının ortasında büyük, beyaz, kremalı bir pasta gibi duruyordu. Rüzgarın gözleri kamaştı, bunca güzellik ve renk içinde sarhoş olmuş gibiydi. Bahçenin neden vişne ağaçlarından oluştuğunu merak etti. Öyle ya başka ağaç yoktu, sadece vişne... Kedi onu duydu ve; "Vişne ağacı çünkü Devrik Cümleler İmparatoru imparatorluğunu bu ağaç gibi tanımlıyor. Tek bir ağaç ve üzerinde binlerce meyve. Bir gövde olmadan meyveler düşünülebilir mi? Ya meyveler olmadan o ağaç hala aynı ağaç olmaya devam edebilir mi?" dedi. Rüzgar gülümsedi. İmparatora yürekten saygı duydu.

Sarayın kapısına ulaştıklarında Saja karşıladı onları. Saja, az konuşan çok gülümseyen bir adamdı. Bilge ve aydınlık bir yüzü vardı. Başının zarif bir hareketiyle selamladı misafirlerini ve sarayın içine buyur etti. Saja önden yol gösterirken, kedi Rüzgara Saja'nın imparatorun en çok değer verdiği insan olduğunu, onun bilgisinin ışığının tüm ülkeyi aydınlattığını söyledi. Öyle ki insanlar onun için: "İmparatorluk o olmadan aysız bir geceye benzer." diyorlardı. Rüzgar Saja'ya uzun uzun ve saygıyla baktı.


İmparatorun bulunduğu bölüm göz kamaştırıcıydı. Taş duvarlı büyük salon sade ama görkemli döşenmişti. Üç basamakla çıkılan bölümde imparator tahtında oturuyor, tam karşısında duran bir kaç adamın anlattıklarını dinliyordu. Adamlardan en önde duranın elinde, üzeri sarı limon biçimli boncuklarla işlenmiş bir asa vardı. Diğer adamlar ise aynı boncuklardan kılıçlarına takmışlardı. Rüzgar merakını yenemeyerek kedi'ye bu adamların kim olduğunu sordu. Kedi bu adamların Bitli Limon kabilesinin lideri ve öndegelenleri olduğunu söyleyerek şöyle devam etti: "İmparator haftanın her günü belli bir kabileyi kabul eder. İmparatorluğun huzur içinde yaşaması için her kabile sorun ve dileklerini imparatora iletir. İmparator gerekli düzenlemeleri yapar ve tüm kabilelere adil davranır." Rüzgar imparatora bir kez daha hayranlıkla baktı.

Kabile üyeleri imparatoru selamlayarak salondan ayrıldılar. Saja, Rüzgar ve Kediye yol göstererek onları altın yaldızlı halının üzerine aldı. Kedi eğilerek İmparatora saygılarını sundu Rüzgar da aynını yaptı. İmparator gülümsedi. Rüzgar gözlerini imparatordan alamıyordu. Uzun beyaz bir sakalı vardı imparatorun. Elleri ve yüzü ışıktan yapılmış gibi saydamdı. Ve gözleri bakana huzur ve güven veriyordu. Rüzgar imparatorlukta yaşayan tüm halkın çok şanslı olduğunu düşündü. Öyle ya bu adam tüm gövdesiyle adalet anlamına geliyordu.

Kedi "Saygıdeğer İmparatorum" diye söze başladı. "Sonunda beklediğimiz oldu. Rüzgar yaşını doldurdu ve görev için Durugörür tarafından Buzcevherini bulmak için görevlendirildi." dedi. İmparator gülümseyerek Rüzgar'a yaklaşmasını işaret etti. Rüzgar imparator'a doğru çekingen adımlarla yaklaştı. Titremesini engelleyemiyordu. İmparator onun heyecanına gülümseyerek yanıt verdi ve "sakin ol Rüzgar" dedi "Sen seçilmişsin. Ve çok önemli bir görevin var." İmparator omuzundaki yaprağa dokundu. "Siminya Ormanlarının sevgisini kazanmışsın." Ve sonra da kalbine dokunup; "Karöshi'nin de güvenini" dedi. Rüzgar utangaçca başını eğdi.

İmparator Saja'ya işaret etti. Saja birazdan elinde kırmızı kadife bir kutu ile imparatorun huzuruna gelip kutuyu ona uzattı. imparatorun açtığı kutudan bir harita çıktı. Üzerinde yaldızlı işaretler bulunan harita kalın bir kağıda çizilmişti. Yıpranmış kenarlarından çok eski zamanlara ait olduğu ve içinde muhafaza edildiği kadife kutudan da çok değerli olduğu anlaşılıyordu. İmparator haritayı Rüzgar'a uzattı ve şöyle dedi; "Bu sana yol gösterecek. Onu kendi kalbin gibi koruyacağını biliyorum."

***
Saraydan çıktıklarında gün batmak üzereydi. Rüzgar aç ve yorgundu. Tüm gün tek bir lokma yememiş tüm bu olup bitenlerden yorgun düşmüştü. Kedi "merak etme" dedi "şimdi gideceğimiz yerde hem dinlenecek hem de karnını doyuracaksın." Kalenin arka kapısından çıktılar. Bulundukları tepenin yamacında küçük bir köy duruyordu. Çatısı kırmızı kiremitlerle kaplı beyaz evler, bahçeler ve uzun yeşil bir orman gördü Rüzgar. Bir an önce orada olmak istediğini geçirdi içinden ve daha bunu düşündüğü an köyün başındaki ilk evin önünde buldu kendini. Şaşkınlıkla kediye baktı. Kedi silkinip tüylerini temizlerken kayıtsızca "sakın bunu tüm yol için yapacağımı sanma. Bu senin yolculuğun ve yolu senin ayakların yürümeli." Rüzgar dili tutulmuş gibi kalakaldı. Ta ki kedi ona seslenene kadar: "Aç değil misin? Bak Portakalmavisi Düşler Hanı hemen orada. "

Portakalmavisi Düşler Hanından enfes kokular geliyordu. Rüzgar havayı kokladı ve burnuna gelen kokuyla sarhoş oldu. Gözlerini kapayıp bu kokuyu olabildiğince içine çekti. "Hep orada mı duracaksın?" diyen şefkatli bir kadın sesiyle kendine geldi sonra. Ellerini beline koymuş pembe yanaklı bir kadın duruyordu hanın kapısında. Kucağında ise sevimli mi sevimli bir çocuk sıkı sıkıya annesinin boynuna sarılmıştı. Kedi onları rüzgara tanıttı: "Çocuğu göstererek bu çocuk Kremalı." Rüzgar gülümsedi. Çocuğun bukleli saçları bir pasta üzerinde duran çikolata lüleleri gibiydi. Ve kedi kadını işaret etti: "Bu da Kremalının Annesi." Kadın o tatlı gülüşüyle Rüzgar ve Kediyi içeriye davet etti. Rüzgar, bir hanı işletecek en uygun kişinin bir anne olması gerektiğini düşündü. Yolcular yemek ve uyumaktan çok şefkat görmek isterlerdi ne de olsa.

Rüzgar yediği o nefis yemeğin rehavetiyle sarhoş olmuş bir şekilde odasına çekildiğinde tüm olup biteni düşündü. Geçen sabah sıradan bir güne uyanmış ve hayatının hep aynı olacağını, o küçük köyde sıradan bir adam olarak yaşayıp öleceğini düşünmüş olduğunu anımsadı. Ama kader hiç bir zaman insanların aklından geçenlerle uyuşmuyordu. Seni bir nehir kenarından alıp bir imparatorun sarayının bahçesine bırakıyor, oturduğun yerden kaldırıp yollara düşmeni istiyordu.

Rüzgar usulca gözleri kapandı. Öyle yorgundu ki uykunun sıcak kollarında kendinden geçti...

DEVAM EDECEK...

Resim: Lord Frederic Leighton

9 yorum:

  1. Çok iyi gidiyor aydan atlayan kedi... En kısa zamanda di mi yine devamı? :)

    YanıtlaSil
  2. Evet hem de çok kısa bir zamanda :)

    YanıtlaSil
  3. İyi ben buralardayım o zaman... :)

    Şimdi bir de çay alırım, ohh. Keyifsiz bir sabahı yazınla ve çayla atlatırım. Umarım.

    YanıtlaSil
  4. O zaman hazır ol çünkü daha da keyifleneceksin çünkü sen de bu masalın kahramanlarından birisin :)

    YanıtlaSil
  5. Aaa! Çok teşekkür ederim yaa. Ne güzel oldu, çaydan ilk yudumu aldım, sayfayı yeniledim bunu öğrendim ve tam da Nefis mırkladı. :) Hepsi birkaç saniye sürdü. Her an her şey değişiyor zaten değil mi?

    YanıtlaSil
  6. ilgiyle, merakla, herşeyle bu seriyi okuyorum. bakalım gelecek bölümde ne olacak.. =)

    YanıtlaSil
  7. Sevgili kedimiz;
    Biz ağustos ayında nerelerdeydik acaba? Seni ve bu güzel binbir gece masalını atlamışız.Sen de kedilerin en güzelisin.Seni dinlemek saja'ya mutluluk veriyor.Sevgilerimizle.

    YanıtlaSil
  8. Sonsuz saygım ve sevgimle Saja'ya

    YanıtlaSil