01 Ağustos 2008

CUMA MEKTUPLARI

Beyaz kağıdın ortasında koyu lacivert bir gecenin salındığı bir zamanın tam ortasında duruyorum Sevgili Dostum. Uykularım yitik. Aklımın içinde binlerce kayıp sözcük, kendi göğümde bir kuyruklu yıldız gibi kayıyor kayıyor kayıyor... O sözcüklerin peşinden koşacak derman yok dizlerimde. Ya da ben öyle sanıyorum. Kaldı ki; yol gösterecek ne pusulam var ne de haritam... Önümdeki bomboş bir kağıda bakıp duruyorum. Kayıp sözcüklerin izini sürmek için zayıf, ince bir dal arıyorum. Yorgunum...

Düşünüyorum da; İnsan hayatı hep birşeyleri yitirmekle ve yitirdiklerinin izini sürmekle geçiyor. Ama en çok kayıp sözcüklerin izini sürmekten yorgun düşüyor galiba. Koşmaktan yorulduğu anda , hani o durduğu noktada, bir zamanlar, olup olabilecek herşeyi anlatan her sözcüğün artık anlamsız gelmeye başladığını farkediyor insan ve zaman mı yoksa içinin kıyısına birikmiş çer çöp mü anlamı yitirten, bilemiyor. Ve bir bilinmezlik ortasında öylece duruyor da duruyor. "Niyetim iyi aslında" diyor; istiyor ki o kıyılarda birikmiş içinin çöpünü ayıklasın ve yine istiyor ki kayıp kelimelerini bulsun o çöpün içinde. İnsan hep tertemiz kıyıları özlüyor...

Hayat böyle bulup kaybetmeler üzerine işte Sevgili Dostum. Biraz zaman geçiyor ve öğreniyorsun. Önce kaybettiklerin için kederlenerek geçiriyorsun zamanı ve ömür bundan ibaret sanıyorsun. Yanılıyorsun ve yanılgılarına gülümsemekle olgunlaşıyorsun. Ah benim sevgili dostum oysa gök altında ve toprak üzerinde tamamıyla yiten hiçbirşey yok. Sadece ve sadece gizlenmiş olan var. Ve herşeyin zamanla yitirilip gittiğine inanan insanoğlu... Bu yüzden de ömür, yanılmak ve yanıldığını farketmek arası yürünen yollardan ibaret...

Şimdi bu boş kağıt üzerinde uzun ve tüketen bir seyahate çıkmışken gözlerim ve o bomboş kağıt üzerinden kelimeler topraktan çıkan buğday gibi filizlenmişken "hiç de o kadar kötü değil" diye mırıldanıyorum kendi kendime. "Hayır hiç de o kadar kötü değil" Ve Dostum tam o an gökyüzünden bir yıldız kayıyor. Işığı sönüp gidiyor. O yıldız kimbilir kimin boş sayfasına düşüyor. Sedefli parlak kelimelere dönüşüyor. Gökyüzü onların izini sürmüyor. Biliyor ki onun sedefinden yeni kelimeler doğuyor. Hiç birşey ama hiç birşey gerçek anlamda asla kaybolmuyor. Ve dostum, gökyüzüne bakarken ben, vazgeçiyorum kayıp kelimeler peşine düşmekten. Giden kelimelerin kalan yaldızından yapıyorum yenilerini. Sedefleniyor kelimeler, okşadıkça parıldıyor. Ve dostum şimdi sana doğru akıyor ışık kelime kelime... Benim göğümden senin göğüne usulca akıyor. Ve adanıyor tüm bu parıltı; Sana, bana ve tüm insanlığa... Gökyüzüne, geleceğe ve geçimişe...

Resim: Luis Ricardo Falero

7 yorum:

  1. Ursula K Le Guin'i hatırlattı nedense yazı bana. "kayıp sözcükler" onu çağrıştırdı galiba, Yerdeniz Büyücüsünü açıklar gibi, hoş olmuş.

    YanıtlaSil
  2. Her Cuma böyle edebi bir mektup yazmak kolay değil..en azından benim gibiler için..yorgun, bitkin ve evde tek başıma kaldığımda okudum,etkileyiciydi yine, sevgiler

    YanıtlaSil
  3. CEVVAL: Aklı havalarda uçen her daim kayıp sözcüklerin peşine mi düşüyor nedir? Belki de ondandır...

    SİMİNYA: Çok teşekkür ederim Siminya. İçimde tüm haftanın yorgunluğu birikiyor galiba o nedenle hep cumaları söyleniyor söz...

    YanıtlaSil
  4. X göz gördü şeklinde editlemişsiniz :D.. okuyucularınız tek gözlü galiba :D:D Türkiye'de ne de çok cyclops varmış :)

    wikiden öğrendiğime göre bir insanda 2 göz vardmış :) Örneğin 4 kişi okursa 8 göz görmüş demektir. Bu gözlerden bazıları bozuk olabilir. Misal: ben gözlüğümü kaybettim, şimdi sonarlarımı kullanarak yazıyorum. Klavyeden seken sesle. Z nin sesi o kadar güzelki.. Son ses. Üstelik keskin ve tiz. Duyunca ayırt etmesi kolay. Çizmesi de basit. 2 paralel ortasına bir çapraz. ...........

    [Devamını Kendi Bloguma yazayım bu hafta: 'harflerin bana andırdıkları' }

    bazı gözler renklidir yeşil mavi mor vs. Demekki renksiz gözler de var. Transparan gözler, su gibi..

    bazı gözler güzel bakarmış güzel görürmüş. Belkide o yüzden neye baksam çirkin görüyorum. :(

    Bazı gözler gözler.
    Bazı sözler özler.
    Bazı... (devamını getiremedim :D )

    Çok güzel bir blogunuz var diğer yazılarınızı da okuyacağım.

    YanıtlaSil
  5. Chilekesh ilginç bir tarzın var :) Devamını kendi bloguma yazayım demişsin bu benim bildiğim bir blog olabilir mi? Okumak isterdim yazdıklarını :)

    YanıtlaSil
  6. "İnsan hayatı hep birşeyleri yitirmekle ve yitirdiklerinin izini sürmekle geçiyor"

    Bu sözün üstüne ne denilebilir ki. Ben diyecek bir şey bulamadım.

    Aynen öyle..

    YanıtlaSil
  7. Ben de yorumun üzerine ne diyeceğimi bilemedim Vladimir :)

    YanıtlaSil