03 Ağustos 2008

CİCADELLA VİRİDİS


Bu ağustos böcekleri gerçekten bir insanı çıldırtma kapasitesine sahipler. Bir yaratık bu kadar küçük bir gövdeden nasıl böyle çok ses çıkarabilir ki? Üstüne üstlük kafamı pencereden uzanıp "kesin lan" diye bağırınca susup sonra inat eder gibi nasıl devam edebilirler bu cırıltıya? Son çare "güzel kardeşim git başka bir ağaç bul onun üzerinde istediğin kadar cırılda ama Allah aşkına bırak azıcık kafamı dinleyeyim" dedim. Bir süre ses kesildi. Ortalığa huzurlu bir sükunet hakim oldu. Ben daha o sükunetin tadına varamadan bu kez daha da çok sesten oluşan bir koro başladı çalıp söylemeye. Delirmemek işten değil...

Kimse bundan sonra en inatçı hayvan keçidir demesin. En inatçı hayvan ağustos böceğidir kardeşim. Bunu az önce kanıtladım. Hatta bu ağustos böceklerine yılanı bile deliğinden çıkaran tatlı dil de işlemiyor. Bildiğini okuyan, inatçı, muzip, utanmaz ve sinir bozan bir tür bu. Töbeee töbeee....

Küçük bir taş bulup ağacın üzerine doğru atıyorum kaçsınlar diye.Susuyorlar. Bir tanesi (sanırım bu en ödlek olanları ya da insanlar konusunda en tecrübesiz diyelim) uçup gidiyor. Diğerleri pusuya yatmış bekliyorlar. O kadar yaprak arasında öyle güzel saklanmışlar ki onları göremiyorum. Gizlenmek için renk bile değiştirmiş olabilir bu utanmazlar onlardan herşey beklerim ben. Gidip yeşil bir boya kutusunun içine dalıp yaprak rengi almış olabilirler pekala. Zekalarından hiç kuşkum yok. Bu kadar muzip böceklerin zekasından nasıl kuşku duyabilirim ki zaten? Parmak kadar böcekler onların kaç katı büyüklüğündeki insanla sabahtandır kafa buluyorlar.

Bunlar ne yer acaba? Şu pencerenin önüne sevdikleri yiyeceği bırakıp onları buraya çeksem, sonra bir kavanoza koyup avaz avaz şarkı söylesem. Onlar nasıl benim kafamı şişirdilerse ben de onlarınkini şişirsem rahat edeceğim de ne yer bunlar bilmiyorum. Google'dan bakayım en iyisi. Bakalım onlar hakkında neler diyor Google.

Ağustos böcekleri nam-ı diğer Cicadella viridis' ler için hemen hemen her sayfada söylenen laf şu: "bu böcekler çok gürültücü böceklerdir." Bu bilgiyi kesinlikle onaylıyorum, gerçekten de çok gürültücüler. Şöyle devam ediyor Bilim Teknik dergisi: "Gövdesinin arka kısmında hava kesecikleri üzerine yerleşmiş sağlı sollu iki plak vardır. Ağustos Böceği taş kadar sertleşmiş bu plakları çalarak o çok iyi bilinen sesini çıkarır. Plak, bağlı olduğu kas tarafından çekilip bırakılınca, boş bir teneke kutunun çıkardığı sese benzer bir ses oluşur. Böceğin yaptığı bu çekme-bırakma işlemi saniyede 500 kez tekrarlanır. Göğüs kalkanının karın tarafında bulunan uzantının açılıp kapanmasıyla ses yükselir veya alçalır. İnsan kulağı, saniyenin onda birinden daha kısa süreli açılıp kapanmaları, yani ses kesiklerini fark edemediği için ağustos böceğinin cızırtısı bize sürekli devam ediyormuş gibi gelir."

Durumum umutsuz, yapılacak hiç birşey yok. Bu Cicadella viridis topluluğu saniyede 500 kez çekme bırakma işlemini tekrarladıkça ve benim kulağım yapı itibariyle aradaki kesintileri es geçerek sesi kesintisiz duymaya devam ettikçe bu korkunç koroya katlanmak zorunda kalacağım. Onlar cırıldayacak ben çıldıracağım ve Ağustos böyle geçecek. Sonra Eylül gelecek onlar gitmiş olacaklar ve ben sükunetin güzelliğini yeniden anımsayacağım. Ve daha Ağustos ayına 11 ay olduğunu düşünerek sevineceğim.

Sayfalar arasında dolaşırken rüya tabirlerine denk geliyorum. Rüyada ağustos böceği görmek maddesinin altında şu yazıyor: "Rüyada ağustos böceği görmek, mutluluğa ve huzura, imanın kuvvetlenmesine, maddi ve manevi yardım geleceğine işarettir." Peki gerçek hayatta ağustos böceğini görmek ne anlama geliyor. Tam tersi olmasın: huzursuzluk, öfke, şişmiş bir kafa, parmak kadar böcekler başedemediği için kendini aciz hissetmek... Kesinlikle böyle olmalı.

"Yazıyı bitirip ağaca doğru bağırarak okurum" diye düşünürken Sunay Akın'a rastlıyorum sayfalardan birinde. Sanki "görünen altında görünmeyen bir bilgi saklanır." der gibi, sanki "kızmak için acele etme önce dinle" der gibi şunları söylüyor: " Bir ağustos böceği doğmadan önce toprağın altındaki bir larvada ortalama olarak 12 yıl bekler. Evet, tam 12 yıl. 12 yıllık hapislikten sonra dünyaya gelen garibanın ömrü adında yazılıdır: Ağustos. Yani topu topu bir ay... Şarkı söyleyen yalnızca erkek ağustos böceğidir. Çünkü dişi, en güzel şarkıyı söyleyeni kendine eş seçecek ve çiftleşecektir. Düşünsenize, 12 yıl toprağın altında bekle, dışarı çık. Ömrün bir ay... Buldun, buldun... Bulamadın, bir daha yok. Siz olsanız çalışır mıydınız?"

Bunu öğrendikten sonra az önce söylediğim tüm öfkeli sözleri yeniden söyleme ihtimalim var mı? Bu koroya yeniden kızmak, onlara susun diye bağırmak ihtimalim ya da...

"İstediğiniz kadar şakıyın çocuklar." diye mırıldanıyorum. "İstediğiniz kadar söyleyin o aşk şarkılarını. 12 yıldan sonra, 12 yıl sessizce o incecik zarın içinde yaşadıktan sonra ve olup olabilecek yaşamınız Ağustos ayı olduktan sonra size kim hangi hakla kızabilir ki? Şakıyın gücünüz yettiğince... Dünya aşka kessin..."

Fotoğraf: http://www.hayvanlar.org/Hayvanlar/1975/Agustos-Bocegi.html

20 yorum:

  1. Yazının sonunda ağustos böceklerini affedeceğini biliyordum:) Zaten bu kadar özen göstermişsin onlara.. Onları bu kadar düşünerek:) Çok "güzel" bir yazı olmuş Aydan Atlayan Kedi:)

    YanıtlaSil
  2. Hayatta hep başıma gelen bişey bu. Önce böyle kızmak ondan sonra gerçeği öğrenip bu kadar kızdığım için kendime kızmak :) Dünya ne tuhaf be Karöshi herşeyin üzerinde perde var. Azıcık aralayınca onu anlıyor insan kızacak hiç birşey olmadığını. Olan biten herşeyin ardında aslında çok ama çok iyi bir sebep olduğunu...

    YanıtlaSil
  3. Aynı düşünüyoruz:) Ama bunu farkedince de artık "öfke" dışardan içeri taşınıyor senin de dediğin gibi.. Ve evet çok tuhaf dünya.. O sebepleri arayınca yoruluyoruz ama değil mi? Aramayınca daha kolay her şey.. Kolayca kızıp bağırabiliyoruz.. Hassas ruhlardan olmak yorgun düşürüyor bizi.. Ben de karıncalarla ilgili yazmayı düşünüyordum bugün.. Kaç gündür onlarla uğraşıyorum. Acımasızım ama biraz..

    YanıtlaSil
  4. Ben böyle perde aralayıp kendine kızanlardan olmaktan yoruldum Karöshi. Bunaldım ve sıkıldım. Diyorum bazen kendime; bırak perdesi dursun hayatın gönlümce kızayıp bağırayım. Öfkenin de tadı çıkarılmaz mı? Çıkarılır pekala? Ben diyorum da ruh bu şekilde biçimlenmiş yine aynını yapıyor yine aynını yapıyor? :) Karıncaları merak ettim. Ağustos böceği ile karınca gibi olacağız bugün desene Karöshi'm :)

    YanıtlaSil
  5. aşkla şakıyan, rüyada hayırlara vesile(!) masallar anlatan ağustos böcekleri. çocuk kalmanın tek yolu ışıklarına tutunup koşturmak gece yarısı; aklı kenar köşede unutmuş gibi...en iyisi kafanın takılı kaldıklarını rüyada aklamak...

    YanıtlaSil
  6. Ben de çok yorgunum.. Kardeşim bana şunu diyor hep: " Sen o kadar iyi bir dost oluyorsun ki kimse seni kaybetmekten korkmuyor.. " Eski bir arkadaşım da (Avustralyada yaşıyor şimdi) "Senin insanları anlamanı özledim" diyor.. Ben bu aralar kötü bir insan olmak istiyorum. Kimseyi anlamak istemiyorum. Haklarındaki kararları ANINDA vermek istiyorum. Geçmişini ve içini düşünmeden.. Konuşmanın akışını insanlara çektim :) Hangimiz Ağustos böceğiyiz hangimiz karınca? Ben araştırmaya üşeniyorum karıncaları.. Ben Ağustos böceği olayım.. Lütfeeeen:) Biraz "dalgacıyım".. Bu da iyi .. Hayatta kalabiliyorum:) SEVGİLİ AYDAN ATLAYAN KEDİ'M:)

    Bu arada aşağıda kelime doğrulama da öyle uzun bir şey çıktı ki yazmadan duramayacağım: lxvrxpmb .. Ben bazen bunları göremiyorum ve yanlış yazıyorum..

    YanıtlaSil
  7. PERİ ÇIKMAZI: Artık onları eskiden gördüğüm gibi göremeyeceğimi biliyorum. Onlara böcek deyip geçemeyeceğimi de... Aşkla şakıyan cesur yaratıklar onlar... Bir aylık bir ömürde hayatın tadını çıkaranlar...

    YanıtlaSil
  8. KARÖSHİ: İşte bütün bunlar yüzünden seninle dil ortaklığımız...Kendisinden yorgun düşmekle kendisi olarak kalmak arasındaki o asma köprüde gelir gider halimiz yüzünden... Öfkeleniyorum zaman zaman "neye bu kadar meydan okuyorsun" diyorum kendi kendime "bu neyin savaşı" ve diyorum ki: "Ol sen de bir ağustos böceği. Zamana bak onun ömrü 1 ay da senin ömrün şu koca akış içinde neye göre fazla..." Hayatın küçük ayrıntılarına takılıp da böylesi yorulmak neden? O dalgacılık olmasa nasıl dayanılır ki bu kadar ayrıntıyı görüp onu aklının içinde evirip çevirmeye...

    İnan bana o kelime doğrulamadaki harfleri ben de görmüyorum bazen. O harflerden bir sözcük uydurup onu yazdığım bile oluyor zaman zaman :)

    YanıtlaSil
  9. "Kendisinden yorgun düşmekle kendisi olarak kalmak arasındaki o asma köprüde gelir gider halimiz yüzünden..."
    "O dalgacılık olmasa nasıl dayanılır ki bu kadar ayrıntıyı görüp onu aklının içinde evirip çevirmeye..."

    Bunlar son 2 haftamda beni en çok sıkıştıranları özetliyor..

    Ben salla pati yazıyorum:) Bir şekilde seviyorum bunu.. Daha önce bir yazımda dediğim gibi şekil olarak da yazılarımın sağa sola savrulmasını seviyorum. Ya da sevmiyorum ama tembelliğime mazeret uyduruyorum? Hayır seviyorum:)

    Yeni doğrulama: ildhgz

    "İlle de "he" de gez zevkle!" Oldu mu ?

    YanıtlaSil
  10. Beni de öyle :)

    Bir nevi özgürlük duygusu bu değil mi? aklına esenler, esip kelimelere dönüşenler, kelimelerden cümleler oluşturanlar... Dağınık sandığımız çoğu kez kendi içinde bütün değil mi? Belki de bütün olmak için yazıyoruzdur ne dersin? Ya da ben de bütün bunları kendi tembelliğime mazaret bulmak için söylüyorumdur:))

    Olmaz mı? süper oldu :)

    YanıtlaSil
  11. iyidir agustos böcükleri iyi. lafontene mi kızdım yoksa habire kendilerine iyiyi,dogruyu gösterme misyonunu yüklemiş dantellere mi bilmiyorum. bir gün bir blog açıp adını agustosbocugu koymuştum. demem o ki hepimiz agustosböcüğüyüz :)

    bu ikinci söyleyişim bi daha söylemicem :) karöshi'ye katılıyor ve şu dogrulama anahtarını kaldır artık diyorum.

    son olarak ; nazan öncel'in o cd si çok özel. guguk kuşu ise muhteşem.

    YanıtlaSil
  12. Gene yanlış yazmışım: MAZARET:) Guguk Kuşu denince aklıma geldi. O film ne güzeldi değil mi.. Bütün olmak için yazıyorum ve yazı yazan insanlara karşı büyük bir zaafım var.. Herkes yazsın demiyorum (herkes yazarsa zaafım olmazdı:) ) Ama yazı yazan insanlara bayılıyorum. Tek başımayken beni mutlu eden tek şeye sahibim. Yazmak..

    En Ağustos Böceği olduğum günü yaşıyorum. Tarih atayım hemen: 3 Ağustos 2008

    YanıtlaSil
  13. erkek A. böceklerinin ölüm sebebi dişileriymiş demekk..12 yıllık rahatlarını bozuyolar, kendilerini beğendirme uğruna ölüme atlıyorlar, hele bi de beğenilmesse oy oy oy..

    dişileri ise köşelerinde ahkam keserek, katalogdan partnerini seçiyor...oh kepap.. bir ellerinde cımbız bir ellerinde ayna...

    "ay şekerim şunun sesi de pek bi kartlaştı. ztn ölcek az sonra, dayanamadı herif 2 hafta daha",
    " sorma canım, benimkinin de sesi kısıldı geçen gün, boşadım gitti"

    gelecek fedakar,emekçi, mahsun, ezilmiş,itilmiş,hayalleri çalınmış, ümitleri kırılmış erkek ağustos böceklerinin olacaktırrrr...!

    YanıtlaSil
  14. N. REHAV: Bugün kendi kendime dedim ki: "Eğer bloga bir isim bulmam gerekseydi kesinlikle bu isim Ağustos Böceği ya da Cicadella Viridis olurdu. Acaba bu isimde bir blog var mı?" meğer bizim Rehavetin eski blogunun adıymış :) Ya Rehavetciğim o doğrulama anahtarının kaldırılabileceğini bilmiyordum ki ben. Dur bakayım nereden nasıl yapacağım bir araştırayım :)

    KARÖSHİ: Yazı yazanlara benim de zaafım var. Bu ortak bir ruh gibi... Hani uzayda dolanıp da kendine benzer parçalara rastlamak gibi. Ama her tür yazan değil elbette. Kelimeler insanın ruhunun şifreleri değil mi? Ve bizler o şifreleri tanıyınca anlıyoruz benzerlerimizi...

    ARTİFİCİAL: Biliyor musun sen yorum yazsan ama adın geçmese yorumda anında tanırım :) Öyle muhalefet öyle karşı bir tarzın var :) Olaylara başka yönden bakan insanları severim. Çünkü onlar sayesinde tek boyutlu olmaktan çıkar herşey...

    YanıtlaSil
  15. bende seni tanırım :) Hava mı atıyonz?.. kurallı cümleleli formal bi dille yazıyonzi. Konuları belli bir doğrultuda yalpalamadan götürüyosun. bi de mehteran temposu tarzındasın..

    birazda bazen polyanna modunda yazayım bari... çiçekler böcekleer hep arkadaşımmmm......laa la laaa laaaa

    YanıtlaSil
  16. O kadar emin olma Artificial :) Ben istediğim biçimde yazabilirim ve sen asla tanıyamazsın :)

    YanıtlaSil
  17. askin nagmeleriymis yani :-)

    YanıtlaSil
  18. hımmm.. hodri meydan.. (hodri ne demek?) :D

    YanıtlaSil
  19. O değil de ben en çok "Karınca ile Ağustos böceği" hikayese üzüldüm. Bu tırtolar bir ay yaşıyormuş. Yalanmış bu hikayede. Çocukken öğrendiğim her şey yalan çıktı be. Böhüüüüüüüüü... ^^

    YanıtlaSil
  20. ARZU KANER: Öyleymiş :)

    ARTİFİCİAL: Yanlış kişiye meydan okuyosun Arti :)

    BUZCEVHERİ: Ağlama evlat öğreneceksin ki hayatta bildiğimiz çoğu şey yutturmaca ve palavradan ibaret :)Hiç bir zaman hiç birşeye kesin gözüyle bakamıyoruz bu yüzden de...

    YanıtlaSil