29 Nisan 2009

ÖFKE

Biri bana yıllar önce bunca sakin biri olacağımı söylese eminim ona asla inanmazdım. Oysa şimdi bu sükunet içinde yüzerken o eski küllenmiş öfkeyi anımsamak kendi hafızamı bile şaşırtıyor. Tıpkı yıllar önce giyilmiş, modası geçmiş, bugün üzerimde eğreti duran bir elbiseye bakmak gibi onu anımsamak. Sisli puslu uzak bir geçmişte öylece dikilmiş duran birine bakmak gibi eski ben'e bakmak.

Bu sabah öfkeden kaskatı kesilmiş o adamı yumuşak bir hamura dönüştüren kelimeleri söyledikten sonra farkettim kendi öfkemden uzun zaman önce arınmış olduğumu. Tıpkı ben de onun gibiydim. Tüm bu nezaketsizliklerle başa çıkamaz öfkeden çılgına dönerdim. İnce davranırsan ince davranılır sanırdım. Ve ince olmak, nazik olmak herkesin çok kolay başarabileceği birşey... Ama öyle değildi. İncelik herkesin aklında başka bir form buluyordu. Ve ne yazık ki bu formlar çoğu zaman birbiri ile hiç benzeşmiyordu.

Tüm bunlara kafa patlata patlata uzun zaman öfkeli öfkeli dolaştım. Kendi öfkemin kılıcıyla kendimi kesip doğradım. Küçük parçalara ayırdım. Ve o parçaları yeninden birleştirmek için yürüdüğüm yolları gerisin geri dönmek zorunda kaldım. Ve bütün bunlardan yorulunca anladım ki ne öfke birşeyleri değiştirebiliyor ne de ben o öfkeden sonuç elde edebiliyorum. Tam aksine herşey daha da karmaşıklaşıyor ve ben daha da öfkeli oluyorum.

"Neye öfkeleniyorsan onu daha iyi tanı" demişti babam. Haklıydı. Ben insanlara öfkeleniyordum ve asla onları iyi tanımayı becerememiştim. Onlara bakmayı bilmiyordum. Sorun yarı kör olan gözlerimdeydi belli ki. Belki göz kapaklarını biraz kaldırırsam o zaman hem onları tanır hem de bu öfkeden sıyrılabilirdim. İşte o zaman belki nefes alırdım.

Şimdi tanıyor muyum insanları? Bunu kesin bir "evet"le cevaplamak imkansız. Ve yine aynı kesinliği "hayır" cevabı için kullanmak da... Sadece onlara bakıp oldukları gibi kabul etmeyi denemek diyelim biz bunun adına. Doğrularımızın kesişmediği durumlarda onların doğrularına karşı çıkmadan önce daha derinden anlamaya çalışmak ya da...
Ne derler: "Eğer gittiğin yol bir yere çıkmıyorsa geri dönüp diğer yolu denemelisin." Benim yaptığım da bu galiba. Öfkeninin sıcak taşları üzerinde yürümekten vazgeçmek ve diğer yolun taze, sakin havasını uzun uzun solumak...
Resim: Delacroix

29 yorum:

  1. oysa ben insanları tanıdıkça öfkemin arttığını düşünüyorum ve bu yüzde, az tanımayı tercih ediyorum.. yoksa inceledikçe mi daha çok kızıyordum, onları tanımadan, sadece inceleyip yorumladığım için mi?

    neyse belkide dediğin gibi tanıyıp olduğu gibi kabul etmek lazım kişileri de benim bir sorunum daha var, ben kendimi bile kabul etmiyorum çoğu zaman..

    YanıtlaSil
  2. Öfkenin sıcak bastıran enerjisi, adrenalin salgısı yanında yıkıcı, kırıcılığını da getiriyorsa zarardayız demektir.Hele öfke gelince aklımız baştan gidiyorsa "yasin vel kuranil hakim" nerede?
    Yürüdüğün yolların taze sakin havasını her daim soluyabilmen dileğimle.Sevgilerimle.

    YanıtlaSil
  3. Eğer gittiğin yol bir yere çıkmıyorsa geri dönüp diğer yolu denemelisin.

    Bu sabrı edinmek için insanın üzerinden yılların geriye bir şeyler bırakarak geçmesi gerekiyor galiba.

    Kimseleri düzeltemediğimi farkettiğim günü hatırlıyorum. Bazı şeylere boş vermeyi öğrenmeye başladığım gün oldu o. Boşvermek de çözüm değil ama, bazen zaman bir an için önemli görünen şeylerin aslında ne kadar önemsiz ve değersiz olduğunu da farkettiriyor insana.

    YanıtlaSil
  4. „Ìçimizde tuttuğumuz öfke, başkasına atmak için elimize aldığımız bir kor parçasına benzer, kendimizi yakmaktan başka işe yaramaz!“ Buddha

    Sevgilerimle

    YanıtlaSil
  5. Kedim
    Bazen öfke iyidir be.
    İnsana tenin tadını hissettiriyor.
    Dolu bir bardağı duvara fırlatmak.
    Olanca hızlı biçimde tükürüp küfretmek.
    Bazen sevdiğin kadını öfkenden dolayı delicesine öpmek.

    Kedim
    İncelik çok fazla olmadan iyidir be
    Hani uçmadan konarsın misali
    Dokunursun da tüysündür aslında

    Kedim
    Ben Adamım be
    Öfkelenmesen yumuşarım:)
    İncelsemde yumuşarım diye korkarım :)
    Bırak böyle kalayım.
    Ağzımda gaydasız öfke
    Yüreğimde incelikler saklı

    Haniymiş pati :)

    Ahmet

    YanıtlaSil
  6. ne güzelsin sen bugün yine..ılık ılık...

    YanıtlaSil
  7. Geri dönüp baktığımda öfkelendiğim anlara çaresiz hissetiğimi farkettim kendimi. Bİr panik hali sanki insanının kontrolunu kaybettiği anlar, artık akılla çözülemeyeceğini bir başkasının size abandığını hissetme hali. Eğer o anın da anlardan biri olduğu ve tüm anlar gibi tersyüz olacağını bilebilisek ne gam

    YanıtlaSil
  8. boğaların çok öfkeli olduğu sanılır. aslında boğalar çok sabırlıdır hatta fazla saırlıdır. ama aynen arenalarda olduğu gibi kırmızı şalı sürekli bir boğanın burnuna burnuna sokarsa, boğanın burnundan dumanlar çıkar. işte ben o zaman bşr boğa olarak kaçınnnnn derim:)

    YanıtlaSil
  9. Turkiye'de yasayipta ofkelenmemek mumkun mu? Gunluk gazete sayfalarini gezinmek bile uzun sure disarida yasayan birisi olarak "ofkelendiriyor" beni.. Sizin sabir tasiniz granitten mi yapilmis?
    Yukaridan asagiya askeri ve burokratik otoriyetle donanmis bir ulkenin insani neye nicin ofkeleneceginin farkina vardiginda cok seyleride degistirmege baslamis olacak..
    Ofke, isyanla birlesince umud veriyor insana.. yoksa kendi kendine ofkelen dur.. neyi degistirdi; degistirecek?
    Ben ofkenin insan dair olanindan yanayim.., sudan yere karsisindakine ofkelenen insanin kendisini tanimadigini dusunuyorum..
    Huzur "isyanda" diyorum ..
    Vkemal

    YanıtlaSil
  10. Yıllar sonra fark ettim ki benim öfkelerimin altında korkularım var.
    Baş edemediğim bir olay olduğunda öfkeleniyorum. Öfkelendiğimi hissettiğimde kendime fısıldıyorum korkma!

    YanıtlaSil
  11. Ve bu durum zaman geçtikçe yaş aldıkça daha da yerleşiyor insanda.
    Hayat bunu da öğretiyor bize.

    YanıtlaSil
  12. Kendim gibi görüyorum, empati yapıyorum. Bana yapılmasını istemediğim davranışları onlara yapmıyorum. Beni eb acıtan şey umursamazlıktır diyorum sonunda karşıdan hep bunu görüyorum. İnciniyorum, ben bu kadar açıkken, netken neden onlar kapalı diyorum. Hata arıyorum, onlara şans tanıyorum. ama yok yani.

    çözümsüzüm hele ki artık insanlara mazaret bulmaktan yoruldum. Bu kadar zor mu ya?

    ya ben... O yola girdiysen kendine yol açana kadar yılma diyorum. Sürekli deniyorum. Sonucun boş olduğunu içten bilsem de, denemedim dememek için devam ediyorum.
    O yolu bırakıp gitmek bana göre bir vazgeçiş geliyor.

    O yoldan bir kere döndüm. Şimdi daha mutluyum, huzurluyum ama daha çok yoruluyorum daha çok öğreniyorum.

    Ama öğrendikçe acıtan şeylerin olduğu suratıma çarpıyor. inciniyorum, haketmediğimi düşünüyorum. Çünkü kendi kalbimi düşüncelerimi biliyorum.

    Neyse bugunler beynimde kocaman böcekler var, iki türlü konuşan ve ben mantıkmı duygusal tonda mı karar vereceğimi bilemiyorum pişmanlık yaşamamak için.

    YanıtlaSil
  13. Biri de bana birgün bu kadar asabi ve hırçın tahammülsüz olacağımı söylese asla inanmazdım. Ama uzun süren bir sürecin etkisi bu evet evet geçecek geçmeli, sevmedim bu halimi..
    Ve evet gittiğin yol bir yere çıkmıyorsa dönmek gerek, çok zaman kaybetmeden hemde..hayat çok hızla geçiyor, bitiyorr

    YanıtlaSil
  14. GEREKSİZ YAZAR:İnsanların pek çoğu bizim kafamızdaki "insan" kalıbına uymadığı için bizi öfkelendirirler evet. Ve bu insanların pek çoğu da eleştiriyi, doğru olanı kabul etmemek gibi özelliklere sahiptirler. Öfke bu durumda yapıcı boyutunu kaybeder. Elbette sözünü ettiğim içten duyulan öfke. Onlara bağırıp çağırmak değil. Eğer içten duyulan öfke yapıcı bir eleştiri olarak söze dökülüyorsa ve sonuç olarak karşımızdakinde olumlu bir etki yaratıyor, onu değiştirip düzeltiyorsa öfke gerekli birşey. Ama dediğim gibi pek çok öfke bu biçimde işe yaramıyor ne yazık ki. Sadece öfke olmakla kalıyor. Ve işin kötüsü en çok da insanın kendisine zarar veriyor.

    SUFİ:Öfkenin yıkıcı ve yapıcı olmak üzere iki şekilde olduğuna inanırım ben. Akıllı bir insan öfkesini soğukkanlılıkla içeride tutar ve öfkelendiği şey üzerinde değişime yol açıp açamayacağını hesap eder. Eğer soğukkanlılıklar yaklaşır kendisini öfkelendiren olayı çözerse öfke elbet olumlu. Ama kırıp döken öfke değil mi bugünkü dünyanın halinin sebebi.

    VLADİMİR: İnsan öfke ile hiçbirşeyi çözemediğini anladığı vakit geri dönüyor o yoldan. Başak çözümlere ihtiyaç duyuyor ve diğer yolu deniyor. Öfke insanı bir yere getirmiyor.İnsanları boşvermek değil de onların davranışlarını anlayıp kabul etmeke gerek galiba.

    BELGİN: Kesinlikle doğru...

    KARA KALEM: Elbette bazen öfke iyidir Ahmet'ciğim. İş onu nasıl ve ne de kullandığında...

    BRAJESHWARİ: Sen de öyle... Her zaman...

    ENİS DİKER: İnsan öfkeden gözü dönmüşken haklı ise bile haksız görünüyor değil mi? Belki de o çaresiz hissetme hali ifade etmede yetersiz kalacağımızı sanmamızdandır ne dersiniz. Bilirsiniz Sevgili Enis Bey insan öfkelenince dili dolaşır anlatamaz olur.

    GUGUK KUŞU: Ama boğalar isterlerse öfkelerini dizginleyebiliyorlar galiba :)

    VOLKAN KEMAL: Öfke ve tepkisizliği ayıralım önce ne dersiniz Sevgili Volkan Bey. Elbette ben de gazeteleri okuduğumda öfke duyuyorum, üzülüyorum, kaşlarım çatılıyor ve kafa patlatıyorum sorunların kökenine ve ne yapabiliriz'e dair. Normal bir insanın gazetelere baktığı ya da tv haberlerini izlediği vakit sakin olması sanki dünya cennetmişcesine sükunetle durması mümkün mü?Bunun adına sükunet değil olsa olsa umursamazlık denir, ki o umursamazlığı da anlayabilmek pek mümkün değil. Sizin de söylediğiniz gibi öfke içimizde "yanlış olan birşeyler var ve ben ya da bizler bunu değiştirmeliyiz" e yol açıyorsa olumludur. Örnek mi; dünyanın yok edilişine öfkelenip ağaçlar dikmek, kücük kızını parasızlık yüzünden okutmayıp evlendiren bir babaya kızıp okuyan çocuklara bursa bulmak ya da kitap defter sağlamak gibi. Daha pek çok örnek vermek mümkün elbet. İşte o zaman öfke işe yarar hale gelir ki insan o öfkeyi asla yitirmemeli.Daha önce dediğim gibi öfkelenmemek marifet değil marifet öfkeyi neye yönelttiğin o öfkeyle yıkmayıp ne yaptığında. Benim sözünü ettiğim öfke insanlara duyulan gereksiz bir öfkeydi. Hiç birşeyi çözmeyen tam aksine yıkan karşındakini kıran ve sen anımsadıkça sana büyük zararlar veren bir öfkenin dizginlenişinden söz ediyordum ben.

    UZAĞA GİDEN KADIN: Sanıyorum pek çoğumuzun öfkesinin altında bu var...

    ÖZLEM: Belki bunun öğrenmekten başka çaremiz kalmıyordur.Sırf huzur verelim ve huzurlu olalım diye...

    EFSA: Sanırım en ince insanlar en çok kırılanlar. Bir arkadaşım var. Bir kaç gün önce nasıl da incindiğini anlatıyordu bana. Hayatta tanıdığım en ince insanlardan biri kendisi. Ve zaten tüm o incinmeler de bundan. O asla kimseyi incitmezken onu neden bunca incittiklerine kafa yoruyor. Haketmediğini düşünüyor elbette. Aslında pek çoğumuz pek çok davranışı haketmeyiz. Sanırım şöyle düşünmeli o davranışlar biz hakettiğimiz için değil karşımızdaki inceliklerden yoksun olduğu için var.

    UFUK ÇİZGİSİ: İnsan öfkesini kaybetmemeli çünkü kaybederse umursamaz olur. Belki öfkeniz fazla duyarlı oluşunuzdandır bunu hiç düşünmüş müydünüz? Evet öfkeyi kaybetmemeli ama sükunetini korumalı. Çünkü o öfke ancak sükunet korunduğunda yapıcı oluyor.

    YanıtlaSil
  15. bir filmeydi ama hangi film olduğunu anımsamıyorum. yazını okuyunca birden karakterin söylediği bir söz geldi aklıma "yolu bilmekle yolda yürümek arasında çok fark vardır". hafızamın bir kenarına kazınmış bu söz, demek ki çok sevmişim. bazen insanlara karşı nasıl davranılması gerektiğini biliriz ama yine de iletişim kuramayız onlarla. yolu biliriz ama birtürlü yürüyemeyiz onalrın yolunda. düşeriz, kalkarız, silkiniriz yine kalkıp deneriz. bazen tam sonuna vardığını düşünürsün, arkana dönüp bir bakarsın ki çok fazla uzağa gidememişsin. tam hayalkırıklığının üzerine basıyorsundur o anda, durup geriye baktığın noktada. onun yolunda ilerlerken bir başkasının yolunda düşeriz. farklı farklıdır yollar. o nedenle ben başkalarının yollarında yürümeyi bıraktım artık. bir yol var içimde, yürüdükçe büyüdüğüm. artık kendi yolumda düşmeden yürümeyi başarabiliyorum zaman zaman düşsem de. kimsenin yoluda yürümeye hevesli değilim. zaman zaman aynı kavşakta kesişiyor başkalarıyla yollarım. işte sen onlardan birisin kedicim. o kavşakta tanıdım seni ve aynı yöne farklı yollardan ilerliyoruz. geriye dönüp bakmadan.

    sevgiler...

    YanıtlaSil
  16. Sen de benim için öylesin. Belki de ikimiz de kendi yollarımızda yürüyenlerden olduğumuz için yollarımız kesişti. Aynı yöne farklı yollardan ilerleyenlerden olduğumuzdan...

    Benden de sana çok ama çok sevgiler...

    YanıtlaSil
  17. Sizin gibi düşünebildiğim zamanların bir an önce gelmesini umuyorum. Bende kendi öfkesinde boğulan biri olabiliyorum bazen.

    YanıtlaSil
  18. İnsan zamanla öfkesinden yorulup bitap düşüyor sanıyorum. Ancak o zaman sakinleşiyor ruh...

    YanıtlaSil
  19. önce yazdığım yazıyı şöyle değiştirmeliyim: " insan denilen canavarın kangölüne dönüştürdüğü dünyada kirlenmemek ve bu kirliliğe öfkelenmemek mümkün mü...?"
    öfkelerimizi sağaltmak üzere bulup buluşturduğumuz bahaneler kendimiz kandırmaktan başka neye yarıyor...
    öfkelerimizi kişisellikten sıyırıp bilinçli bir isyana dönüştürdüğümüzde bunun dünyayı iyiden güzelden yana dönüştürmede katalizatör olacağı gerçeğini böylesi bir kirlilikten arınmak adına deneleyim derim...
    1 mayısta istanbul sokaklarında mıydınız?
    öfkeli o güzel insanlara bir sapan taşı olabildiniz mi..?
    yoksa , kişisel öfkeleriniz etrafında pervaneye mi dönüştünüz?

    dostlukla
    Vkemal

    YanıtlaSil
  20. Çevremize baktığımızda öfkelenecek o kadar çok insan ve olay var ki Fullam... Neredeyse uykuda bile öfkeli olmamız gerekiyor bu durumda:)Ama stres ve öfke vücuda en az sigara ya da alkol kadar zararlı; bilimsel olarak da kanıtlanmış durumda.
    İşte bu yüzden öfkeyi içimizde barındırmamak ve alternatif bir yol bulmak en iyisi. Sen de bunu yapmışsın zaten... Öptüm seni

    YanıtlaSil
  21. VOLKAN KEMAL: Sevgili Volkan Bey "öfkelerimizi kişisellikten sıyırıp bilinçli bir isyana dönüştürdüğümüzde " bu cümle ile zaten iki farklı şeyden bahsettiğimiz açıkça ortada. Ben kişisel öfkeyi yenmekten söz ediyorum ki bu öfke tamamen "ben"den kaynaklanır. Saçma sapan işe yaramayan kırıp döken bir öfkedir. İlkeldir. Bencildir. İnsan etrafında olup biteni dahatam olarak kavrayamadan kendi üzerine odkalandığında sahiptir bu öfkeye. Sizin sözünü ettiğiniz öfke insan olmanın onuru olan bir öfkedir. Ve gereklidir. Ezilen insanların yanında ezene karşı öfkedir. Zulme öfkedir. Yanlış gidene öfkedir. Bunu nasıl yenebilirim ki? Hem bunu yenmek bir başarı mıdır? elbet değildir. Daha önce sözünü ettğim gibi umursamaz olmak yeniden bencilliğe dönmektir ondan arınmak. Ben o öfkeyi taşıyorum içimde. Ama ben o öfkeyi kırıp dökmek için değil yapmak, yenilemek, eğriyi doğrultmak, ateşin bir yanına bir damla suyla gitmek için kullanıyorum.
    Ben de size bir soru sorayım o halde :) Genelde insanları tanımadan hep bu biçimde yargılar mısınız? Ve bu yargılar size ne kazandırır? Bir tartışmada yargılayarak sonuç alacağınıza inanır mısınız yoksa karşıdakini tüm iyi niyetinizle anlamaya çalışarak mı devam edersiniz tartışmaya?
    Sevgi ve saygılarımla...

    YEŞİM: Yeşom dünya öfkelenecek pek çok şeyle dolu fakat öfke sadece kendimize ve etrafımıza zarar vermekten başka bir işe yaramıyor. Marifet öfkelenmekte değil öfkelendiklerimizi düzeltebilmekte. İşte bunun için de soğukkanlı olmak gerektiğini düşünüyorum.

    YanıtlaSil
  22. Hımm.. erme yolunda hızla ilerliyorsun Aydan Atlayan Kedi :)

    yahut vaz mı geçiyorsun n'apıyorsun?

    yok, ikincisi olamaz. bilinçli bir eylem seninki.

    bana şimdilik pek uzak, pek zor, üzerinde hayli çalışılması gereken bir ders gibi geliyor "öfkeden arınmak"

    huzurun, sakinliğin ve sabrın daim olsun.

    YanıtlaSil
  23. en doğrusunu yapıyorsun aslında bi anlamda fulya ablam. Karşımızdakinin dediklerini direk olarak muhalif bir bakış açısıyla yaklaşırsak daha derin sorunlara yol acabiliyoruz. bu da kişinin kinlenip, öfke ile bu kinini reaktif duruma getirmesine sebep olabiliyor. Hayatımızda aslında bireysel ilişkiler içerisinde öfkelenmek bizim ne kadar küçük düşündüğümüzü göstermektedir. sosyal bir psikopatlık dalı olan öfkenin boyutsuz hali bundan dolayı bence. toplumda insanlar öfkelendiğinde toplu kıyımlar, içine kapanıp cinayet halleri kurmalar, başkasını ezme gibi eylemleri gerçekleştirdiğini düşünürsek. Öfkenin ne kadar büyük bir nevrotik durum olduğunu görürüz bence. Öfke hiç bir zaman kabullenilemez. İnsanı var eden bireylere takılmak değil, onların yanlışa saptığını uygun bir dille anlatmaktır fikrimce. tıpkı senin edebiyatı kullanarak, sözlerle çizdiğin sanatsal tablo yazılarında olduğu gibi.

    Sevgilerimle...

    YanıtlaSil
  24. JOURNEY TO ORIENT: Yok vazgeçmiyorum. Vazgeçenlerden değilim ben :) Sadece bu yol işe yaramadı diğerini deniyorum. Yanlış gelenle savaşmanın başka yolu yok...

    LİBERTERKEDİ: "Hayatımızda aslında bireysel ilişkiler içerisinde öfkelenmek bizim ne kadar küçük düşündüğümüzü göstermektedir." Kesinlikle hemfikirim. Öyle güzel ve öyle derinden açıklamışsın ki kedicim inan bana başka söz etmeye gerek yok. Çok teşekkür ederim. Sevgiler benden de sana çok çok tatlı kedim...

    YanıtlaSil
  25. Mademki konu başlığı: öfke …o nedenle
    özellikle sizi öfkelendirmeyi göze alarak her 'insanda olduğu gibi bende de var olan önyargı sergilemek istedim...aykırı bir sese olan tahammül derecenizi ölçmenin bencesiydi bu..
    ben insanları yazdıklarıyla tanırım.. onların benden duymak istediklerini değil benim onların yazılarından çıkarsamalarım doğrultusunda yorum yapar ve soru sorma cesareti bulurum..tartışmalarda objektif olabilmek için "iyi niyet" aramam.. "Cehenneme giden yolların iyi niyet taşlarıyla süslenmiş" olduğunu görenlerdenim...
    ben ne kazanmak nede kaybetmek için buradayım..düşüncelerimin beğenilmemesi beni sevindirir..
    Sapana taş olup olmamak sizin bileceğiniz iş...:-)

    dostluklakalın...
    Vkemal

    YanıtlaSil
  26. Öfkelendiğimi mi düşünüyorsunuz? Aykırı seslere benim düşüncelerimin tam aksi olan seslere elbette tahammülüm var. Hatta tahammülden ötesi diyelim sempatim var. Eğer hepimiz aynı fikirde olursak nasıl gelişeceğiz ki? Tartışmaları severim. Tartışmalardan birşeyler öğrenmeyi görmediklerimi görebilmeyi başka açıdan bakmayı severim ben. Besbelli ki pek çok konuda farklı düşünüyoruz. Bunun nesi kötü olabilir ki? Kazanmak ve kaybetmekten söz eden kim? Neyi kazanıp neyi kaybedeceğiz? Hangimiz haklıyız diye bir yarışma değil ki bu?
    Sadece şu önemli bence; herkes kendi fikirlerinden mesul ve herkes kendi fikirlerine göre hareket eder. ama kimse kimseyi bu konuda yargılayamaz ve kimse kimseyi yaptığı ya da yapmadığı birşeylerden dolayı...
    Dostlukla elbette...

    YanıtlaSil
  27. sorduğunuz sorulara yanıt vermeğe çalıştım...konuyu kısır bir döngü içinde kilitleme niyetinde değilim..
    anlatmak istediğimim anlaşılamaması beni rahatsız etmez.. ben ne demek istediğimin farkındayım..
    ben merkezli tepkisiz bir toplumun bireyinin geldiği çizgi buradan daha net olarak izlenebiliyor..
    önemli olanda bunu görüp dile getirebimek...
    dostlukla

    YanıtlaSil
  28. Ben artık ne diyeyim bilemedim Volkan Bey. Bana mı kızıyorsunuz yoksa genel bir şey mi söylüyorsunuz; "ben merkezli tepkisiz bir toplumun bireyinin geldiği çizgi" diyerek anlamadım. Ama ne diyebilirim ki eğer bana ise sözleriniz. Kendimi açıklamaya çalışmaktan bıkıp usanmış biriyim ben. Artık göze nasıl görünüyorsam öyle olsun ne yapalım.

    YanıtlaSil
  29. Ben de bu konudaki son sozu Rifat Ilgaz'a birakiyorum..
    Dostcakal

    AYDIN MISIN

    Kilim gibi dokumada mutsuzluğu
    Gidip gelen kara kuşlar havada
    Saflar tutulmuş top sesleri gerilerden
    Tabanında depremi kara güllelerin
    Duymuyor musun

    Kaldır başını kan uykulardan
    Böyle yürek böyle atardamar
    Atmaz olsun
    Ses ol ışık ol yumruk ol
    Karayeller başına indirmeden çatını
    Sel suları bastığın toprağı dönüm dönüm
    Alıp götürmeden büyük denizlere
    Çabuk ol

    Tam çağı işe başlamanın doğan günle
    Bul içine tükürdüğün kitapları yeniden
    Her satırında buram buram alın teri
    Her sayfası günlük güneşlik
    Utanma suçun tümü senin değil
    Yırt otuzunda aldığın diplomayı
    Alfabelik çocuk ol
    Yollar kesilmiş alanlar sarılmış
    Tel örgüler çevirmiş yöreni
    Fırıl fırıl alıcı kuşlar tepende
    Benden geçti mi demek istiyorsun
    Aç iki kolunu iki yanına
    Korkuluk ol

    (Karakılçık adlı kitabından)

    YanıtlaSil