18 Nisan 2009

AYLAK...

Marketin önünde elimde poşetlerle oturup kaldım. Sanki o sabah güneşi o tahta bank o an için olabileceğim en en uygun yer gibi geldi birden. Tüm hafta insanlardan, olan bitenden herşeyden ama herşeyden yorulup bitmiş gibiydim. Gibisi fazla. Bir insan sürekli sessiz ıssız dağların hayalini kurmaya başlamışsa ciddi bir sorun var demektir. Bu sorun bıkkınlık da olabilir yorgunluk da. Elbette her ikisi birden olma ihtimali vardır ki genellikle biri diğerini tetikler. Benim halim de buydu galiba.

Abuk sabuk düşüncelerle dolu başımı anlamsızca sağa sola çevirdim. Sanki insanlara bakıyormuş gibi. Oysa baktığım falan yoktu. Düşünceler yerine otursun diye başımı sallıyordum sadece. Saçmaydı ama belki işe yarardı. Yaramasa bile ne kaybederdim ki? Hiçbirşey. Ama ya işe yararsa? İşte o zaman önümdeki sokakta akıp giden bu çılgın dünyayı belki anlayabilirdim. Sanmıyordum ama denedim yine de...
Sonra onlar takıldılar gözlerime. Düşünceleri yerine oturmak gibi boş bir çabadan vazgeçtim böylece. İnsanlara baktım baktım baktım. Önce bir kadın geçti. Tombul ve çok sevimli bir kadındı. Bir bacağı diğerinden kısaydı. İçimi önü alınmaz bir keder sardı. Oysa o nasıl da güzel gülüyordu. Arabasının bagajına elindeki poşetleri yerleştirdi sonra başını gökyüzüne kaldırıp güneşe baktı. Biraz orada durduktan sonra sanırım yürümeye karar verdi ve usul usul sokağı bir aşağı bir yukarı adımladı. Ona bakmaktan alamadım kendimi. Nasıl da yaşam sevinci vardı. O yürüdükçe saçlarından savruluyordu gibiydi. Biraz sonra bir adam ve bir çocuk geldi. Çocuk kadının bacaklarına sarıldı. Adam da usulca yanağını okşadı kadının. Hep birlikte arabaya binip gittiler.

Onlardan kalan boşluğa siyah bir araba girdi sonra. Bir adam ve o adama ters ters bakan bir kadın indi arabadan. Adam elini uzattı kadın hırsla itti o eli. Adam omuz silkti. Yürüdüler. Birazdan elleri kolları poşetlerle dolu çıktılar. Kadının öfkesi belli ki bir yerlerde unutulmuş kalmıştı. Sevindim bu kez de. "Oh be" dedim "barışmışlar."

O bankın üzerinde saatlerce oturabilirdim. O güneş orada olduğu sürece böyle kafamı sallayıp durabilirdim. Ben kafamı sağa sola çevirip dururken gözüme takılan insanlara bakabilirdim. Onlara hikayeler yazıp o hikayelerle sevinebilirdim. Kitap gibi, bu sokağı soluk alamadan okuyabilirdim. Ama bu sefil omuzlar üzerinde bekleyen ve kötücül kahkahalar atarak bana soluk aldırmayacaklarını fısıldayan işler vardı. Bu aylaklık bu cumartesi sabahına her ne kadar yakışsa da benim olamayacak kadar pahalıydı. Elimdeki poşetlere tekme attım. Birşeyler hışırdadı. Umursamadım. O güzel aylaklığımı bankın üzerinde bırakıp eve yollandım. Onu orada bıraktım ki belki benim gibi yorgun ve bezgin birine on beş dakikacık hayat versin soluk aldırsın...

Eve dönünce de "Onu kim buldu orada acaba?" diye merak ettim. Sonra da işine yaramış olmasını umut ettim.
RESİM: Carl Larsson

9 yorum:

  1. Ben tabii:) İlk ben buldum ben!:) Canım arkadaşım çok güzeldi ve "aylaklık" için de teşekkür ederim. Sakın başkası kapmasın. Ben hakettim. Çünkü ben bugün çok çalıştım:)Kocaman sarıldım güzel kelimelerine! Sana!

    YanıtlaSil
  2. Bende bulmuş olabilirim, bir bankın üzerinde oturup saatlerce izleyebilirim insanları, asla bıkmadan.

    YanıtlaSil
  3. - Baba ne iş

    - Ula banami sorasun.

    -Senden başka kimse varmı anımda. Tabiki sana soruyorum

    - Ha ben ne bilerum uşağum, bu hanum gızcağuz senun akranundur.Ne bilecesen sen bilersun.

    - Elbette ama ben zaten arkadaşımı sormuyorum sana. Konuya gel. Bank falan ne iş. Onu soruyorum. Senin hiç böyle aylaklıkların varmıdır.

    -Ula hadi gidesun işune. Benum ayla mayla diye hanumlarla ne işum olur.

    -ooo sen iyice işi bozdun.

    -Sen diyesun ya. Hele söyle bakayum. Ayla kimdur, kimun nesudur, evlumudur, bekarmudur. Hele sen ilk önce bir bir bunlaru bana diyesunki, bende sana işte o zaman şap diye vereceğum cevabumu.

    -Ah baba ya ömrümü yedin ömrümü

    -Sana ben esas başka bir şey söyleyeceğum. Aç kulağunuda iyi dinleyesun.

    -Söyle baba.

    -Sen bu arkadaşuna söyle eğer işe yarar bir şey yapmak istiyorsaydu. O banka ya Ayla hanumefendinin adresini, yada elindeki alışveriş poşetlerini bırakurdu. Boş aylakluğu kim ne utsun uşağum
    -:))))))))))))))

    Kedim duydunmu Hamdi Babam ne diyor. :)))))))))

    YanıtlaSil
  4. uzun zamandır içine hoplamak istediğim, böylesine güzel, ruhu olan i resim görmemiştim. istediğim herşey var orda. ne güzel olurdu istediğimiz resimlerin içine hoopp atlayabilsek. buaralar ben de senin gibiyim, aylalaklık arzum tavana vurmuş durumda ne yazıkki yapılacaklar işlerimde aynen öyle. O banka bende oturmak istiyorum.

    YanıtlaSil
  5. Canım canım biliyorum cok uzak kaldım .. ancak alakan icin cok tesekkur ediyorum. iyiyim sadece gerekli gereksiz baska seylerle yogunum, yorgunum, idare ederden daha iyiyim baharı karsılayıp asmaya calısacagım uzerimdeki kıs tozunu.
    Opuyorum. Ozledim seni ve diger dostlarımı.

    YanıtlaSil
  6. Ben almış oalbilir miyim?
    Bu gün çok güzel herşey nedense:)))
    Sevgilerimle kediciğim.

    YanıtlaSil
  7. Güzel Kedim, ben aldim aylakligi, elimde Elif Safak`in Ask romaniyla aksama kadar kalkmadim o banktan, iyide yapmisim:)) Bu arada kitabi okumaktan, insalara okumayi kacirmisim o kadar:))

    YanıtlaSil
  8. Acaba tam da o sıralarda seni seyredip o hallerine vakıf olan, yahut hikayeler yazıp seni de baş kahramanı yapan var mıydı yakınlarda bir bankta, aynı güneş altında...? :)

    YanıtlaSil
  9. KAROSHİ'M: İlk sen bulduysan senindir Kızkardeş :) Ama bir süre sonra bir bank üzerine bırakmayı unutma olur mu?

    OWL: Bu aylaklık nasıl da özlenen bir duygu yorgun insanlar için değil mi? Sanki ancak orada atarmışız gibi içimizde birikeni...

    KARA KALEM: Hamdi Baba'ya sonsuz saygımla :)

    GUGUK KUŞU: Çocukken hep hayal ederdim resimlerin fotoğrafların içine girmeyi. Sahi ne güzel olurdu değil mi?

    ZEYNEP: Ah o kış tozu benim de üzerimde. Belki de ondan böyle ağırım kendime. İyi olmana sevindim Zeynep'ciğim.

    ÖZLEM: Hep güzel olsun Özlem'ciğim...

    BELGİN: O kitaba dalan çıkamıyor içinden bilirim Belgin'ciğim :)

    JOURNEY TO ORIENT: Belki başka bir aylak da bana bakıp üzerime hikayeler yazmıştır. Olur mu olur :)

    YanıtlaSil