20 Nisan 2009

TAŞ

Bir terslik var bende. İlkbahar çok insanda "yeniden doğuyormuş" gibi bir his yaratırken bende neden böyle tüm birikenlerin altında kalmışım gibi bir his yaratıyor? Ve neden, bunun tam aksine, sonbahar sanki hayata yeni bir sayfa açıyormuşcasına bir coşku uyandırıyor içimde? Mayıs doğumlu bir insanın ruhunun ilkbaharda uyanması gerekmez mi? Dediğim gibi bir terslik var bende ama nerede bilmiyorum.

Sanırım benim takvimim sonbaharda yani eylülün ilk günü başlıyor. Beden mayısta doğmuş ruh da eylülde doğmuşsa bu kulağa mantıklı gelebilir ama böyle bir durumun söz konusu olduğunu sanmıyorum. Evet ruh bu kadar tembelken ancak aylar sonra yani eylülde uyanmış olabilir. Farkındayım saçmaladığımın üzerime gelmeyin.

Böyle hissederken saçmalamaktan daha doğal ne olabilir ki? Bu bir hak mı? Elbette değil. Ama şu sıralar saçmalamamak da benim elimde değil. Bunun için hayattan özür dilerim. Hele şu dengemi bir bulayım tüm hatalarımı telafi ederim. Hatta bunun için de söz veririm. Oldu mu? Teşekkürler.

Bu tıpkı bir yere tutunmuş olduğun ve ellerinin kayıverdiği anda uyandığın rüyalara benziyor. Düşme hissi, uyandığın zaman bile ve hatta bunun bir rüya olduğunu bildiğin zaman bile yakanı bırakmıyor. Soluk soluğa toparlanmaya çalışıyorsun ve kendi kendine "herşey yolunda herşey yolunda" diyorsun ama biliyorsun ki o düşme hissi daha bir süre seninle gittiğin her yere gelecek. O his yüzünden ne birşeye başlayabileceksin, ne birşeyi bitirebileceksin, ne vazgeçebileceksin, ne de kalsın isteyeceksin. Ortalarda bir yerlerde böyle sersem sepet seyredeceksin. Her sabah geçsin diye uyanacaksın ama geçmediğini görüp "sonsuza dek gidecek herhalde" diyeceksin. Ve herşeyi böyle anlamsız bu kadar keyifsiz bulurken yaşayıp yaşayamayacağını merak edeceksin.

Oysa kaç kez başına gelmiş ve sen kaç kez unutmuşsundur kimbilir. Böyle yalpalayıp durmuşsundur yollardan geçerken, bakar kör olmuşsundur kısa süreli, duyduğun gördüğün hiçbirşey ruhunun gözeneklerinden içeri sızamamıştır. Sonra bir sabah uyanmışsındır. Gök yine masmavi. Nasıl da şaşırmışsındır yine eskisi gibi. Bütün insanlar yeniden güzel görünmeye başlamıştır gözlerine. Dünya öyle canlı, öyle parlak ve umut her taşın ardına gizli... Ama unutmuşsundur işte. Yine böylesi vazgeçmiş birine dönüşmüşsündür ve bunun sonsuza dek seni ele geçirdiği yanılsaması içindesindir.

Oysa olan biten tüm zamanlar hoşgörüyle görmezden geldiğin herşeyin birikip bir taş gibi içine oturmasından başka birşey değildir. O yüzden böyle ağır gelirsin kendine. Ama yine unuttuğun birşey vardır. İnsan ruhu pek asitlidir. İçine oturan taşı eritir. Evet biraz zaman alır ama eritir. Hafifleyeceksin. Her zaman hafilemedin mi? Olan biten sadece bunu unutmuş olman. Hatırla...

RESİM: Carl Larsson

10 yorum:

  1. Söz verilmiş dualarım var sana verilmeyen
    Senden esirgenen
    İçi boş dolaplar gibiyim
    O eski evlerin avlularında gizli saklı öpüşmelerim
    Utangaç
    Serseri hallerim
    Unutulmuş yaz akşamlarında ceviz gölgelerim
    Sedirler
    Etrafı barak kaplı aynalardaki sevişmelerim
    Delikanlılık dönemim
    Ellerimle giydirdiğim o ipek işlemeli entariler

    Söyle bana sevgili
    Kim için ve nereye
    Hangi mevsiminde gizliler


    Bu şiir okuduğum yazının bana hissettirdikleri kedim.
    Sevgilerimle o patilerinden öperim. :)

    Ahmet

    YanıtlaSil
  2. of ya bende de öyle bir his uyand üstelik bahar doğumluyum ve bahar benim için uyanış demek..

    YanıtlaSil
  3. sanırım pek de edebi yazıp edebi düşünemediğimden :))ve hayatım müzik olduğundan ..
    hep şu şarkıyı söylemek gelir bu dönemlerde içimden ...
    ben her bahar aşık olurum .rüzgar olur yağmur olurum.

    YanıtlaSil
  4. KARA KALEM: Çok çok güzeldi.

    ZOİTSA: Ne yapmalı bilmem ki! Ben çıkamadım içinden...

    NUNİ: Ne mutlu baharda böyle hissedene. Tadını çıkarmalı...

    YanıtlaSil
  5. Kedicim, biriktirme icinde taslari, at gitsinler bayir asari:))

    YanıtlaSil
  6. Aksamlari fazla dusunmeden at kendini yataga, kapat gozlerini sevdigin bir yeri dusle... Gec yatip, hatta yatmadan once tum gazeteleri okuyup uyudugumdan mi nedir, kendime gelemiyorum. Kararliyim, artik duzene sokacagim uyku saatini, deneyelim bakalim belki bir ise yarar.

    YanıtlaSil
  7. Baharlarda o taşlar daha mı ağır ne?

    Ben eylül doğumluyum. O yüzden ilkbahar ruhuma kış gibi gelir. Güneş açtığında hava kapanıyor gibi olur. Ama yağmur bulutları gelince de cemre düşer aklıma:)

    Kabusumdur ilkbahar. Tabi ki doğa uyanıyor, şenleniyor. İnsanlara destek olmak için bence:)

    Yalnız değilsin.

    YanıtlaSil
  8. İlkbaharı düşündüğümde peşinden "yalancı bahar" geliyor aklıma benim de. Ondan belki, ne bir coşku, ne bir heyecan var içimde. Yaz gelse de tatile çıksak, kemiklerimize kadar ısınsak derdindeyim. Evet, yaz bebesiyim :p

    YanıtlaSil
  9. O belki de baha yorgunluğudur,:) Ben de baharda doğanın o görkemli uyanışına hayran kalırım çoğu zaman, ama o gücü bulmaman kendimde bazen.
    Doğa bizden daha mı güçlü acaba?
    Sevgilerimle...

    YanıtlaSil
  10. BELGİN: Damla taş bunlar Belgin'cim:) Ben göremiyorum o damlaları ama zamanla birikip taş oluyorlar.

    TURKUAZ DENİZ: Ben de üzerimden atayım bu sersem sepet hali deyip duruyorum da daha da sersemliyorum. Bıraktım akışına. Bir sabah uyandığımda gidecek biliyorum.

    SARDUNYA: Bana çok ağır geldi bu sefer bu taş. Omuzlarım yere inmiş gibi hissediyorum.

    LA SANTA ROJA: Geçiş mevsimlerimi diye düşündüm bu sabah bu ne yapacağını bilmez hallerin sebebi. Evet yaz gelsin artık.

    ÖZLEM: Ben de bahara bakmaya doyamıyorum ama ona yetişemiyorum. Benim ruh biraz geç uyananlardan :)

    YanıtlaSil