20 Ekim 2008

YA DEĞİLSE?

Bunu gerçekten merak ediyorum...

Hayatımız boyunca karşımıza çıkan insanlar, hayatımızda uzun süre kalan ve bir süre sonra gidenler, ömür boyu hayatımızda yer alanlar, bir tesadüf sonucu aynı masada yemek yediklerimiz, bir merhabadan ve iyi günler'den ibaret olanlar, saat ya da adres sorduklarımız, yer tarif ettiklerimiz, sokaklarda acelesi olup bize çarpanlar, yanlış numarayı çevirip özür dileyenler, otobüste ya da dolmuşta yanımıza oturanlar, kapımızı yanlışlıkla çalıp aslında bir üst kat komşumuza gelmiş olanlar, annemiz ve babamız, kardeşlerimiz, kapı komşumuz, iş arkadaşlarımız, omzunda ağladığımız dostlar, bir zaman onsuz olamayacağımıza inandığımız ama şimdi yabancı olanlar, hergün iş çıkışı karşılaşıp adlarını bilmediklerimiz ve hayatımızdaki tüm insanlar... Bu insanların hayatımızda oluşlarının belli bir amacı var mı?

Şu koca evrende böylesine mükemmel bir düzen hakimse ve o düzen ne kadar bozuk gibi görünse de hala dünya dönmeye, insanlar nefes almaya devam ediyorsa, tüm bu karmaşanın kendi içinde bir düzeni olduğuna inanılıyorsa tüm bu insanların hayatlarımızda olmasının sadece bir tesadüf, basit bir tesadüf olduğu iddia edilebilir mi? Eğer tüm bunlar tesadüfse bu koca dünya, evrende başıboş salınıp duran bir gezegen demektir. Ama ya tesadüf değilse? O zaman hayatımızda okumamız gereken pek çok işaret var demektir ki biz her gün bu işaretlere günaydın, iyi akşamlar diyor ve yanlarından, yüzlerini bile anımsamadan geçip gidiyoruz. Peki bu işaretlerin önem derecesi nedir? Ya bakkalın çırağının bir cümlesi, hani öyle üzerine aman aman düşünüp söylediği bir cümle de değil, kayıtsızca kendi kendine mırıldanır gibi söylediği bir cümle belki dünyaya, hayata bakışımızı haydi daha da ileri gidelim tüm herşeyi algılayışımızı değiştirecek bir cümleyse. Ya da otobüste yanımıza oturan yaşlı amca? O amcanın anlattığı öykü, dişçinin bekleme salonunda sıkıntıdan patlarken karşımızda oturan ürkek çocuğun oyuncağıyla konuşurken söyledikleri... Kim bilir?

Bunların bir tesadüf olmadığına inanırsak yeterince kanıt bulmak için ne kadar zamana ihtiyacımız var? Hayatımızda bir şekilde yer etmiş olan bu insanların bir işaret, bir öğretmen, bir yön gösterici olmadıklarını bilebilir miyiz? Bizi çok ama çok seven insanların sevmek ve sevilmek için yalvaran kalbimizin cevabı olmadığı söylenebilir mi? Ya da ektiğimiz sevginin yeşermiş tohumları, meyvaları olmadığı? Bir bilet gişesinde bize bağıran adamın, daha önce terslediğimiz bir günahsızın cezası olmadığını bilmek mümkün müdür? Adalete inanan bir kalp taşıyorsak eğer toprağa attığımız her tohumun ürünün bir gün topraktan çıkacağına da inanmak gerekiyor. Zehirli bir bitkiden mis kokulu gül beklemeye hakkımız var mı?

Peki ya sen? Gözleri bu satırların üzerinde dolaşan kişi... Şu an "ş, u ve a, n" harflerini henüz okumuş olan sen? Bu satırları okurken gün boyu hayatının içinden geçip gitmiş onlarca ve eğer kalabalık bir caddeden geçtiysen yüzlerce insanın işaret levhan olmadığını nereden bileceksin? Çalıştığın ofiste yan masandaki adamın ya da kadının, sana çay servisi yapan garsonun, asansörde sana "iyi akşamlar" diyen o orta yaşlı kibar beyefendinin, kaldırımda hızla koşarken omzuna çarpan çocuğun, senden sadaka isteyen dilencinin tesadüfler haritasında öylesine noktalar olduğunu mu düşünüyorsun? Yoksa her birinin bir anlamı olabileceği aklına geldi mi?

Tesadüf mü diyorsun? Peki ya değilse?

Fotoğraf:
http://www.msgr.ca/msgr-9/cat%20coincidence%2001.jpg

24 yorum:

  1. Kedicik :) Hiçbirşey tesadüf değildir herşey hazırlanmış ortamlardır. Evrenin hazırladığı sunduğu ve bizim ya üzerine basıp geçtiğimiz ya da kıyısından dolandığımız. En azından benim için bu böyle. Bakınız Matrix, Contact, Şeytanın Avukatı, Frekans,6.His ve daha aklıma gelmeyen filmlerle desteklenen dirsek teması katmer zamanlar. Bir halkanın eksik olabileceği an tamamlanamayan kader turu. Evrenin bizi bir başka ters olayın içine almamak için önümüze koyduğu engelleri de anlamayız bazen. Hani trafik tıkanır ya da bir şekilde biri size bir adres sorar ya da evde bir eşyanızı unutup geri dönersiniz.Planladığınız dünyasal boyuttaki zamanlama kaymıştır. Gecikeceksinizdir ya da yetiştiremeyeceksinizdir birşeyleri.Oysa tam tersine bakmak lazım. Evrensel zaman ve dünyevi zamana. Eskiden kızardım bunlara. Uzun zamandır bu 'aksilik' adını verdiklerimize ben lütuf, şifre, yol açan, kurtarıcı kısaca evrenin beni koruma taktikleri diyorum.Kişiler ve olaylar hiçbiri tesadüf değildir.Hazırlanmış ortamın birer parçasıdır.Hiçbirşey sebepsiz değildir. Ölümler bile.
    Sevgiyle kedicik. Eline sağlık.

    YanıtlaSil
  2. Elbette tesadüf demiyorum...

    İlk paragraftaki sorunun cevabını okuduğum an verdiğim cevap "hayattan bezdirmek..." idi. Belki şu anki ruh hâlimden kaynaklanıyor olabilir ama genele de rahatlıkla yayılabilir aslında. Maalesef.

    "Bizi çok ama çok seven insanlar..." derken? Kendi adına konuş. :P Hani "hayvanlar" desen neyse... :)

    Seni seviyorum aydan atlayan kedi.

    YanıtlaSil
  3. Butun bunlara tesaduf degil demek icin guclu bir hafiza lazim kedicim. Yani hatirlamak lazim, biz kimiz ve neden buradayiz sorusunun cevabini. Lakin, unutmanin hafifligi, hatirlamanin agirligindan daha agir basiyor cogu zaman! Ve milyonlarca isaret levhasina ragmen kendi mechulumuze savruluyoruz herbirimiz.

    YanıtlaSil
  4. Tasavvufda tesadüf diye bir şeye yer yoktur.Her şey bir planın
    parçasıdır.Ama ne plan ya!Bir bilet gişesinde bize bağıran adam,terslediğimiz bir günahsızın cezası olarak bize sesini yükseltiyorsa bu işin içinde çok büyük bir program ve kurgu var diye düşünüyor insan.Eskilerin basma-kalıp sözleri, düşünüldüğünde ne kadar kesin ve öz sonuca varılıyor:Etme-bulma dünyası gibi.Ya tokalaştığımız insanlarla eller buluştuğunda her iki kişinin de gizli şifreleri gizli merkezlere ulaştırılıyorsa?
    Elerine sağlık, yazın çok düşündürücü kedicik.

    YanıtlaSil
  5. Sevgili Kedi,
    Kafamı bu tür sorularla doldurduğum bir dönemimde, patronumun bana verdiği bir kitap bakış açımı değiştirdi. Bir sürü korkumdan kurtulmama yardımcı oldu. Umarım fırsat bulup okuyabilirsin.Ve bu fırsatı bulabilirsen eminim bir solukta okuyacaksın.
    Yuvaya Yolculuk-kryon Akaşa yayınları...
    Sevgiyle...

    YanıtlaSil
  6. Kızkardeşim Zeynep aynen şöyle demiş: Tesadüfler hazırlanmış ortamdır. Bu laf Bilgi Kitabı'nın muhteşem laflarından biridir. Ben de sana şunu diyeceğim, sokakta çarpıp pardon dediğin her insanla bile bir karman vardır unutma. Sen olmalardasın sevgili Aydan AtlayaN kedi, senin Bilgi Kitabı'nı okuma vaktin gelmiş. Seeker'ların sonunda varacağı yer o kitaptır zaten! ;)

    YanıtlaSil
  7. Uzerinde ara ara ama hep dusundugum bir seydir bu yazida anlattiklarin. Etrafimizda her an bizi uyaran ya da bir takim yol gosteren isaretler beliriyor ve gundelik hayatta bunlarin cok buyuk bir kismini gormuyoruz bile. Bugun mesela markette balik alacaktim...ve sirami bekliyordum. Balikci cocuk cok ciddiydi...daha cok mutsuzluk ciddiligiydi galiba. Tum musteriler de robot gibi alisverisini yapti. Mutsuzlugu ve suratsizligi kafama takildi. Alisveris sonunda gulumseyerek cok tesekkur ettigimi soyledigim anda balikci cocugun yuzundeki sevinci ve gulumsemeyi gormeliydin. Beyaz onlugu kendisinden buyuk guney amerikali bir gocmen cocuktu. Onun gulmesine mutlu oldum. Mesela bu da tesaduf degildi belki de onun da benim de boyle kucuk pozitifliklere ihtiyacimiz vardi...Neyse cenem dustu...Susuyorum hemen. Guzel yaziydi cok tesekkurler paylastigin icin:) Sevgilerimle.

    YanıtlaSil
  8. ZEYNEP: Sevgili Zeynep, zaten evrenin ve dünyanın işleyşine bakınca olup bitenin tesadüflerden ibaret olduğuna inanmak mümkün görünmüyor. Bizim kendi hayatlarımızın da dünyanın küçük bir örneği olduğu düşünülünce tesadüflerin burada da olası olması mümkün değil. Ama insan kendi hayatında olup bitenlere, gelip geçen insanlara bakıp da tam bir bütünlük kuramıyor. Herşeyin ve herkesin bir anlamı olduğunu hissediyor ama o anlamı yerli yerine tam olarak oturtamıyor. Aksilikler konusunu ben de düşünürüm çok sık. Bir yere gecikir ya da birşeyi kaçırırsın çok sinirlenirsin. Oysa o gecikme seni öyle şeylerden kurtarmıştır ki bunu asla bilemezsin. Bilmek ister miydim diye düşündüm. Emin olamadım :)

    KABAKMELTEMİ: Aslında bu sorunun cevabı ruh halimize göre değişiyor bence. Hayattan ve insanlardan bıkıp usandığımız zamanlar için verdiğin cevap geçerli :) Ama ya diğer zamanlar, hani o sakin huzurlu olduğumuz zamanlar?
    Ben de seni seviyorum Kabakmeltemim :)

    KREMALININ ANNESİ: Unutmak yüzünden bir bütünlük kuramıyoruz bu çok doğru Sevgili Annecik. Ama düşününce hatırlamanın ağırlığını bir insanın tek başına taşıması da pek mümkün görünmüyor. Zira ruh bütün bu ağırlıkla yüklendiğinde eskisi gibi kanatlanamıyor.

    SUFİ: Ben de bu şekilde düşünüyor ve buna tüm kalbimle inanmak istiyorum. Çünkü, adaletin ancak bu şekilde yerine geldiğine inanıyorum. Kötülükler ve iyilikler karşılıksız kalmamalı. Eğer kalırsa kötülük yapanın yanına kar kalır iyi olan ise kendisinden yaptığı fedakarlıklar yüzünden hayata ve insanlığa olan inancını kaybeder. Bu da tüm anlamın yitip gitmesi anlamına gelir. O nedenle buna inanmak hem de çok çok inanmak istiyorum. Belki de adalet inancımın sarsılmaması ve daha da güçlenmesi için o işaret levhalarının peşine düşüyorum. Tokalaştığımız insanlar ve gizli şifreler konusu ise çok çok ilginç. Hiç böyle düşünmemiştim. Çok teşekkürler Sevgili Sufi aklıma yeni bir kapı açtığın için...

    ELA: İlk fırsatta okuyacağım Sevgili Ela. Çok çok teşekkür ederim.

    NÜKHET: İnsan bazen karmakarışık bir kafa ile dolanıyor ortalıkta Sevgili Nükhet. Ve o karmaşanın ortasında birşeyler saklandığını biliyor ama bir türlü göremiyor. Zaman gerekiyor ya da gelişme. Yürüyorum yürüyorum ve yürüyorum:)

    BİRAZ:İşte bunu seviyorum; yani olumlu birşeylerde halka olmayı. Tıpkı senin balıkçının gülümsemesine yol açman gibi. İnsan olarak herkesi ama herkesin istisnasız birşeylerde bir yerlerde rolü var. İyi ya da kötü şeylere bilerek ya da bilmeden yol açıyoruz. Ve belki de bilmediğimiz zincirlerin halkaları oluyoruz. Bunun düşüncesi bile bana büyüleyici geliyor. Büyüleyici sahiden de değil mi?

    YanıtlaSil
  9. Hayat tesadüflere inanılmayacak kadar gerçek...Hem olumlu hemde olumsuz pe çok şey düşündüm bir anda...Çok tesadüfi aynı semptomları yaşamış bir kişi ile karşılaşıp hayatımı tehlikeden kurtaracak doktora ulaşmam, çok severek aldığım bıcakla işaret parmağımı kesişimi...Hayatı farkındalıkların farkına vararak yaşamalıyız...Sanırım görememek gibi bir lüksümüz yok...Neden böyle neden şöyle diye hayıflananların çoğunun göremediğine inanırım...Hayat sadece öylece akıp gitmiyor, önemli olan işaretlerin farkına varıp peşine düşme iradesinde olup, kendimize neyi nekadar katabileceğimizi bilmemizle alakalı herşey...

    Canım gene irdelettiğin ve düşündürdüğün için teşekkürler...

    YanıtlaSil
  10. Agnuscuğum, aslında bu farkına varışlar bizi hayatımızın boşuna yaşanmış bir zaman dilimi olduğu hissisinden uzaklaştırıyor ve büyük bir hikayenin parçası olduğumuzu düşündürüyor bence. İnsan anlamı yitirdiğinde yaşayabilir mi? Ya da kendisini hikayenin parçası gibi hissetmediğinde hayatını anlamlandırabilir mi? Belki de bu yüzden işaretleri takip ediyoruzdur. Kim bilir?

    YanıtlaSil
  11. bu kadar kaderci olma kedi. inandırma kendini bunlara. paranoyaya iter sonunda benden söylemesi.. (paranoyaya bu kadar hevesli olmamalıyım sanırım =) )

    YanıtlaSil
  12. Kaderin değil dünyanın büyülü yanlarının peşindeyim Thesaurus'cuğum :) Ondan bunların peşine düşüşüm.
    Paranoya mı? Paranoyak olamayacak kadar düşünceleri birbirinden kopuk biriyim ben, istesem de olamam yani :)

    YanıtlaSil
  13. Tesadüf değilse ben o kayıtlara ulaşıp hızla bir göz atmak istiyorum son sayfamda neler yazılı olduğuna.

    Ama bence de değil, öyle acaip izler düşüyor ki hayatımıza bir süre geçince o izleri okumaya başlıyorsun. AMa iş işten geçmiş oluyor, hayatın akşında garip duran izlere dikkat edip okumak gerekiyor onları.

    YanıtlaSil
  14. Sanırım işaretleri okumayı zamanla öğreniyor insan...

    YanıtlaSil
  15. Aslında şöyle saykodelik bir sonucu var bunun. Bir nevi sonuçsuzluk. Varoluşla ilgili soruların sonunu bulmak her zaman mümkün olmaz. Bir çok egzistansiyalistin bu soruları sora sora inithar ettiği malumunuz.

    Diğer yandan; kişiye kendi tanıdıkları dışında uğrayanlar/uğrananlar, yalnızlık çemberinin etrafındaki temas kümesidir. Hayata karşı açık bir çift göze sahipse insan, faydalı şeylerdir bunlar. diye düşünüyorum.

    YanıtlaSil
  16. Aslında tüm bu arayışın sebebi ne biliyor musun Siboreta; dünyanın bu kupkuru renksiz görüntüsüne biraz büyülü, masalsı bir tat katmak :)

    YanıtlaSil
  17. Peki bizim onların hayatında var oluşumuz :)) Ne sorumluluk ama

    YanıtlaSil
  18. Ya ikisi de değilse? Hiçse...

    YanıtlaSil
  19. Dur yahu zaten kafam karışıyor bunları düşünmekten :))

    YanıtlaSil
  20. Birde normlar var, yaptığımız şeyleri ona göre yapıyoruz. Araba kullanıyorsak bir başkası gibi, öğle yemeğndeysek bir başkası gibi geçiriyoruz zamanı. Öğle vakti dinlenme zamanı diyip şort giymiyoruz mesela .(aslında kulağada fena gelmiyor. :))) yapmaya kalkana çatlak muamelesi yaparız herhalde.

    bütün bu normlar sıradanlaştırıyor bizi. Zanediyorm ki yaptığını şevkle, aşkla yapan sıradanlıktan çıkıyor. yoksa neden sonuç ilişkileri içinde hepimiz bir birinin içine geçmiş dişliler gibi duruyoruz

    YanıtlaSil
  21. Çok doğru bir tespit Sevgili Enis Bey: "neden sonuç ilişkileri içinde hepimiz bir birinin içine geçmiş dişliler gibi duruyoruz" Kesinlikle...

    YanıtlaSil
  22. Tesadüf diye bir şey olduğuna inanmıyorum Kedicim:) Bir şekilde bir şeylerin farkına varabilmek için yolumuzda ilerleyebilmek için bir yol çiziyoruz kendimize ve yaşanan her şeyin bir anlamı var.İşte zihin her zaman bunu fark edemiyor sadece biraz daha dikkat ederseniz mucizelerin farkına varıyorsunuz.Ela'nın önerdiği kitabı okuman uygun bir başlangıç olacaktır.Sevgiler...

    YanıtlaSil
  23. Tesadüfler yok ama bence de. Sadece aradaki bağlantıları göremediğimiz tanımlayamadığımız için tesadüf diyoruz. O kitabı mutlaka okuyacağım. Teşekkkürler.

    YanıtlaSil