02 Ekim 2008

CUMA MEKTUPLARI

"Ben" diyorum Sevgili Dostum "şu incecik ayın karşısında, kararmaya yüz tutmuş şu koyu mavi gök altında kalakalsam kısacık bir zaman. Kimse ilişmese bana, kimse halimi hatrımı sormasa..." Ve yine diyorum ki dostum; "bir ay, bir ben, bir gök kalsak da herşey bir anlığına silinip dağılsa... aklın bu karmaşası içinde, böylesi yorulmuşken günden, geceden, kendimden ve olup biten herşeyden, ne gece ne gündüz olduğu belirsiz bu gök altında öylece dursam, dursam, dursam..."

Diyorum ama biliyorum da şu bir kaç dakikayi bile çok göreceğini dünyanın bize. Ve insanların dostum, her yaptığımızın hesabını soracaklarını, hatta yapmadıklarımızın bile çetelesini tutacaklarını da biliyorum. Öylece dursak şu taşlı yolun ortasında mesela, kocaman kanatlar gibi açsak kollarımızı sanki göğü kucaklayacakmış gibi, yüzümüzde huzurlu bir tebessüm olsa bir de... Çok değil, bir an dursak öylece... Dünya bize ilişmeden duracak mı, işte bundan emin olamıyorum?

Ah Dostum ne çok kalabalığız kendi içimizde bile. Geçmişten gelecekten ve şimdiden ne çok ağırlık taşıyoruz şu incecik gövdemizde. Kendimizi unutup, diğerlerini sırtlanıp yola böyle devam ediyoruz ne tuhaf! Ve ne tuhaf başkalarının sorularına cevaplar vermekten yaşayamamak...

Ben eskiden, çok zaman önce yani, sanırdım ki; insanlar birbirlerine destek olmak, birbirlerinin yükünü hafifletmek için bir araya gelirler. Kim bilir belki eskiden öyleydi de. Oysa şimdi başka yaşamları kendi yaşamlarını unutmak için harcayanlar topluluğuyuz. Kimse kendi göğü altında yaşamıyor, neden? Neden herkes başkasının yıldızına, ayına ve güneşine bakıyor da kendisininkini unutuyor? Ah dostum bu yüzden mi kimse huzuru bulamıyor? Herkes kendi sorumluluğundan kaçıp bir başkasının göğü altına sığındığından mı tüm bu olup biten? Bilemiyorum.

Umurumda değil artık. Kimin bu gök altında neyi neden sorduğu umurumda değil. Ben kendi gökyüzümden gözlerimi ayırmadan, toprak üzerinde büyüyen bu dikenli otlara basmadan ve hızla değil usul usul yaşayarak, aya bakarak mesela, kayan yıldıza bakarak ve kimsenin göğünü yargılamadan duracağım. Ve dostum, dostum dediklerime açılacak bu kocaman kanatlar ve bu yüz bir tek onların uzaktaki göğüne bakıp gülümseyecek. Başkalarına değil...

İşte sırf bu yüzden senin göğüne yazıyorum bu kelimeleri... Ve o incecik ayın tatlı, ılık ışığında okuyacaksın biliyorum. Ve yine biliyorum ki Sevgili Dostum bizler aynı gök altında ,aynı aya bakıp gülümsüyor olacağız tam bu zamanda, birbirimizin kollarından çekiştirmeden, birbirimizi itip kakmadan sadece birbirimizin orada durduğunu bilerek...

Resim: Wassily Kandinsky

9 yorum:

  1. bu sözler gerçekten bir dostA ise, gerçekten çok şanslı sana dair her konuda...

    YanıtlaSil
  2. "ve kimsenin göğünü yargılamadan duracağım."

    acaba bu cümleni buraya yapıştırmakla ben de birlerini yargılamış olur muyum sence.

    YanıtlaSil
  3. TNRZCLK: Çok teşekkür ederim :)

    REHAV@: Olmazsın :)

    YanıtlaSil
  4. acaba modern zamanlarda insanlar artik mutlu olmak icin baskalarinin mutsuzluklarina bakarak mi mutlu olmayi secmekteler?

    YanıtlaSil
  5. Büyük ihtimalle böyle. Ama asıl sorun yapacak işi olmayan ve can sıkıntısından başkalarının hayatlarını kendilerine iş edinenlerde... Bu yüzden kendi göklerine bakmıyorlar ya... Çünkü orada ne bir yıldız ne ay ne güneş görüyorlar...

    YanıtlaSil
  6. Bütünlüklü yapılardan kaçıyoruz, onların kalıpları kaçmak her konuyu yeniden, sıfırden değerlendirmeye yol açıyor. Bu bir yerde zamaın dayatması. İdeolojiler, dinler , bütünlüklü yapılara karşı mesafeliyiz. Bu yüzden değerlendirmeler bizi yoruyor. Kenimize bakmaktan çok başkasına , olana bitene bakıyoruz; galiba bu yüzden şaşkınız, kafamız karışık.

    Hz. Aliye atfedlen bir sözde ilim bir bir nokta idi cahiller onu çoğalttı der.

    Bir alıntıyla bitireyim.

    Postmodern bilgi modern süreç de oluşan bilimsel bilgi tekeline karşı bir
    özgürleşim çabasıdır (Lyotard, 1994: 9). Postmodernizm parçalanmayı savunur.
    Postmodern insan, ister toplumsal, ister bilgisel ve hatta estetik tarzda olsun her
    türlü bütünleşmeyi, sentezi hor görür, onları dışlar. Bu özgürleşmeyi Rorty şöyle
    ifade eder: “Yüceliği isteyenler postmodernist bir entellektüel hayat biçimini
    amaçlamaktadırlar. Güzel toplumsal ahenkler isteyenlerse, bir bütün olarak
    toplumun kendi kendisini temellendirme kaygısıyla canını sıkmaksızın kendisini
    teyid ettiği bir postmodernist toplumsal hayat biçimi istemektedir.

    http://www.cumhuriyet.edu.tr/edergi/makale/120.pdf

    YanıtlaSil
  7. Kendimize bakmaktan çok başkasına bakıyoruz ve tüm sorun da bundan kaynaklanıyor. Çünkü, insan kendi hatalarını görüp bunlarla mücadele edecek kadar cesur değil. Kendi hatalarımızı buldukça o hataları düzeltmek için ne çok mesafe almamız gerektiğini öğrendikçe duyduğumuz histen korkuyoruz. İnsan kendini beğenmezse sevmezse yaşayamıyor. Fakat öyle çok hatamız var ki(hata insanın doğasında var ne de olsa) korkuyoruz tüm bunlarla yüzleşmekten. İşte bu nedenle hep başklarını eleştiriyor, kınıyor ve yargılıyoruz. Kendimize yapamadığımızı onlara yapıyoruz. Kafamız elbet karışık çünkü bu çelişkiyle birlikte yaşıyoruz...
    Çok teşekkür ederim değerli yorumunuz için.

    YanıtlaSil
  8. Ay gözükmüyorki dostum elin ellerinden ay gözükmüyor ki, ellere bakmayı biz mi istiyoruz yoksa istemeye mi zorlanıyoruz. Öyle ya avuçlarında arıyoruz bir zamandan sonra dolunayı...

    YanıtlaSil
  9. Elin elleri şeffaflaşsın Sevgili dostum. Öyle şeffaflaşsın ki ay tüm bedeniyle dolsun gözlerimize...

    YanıtlaSil