10 Ekim 2008

CUMA MEKTUPLARI

Eğer sözünü etmemiş olsaydın kelimelerin, belki de hiç ama hiç açığa çıkmayacaklardı. Bazen, Sevgili Dostum, insan derisinin altına gömüyor kelimeleri. Gömüyor ve kendinden bir parça olan o sözcüklerin görünür olmasını istemiyor. Çünkü, denetleyemediği bu sözcükler kah birinin kafasına taş olarak düşüyor kah onu haketmeyen birinin ellerinde heba oluyor. İşte bu yüzden bu sözcükler aklın denetiminden yoksun kendi bildiklerini okuyan asi kelimeler olabilir. Bu yüzden beni suçlayamazsın. Çünkü onları saklamayı istemiştim.

Bu aralar yarımlarla yaşıyorum. Neye dokunsam neye baksam herşey yarım kalıyor. Masamın üzerinde yarısı okunmuş bir düzine kitap, kareleri birbirine karışmış yarım filmler, yarım kalmış şarkılar ve devam etmekten sıkıldığım "neyse" diyerek bitirdiğim konuşmalarım var. Tüm gün parçalanıyor, onu kendi ellerimle küçük parçalara ayırıyor ve gün sonunda boşluk hissi ile başbaşa kalıyorum. Bu küçük parçalardan bir bütün oluşturmaya çalıştığımda ise ortaya çıkan resim, renkleri birbirine bulanmış karmakarışık birşey.

İnsan bununla ne kadar süre yaşayabilir ki? Kendi yarattığı karmaşa kontrolünden çıktığı vakit elleri renkleri kontrol edemediğinde, ağzından çıkan sözcükler sanki onunla alay edercesine alıp başlarını gittiği vakit ne kadar ve ne için dayanabilir? Daha ne olduğunu ve bununla nasıl başa çıkabileceğini bile bilmezken şaşkın bakmaktan başka birşey gelir mi elden? Belki bir süre boğuşursun. Hani komik kararlar verirsin ve "bir daha asla ..." ile başlayan işe yaramaz cümleler kurarsın ama herşey inatla olduğu gibi devam eder. Gün içinde yürüdüğünü değil de biri seni itmiş gibi yuvarlandığını hissedersin. Ve bir ağaç umarsın çarpıp durabileceğin. Ve o ağaç dostum, her zaman vardır.

Duruyorum. Sadece duruyorum. Susmalarım da bu yüzden ya. Sanki açarsam içimi, sanki söylersem tüm bunları sözlerim bir çamur gibi başkalarının kalbinde, onların istedikleri şekli alacak. Herkes bildiği şekli verecek ona, herkes kafasında ve kalbinde benim onlara yansıyan halimi çizecek. Oysa ben burada, tam burada böyle dururken, bambaşka karmakarışık renkleri ve biçimi sürekli değişen olacağım.

Bu yüzdendi sana yazmayışım bu hafta. Bu yüzdendi böyle sessizce duruşum. Ama sen öyle demişken, yani sözcükleri beklemişken burada böylece susarak duramadım.
Resim: Pablo Picasso

16 yorum:

  1. Yine süper bir yazı, cümlelerin arasında pek çok kelimeyi tekrarlayarak cümleyi baştan alıp tekrar okudum. Ellerine sağlık.
    Zaman zman bende betimleidğin ruh hallerinde oluyorum. Kelimelr, renkler, söylenecekler, söylenmişler, söylenmemesi gerekenler birbirine giriyor ve yuvarlanıp giderken bir ağaç arıyorum çarpıp durabileceğim.

    YanıtlaSil
  2. Çok teşekkür ederim.
    O ruh hali zaman zaman hepimizi yokluyor galiba. Hayat hep bir düzen içinde gitmiyor sözler, renkler ve olan biten herşey karmakarışık bir tabloya dönüşüyor. Ama geçiyor. İnsan bir ağaç bulup durmayı hep başarıyor.

    YanıtlaSil
  3. Birşeylerin yarım kalması ve sonrasında insana sanki yarım kalan ödevi gibi sıkıntıya dönüşmesi beni çok boğuyor...Elimden geldiğince yarım bırakmamaya çabalarken artık yarım bırakabilitem konusunda uzmanlaşma durumundayım...Cuma Mektuplarını seviyorum ellerine ve yüreğine sağlık...

    YanıtlaSil
  4. Yarım bırakmak hem yarım bıraktığın sırada hem de sonrasında huzursuz ediyor insanı. Aslında pek çok şeyi yapmaya zorunlu değiliz ya yine de tamamlayamamış olmak rahatsız ediyor. Bu hissi sevmiyorum. İnsan sürekliliği seviyor, ancak öyle huzurlu oluyor. Ama o süreklilik hep mümkün olmuyor ne yazık ki.

    Çok çok teşekkür ederim Sevgili Agnus Dei.

    YanıtlaSil
  5. iyi ki durmamışsın.... sevindim çok:)

    YanıtlaSil
  6. Kelimeler saklanmaktan vazgeçtiler...

    YanıtlaSil
  7. İyi ki biz cuma mektuplarını beklerken orada öylece Picasso'nun kadını gibi susarak durmamışsın.Durduğun yer bir ağaç gölgesi de olsa yazacağın çok söz, gideceğin çok yol da olsa biz almamız gereken mesajı aldık.Ellerine sağlık.Dilek

    YanıtlaSil
  8. Kedicim, hepimizin ortak beklentisini dile getirip seni yazmaya sevkettigi icin o dosta cok tesekkurler. Hakiki Vladimir mis vesselam:))

    Sozlerimiz agzimizdan ciktigi an baskalarinin kalbinde bir camur misali nasil da sekil degistirebiliyor gercekten de. Bosuna dememis ustad "ne kadar bilirsen bil, soylediklerin karsindakinin anlayabilecegi kadardir" diye. Gerci bazen o kelimelerin muhatabinin kalbinde cok daha guzel manalar yuklendigi ve soyleyeni bile sasirttigi oluyor ama artik cok az oluyor bu maalesef...

    YanıtlaSil
  9. SUFİ: Susmam anlaşılmamaktan korktuğum kadar kederli sözcükler yazmaktan tedirgin olmamamdandı da. Sanki o keder ellerimden sözcüklere, sözcüklerden de okuyanın gözlerine bulaşacakmış gibi...

    KREMALININ ANNESİ: İnan bana Sevgili annecik artık cuma mektuplarına veda etmiştim. Sanki mektuba yazacak kelimeler bitmiş gibi, sanki yazarsam zorlama olacak ya da daha kötüsü samimi olmayacak gibi hissediyordum. Ama birinin o kelimeleri beklediğini duyunca hem şaşırdım hem de yazmaktan alıkoyamadım kendimi.

    İşte birbirimizi anlayamamanın temelinde de bu yatıyor. sözcüklerin kesinliği yok. Her birimizde başka yankıları var. Ve bu nedenle açık ve net konuşmak, tam istediğimizi istediğimiz ölçüde anlatmak mümkün değil. Yoruyor insanı bir zaman sonra bu çaba. Beni yoruyor en azından...

    YanıtlaSil
  10. Ben geldim. =) Ben yokken neler döktürülmüş hemen kurcuklayalım.. Gnam gnam .. Acıktım yahu..

    YanıtlaSil
  11. Nerelerdeydin Cevherim yahu sen :) Hoşgeldin :)

    YanıtlaSil
  12. sana hayranım kahretsin ya :(

    YanıtlaSil
  13. Ama ben utandım şimdi Siminyacığım...

    YanıtlaSil
  14. Sözcükler ..

    Aslında yarımlarda yaşamak,ortaya çıkan karmaşa ne olursa olsun,bir kitaba hiç başlayamamaktan iyidir..

    ve ben bu aralar ,
    yarımlarda yaşayabilmek isterdim ..
    en azından bir adım olurdu ..
    büyük bir adım ..

    bu arada bir soru sorucam ..
    cevap beklediğimden değil , sadece birine sormak istediğimden ..

    Birşeye başlamadan önce kafanda yaşarsın ya belli bir zaman o şeyi.. O şeyin geleceğini , geçmişini kurarsın kafanda başlamadan ..

    ama hiçbirzaman kurduğun gibi olmaz.. herşey herzaman aksidir..

    neden ?

    YanıtlaSil
  15. Sevgili Kedi :)
    Acaba biz mi yarım bırakıyoruz yoksa yarım kalmaları mı lazım. Bu yarımlık elbette bizi mutlu etmiyor,mutlu olan diğer yarımlar belki de. En azından kıyıdan köşeden onları tamamlayacak başka bir yarım var. Herşey tam olamaz herşey yarım da kalamaz. Ancak hayatımıza bakınca genelde yarım kalanları yarım duranları yarım bırakılanları görüyoruz. Bu ise önümüze huzurla serilen zamanın bize göz kırpan lüks yüzü. Ben hayatıma bakınca onca yarımlar görüyorum.Dibine kadar yaşaanmamış ilişkiler, ya da yarısı ısırılmış ve tadı beğenilmediği için yarım bırakılmış bir sandviç.Bunların arasındaki yakınlık ya da benzerlik sadece yarım kalmaları. Yarım kalan kitaplar ya da yarım kalan duygular da var. Ben yarım kalan kitapların beni beklemesinden hoşnutum. Yarım bıraktığım ev işinden de. Tozunu almadığım bir rafın yarın beni bekliyor olmasından da. Çünki o rafı gözden çıkartıp eminim kazaklarımı yerleştirmek için odama yönelmişimdir. Odamda sıkılıp belki de mutfakta bulaşık makinemi yerleştirip oradan sevdiğim bir film ile buluşmaya kanepeme gitmiş ve yarım bıraktığım kahvemin soğuk tadını sevinerek dudaklarımdan mideme yollamışımdır. Bunlara bakınca bizim yarımlarımız bunlar biz yarım bıraktık ve tamamladık. Ancak hayatın içinde onca yarım bırakılmalar varken,... oğlumu o soğuk toprağa bıraktığımda benim yarım gerçekten yarım kaldığında O'nun yarısı yaşanmış hayatının bir daha tüme kavuşmayacağı gerçeği benim yarım yüreğimi bir daha asla tüme kavuşmayacağı gerçeği ile yüzleştirdiğinde.....yarım bırakılmış dünyevi işlerin tarafımızdan taçlandırıldığını düşünüyorum. Bırakın yarım kalsın telefon konuşmalarımız,okuduğumuz kitaplar, seyretmeye başladığımız filmler, ertelensin planlarımız. Hayatımızın nerede bizi ya da başkalarını yarım bırakacağını bilmedikçe ne önemi var. İnsanız yarım yamalak yaşarız hayatı ve illa yarım yamalak gideriz hayattan. Hep bir şeyleri yapmak yetişmek telaşımızdır bizi tümden ayıran. Her rengi öpmek sevdamız vardır gölgelerin de olduğunu unutarak.
    Ben her yarımı sevgi ile yüreğime tıkabasa dolduruyorum. Cuma mektupların bir günü dolduruyorsa ne mutlu sana kedicik. Kelimelerin yarısı yüreğinde yarısı kalemindeyse ne mutlu. Bir yarın diğerini kucaklıyorsa ne mutlu. Ne mutlu birbirimizi tanımayıp yazılarımıza yüreğimizi koyup yorum denen günce sohbetleri yapabiliyorsak.
    Sana yarım yamalak değil tam ve kocaman sevgi dolu bir selam yolluyorum kedicik. Yüreğine sağlık. T.G.I.F sevinçli çığlığına bu mektuplar iyi geliyor. ;)
    Sevgiyle kal.

    YanıtlaSil
  16. BATUHAN: İnan bana Batuhan yarımlar daha çok yoruyor insanı. Çünkü geriye dönüp baktığında tamamlanmamış eksik gedik bir dolu şeyle karşılaşıyorsun. Ve biliyorsun ki dönüp onları bitirmeyeceksin. Onlar hep yarım kalacaklar.

    Sorduğun soruya gelince: İnsanın içinde yaşattıklarıyla dış dünya uyumlu değil. Sebep bu olabilir mi?

    ZEYNEP: Sevgili Zeynep yorumunu defalarca defalarca okudum okudum okudum. Üzerine söylenecek tek söz bulamadım. Hele de şu nefis cümleden sonra: "İnsanız yarım yamalak yaşarız hayatı ve illa yarım yamalak gideriz hayattan" Çok çok teşekkür ederim. Sevgilerimle sana...

    YanıtlaSil