17 Ocak 2011

Zaman nereye gidiyor?

Sevgili S.
Bundan otuz yıl önce sen ve ben henüz küçük bir çocukken aynı küçük sınıfta yanyana otururduk, sen çoktan unutmuşsundur. Bugün seni o masada bembeyaz saçlarınla oturur görünce birden oyuncaklarla dolu o sınıfa dönüverdim. Bir masa dolusu adamın ortasında belli ki iş hakkında konuşuyordun. Ben ise sana bakıp, havada sallayıp durduğun ellerinin bir zamanlar ne kadar da küçücük olduğunu, gümüşlerle dolu saçlarının yumuşak bir kahverengi olduğunu düşünüyordum. Güzel kalpli bir çocuktun sen S. Biraz utangaç, biraz mahzun bir çocuktun. Bana ne çok şey anlatırdın. "Sır" derdin. Öyle iyi tuttum ki o sırları, ben bile unuttum.

Evlendin mi merak ettim sana bakarken. Çocukların var mı, sana benziyorlar mı, iyi bir baba mısın merak ettim. Benim hatrımda kalan çocuktan birşeyler sakladıysan eğer iyi bir baba olduğunu düşündüm sonra. Çünkü sen o zamanlar iyi bir küçük adamdın. Ve diledim ki o iyi kalpli küçük adamı, katı bir yetişkin adama dönüştüren birşeyler gelmemiş olsun başına. Sen insanların özünde iyi olduğuna inanır mısın Sevgili S. bilmem ama ben buna inanır ve neyin bizi katılaştırıp, kalplerimizi dondurduğunu merak ederim. İnsan nasıl karşı durur katılaşmaya diye düşünür eğer katılaşmamışsak bunun bir şans olup olmadığına kafa yorarım. Sen diyeceksin ki belki, zalim olan çocuklar yok mudur? Vardır elbet. Sana yürüyen bir kaplumbağanın kabuğunu kırıp onu öldüren çocuktan söz etmiş miydim? Ya da kedilerin kuyruğunu kesenlerden... Bu zalimlik var elbet, olmaz mı? Ama tüm bu zalimliği çocukluğunda bırakıp iyi ve güzel birine dönüşmüş olanlar da var. O halde içimizde saklı duran o iyi özden söz edilemez mi?

Sana bakarken bütün bunları düşündüm. Sonra yeniden küçücük olduk düşüncelerimin içinde. Küçük eller, küçük ayaklar, benim kırmızı şapşal ayakkabılarım, senin elinden hiç bırakmadığın mavi oyuncak araban, her sabah uykulu gözlerle girdiğimiz sınıf, öğle vakitleri yenen yemeğin yanındaki bembeyaz pirinç pilavı ve bir saat boyunca uyunması gereken öğle uykuları...

"Zaman nasıl da uçup gidiyor" dedim kendi kendime Sevgili S. Ve kalkıp o masadan gelip omzuna dokunmak istedim. "Benin anımsadın mı?" demek ya da çocukluğunu o sınıfta dolapların birinin altında unutup unutmadığını sormak... Gümüş tellerine baktım bir de kararmış büyük adam ellerine... Zaman nereye gidiyor Sevgili S. bilemedim. Ve anımsamak neden bu kadar hüzünlü...
Fotoğraf: Pixadus

9 yorum:

  1. Yıllar önce lisedeki grubumuzu anlatan bir yazı serisine başlamıştım. "Zaman akıp gidiyor ama nereye gidiyor?" du ilk cümlesi. Senin ilk cümleni okuyunca ... içlendim. bugün aynı gruptan birinden-hatta ilkokulu da birlikte okuduğum birinden- bir mail aldım:) O zamanki nickimle seslenmiş bana ve maili de kendi nickiyle bitirmiş.. değişmedik mi ki? değiştik ama öz aynı.. öz bizde saklı..

    Canım dostum benim.. çok çok çok güzeldi.. kendim yazmış gibi oldum.. :) Hafif çatlağım ya biraz daha kalırsam sana gelen yorumlara cevap bile yazmaya başlayabilirim:)

    YanıtlaSil
  2. bende hüzünlendim bak şimdi.. gerçekten neden böyle hüzünlü bir daha geri gelmeyeceği içinmi, değeri bilinemeden yaşanıp bittiği içinmi??

    YanıtlaSil
  3. Benim hep zamana sorduğum soru bu işte kedicim, "Heeeey zaman nereye gidiyorsun, acelen ne bu kadar? "
    Özellikle oğlum doğduktan sonra ona hep mutlu çocukluk anıları biriktirmeye özen gösterdim, hep bu yüzden işte, zamanın aceleciliği yüzünden...

    YanıtlaSil
  4. sevgili S de aynı saatlerde aynı zaman dilimlerinde oturmuş sana yazıyor olsaydı gıyaben ne hissederdin kedicim?

    ahh şu zaman..ve bilirsin, yaratıcının herkese eşit(bi para gibi değil,bi ilim gibi değil,bi sağlık gibi değil) olarak dağıttığı şeydir şu zaman,şu gençlik..

    yıllar sonra böyle bir mektup kaleme alsaydım,herhalde en çok o mektup yazdığımın da bana yazıyor oluşunu düşleyerek gülümseyerek karalardım satırlarımı...

    çok hoştu..

    YanıtlaSil
  5. keske merhaba deseydiniz.. keske sizi hatirladim .. cunku siz ne hissettiyseniz , yillar sonra bende ayni mutlulugu hissediyorum bana merhaba diyen kiside ...

    YanıtlaSil
  6. KARÖSHİ: O öz değişmiyor ve kendini bir şekilde anımsatıyor zaman zaman. Ne güzel çocukluk hiçbir zaman hiçbir yere gitmiyor.

    TABİAT ANA: Sanırım yeterince kıymetini bilemediğimizi düşündüğümüz için. İnsan herşeyi sonsuz sanmak gibi bir budalalığa sahip.

    ÖZLEM: Zaman üzerinde düşünmek beni korkutuyor, huzursuz ediyor ama yine de üzerine en çok düşündüğüm şeylerden biri de o galiba.

    بerجesتe : evet bunu düşünmek hoş. Acaba S. bana yazsaydı ne yazardı?

    ÖZLEM ANNE: düşüncelerimden sıyrılıp o anı bozmak istemedim sanırım.

    YanıtlaSil
  7. evet keşke bir merhaba deseydin canım ya :)okurken benim de küçüklüğümde değer verdiğim ama şuan haberdar olmadığım kişi geçti aklımdan ne güzel de yaşatıyorsun bizlere o duyguları çok teşekkürler sana...ama şunu çok dogru yazmışsın gerçekten anımsamak hüzünlü oluyor kim olursa olsun ...sevgiler kızkardeş :)

    YanıtlaSil
  8. Bence hüznümüz geçip giden zamana dair... Sevgiler benden de kızkardeşim :)

    YanıtlaSil
  9. Çok ama çok beğendim...

    YanıtlaSil