21 Ocak 2011

Cuma mektupları

Bir zamanlar her cuma gelip sonra birden ortadan yok olduğumun farkındayım. Sonra beklenmedik cumalarda karşına çıktığımın da. Can sıkıcı biri olmaktan korkarım. Belki de bu yüzden böyle yapıyorumdur. Hiçbir zaman bilme istiyorumdur ne zaman geleceğimi ya da gelmeyeceğimi. Ama itiraf etmeliyim ki ben olsam kızardım. Çünkü ben bazı şeylerin aynı şekilde gitmesini severim. Alışkanlığın güvenli kolları diyelim biz bunun adına. Ama bazı şeylerin dedim dikkat et. Herşeyin değil.

Biliyor musun, bu ara çok sessiz geçiyor hayat. Hayır hayır bundan şikayetçi değilim. Bilirsin severim sessiz zamanları. Geceleri ben yatağımda kitap okurken bazen kitabı elimden bırakıyor ve dakikalarca dinliyorum. Hiç ses yok. Nasıl seviyorum bunu bilsen. Dünyanın ilk günü diyorum adına. Kimse yok. Herşey masum ve kirletilmemiş. Böyle gecelerin sabahında yepyeni başlanabilirmiş gibi geliyor. Sanki o sabah kapıyı açıp sokağa çıkacağım ve tarih boyunca var olmuş tüm o cinayetlerin, savaşların, yağmaların, acıların, haksızlıkların hiçbiri henüz olmamış olacak. Dünya bağışlanmış ve ikinci bir şansı haketmiş olacak. Bunca zalimlikten sonra bu mümkünmüş gibi, ne tuhaf hayaller kuruyorum.

Bu aralar göğün altında durmamaya çalışıyorum bir de. Ne kadar acı varsa insanların soluklarıyla göğe karışan, üzerime yağıyor çünkü. Ama bilirsin ben şemsiyesiz dolaşacak kadar kahramanım. Yağmurdan kaçtığımı sanıyor ama pencereden, kapıdan sızan ve gözlerimden, burnumdan içime dolan sisten kaçamıyorum. Ve ne duysam, ne görsem ciğerime yapışıp kalıyor, gökten yağanla bir oluyor damla damla tüketiyor içimi. Ölenle ölüyorum ben, yaralananla bin yara alıyorum, haksızlığa uğrayanın öfkesi ateş gibi yerleşiyor içime... Artık hiçbir şeyi taşıyamıyorum. Bu yüzden de sessiz kovuklarda dinleniyorum bu ara.

Çıkarım elbet kovuğumdan diyorum. Hele bir soluklanayım. Biliyorum ben çıktığımda dünya aynı olacak. Belki daha da kötü. Ama ben aynı olmayacağım diyorum. Sırtımın ağırlıktan bükülmüş eğrisi düzelecek o kovukta. Yeniden taşıyabilecek gücüm olacak. Hatta ellerim güçlenecek biraz dinlenirsem, o ellerle alacağım kiminin acısını. Ve çıkınca sadece gözle değil kalple de bakacağım. Dünyayı iki kez göreceğim. Görünenini ve görünmeyenini. İçini ve dışını. İşte belki o zaman daha kolay kaldıracağım bu yükü. Ve yine işte o zaman bu kez sadece acısını çekmeyip devasını da bulacağım. İşte o zaman belli belirsiz sezdiğim anlam gün ışığına çıkacak. Ben ancak o zaman tam olacağım.

FOTOĞRAF: LİFE

23 yorum:

  1. Olsun sen geldiğin zaman gelirsin.. ben de bekleyebildiğimce beklerim seni:) kızmıyorum hiç sana:)

    Canım kızkardeşim özlemişim cuma mektuplarını..Şemsiyesiz dolaşacak kadar kahraman değilim artık ben ama şemsiye de korumuyor dıştan ve dıştan içe karışandan beni/bizi.. belki de korunmamak lazım-ki onu yapıyorumdur.. "Gerçekten Yaşamak" korunmamaktır kim bilir.Devasını bulmak için gerçekten yaşamak lazımdır.

    Kocaman öptüm yanacıklarından!

    YanıtlaSil
  2. Ben sana daha once solemistim ama dimi? Hep ayni sozler,hep ayni laflar,hep ayni sacmaliklar. Yeteeeerrrr yaaa!!!

    Hep ayni laflar,hep ayni sozler kedicik:

    "Cogalmak"-
    "Eksilmek"-
    "Guvenli kollar"-
    "Sessiz Hayat"-
    "Cani Sikilmak"-
    "Hayaller"-
    "Semsiyesiz Hayaller"-
    "Ofke Gibi Acilar"-
    "Yaralanmak"!!!!

    Yeteeeeerrr yaaa, as allaskina bunlari as artik ama!!!Erkeksizlik beyninize mi vuruo allaskina yaa.....Masus beni kizdirmak icin mi bole yaziyosun yaaaa!! Ama bi sen bole degilsin ki,alayiniz bole.Yok anacim yok turkiye bitmis sizin gibi sehir kotu romantiklerinden. Hem sen biliomusun,her gun erkek sevgisinden 4 kadin oluyor senin gibilerin yuzunden.Kalk biraz pc basindan bakim,*FEMINIZ'mi incele,ne bilim erkeklerle filan sevis biraz be! Bu kadar da tatminsizlik olmaz ki ama yaa...oofff beeeee offffff!!!

    aysegul

    YanıtlaSil
  3. Sayın Ayşegül Hanım,
    Bir önceki yorumunuza hak ettiğiniz cevabı vermedim. Çünkü, bu kaba tarzınız ile o cevabı hak etmediğinizi düşündüm. Şimdi hak ediyor musunuz, elbette hak etmiyorsunuz. sürekli okumak ve gelişmekten söz ediyorsunuz ama daha adam akıllı bir eleştiri yapmaktan bile acizsiniz. Hakaret etmeyi eleştirmek sanan bayağı üslubunuz akıllara durgunluk veriyor. Hele bir de bana akıl satmaya kalkıştığınız düşünülünce gerçekten donup kalıyorum. Sizin blogunuza baktım. Sadece baktım çünkü sağdan soldan kopyalayıp yapıştırdıklarınızı ben zaten okumuştum. Aslında bakmaya gerek yoktu çünkü bu tarz bir eleştrinin sahibi ne yazabilir ki? :) Siz kimsiniz ki bana "Masus beni kizdirmak icin mi bole yaziyosun yaaaa!! "diyorsunuz? Buna çok güldüm gerçekten. Size hitap ettiğimi de nereden çıkarıyorsunuz. Hem siz bu kadar nefret ettiğiniz bu blogda ne arıyorsunuz? Asıl bayağılığınız ne biliyor musunuz, tüm herşeyi cinsellikle bağdaştıracak kadar dar bakış açınız. Bizim gibi şehir romantiklerinden bittiğini söylüyorsunuz ya bu ülkenin siz de insanlığın bitişisiniz. Ucuz bayağı ve sığ. İki kitap okuyup artistilk yapan okuduklarından zırnık anlamayan daha nezaketten, eleştri uüslubundan bile haberdar olmayan birisiniz. Yorumunuzu silmiyorum. Çünkü herkes sizin ne olduğunuzu, bayağılığınızı görsün istiyorum. Kötü söz sahibinindir diyorum. Bu kadar lafa ve zaman harcamaya değmezsiniz ama sizin gibi basit sığ insanlar karşısında bazen böyle öfkeme yenik düşüyorum. Hata ediyorum elbette.ama bu hatayı bile isteye yapıyorum şu an. Bir daha gelmeyin, okumayın ve lütfen blogumu kirletmeyin. Değerli vaktinizi o hiçbir şey öğrenemediğiniz kitaplara harcayın, belki satırlardan birinde nezaketin ne olduğunu anlatan bir cümleye rastgelirsiniz.
    BU YORUMDA NELERE GÜLDÜM: Daha Türkçeyi kullanmaktan aciz bir Ayşegül'ün bana ettiği lafalara çok güldüm. Saçma sapan yazdığımı düşünen bir ayşegül'ün blogumu sıkı sıkıya takip etmesine güldüm. Biri Bizi Gözetliyor evi sersemlerinden biri gibi olan Ayşegül'ün bu kadar basitlikle saçma bir polemik yaratmaya çalışmasına güldüm. Ama asıl güldüğüm benim böyle basit bir Ayşegül'e bu kadar uzun yazmam oldu :)

    YanıtlaSil
  4. KARÖSHİ'M: Kız kardeş kusura bakma yukarıda yorumunu gördüğün arkadaşa cevap vermekten sana cevap yazamadım :) Öperim.

    YanıtlaSil
  5. Bu ayşegül ne ayak kedim.
    fazla sazana sarma bununla sen.
    baksana, üst yapı alt yapı akustik kontrol mekanizmaları hasarlı gibi bu kızcağızın. Hani azbuçuk tecrübeliysemki hayatlar hakkında öyle olduğumu bilerek söylüyorum şimdi bunu, bu tip çocuklar sonradan görme cep harçlıkları cebinde bolca ve olca salçalı solcu geçinen bir iki zibididen başka bir şey değildir, üzülme sen. Anam avradım olsun sendeki kültür denen soluklu diyaframın milyonda biri bunlarda olsaydı, bizler güle oynaya şimdi bu ülkeye sosyalizmi getirmiştik, bunların ebeveynleri gibi rantçı liboşluğa soyunup rakı masalarında devrimcilik ayakları çekmedik. Şu naneyi usulca kenara çek bir sor bakayım, hayırdır mecmua kapağım, derdin nedir senin kızım, bu ne iş ne iş diye. Belki padişahı gibi şaşa kalırda, değişir ve onanır bir yardımı dokunur davamıza kimbilir değilmi gülüm. Öptüm kara gözlerinden. Bunlar şimdi piyasada rağbet gören paralı yeni yetmelerden bilirsin. Hem Atatürk düşmanları, hem padişah sever, hemde nasıl oluyorsa sosyalist oluveriyorlar ciklet falı gibi şakalar yani. gel boş ver öp yumuk gözlerinden sal çayırına gitsin kardeşi.

    Bugün kamyon şoförü olasım geldiki sorma gitsin. Vitesi boşalttım ya salla gitsin.


    Saygılar

    YanıtlaSil
  6. ilgiyle takip ettiğim başka birkaç blogda da aynı kişinin aynı üslüp ve kelimelerin kullanılarak yazıldığı yorumlarına denk gelmiştim ve had bilmezin biri olsa gerek demiştim kendi kendime
    cevap olarak yazdığınız yorum bile ayrı bir yazı olmuş
    tüm söylediklerinize gönülden katılıyorum ve üslubunuzdan ötürü de ayrıca kutluyorum
    sevgiyle...

    YanıtlaSil
  7. kıskançlıkla göğe karışan zehirli bir soluk gelmiş üzerine kedicim :)) zehir ne kadar pisse senin cevabın da o kadar naif olmuş. ben seni okumayı pek çok insan gibi seviyorum. keşke herkes iflah olmaz şehir romantiği olsa o zaman dünyada bu kadar acı olmayacak ve hayal ettiğin o tertemiz sabaha uyanacağız.

    YanıtlaSil
  8. cuma mektuplarını özlemişim... okumak için tekrar geleceğim. sen aynı kelimelerle aynı şeyleri anlatmaya devam et kedim. ben değişirim, ben değişmezsem sen zaten değişemezsin.

    YanıtlaSil
  9. :) Hışttt Ayşegüüüüüüüüüül:) Sen gel bir bana; ben sana feminizm de anlatırım bebişim.. Ayşe gül! Ayşe gül! Ayşe gül! Podyuma gel Ayşe Gül!!!!! Catwalk yap Ayşe GÜÜÜÜL! Ben sana bu blogta bulamadığın "başka sözleri" söyleyeceğim Ayşe GÜÜL:) ıslık da çalacağım; istersen öpeceğim de .. bebişiiim:)

    YanıtlaSil
  10. AYEŞGÜL HANIM, YAZDIĞINIZ O HAKARET DOLU YORUMU YAYINLAMIYORUM. AĞZINIZI TOPLAYIN TERBİYESİZLİK YAPMAYIN. BURADAKİ İNSANLARA HAKARET ETME HAKKINI SİZE KİM VERİYOR? GİDİN BAŞKA İŞLERLE UĞRAŞIN O KÜFÜR DOLU YORUMLARI YAZMAK YERİNE. SİZ NE BİÇİM BİR İNSANSINIZ ANLAMIŞ DEĞİLİM. BOŞUNA YAZMAYIN ARTIK OKUMADAN SİLECEĞİM. SİZİN GİBİ İNSANLARA AYIRACAK VAKTİM YOK.AYRICA ARKADAŞLARIMI DA SİZİNLE MUHATAP ETMEYE NİYETİM YOK. GİDİN BAŞKASININ ÜZERİNDEN PRİM YAPIN KENDİNİZE. AMA ÖNCE GİDİN "ADAM" OLUN.

    YanıtlaSil
  11. Kara Kalem'in yorumuna den den demek istiyorum sadece:)

    Kedim sinirlenme umursama böyle insanları. Şehir romantiği sevgi kelebenki bi insansın seviyeni bozma bebeem:))

    YanıtlaSil
  12. Ahahahahaaa çok güldümmmm, çookkkkkk... Ahhh insanlar ne kadar da boş ve cahillll... Zavallıııııı... Ama ben Ayşegül'cüğe çok özendim yaaaa. Nasıl bu kadar boş vakti olabiliyorrrr. Nasılll...
    Nasıl sevmediği hatta nefret ettiği bir blogu okuyacak ve bir de yorum yazacak kadar vakti buluyor. Yaşadığı yerde günler 24 saatten fazla mı ki?

    Hey Ayşegül,

    Bebeğim yanlış yerdesin biliyor musun... Yanlış yerde, yanlış kişiye dalıyorsun... Ah canım benim... Acıyorum sana. Şu hayattan öğrenebildiklerin zavallı olmak mı senin? Yazıkkkkk... Bak ne yap biliyor musun? Karoshi'ye git. O senin anladığın dilden konuşabilir... Hatta bana da gel. Hatta ve hatta ben senin için özel bir post yazayım. Sana söylemek istediklerimi Kedi'min blogundan yazıp alanını kirletmek istemem arkadaşımın. Ama sen de ki bana "Pandora, öğret bana bir şeyler"... Bunu de bana. Bak o zaman ben sana neler yazıp öğretiyorum. Nasıl açıyorum zihnini.... Akıllı olduğumu söylemişsin ya hani bugün yorumla bana, inan aklım yok benim. Hatta delinin tekiyim. Tanımak bile istemezsin beni inan....

    YanıtlaSil
  13. Sevgili Aydan Atlayan Kedi'm,

    Sana bir gerizekalıya hitap ettiğim yorumda ses vermek istemedim. İstedim ki ayrı bir yerde olsun diyeceklerim....

    Seni tanıyanlar bilir ne kadar hassas ve güzel bir yüreğinin olduğunu. ne kadar bilgili, zeki ve duyarlı, ne kadar çok İNSAN olduğunu. Çok klişe bir söz kullanacağım şimdi ve diyeceğim ki "Meyve veren ağaç taşlanır"... Senlik bir durum yok burada inan. Canını sıkmanı gerektiren hiççç bir şey yok. Ama ne yapalım biliyor musun? Hep beraber Ayşegüller için üzülelim. Hatta oturup ağlayalım da. Yazık bu ülke gençlerine. Çok yazık... Acıyorum tüm Ayşegüllere...

    Güzel bir hafta sonu diliyorum sana. Sevgiyle kucaklayarak...

    YanıtlaSil
  14. PaNDoRa sayesinde geldim buraya ve okudum mektubu ve yorumları. Öncelikle çok hoş bir mektup olmuş Aydan Atlayan Kedi. Bunu belirtmek isterim...

    Ama Ayşegül hakkında merak ettiğim bazı şeyler var;

    Acaba kendisi hiç yüreğinden bir şeyler yaparak "Çoğalabildi mi?" bu hayatta. Ama çoğalırken tevazu gösterip "Eksilebildi mi?" Ya da birisine "Güvenli kollarını" açıp onu koruyabildi mi? Yeri geldiğinde bu hayatta "Sessiz" kalabildi mi? Bir an durup etrafına baktığında dünyada olanlardan dolayı hiç "Canı sıkıldı mı?" Tüm bu sorulardan vazgeçtim. Ayşegül'ün hiç "Hayalleri" oldu mu acaba?

    Buradan görünen şu aslında. Ayşegül "Öfke Gibi Acılar" içerisinde "Yaralanmış", bir yerine girmiş "Şemsiye"! Ve o "Şemsiyenin" açılmayacağından habersiz Ayşegül...

    YanıtlaSil
  15. KARA KALEM: Vallahi ne ayak olduğunu ben de anlamadım Ahmet'ciğim. Büyük ihtimalle ona buna sataşıp dikkat çekmeye çalışan bir tip. Zira blogunda kendine ait tek bir kelime yok. Herkesi eleştirmeyi üzerine vazife edinmiş arkadaşımız ama kendine bile faydası yok. Sanırım dünyadaki vazifesi böyle abuk sabuk konuşarak ortalıkta dolaşmak :)

    AYNUR: Bunun ki haddini bilmezlikten öte birşey Sevgili Aynur. Yazık bu tür insanlara harcadığımız vakte fakat öfkeme hakim olamadım. Bana daha önce de nezaketten yoksun bir yorum yazdı umursamadım ama bu kez çok ileri gitti.

    KARA KİTAP: Sebebi ne bilmiyorum ama zehirli olduğu kesin. Aslında biliyor musun böyle insanlara cevap verilmemeli ama bunu birkaç kez yapınca biri ağzının payını vermeli diye düşündüm. Eleştriyi anlarım ama bu kadar nezaketsizliği asla anlamam. Doğru dürüst eleştirseydi eğer saygı duyardım ama bunun saygı duyulacak bir yanı yok.

    NOVELLA: Çok teşekkür ederim. Cuma mektupları bundan böyle devam edecek büyük ihtimalle :)

    KARÖSHİ: Kız kardeş feminizmi anlat bize. Hayır hayır Ayşegül'e değil o uzman bu konuda :) Sadece bu konuda da değil hayatı yalamış yutmuş. Baksana bir iki yazımı okuyup benim hakkımda hüküm verebilecek kadar bilge :)))))

    PSİKOPATİ: Umursamıyorum da böyle insanlarla aynı gök altında yaşadığım için hayıflanıyorum be Pati'm.

    PANDORA: Pandora'm seni de yorumunda mahrum bırakmamış Ayşegül'ümüz :) Vallahi üzülmek konusunda haklısın. Yazık çok yazık bu tip kafaların bu dar bakışların genç bir bedende bulunmasında. Böylesi yoz, sığ ve basitliği böyle bir cüretkarlığa sahip oluşu şaşırtıcı olmamalı aslında. Hiç üzülmüyorum ama sinirlenmedim desem yalan olur. Çok teşekkür ederim güzel sözlerine seni çok öperim Pandora'cım.

    ONUR: Harika yorumlamışsın Onur :) diyecek sözüm yok üzerine. Ayrıca çok teşekkür ederim, sevindim beğendiğine.

    YanıtlaSil
  16. Kedi'm,
    aslında gelen hakaret dolu yorumunda payım olduğunu düşünüyorum. hassas olduğum noktalarımdan birisin sen ve gayet bilinçlice kışkırttığım için o kişiyi senden özür dilerim. ayrıca o kişiye de köyün delisini elimde değnekle kovalayan köy ahalisinden biri gibi davrandığım için de üzgünüm. ama süreklilik halindeki sözlerine tepki vermek istedim. şimdi olsa aynını söylerim sanırım.. öte yandan Ayşegül.. bana gel dedim sana.. ama gelişin tüm burdaki güzel insanlar gibi olsun.. sözüm olmaz.. ekranların ardında neler olduğunu bilmiyoruz düşüncesiyle bunu da söyleme gereği duydum.. ki sevgili arkadaşım Onur'unki gibi düşüncelerle kafamı meşgul ettin.. umarım bir daha aynını yapmazsın..

    P.S. Tırsmadım.. benim gel bana dediğim sözden ibarettir:) Onu hatırlattım..


    Kedi'm,
    Sen bana anlat feminizmi.. tüm dalgalarını anlat:) seni seviyorum.. neyse insan okuyorsa kendine okur.. paylaşmak isterse de paylaşır.. şahsen ben hem az okurum hem de tembelim paylaşım konusunda:) bilirsin..

    YanıtlaSil
  17. yazılarınızı çok beğenerek okuyorum. ve sizi çekemeyen kimselerin olmasına gerçekten çok üzüldüm. mayasında sevgi olan insanlarda kıskançlık, haset... vs duygularla dolu olup, bunun için güzelim yolları kirlettiklerini görmek içler acısı.
    herşeye rağmen yazılarınızı bizimle paylaştığınız için teşekkür ederim

    YanıtlaSil
  18. sanırım bir reklam çalışmasına maruz kalmışsın kedicim ama ayşegüller eni sonu bir tenezzül meselesidir..

    sense benim ruhumu okşuyorsun.. sert, sekter, çokça öfkeli ve ironiyi çoğu zaman zırh bellemiş, büyük tepkilere alışık ruhumu eline alıyor, kulağına fısıldadığın kelimelerle yatıştırıyor ve sonra tatlı bir uyuşukluk içinde asla bir şehir romantiği olamayacağım için hayıflanmaya bırakıyorsun. olduğun gibi kal :))

    YanıtlaSil
  19. KARÖSHİ: Hiçbir şey için üzülme kızkardeş. Bazen nezaket yetmiyor birilerine haddini bildirmek için. Çünkü sen kadar nazik olmaya çalışırsan o kadar üzerine gelmeyi marifet biliyor bu tür. Değmez üzülme. biz kendi işimize bakalım, okuyalım, yazalım, insanları sevelim. Gerisi boş.

    TEBESSÜM: Çok teşekkür ederim. Bunun adı kıskançlık mı haset mi nedir bilemiyorum ama gerçekten çok tuhaf buluyorum bu tür yaklaşımları. Artık bu tür yorumları kaale almayacağım muhatap olmayacağım. Elbette yapıcı bir eleştiri olursa başımın tacıdır. Ama bunun bir eleştiri olduğunu sanmıyorum. Tekrar çok teşekkür ederim güzel sözlerinize. Sevgilerimle...

    MEFİSTO: Çok haklısın bu bir tenezzül meselesi. Daha önce söylediklerini umursamadım ama bu kez fazla ileri gitti MEfisto. Ben de susamadım :) Neyse biz işimize bakalım değil mi? Çok teşekkür ederim beni şımartıyorsun ama Mefisto'm bilgin olsun :) Çok öpüyorum.

    YanıtlaSil
  20. ben bayılıyorum yazdıklarına sankı her yazısında bir kitapdan değişik eserler okuyorum gibi hissediyorum sevgili kızkardeş :)) sen bakma seni çekemeyenler çatlasın :)) hahaytttt sevgiler...

    YanıtlaSil
  21. Bazı insanların tuhaf yaklaşımları oluyor işte ne yaparsın :) Çok teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
  22. bazen kendime iyilik yapıp blogunu okuyorum.. günüm güzelleşiyor. dün karoshi ve pandora'dan duydum olanları. üzüldüm, ama sen üzülme. yazını hiç etkilemesin bunlar emi.. =)

    YanıtlaSil
  23. Önce çok üzülmüştüm ama artık üzülmüyorum. İnsanların sırf kötülük olsun diye bu tarz yaklaşımlara girdiklerini çok iyi biliyorum artık. Boş tenekeler her zaman bunca gürültü koparır bilirsin. Ama benim böyle boş tenekelerin gürültüsüne karşı kulak tıkaçlarım var :) Teşekkür ederim güzel sözlerine...

    YanıtlaSil