03 Haziran 2008

Mühür

"Kaşık kadar kalmış yüzü" diyor. Haklı. Kaşık kadar kalmış.O solgun, küçük yüze bakıp duruyoruz. Konuşmadan, öylece bakıyoruz.Ve mühür... Tam yüzünün ortasında belirmeye başlamış. "Görüyor musun?" diyorum. "Neyi?" diyor. Susuyorum.

Belli, göğsünün tam ortasında bir deprem olmuş. Ve beklenmedik bir zamanda, uyurken belki, belki de hayatın o tatlı hamağında uyuyakalmak üzereyken vurmuş o deprem onu. Ve çok hasar vermiş ama iyi olacak.
İnsanın içinde deprem olunca yüzünün tam ortasına bir mühür vuruluyor sanki. Hayatın bir diliminde beklenmedik bir acı ile tanışanların aniden yüzünün ortasında beliriveriyor.Kimi o mührü ömür boyu taşıyor kimi ise derisini kazıyarak çıkarıyor o mührü yüzünden.

Evet, kaşık kadar kalmış yüzü. Ama düzelecek. Mühür ona sakin, sıcak bir gülümseme armağan edecek bir zaman sonra. Yüzü toparlanacak, oturacak kaşı, gözü, dudakları yerine ve bir daha hiç birşeye ama hiç birşeye şaşırmayacak. İnsanlara güvenecek ama her ihtimali de göze alacak. Sırtını dönmeyecek onlara. Ve bu yüzden bir daha sırtından bıçaklanmayacak. Onları sevmekten de vazgeçmeyecek. Hatta eskisinden de daha çok sevecek. Çünkü, artık insanları iyiler ve kötüler diye iki guruba ayırmıyor olacak. İnsanın içinde kötünün de iyinin de mevcut olduğunu ve ne zaman hangisinin yüzeye çıkacağını o insanın kendisinin bile kestiremediğini bilecek. Bu yüzden daha bir sevecek insanları. Çünkü, artık onların doğasını az çok bilecek. Hayata da bir başka bakacak artık. Mutluluk umuduyla kendini kandırıp durmayacak. Hayatın mutluluk ve acının toplamı değil pek çok duygunun içiçe geçmiş hali olduğunu anlayacak. Kabul edecek onu kendi doğası içinde ama mücadele etmekten de vazgeçmeyecek. Geceleri biraz ağlayacak belki ilk zamanlar. Yıldızlara bakacak ve yine ağlayacak. Yatağına saklanacak uzunca bir süre. Tavanın köşelerine bakacak ve düşünecek. Düşünecek ve düşündükçe yine ağlayacak. Ağladıkça da anlayacak. Önce başkalarına kızacak. Öyle çok kızacak ki zaman zaman sesli düşündüğünün farkına varmayacak. Sonra sessizlik başlayacak. Ve o sessizliğin içinde bugüne kadar yapmadığı birşeyi yapacak kendisiyle yüzleşecek. Ve yatağında saklandığı süre boyunca ait olmadığını hissedecek. Dünyanın toprağında bir yama sanacak kendini. Ama o yama sandığının aslında değerli bir parça olduğunu sonra sonra öğrenecek. Ve bir olacak toprakla. Bir olacak ve bir daha ait olmak üzerine düşünmeyecek bile.

Zaman böyle geçecek. Ve o farkına varmadan değişecek başka biri olacak. Sonra yeniden gün ışığına çıkacak, inzivasını bozacak. Yatağını artık saklanmak için değil uyumak için kullanacak. Pek çok şeyi anlamış olacak. İçindeki depremden arda kalanları toparlamış ve yerine yenilerini yapmak için hazır olmuş olacak. Yeniden başlayacak. Ama bu kez çok çok sağlam basacak. Bu kez bilerek çıkmış olacak yola. Korkmayacak.

"Sahi" diyorum "kaşık kadar kalmış yüzü. Ama düzelecek... Daha iyi olacak."

Resim: Modigliani

14 yorum:

  1. İlk yorum benden gelecek sanırım....Kendimi bulduğum yerdeyim...Gerçi herkez kendinden bişeyler bulabilir.Çoğu insan güven fakiridir,sarsılmıştır fazlasıyla ya da tüm bunları yaşamıştır.Tıpkı benim gibi.İnsanın yüzünden silidirde mühür,içinden nasıl kazınır bilmiyorum...

    YanıtlaSil
  2. üffff...Gerçekten harika diyeyim ya.Çok güzel bir yazı,çok güzel anlatıyor herşeyi.Bayılıyorum ben senin anlatım tarzına ya,hastayım harbiden.:))

    YanıtlaSil
  3. Gerçekten güzel bir yazı oplmuş kediciğim.Kalemine sağlık.Ben hiçbir zaman insanlara %100 güvenmem. Hayal kırıklığına uğramamak için %50 güvensizlik payı bırakırım. Bu yöntem sayesinde büyük şaşkınlıklar ve acılar yaşamadım şükür ki...

    YanıtlaSil
  4. KUPA K1Z1: Sanırım acının bıraktığı mühür aslında hiç kazınmıyor ama insan derisini yenileyebiliyor. Ve o yenilenme mührü derinlere bir yere gömüyor. İnsan var olduğunu biliyor ama saklıyor onu.

    YOLCU: Çok çok teşekkür ederim güzel sözlerine. Çok mutlu oldum beğendiğin için. Tekrar teşekkürler

    EVRENSEL YAŞAM: Aslında çok fazla güvenmek gibi hiç güvenmemek de kötü. Senin uyguladığın %50 formülü en iyisi. Zaten insanın doğasını bilince yani içinde saf iyilik barındırmadığı gibi saf kötülük de taşımadığını bilince tüm ihtimalleri değerlendiriyor insan...

    YanıtlaSil
  5. çok güzel bir yazı
    öncelikle seçimin ve paylaşımın için teşekürler
    güven çoğu zaman insana acı verir
    ama akıl almaz sonucu ise insanı düzeltir.Tıpkı anlatıldığı gibi...
    sevgilerimle

    YanıtlaSil
  6. Asıl ben teşekkür ederim ama bir nokta aklımı karıştırdı. "Seçimin ve paylaşımın için" diyorsun ya, Yazının alıntı olduğunu mu düşündün acaba diye düşündüm :) Eğer böyle düşünmüşsen hemen düzeltmek isterim benim blogumda tek bir alıntı yazı yok. Hepsi kendi yazılarım. Alıntı yaptığım zaman tırnak içinde yazıyorum ve kenarına bir rakam koyup altta kime ait olduğunu belirtiyorum. Eğer bir yanlış anlaşılma var ise düzelteyim dedim. Yanlış anlaşılma yok ise sorun da yok zaten :) Tekrar teşekkürler...

    YanıtlaSil
  7. ben konu seçimini kast etişmiştim
    ha bu arada bunu da belirteyim konuyu çok güzel kurguluyorsun yalın ve güzel de bir üslubunuz var
    ben bunların hebsini takdir ediyorum zaten onun içindirki yazılarınızı sürekli takip edib okuyorum benim için hepsi değerli paylaşım dememin kastı da o...
    sevgilerimle
    bir sonrakini sabırsızlıkla bekliyorum bu seferki yorumumda yanlış anlamaya meal vermiyecem!

    YanıtlaSil
  8. Çok Çok teşekkür ederim Akıllı İğne. Şimdi netleşti durum. Bilirsin yazı bazen yanlış anlaşılmalara yol açıyor, eğer böyle bir yanlış anlaşılma olduysa onu açıklığa kavuşturmak açısından sormak istedim. Çok çok teşekkür ederim güzel sözlerin için. Sevgiler...

    YanıtlaSil
  9. "İnsanın içinde kötünün de iyinin de mevcut olduğunu ve ne zaman hangisinin yüzeye çıkacağını o insanın kendisinin bile kestiremediğini bilecek." çok doğru bir cümle Fulya. Sorun seninde anlattığın gibi içimizdeki iyilikleri sahiplenip, kötülükleri sahiplenmememiz de galiba. Bu hakikaten biraz zaman alıyor. Onları yok saymak yerine, onlara seni görüyorum diyip onlarla barışıp onları kontrol altına almak. Sayfanı çoook beğendim. Harika olmuş. Herşey dörtdörtlük yerli yerinde. İnanılmaz beğendim. Sağolsun Yeşim onun sayesinde ulaştım bu sayfana. Sevgilerimle:))

    YanıtlaSil
  10. Sakın sakın değişmesin bu şablon. Harika olmuş.Tam seni anlatıyor.Hayırsızlığının sebebi belli oldu şimdi :) Demek ki blog temelerıyla uğraşılıyormuş :))

    YanıtlaSil
  11. Sevgili Haşim Bey yeniden merhaba :) Ne güzel yeni bir mekanda yeniden görüşmek. Çok teşekkür ederim güzel sözlerinize. Ben de sizi okuyorum. Sayfanızı bugün gördüm. Artık hep uğrayacağım. Sevgilerimle ve her zaman saygımla...

    YanıtlaSil
  12. Beğendiğine sevindim Evrensel Yaşam :) İnan hayırsız değilim. Sadece arada bir ortalıktan kayboluyorum :)

    YanıtlaSil
  13. Modigliani'yi seviyorsan, onu anlatan film var; Andy Garcia oynuyor. Güzeldi hani.. Kendisi hakkında bir yazı da yazmıştım.

    Bu arada hergün bu kadar iyi yazı yazabilmenden dolayı sana artık gıcık oluyorum.=P
    (Tü tü tü maşallah)

    Tüm yazılarına yorum yapamasamda hepsini sömürüyorum.

    YanıtlaSil
  14. Modigliani'yi sevmez miyim hiç? Keşke yazının linkini ve filmin adını da verseydin. Neyse sayfandan bulurum ben :)

    Bana gıcık olman beni şımarttı desem :)) Çok teşekkür ederim.

    YanıtlaSil