08 Haziran 2008

Şeytan Surat ve annesi Düşükçene

Çocuğun kirpi gibi saçları var. Ve yüzünde de çocukla şeytan arası bir ifade. Otobüsün camına yapışıyorum benden uzak dursun diye. Zira pek bir "hayatla ve ona dair hiç birşeyle uğraşamaz" haldeyim. Ama nedense bu şeytan kılıklı çocukta bir mıknatıs etkisi yaratıyorum. Ya bacağıma tekme atıyor ya saçımı çekiyor ya da elimi çimdikliyor. Yüzüme zoraki yapıştırdığım bir gülümsemeyle "yapma çocuuğum, dur evladım" falan diyorum. Nitekim kodlarıma "çocuklar herşeyi yapabilirler, onlara hoşgörülü olmak gerekir" yazılmış. Eğer bu kod olmasa ben ona yapacağımı bilirdim ya neyse...

Annesi ön tarafta oturuyor. Yanındaki arkadaşı ile susmaksızın konuşuyor konuşuyor ve konuşuyor. Çocuğun nerede olduğunun ve ne yaptığının bir önemi yok onun için. Tek derdi içinde biriktirdiği şikayetleri yanındaki zavallı kulağın içine doldurmak, yanındaki şişerken kendisinin dert dolu içini boşaltmak. Akıllı kadın vesselam. Doğada hiç birşeyin yok olmadığının bilincinde. O nedenle, kendi içindekini havaya savurup başına geri yağmasını sağlamamak için başka birinin kulağından aşağıya akıtıyor. Eh artık diğer kadın da bu dolulukla yaşayamayacağına göre o da gidip bir başkasına anlatacak ve sonra adı dedikoducuya çıkacak. İnsanın kendinden söz etmesi de bir nevi dedikodu olmuyor mu acaba? Her neyse...

Şeytan surat gelip kucağıma oturuyor. Elimin parmaklarından çeşitli şekiller yapmaya uğraşıyor ki bu acaip derecede canımı yakıyor. "Çocuuuğum dur..." diye dürtüyorum ama oralı bile değil. İşaret parmağımı elimin üzerine yapıştırmaya çalışıyor. Elimi çekip onu kucağımdan indiriyorum. Öyle bir bağırmaya başlıyor ki yeniden kucağıma almak zorunda kalıyorum. Her yolu deniyorum ondan kurtulmak için ama hayır, benim ondan kurtulmak istediğimin farkında ve buna asla izin vermeyecek.


"Sana bir öykü anlatayım mı?" diyorum. "Hıııı" diyor. "Masal" diyorum bu kez. Sessizce yüzüme bakıyor. Başlıyorum uyuyan güzeli anlatmaya. İçinde uyku geçtiği için belki uyur diye umud ediyorum ama nerdeee? "Bunu anlatma" diyor. "Ne anlatayım?" diyorum. Biraz düşünüyor sonra da "sus anlatma" diyor. "O zaman sen anlat" diyorum. Bir süre yüzüme bakıyor sonra da annesinin yanına gidiyor. Annesinin eteğini çekiştiriyor. Sanırım bir masal öğrenmeye çalışıyor. Elbette annesi onu umursamıyor bile. Çocuk kadının eteğini elini çekiştirip duruyor. Şimdi anlaşıldı bana ettiği eziyetin sebebi. Onu umursamayan bir annenin yerine en azından onu başından atmaya çalışan bir yabancıyı koymaya çalışıyor. İçim acıyor çocuğa...


"Ah geldik" diye zıplıyor annesi. Yanındakine "sohbet de pek tatlıydı ama inmemiz gerekiyor. Görüşürüz hayatım" diyor. Sohbet mi? Biz buna monolog diyoruz güzel kardeşim. Çünkü karşındaki tek cümle bile söylemedi. Sen hiç susmadın ki...

Çocuğun elinden tutup iniyor Düşükçene. Çocuğu çekiştirip duruyor. Yolda yürüyorlar şimdi. Çocuk yoldan tarafta anne iç tarafta. Kadına çıkıp bağırmak istiyorum. "Kadın kadın şu çocuğu kaldırımdan tarafa alsan da sen yoldan tarafta yürüsen. Yahu onu sen doğurdun canının bir parçası nasıl onu değil de kendini sağlama alıyorsun. Hadi fırladı gitti elinden, bir arabanın altında kaldı..."


Çocuk şeytan surat olmaktan çıkıp acınası bir varlığa dönüşüyor. Belli annesi olacak Düşükçene bencilin biri. Kendisinden başka hiç birşey umurunda değil. Çocuğu bile... Çocuğa el sallıyorum bana dil çıkarıyor. Vicdan azabı çekiyorum şimdi keşke onunla ilgilenseydim diye. Deli miyim neyim?


Resim: http://www.deviantart.com/print/1411737/

15 yorum:

  1. sevgi eğitimi diyorlar.. neyi nasıl ne kadar seveceğimizi bilmek.. sevginin dozajında ifrat da tefrit de sıkıntı yaratıyor..

    senin göstereceğin 30 dk lik ilgi hiç bi işe yaramaz maalesef.. denizde damla.. ailede bitiyor iş.. ne bekliyorlar, çocukları kendi kendilerine mi öğrenecek hayatı?!! insan ilişkilerini?.. ilkel ilkel, gayri medeni insanlar yetişiyor sonra..

    YanıtlaSil
  2. çocuk için üzüldüm,öyküdeki sana daha bir çok, ama o annenin adına daha çok...:) :( Bir de her bir öyküne iliştirebilmek üzere uygun resmi nasıl buluyorsun?:)öykü mü resimden türüyor,resim mi öyküden?yumurta tavuk ilişkisini sorgular gibi oldu bu soru:)

    YanıtlaSil
  3. Günlerdir gözlemlediğim ilişkiyi farklı bir dilde okumak güzel. Toplum bunu emrettiği için anne oldular diyorum ben. kendi istekleriyle olanlar da var aralarında ama ilgisizlik kuralları asla değişmiyor.

    YanıtlaSil
  4. Yazının yarısına kadar size, yarısından sonra da çocuğa acıudım. Oradaymışım gibi hissettim . Harika bir kaleminiz artı zannediyorum ki vicdanınız var.
    Elinize yüreğinize sağlık..

    YanıtlaSil
  5. Bir kere feribotta böyle masalı koltuklardan birine oturmuştum, gayri ihtiyari telefonumu çıkarıp masanın üzerine koydum. Can sıkıntısı esnasında masada telefon çevirmek en büyük eğlencemdir. Karşımda da bebekli bir çift oturuyor, dönen telefon çocuğun ilgisini çekti, tak dedi aldı telefonu masadan. Annesi elinden almaya çalışıyor, vermiyor. Ben de nasıl bir sevecenlikse "yok yok oynasın" dedim. Ailesi telefona bir şey olmasın diye elinden geleni yaptıysa da yerden yere vurdu telefonu, çok mutlu oldum ama neden bilmiyorum, çocuğa alışkanlığımı küçük yaşta aşıladım o yüzden galiba.

    YanıtlaSil
  6. "Toplum bunu emrettiği için anne oldular diyorum ben"
    Aynen katılıyorum.Nişanlı kıza"düğün ne zaman?" evliye de "çocuk yok mu?" diye sormaya bayılır bizim halkımız.Çocuğun elinden kaçması değil ki sadece,Kaldırımlara fırlayan trafik psikopatları çok bizim ülkemizde.Anneler de babalarda aynı durumda yalnız.Sorun sadece anne-baba olamamkda değil sanırım sorumluluk bilincine sahip olamamakta

    YanıtlaSil
  7. Dünya da galiba iki grup insan var. Hayatı hiç sorgulamadan içlerinden geldiği gibi yaşayanlar ve hayatın sırrını çözmeye çalışanlar. Yani öyküdeki çocuğun annesi ve öyküyü yazan gibi. Ama hangisi daha keyifli, daha az yorucu dersen. Hala kesin kararımı verebilmiş değilim. Çok keyifli bir öyküydü:)) İyi haftalar

    YanıtlaSil
  8. ARTİFİCİAL: Biliyorum benim gösterdiğim ilgi denizde bir damla ama yine de ne bileyim... Asıl sorun başka bir yerde ama bu sorunu çözebilecek durumda değilim ne yazık ki?

    İPEK ARKIN: Hayır öykü resimden türemiyor. Resim yazdıklarıma uygun olarak seçiliyor :) Sanırım öykülerde bir anahtar kelime var. O anahtar kelime konuya dair resim ve fotoğrafları anında ellerime seriyor.

    KALDIRIM ÇOCUKLARI: Ne kötü değil mi değişik yerlerde ve değişik zamanlarda bu tip anneleri gözlemlemiş olmak. Ve onların sayıca fazla olduğunu bilmek. Hep diyorum diyorum ve diyeceğim de: herkes anne olmamalı...

    BETTY: İnan bana ben de çok acıdım o çocuğa... Çünkü gerçekten o şımarık halinin altında ilgiye muhtaç bir çocuk saklıyormuş. Kaç tane var böyle çocuk kimbilir? Çok çok teşekkür ederim güzel sözlerine...

    CEVVAL: Biliyor musun çocuklar gerçekten çok ilginç ve zorlar. Yani onlara nerede dur denilmeli nerede özgür bırakılmalı kestirmek çok zor. Çünkü, yapılan şeylerin çocukta neye yol açacağını bilemiyorsun. Bakalım o ufaklıkta senin telefon nasıl bir yer edinecek :)

    ANNEPERİ: Kesinlikle aynı fikirdeyim iş sorumluluk bilincine sahip olmakta. ama inanın şunu anlayamıyorum bir insan anne ya da baba olup da bu sorumluluğa nasıl sahip olmaz. Yani bu içgüdüsel birşeydir çocuğunu korumak... Değil mi?

    HAŞİM: İşte o sorgulamayanlar yüzünden bugün dünya bu halde değil mi? İnan bana fena halde kızıyorum. Çünkü pek çoğu öyle rahatına düşkün ve öyle kaderci ki başlarına gelen hiç bir olayın sorumluluğunu bile alamıyorlar. Herşeyi kader yükleme kolaycılığındalar. Oysa sen gereken tedbiri almazsan bunda kaderin suçu nedir? O çocuk elinden fırlasa bir araba çarpsa kendini asla suçlamayacak. Diyecek ki; "kader" Yazık çok yazık...

    YanıtlaSil
  9. keşke anne olmalarını engelleyebilecek güce sahip olsaydım. Hiç çekinmeden kullanırdım bu gücü. Onlar heves ve isteklerle anne olmak istiyorlar, ki bu da geçici çocukça duygular oluyor, ama bunun bile farkına varamıyorlar. Çok doluyum bu kadınlar ve erkeklere karşı çookk...

    YanıtlaSil
  10. Anne olmak bir ayrıcalıktır...O duyguyu bana tattırdıkları için,çocuklarıma ne kadar teşekkür etsem azdır...İyi bir anne miyim bilmiyorum ama anne olmayı çok sevdim ben...
    Sizin hikayenizin en başından,o annenin üstüne atlamak istedim(bu kilomla vermek istediğim mesaj tam oturur)..
    Tüm bu sokağa düşen çocukların sebepleri çoğunlukla ebeveynlerdir...
    Şöyle bir uğramıştım,sessiz kalamadım...Çok güzel anlatmışsınız..
    Sevgiyle kalın,
    TüTü

    YanıtlaSil
  11. akıllı iğne10 Haziran 2008 12:12

    çocuklar kadar güzel bir konuyu irdelemişsin
    insana bahşedilen en büyük nimet ve sevgilerden malesef bundan nasibini alamayanlar da var.Bence
    çocuğa karşı ilgin ve sabrın kayda değer oşansa sahip bile olamayan ne çok çocuk var düyada bir an lıkta olsa sevgi ve şefkate çocuklar anlamıyor demeyin
    müsade ederseniz kısa bir hikaye anlatmak istiyorum
    bir gün dükkanımın önünde annesinin elinde 3 yaşlarında bir çocuk ağlıyor annesin den müsade isteyip aldım kucağıma köşe büfeden bir çikolatalı gofret aldım
    gözlerindeki yaş trafiği durdu akabinde tombullaşmış yaşları yüzünde duru verdi sildim ve annesine verdim gülümsemeyle uzaklaştı aradan baya ğı birsüre geçti anne çocuk dükanın önünden geçerken annesine ismimibilmedi ama benliğimi hatırlayaraktan burda amca vardı nerde diye sordu
    annesi dükkana doğru yöneldi çocuk beni görür görmez sarılması unutulmayacak biran
    sabrın için teşekürler
    buda herhalde sevginin gücü
    sevgi kalıcıdır çocukta olsa

    YanıtlaSil
  12. Maalesef var böyle ebeveynler. Anne-babalık doğurup büyütmekle sona erer zannederler. Aslında asıl verilmesi gerekenin sevgi olduğunu unutanlar ve ebeveynliğin ömür boyu süren zor bir sanat olduğunu göz ardı edenler. Olan da çocuklara oluyor işte böyle. İleride bencil, vurdumduymaz, egoist ya da aşırı hassas, sevgiye aç, hüzünlü kimlikler şeklinde iki uç benliğe ayrılıyorlar.Ne yazık!

    YanıtlaSil
  13. KALDIRIM ÇOCUKLARI: Ne hissettiğini anlıyorum. Çünkü, aynı kızgınlığı ben de taşıyorum. Onların bencillikleri yüzünden acınası çocuklar geliyor dünyaya. Ve büyüdüklerinde ise...

    ETKİ ALANI: Sokaktaki çocukların durumlarının ebeveynden kaynakladığı konusunda hemfikirim. Anne baba olmak çok kolay değil. sonuçta bir insan yetiştiriyorsunuz. Ve yaptığınız herşey o çocuğun benliğine kazınıyor. Ben bu çocuk büyüdüğünde nasıl bir karakter olacak merak ediyorum. Aslında tahmin ediyorum ama dilerim yanılıyorumdur.

    AKILLI İĞNE: Her davranış olumlu ya da olumsuz çocuklar üzerinde mutlaka bir iz bırakıyor. Anllatığınız kısacık öyküde size tamamen yabancı olan bir çocuğun gösterdiği tavra baksanıza...

    EVRENSEL YAŞAM: İşte bu düşünme biçimi beni delirtiyor, anne babalığın doğurup büyütmekle bittiği fikri. Halbuki herşey o doğduktan sonra başlıyor. Ama ne yazık ki bunun bilincinde olan anne babalar çok fazla değil.

    YanıtlaSil
  14. Hep aynı sorun.Kendisi birey olamamış insanların çocuk sahibi olması ve onları hayata hazırlayabilmesi beklenebilir mi? Aslında konu es geçilemeyecek kadar önemli herkesi ilgilendiren bir gerçek.Reklamasyona girmesin ama ben de bu konudaki endişelerimi dile getirdim.Umarım diğer blogcular da bu konuyu işlerler ve anne baba sorumluluğunun her şeyden önemli olduğu konusunda diğer insanların da bilinçlenmesine katkı yaparlar

    YanıtlaSil
  15. Çok haklısınız Orpen. Tüm sorun birey olamamış birinin başka bir birey yetiştirmeye soyunmasından kaynaklanıyor. Ve ne yazık ki bu insanlar bir insan yetiştirmenin önemi hakkında hiç bir fikre sahip değiller..

    YanıtlaSil