20 Haziran 2008

CUMA MEKTUPLARI

Ah ne çok kırılır bazılarının kalbi ne çok... Ve ne çok taşar hüzün o insanların gözlerinden, ellerinden ve dudaklarından... İşte ben, Sevgili Dostum, o adam ve kadınları gördüğümde havada uçusan hüzünlerini alıp göğsüme bastırırım da insan oluşumu bir daha ama bir daha minnetle anımsarım...

Böyle bir adamla kesişti yolumuz bugünlerde. Kalbinin kırık parçalarını ürkmüş parmaklarıyla toplamaya çalışıyordu. Tek kelime etmedi. Ama O sessiz sözcüklerle konuşmayı becerebilenlerdendi. Ben ise o dili anlayabilenlerden. Çekinmeden ve sessiz bir çığlıkla saldı kelimelerini havaya. Çünkü bilmiyordu onu duyabildiğimi. Siyah kelebekleri kondu saçlarıma. Usulca ve incitmeden her birinin kanadındaki harfleri birleştirdim ve acısını kelebek kanadından okudum. O ise bunu asla bilmedi.

Ah benim Sevgili Dostum, konuşur konuşur ve konuşuruz da insanların bizi anlamadığını farkettiğimizde sessizliği bir yorgan gibi örteriz üzerimize. O karanlık dehlizlerde bazılarının ancak sessizliğin dilini anlayabildiğini bilmeyiz bile. Ah insan ne çok yanılır be Dostum. Hatta bazen öyle yanılır ki yanından geçip gideni yabancısı sanır.

O sokaktan geçen insanlara bakarken şöyle düşündüm: "Ah bilebilseydik kendi ruh arkadaşlarımızı. Ah insan böyle yalancı böyle oyuncu olmasaydı da boyamasaydı ruhunu bu palyaço renklerine. Birbirini aldatırken farkında olsaydı asıl kendini aldattığının. Ve Dostum, hayat biraz daha keskin gözler verseydi bizlere de böyle kırık dökük parçalarımızı geçtiğimiz yollarda bırakmasaydık."

Sonra vazgeçtim tüm bu düşündüğüm şeylerden. "Eğer bunca kırılıp bunca parçalanmasaydı insan ve o kırık dökük parçalarını kağıt üzerindeki o tozlu yollara bırakmasaydı şiirler ve şarkılar olur muydu hiç?" dedim Ve bizler her duyuşta o şiirin kelimelerini, tek tek alıp parmak uçlarımıza, böyle incitmekten korkarak öpemezdik ve o şarkıları kedi yavruları gibi sarıp sarmalamazdık böyle kalbimizin içinde.

Ve yine o sokağa bakarken sevgili dostum, görünmez bir kadeh aldım elime tüm o kırık kalpli insan evlatlarının şerefine içtim. Şarkılara ve şiirlere de öyle... Ve kendi kabuğunda gizli, kederli bakışlı tüm şairlere...

Resim: John William Waterhouse

10 yorum:

  1. İşim gücüm budur benim,
    Gökyüzünü boyarım her sabah,siz uykudayken
    Uyanır bakarsınız ki mavi,

    Şerefine Orhan Veli,
    Şerefine pasaklı kontes, küfür içelim Can baba, Şerefine Ahmet Arif, Şerefine yaprak döken yanlarımız, Şerefine bahar bahçe,
    Ağlasun'un ay şafağında uyusun diye Hasan Hüseyin, İşte buna içiyoruz Nazım Hikmet,
    Birde şu garip memlekete,

    YanıtlaSil
  2. Hayatın boşluğunda anlamsızca uçuşan kelimeler hüzünlerle anlam bulur ya dostum. Peki bizde öyle değilmiyiz. Bizde şehvet boyasıyla üstü boyanmış bu sahte dünyada, hüzünlerle anlam bulan kelimeler sayesinde manasızlık çukurundan kurtulmuyormuyuz. İçelim dostum hayata anlam katan hüzünlerin şerefine, kaldır kadehini hüzünlü kelimelere...

    YanıtlaSil
  3. Bu kadar aşktan sağ çıkınca insan
    yanılıp
    kendini ölümsüz sanıyor...

    YanıtlaSil
  4. Sevgili Dostum,

    Cumayı sabırsızlıkla bekledim bu hafta! Ne denize indim, nede terastaki masada. Bu hafta kendi yanlızlığımda bekledim mektubunu! İçim kararmıştı biraz. Biraz fırtınam vardı ama biraz dediğime bakma! Yerden yere vuruyordu yüreğim. O kadar uzaklardaydı ki fırtına aslında hiç tessir edemez diye düşünüyordum.

    Bu hafta çok zor geçti sevgili dostum! Artık kelimelerle oynar oldum. Her birini bir öncekiyle değiştirerek farklı hikayeler yarattım. Göz yaşlarımdan uçurtmama ip yaptım! Fırtınada uçurtmaya çalıştım ve inan bana sevgili dostum başardım.Şİmdi içim huzurlu, mutluyum. Fırtınam benim fırtınam.

    Sevgili dostum. İyiki uzaklar var, iyiki acılar var, iyiki aşk var. Yoksa her kelime her harf insanın en derininde paslanarak çürüyüp yok olacaktı.

    Haftaya görüşmek üzere sevgili Dostum!

    YanıtlaSil
  5. icelim, ayni dertten muzdarip tum huzunlu ve kederliler icin icelim. icelim ki bi nebze hafiflesin tum acilar..

    YanıtlaSil
  6. RÜYACI: Kelimeleriyle yolumuzu bulduğumuz tüm şairlerin şerefine...

    YOLCU: İçelim ya dostum şu sahte boyalı dünyaya kelimeleriyle meydan okuyan adam ve kadınların şerefine...

    GÜRAY ONOK: Senin de şerefine Güray Onok... Ve tüm kanına şiir karışanların da...

    ZEHİRLİ ÖRÜMCEK: Kararmasın için Sevgili Dostum. Bilirsin bu deniz bazen günlük güneşlik bazen de fırtınalara gebe... Ama gemi yüzer be dostum... Bazen öyle bazen böyle... Kelimelerin daim olsun içinde ve parmaklarının ucunda...

    BEAUTİFUL DİSASTER: O kederden ve hüzünden yola çıkıp kelimelere hayat verenlere en çok da... İçelim...

    YanıtlaSil
  7. Yazan ve yorum yapanlara bir şerefe de benden..Kaleminin içtenliği,akıcılığı,esnekliği daim olsun aydan atlayan kedi...
    Tuğba

    YanıtlaSil
  8. "pardon! kendinizi parcalamayi keser misiniz lütfen, ben sizi bölünmez bir bütün olarak seviyorum" diyebilseydiniz keşke. Gökhan Özcan bunu bir insan için mi yoksa bir ülke için mi söyledi tam olarak bilmiyorum aslında.Ama her iki hale de yakıştırıyorum bu cümleyi. Bu arada yazım tarzınıza bakarak eğer şimdiye kadar tanıma imkanınız olmadıysa Gökhan Özcan ismini bir kenara not edip incelemenizi tavsiye ederim:)

    YanıtlaSil
  9. Notumu aldım mutlaka okuyacağım. Çok çok teşekkür ederim.

    YanıtlaSil