06 Haziran 2008

Cuma Mektupları V

Günleri çokca susarak geçirdim bu ara Sevgili Dostum. Kızdılar ve küstüler bana. Hayatın içinde öylece tek başına durmaktan başka bir isteğim yoktu oysa. Tüm dünya öylece akıp giderken ve zaman ileri doğru sanılırken ben orada zamandan ve hayattan uzak, öylece durayım istedim. Fazla mıydı bu sence? Çok mu şey istiyordum? Bunu kimseye anlatamadım. Biliyordum, anlamazlardı. Ve yine biliyordum, anlatamazdım. Bu yüzden kendimin bile inanmadığı sudan bahanelere sığındım. O bahanelerden utanmıyorum. Bir gün beni anlayacaklarını umuyorum sadece. Bütün kalbimle...

Böyle olur bazen Sevgili Dostum. İnsan hayattan kaçar kaçar ve sonunda bir çürümüş ağaç gövdesi bulur içine sığınır. Ve ne tuhaftır ölmüş bir ağacın gövdesi, seni yeniden doğurur. Hani insanlar hep ikinci bir şanstan söz ederler de o cümlenin başına "keşke" koyarlar. O keşkeler, ağaç gövdelerinden haberdar olmayanlarındır aslında. Peki ya sen Sevgili Dostum? Ölmüş bir ağacın gövdesinden haberdar mısın?

Ağaçları severdim önceleri. Şimdi onların ölü gövdelerini tanır oldum. Dokunduğum vakit, bu sessizlik içinde bir ağaç kabuğuna, gizlice fısıldadı bana. Dedi ki; "Sen yeniden doğasın diye tüm bunlar." Ve onlar sevgili dostum biz yeniden doğalım diye ölüyorlardı. Kendi içlerini kazıyorlardı Sevgili Dostum kendi içlerini... İçlerini bir damla gözyaşı dökmeden kazıyorlardı. Kaçan biri, kaçacak yeri kalmayan biri gelip sığınsın diye. Ve ben kendi ağacımı buldum.

Çok büyük kalabalıklardan geçtim ormanı bulmadan önce. Gürültülerin içinden. Aklımın içine binlerce ne olduğunu bilmediğim şey doldu. Ah insanlar caanım insanlar... O gürültülerin içinden yüzlerinde tebessümle geçenler. Duymayan ve görmeyenler... Gün boyu gülümseyip geceleri yataklarında ağlayan canıım insanlar... Bir gün kendi ağacınızı bulabilecek misiniz acaba?

Dedim ya; büyük kalabalıklardan geçtim. Ormanlar hep kentlerin dışında dostum. Ama onlara ulaşabilmek için koca kalabalıkların ortasından geçmelisin. Kalabalıkları anlamalı ve ormanı aramalısın. Sahi kalabalıklardan geçmeyen biri ormana ihtiyaç duyar mı? Ben de geçtim o kalabalıkları, sesleri, sözleri ve tüm çılgınlıkları... Birer birer anlayarak, önceleri kızarak ve sonra gülümseyerek... Hepsinin arasından geçip geldim bu ormana.

Ağaç oradaydı Sevgili Dostum. Ben kalabalıklarda yürürken ve henüz bilmezken onu aradığımı, o yavaş yavaş ölüyordu. Bir kabuk kalıyordu geriye. Bir insan, kendini bulmak için sığınsın diye... Ve o ağaç yeşil yapraklardan, gövdedeki sudan arınıyor bundan hiç gocunmuyordu.

Sığındım ona. Sessizce içinde durdum. Geceleri gökteki yıldızlara baktım, yağmur yağdı yıkandım. Ve orada kalmaktan hiç ama hiç pişman olmadım. Ve şimdi yeniden dönerken ben, o çılgın kalabalık içindeki seslerden ve sözlerden nasıl arınacağımı öğrenmişken, yolumu biliyorken ve aklımın fazlalıklarını güneşte eritmişken saygıyla eğildim o ağacın önünde. Ve bildim ki Sevgili Dostum o ağaç yeniden hayat bulmak isteyene, bir şansım daha olsun diyene bir anne karnı... Toprağından ve kökünden, kabuğundan ve damarından şefkat taşan bir anne karnı...

Eğer günün birinde çıldırmış kalabalıktan kaçacak olursan gecenin içine usulca fısılda. Ağaç sana söyleyecek onu nasıl bulacağını. Endişelenme, mutlaka söyleyecek. Hem bana söz verdi yolunu kaybetmişlerle konuşurmuş o... Sakın endişelenme...Olur mu?

Resim: http://www.deviantart.com/print/16116/

10 yorum:

  1. "Sevgili Dostum" hitabının içine giriyorum ve ben oluyorum o dost bu yorumda. Ve kendi ağacımdan yazıyorum sana şimdi bu cevabı. Ne güzel demişsin, ormanlar hep kentlerin dışında dostum diye. Mecazla hakikat bu sefer kolkola...

    Yanımda olmasını istediklerimi getirdim kentlerden. Uzak olmak istediklerimi bıraktım. Kalem, kağıt ve kitaplarla dolu ağaç kovuğu. Öyle ki ben sığacak yer zor buluyorum. Yazdıkça huzur buluyor, okudukça yıkanıyor ruhum. Ve sana da teşekkür ediyorum, kendi kovuğundan gönderdiğin bu ortak ses için. Sevgiyle kal sevgili dostum...

    YanıtlaSil
  2. Zero'cuğum arınmak da bu değil midir zaten; istediklerimizi almak yani bize ait olanları ve gerisini bırakmak... O ağaç kovuğunda yalınlaşmak, doğanın bir parçası olmak yeniden. Sesime verdiğin ses için ben teşekkür ederim asıl. Sevgilerimle sana...

    YanıtlaSil
  3. Ve susmak- susabilmek...En büyük erdem, en zor sanat...Susup dinleyebilmek...Evreni, içimizdeki sesleri, karşımızdakini, doğayı, tanrıyı, herşeyi susarak dinleyebilmek...Birçok insanın düşündüğünün aksine susmak bir yoksunluk değil büyük kazançtır bence duymasını, izlemesini bilene...Öpücükler kediciğim :)

    YanıtlaSil
  4. kalabalıklar içindeyim hala dostum.Anlamaya çalışıyorum kalabalığı,insanları.Yüzlerindeki tebessümüm farkedebiliyorum ama içlerini anlayamıyorum hala.Bağırmak istiyorum dostum kalabalığa -neden böylesiniz neden böylesiniz.Ama korkuyorum bir yandanda o ağaç kavuğu bekliyormu beni hala.ya yetişemezsem ya kalırsam yarı yolda,ya anlatamazsam derdimi,ya anlayamazsam insanları,ya anlamazlarsa beni.Korkuyorum dostum.(yine harika bir cuma mektubu,cevap vermekten alamayacağım kendimi hatta binlerce teşekkürden.)

    YanıtlaSil
  5. çok güzel olmuş elinize sağlık:)gözümde beliren gecenin içine ağaca fısıldamaya gidiyorum ben de...Ayrıca kaleminiz çok içten,çok samimi:)Devamını dilerim...

    YanıtlaSil
  6. EVRENSEL YAŞAM: Bazen susmak gerekir. Başkaları için değil kendin için...Susup kabuğunda kalmak gerekir ki dünyayı yeni gözlerle görebilesin...Teşekkürler :)

    YOLCU: O kalabalıklar içinden geçeceksin. Geçmelisin de... Ormanı anlamanın tek yolu bu...Şimdi kalabalığa bağırmak istiyorsun "neden böylesiniz" diye ama yakında onları anlayacaksın. Ve böyle olmak zorunda olduklarını bileceksin. Güven bana.O ağaç kovuğu onu arayan herkesi bekler dostum. Endişe etme. Bulursun zamanı geldiğinde.

    İPEK: Çok çok teşekkür ederim :)

    YanıtlaSil
  7. Sevgili Dostum,

    Mektubun yeni ulaştı elime.Sabırsızlıkla bekliyorum her hafta ve bu beni çok mutlu ediyor.

    Sevgili Dostum,aslında doğa bize hep kucağını açıyor.Ne zaman başın çatlasa,için kararsa kendini doğaya bırak ve dinlen.Doğa mutlaka seni saklıyor.Bende bu hafta sahile indim.Hiç kimsenin olmadığı bir yer buldum.Ayaklarımı suya deyecek şekilde uzandım ellerimi ve ayaklarımı açıp gökyüzüne baktım ve öyle uyudum sahilde.Yüzüm öyle mutlu zihnim öyle berraklaştı ki!

    Sevgili Dostum,sözlerin aklımda o ağacıda bulacağım bir gün.Benim kendi ağacımı...

    Sevgiler...

    YanıtlaSil
  8. Aklımız yorulduğunda ve gereksiz pek çok çöple dolduğunda doğada tek başına olmak iyidir. Çünkü doğanın seyrine bakıp ne yapmak gerektiğini anlayabilirsin böylece. Ağacını bulacağına inanıyorum Sevgili Dostum. Ve yolunda ferahlıklar diliyorum sana...

    YanıtlaSil
  9. Uzaklaşıyor ve izole ediyorum kendimi.Nefeslere ambargo koyuyorum sırayla ..Hayatın beni soyut bir kavram olarak görmesini sağlamak istiyorum nedense .Beni sadece hissedebilsin .. Ama dokunamasın . Yakınmıyım uzakmıyım anlamasın hayat . Ben bir boşluk olayım hayat için . Hayat benim için değil ..

    YanıtlaSil
  10. "Ben bir boşluk olayım hayat için, hayat benim için değil..." Aklımı mı okuyorsun? Zaman zaman buna ihtiyaç duyuyoruz hepimiz galiba. Hayatın içinden bir anlık silinmeye, uzakta durmaya... Kendimizi yeniden bulmak için yapılması zorunlu bir yolculuk gibi...

    YanıtlaSil