27 Haziran 2008

CUMA MEKTUPLARI

"Yazmak ruhun ellerden süzülüşüdür" diye düşündüm kalemi kağıdı alıp sana yazmak üzereyken. Nasıl ıslak ellerinden zemine damla damla düşerse su, ruhun bulutlu göğünden de öyle düşüyor kağıt üzerine kelimeler. Ne garip...

Şimdi, kararsız bir gökyüzünde nasıl ve nereye yağacağını bilemeyen damlalar gibiyim. Belki birazdan sağanak başlar belki bir kaç damla yağar ve vazgeçer. Bunu şimdiden bilemiyorum ama bir şaman gibi bilinmez sözler mırıldanıyorum kendi yağmurumun yükü, toprağın göğsüne düşsün diye. Ferah yağmurlarım olsun diliyorum, göğüm aydınlansın, toprağım bereketlensin... Ve bunu hepimiz için diliyorum Sevgili Dostum. Bilirsin, gök herkesin başının üzerinde, toprak hepimizin ayakları altındadır. Ve bir kişi için dilenen sonsuza yayılır. Ben de öyle yapıyorum, diliyorum...

Ve toprak ile gök arasında duran kelimelere ellerimi sürüyorum.Bu ikisi arasındaki ilişkiyi düşünüyorum. "Bir yazar ya da şair yağmur ağırlığını taşıyamayan gök gibi.." diye mırıldanıyorum o iki satırlık şiire bakarken. "Toprak ise o kelimelerden doyan, aydınlanan, yeşeren insanlar gibi. Birinin ağırlığı diğerinin ferahlığı... Biri boşaltınca yükünü diğeri eksiğini tamamlıyor." Ve dostum herşeyin açıklaması doğaya bakınca daha da anlaşılır oluyor.

Dünya böyle karmaşık olduğundan ve benim onu açıklayacak anahtarlara ihtiyacım olduğundan mı bu kadar göğe, toprağa, karıncalara ve arılara, ağaçlara, ay çiçeklerine, taşlara, denize ve nehirlere bakışım... Gizi arayan seyyah gibiyim Dostum ve benim seyahatim aklın kıvrımlı yollarında, kelimelerin dünyasında, tepemdeki göğün, ayağımın altındaki toprağın göğsünde.

Böyle baka baka Sevgili Dostum kendimi yitiriyorum zaman zaman. Kelimelerin içinde yitip yitip gidiyorum. Biri bir cümle yazıyor ben o cümlenin içinde boğulmamak için deliler gibi çırpınıyorum. Günlerce aklımın içinde kadife bir kesede taşıyorum sonra o cümleyi. Ve kıskanç bir sevgiyle tüm harfleri okşuyor hepsini derin derin soluyor içime çekiyorum. Ah dostum ben kelimeleri bir bardak su kadar, bir nefes kadar ve bir parça ekmek kadar çok seviyorum.

Kendini yitirmeli insan zaman zaman. Unutmalı kendini. Göğe bakarken, toprağa ya da kelimelere bakarken yitirip unutmalı bir köşede. Ben de öyle yapıyorum. İnsan olmanın ağırlığını unutup göğe çekiliyorum. Ve dostum ben ancak bu kaosa böyle dayanabiliyorum.

Şimdi dostum, bu yağmur sana ferahlık mı verecek yoksa seni bir saçak altına sığınmaya mı zorlayacak bilemiyorum. İsterim ki bu damlalar düşerken üzerine toprağından taze filizler veresin. Ve yine isterim ki; o damlalardan birini hiç olmazsa kendin için ayır ve sakla. Sonsuzluğa uzanan bir armağan gibi kendi içine yaz onu. Kimbilir belki o bir tanecik kelimeden bir dünya doğar içinde. Bir başkası üzerine ferah yağmurlar yağdırırsın da dünya yeşile keser, ekinler içinde çocuklar oynar, arılar konar bahar çiçeklerine... Kim bilir dostum, belli mi olur?

Resim: Alphonse Mucha

6 yorum:

  1. "Toprak ise o kelimelerden doyan, aydınlanan, yeşeren insanlar gibi. Birinin ağırlığı diğerinin ferahlığı... Biri boşaltınca yükünü diğeri eksiğini tamamlıyor."
    Söylenecek olan söylenmiş işte.
    Kocaman iri taneleri yarıyor göğü.
    Temmuz yağmurları başlıyor yine.

    YanıtlaSil
  2. bu mektubun biraz gecikti dostum.Ruhumun toprağındaki filizler damlalarını bekledi ama merak etme dostum,kavuştum çok şükür damlalarına.2 damla aldım dostum elime, kendime sakladım:''unutmalı kendini''.ve girdim damlaların en dibine unuttum kendimi.

    ve filizlerde büyüdü dostum kocaman bir ağaç oldular.Bulutlar olmasa ağaçlar olurmuydu dostum.Damlaların değerli;)

    YanıtlaSil
  3. 'Kendini yitirmeli insan zaman zaman. Unutmalı kendini. Göğe bakarken, toprağa ya da kelimelere bakarken yitirip unutmalı bir köşede'

    bulutlari sirf bu yuzden cok seviyorum. ucmak, ucabilmek ozgurce, o huzur dolu bulutlarin arasinda kaybolabilmek. uzanip onlari seyrederken bunlari dusunmek ve hayatin akisini bir an icin olsun unutmak..

    YanıtlaSil
  4. RÜYACI: Yağmur kendi yükünden kurtulsun ve topraklarımızdan hayat fışkırsın... Denge sağlansın...

    YOLCU: O damlalardan bir hayat doğsun toprağında Sevgili Dostum... doğsun ki senin göğün de başka topraklara damlalar armağan etsin... Birimizin göğü diğerimizin toprağı hep bir arada...

    BEAUTİFULL DİSASTER: Bu içinde yüzdüğümüz nehir yoruyor zaman zaman bizi... Bir dala tutunmak zorundayız bazen... Yüzmeye ara verip nehre bakmalı ve ruhumuzu dinlendirmeliyiz... ve tüm bunların içinde kendimizi unutmalıyız...Yoksa yola nasıl devam edilir ki?

    YanıtlaSil
  5. Sevgli Dostum,

    Zor zamanlarda aldım mektubunu, üşümüştüm ve yanlızdım ve kimse yoktu sahilde deniz bile kuruydu gözlerimden!

    Kelimelerin büyülü dünyasında bir intiharlar sergileniyordu ve her şaiir asıyordu kelimelerinden kendisini ve gece akıp gidiyordu çaresizliğin sonsuzluğunda ve ömür tükeniyordu yavaş yavaş.

    Sevgili Dostum, hayat ucu paslı ve çok sivri çengellerle dolu dar bir oda şimdi. Hareket etmeye çalışmaka acıtıyor her yanını ve hareketsiz durmakta öyle! Gidecek başka yeri olmayan kimsesi olmayan yanlız kelimeler var artık ceblerimde. Yanlızlığın ormanında kaybolmamak için her birisini bırakıyorum ardımda bir bir! Belki bir gün dönerim diye bulmak kolay olsun diye! Fakat kaybolmak istiyorum sanırım!

    Oysa bir ekin tarlasına bakmak isterdim uzaklardan, tepedeki bir ağacın dibine oturup rüzgarda dalgalanmalarını izlemek isterdim. Olmadı sevgili dostum. Olmadı...

    YanıtlaSil
  6. Sevgili Dostum, bazı zamanlar gelir hayatı ucu paslı çengellerle dolu bir oda gibi hissetmeye başlarız. Ve isteriz ki kaybolalım ardımızda tek bir iz bırakmadan. Oysa bırakırız izleri dostum. Kendimizden sedefli izler kalır ardımızda. O izleri bir tek biz ve sevdiklerimiz görür, başkası değil. Çünkü dostum her insan bir gün evine, hayatın tam ortasına geri dönmek ister. Bir gün o izlerin peşine düştüğünde, bir tepeden bakacaksın hayata. Önünde bir ekin tarlası olacak. Ve sen dostum o ekin tarlasının içinden kalbinde coşkuyla koşacaksın hayata ve evine. Seni bekleyenler olacak ve senin seni beklemesini istediklerin. Güven bana dostum çünkü döngü böyledir...

    YanıtlaSil