19 Kasım 2008

DALDAN DALA, DALDAN DALA...

Sigarasının dumanını üfleyip, uzun zaman sürmüş o sessizliği bozuyor: "Konsantrasyon bozukluğu..." Kesinlikle kızından söz ediyor. Çünkü ne zaman başı sonu belli olmayan bir cümle kursa hep kızından söz ediyor oluyor. Bunu bildiğim için cümlenin aslının "kızımın konsantrasyon bozukluğu var." olduğunu anlıyorum. Çok ilginçtir bunu başka hiç birşeyden söz ederken yapmıyor, sadece kızından söz ederken aklının içinden geçenleri sanki o düşünürken herkes duymuş gibi davranıp konuya ortasından giriyor. Neden? Geçen gün de "mor balon" dedi. Elbette bunun Sezen'le (kızının adı bu) ilgili olduğunu anladım ama mor balonu anlamlı bir cümle içine koyamadım. Sonra anlattı okulda bir çalışma için tüm çocuklara balon getirmesini söylemişler. Sezen'e de mor renk verilmiş. Onun için mor balon alması gerekiyormuş.

"Evet" dedim o yine dalmışken "konsantrasyon bozukluğu?" Sigarasını söndürürken cevap verdi: "Tıpkı sana benziyor; bedeni seninki kadar tembelken zihni tıpkı seninki gibi hiperaktif." Şaşkınlıkla bakıyorum. Tamam ben tembelim de zihnim neden hiperaktif? Bunu ona soruyorum. "E senin de konsantrasyonun berbat değil mi?" Evet haklı. Benim de konsantrasyonum berbat. "Neden sence?" diyor. Bilemiyorum. "Hadi gel o zaman bir gününü ele alalım." Peki diyorum. Eğlenceli gözüküyor ama sonuçları ne olacak şimdiden bilemiyorum. "Tamam" diyor "başla bakalım anlatmaya." Benden o sabah ne yaptığımı anlatmamı istiyor. Hem de tüm ayrıntısıyla...

"Sabah geldim. Bilgisayarımı açtım. Gazetelere bakayım dedim. Nur Çintay'ı okumaya başladım. Yazının adı "Bağırsaklı Medya Yalanları"ydı. Önce yaklaşan kurban bayramı üzerine düşünmeye başladım. Bağırsak lafı geçiyor ya. Sonra midem bulandı bağırsak lafından gidip kendime kekik söyledim. O sırada biri geldi bana bir fıkra anlattı." Hangi fıkraydı o diye lafımı kesiyor: "Temel'i trafik polisi durdurur. "Beyefendi" der "bugün yaptığımız kontroller sırasında emniyet kemeri takan sadece siz olduğunuz için size bir ödül vermek istiyoruz. 300 YTL. Peki bu ödülle ne yapmayı planlıyorsunuz?" Temel cevap verir: "Hemen gidip ehliyet alacağım" Polis şaşkınlıkla "neeeee ehliyetsiz araba mı kullanıyorsunuz?" O sırada yan koltukta oturan Fadime atılır "siz ona bakmayın memur bey içince ne dediğini bilmez o." Polis iyice şaşırır "Bir de alkollü müsünüz?" Arka koltuktaki Dursun lafa girer "Arkadaşlar ben size dedim çalıntı arabayla yola çıkmayalım lanetli olur bunlar" Polisin iyice tepesi atar "İnin arabadan" diye bağırır. Kapıların açılıp kapandığını duyan İdris bagajdan fırlar "Arkadaşlar sınırı geçtik mi?" Gülüyor. Ben de öyle. Sonra anlatmaya devam etmemi istiyor. "İyi de nerede kaldım?" diyorum. Anımsatıyor.

"Evet. Yazının başlığını es geçip okumaya başladım. Ortalarda bir yerde Ayla Dikmen'den söz ediyordu. Ayla Dikmen'in yüzünü anımsayamadığım için google'dan baktım. Sonra Ayla Dikmen'in sesini de anımsayamadığımı farkettim youtube'a girdim. " Zehir gibi aşkın var" adlı şarkısını dinledim bir yandan da söyledim. TRT'nin 1978-1979 yılbaşı programında söylemiş şarkıyı. O yıllarda kaç yaşında olduğumu nerede olduğumu düşündüm. Yıllar sonra internet diye birşeyin olacağı ve benim o yılbaşı programını yeniden izleyeceğim aklıma gelir miydi diye düşündüm, sonra 2008 yılında tam buradayken 20 yıl sonra şu an hayal bile edemeyeceğimiz bazı şeylerin kullanılıp kullanılmayacağını ve bunların neler olabileceğini düşündüm. Şarkıyı dinlemeye devam ettim.Sonra sabah babamla dinlediğimiz şarkı aklıma geldi. "Gülyanaklım" Şarkının adı buydu. Ben şarkıyı söyleyenin Kartal Kağan olduğunu iddia ettim. Babam ı" ıh o değil" dedi. Sonra Ayla Dikmen'i bıraktım o şarkıyı aramaya başladım. Coşkun Demir söylüyormuş. Coşkun Demir'i ne kadar sevdiğimi anımsadım. Başka hangi şarkıları varmış diye baktım. Koca Çınar isimli şarkıyı anımsadım. Onu bulup klibi izledim. TRT tarzı bir klip yapmışlardı. Sonra eski sanatçılar üzerine kafa yordum aklıma Erol Evgin geldi. Erol Evgin'in "Ah bu hayat çekilmez" şarkısını dinlemek istedim. Küçük bir kızken Erol Evgin'e aşık olduğum aklıma geldi. Hatta Erol Evgin'e küçük bir çocukken tüm kız arkadaşlarımın aşık olduğunu öğrendiğimde nasıl şaşırdığımı düşündüm. O şarkıyı ararken karşıma Hababam Sınıfı görüntüleri geldi. Onları izledim. Sonra gözlerim ağrıdı biraz dışarı çıkıp bir sigara içeyim dedim. Çıktım bahçede birileriyle konuştum. O adam yine geldi bana bir fıkra daha anlattı. Ama onu unuttum şimdi. Sonra içeriye girdim. Az önceki yazıyı okuyayım diye düşündüm. Nur Çintay'ın fotoğrafını görünce Nursuna Memecan'ın verdiği yemek ve gazeteciler arasındaki tartışmalar aklıma geldi. Oray Eğin'e bir bakayım dedim. Akşam gazetesinin yazarlar bölümünü açınca Serdar Turgut'u gördüm. "Önce bunu okuyayım sonra dönüp Oray Eğin'i okurum "diye düşündüm. Serdar Turgut'un yazısında geçen kitapları google'dan aradım. Onlar hakkında yazıları okurken Jose Saramago adını gördüm "Körlük" ve "Görmek" kitapları hakkında yazılanlara baktım. Sonra başka bir kitabı vardı bir blogda görmüştüm dedim ve onu bulmaya çalıştım. O kitap satışta değildi. Satışta olan yerler var mı diye baktım. Canı sıkılan biri geldi ve bana gazeteden bulduğu Kızılderili sözlerini okumaya başladı. Başımı salladım. Sonra eskiden odamda duran poster aklıma geldi. O posterin nerede olduğunu düşündüm. Bir kızılderili vardı üzerinde ve şöyle yazıyordu: "Son balık öldüğünde, son nehir kuruduğunda, son ağaç kesildiğinde beyaz adam paranın yenmediğini anlayacak." O posteri bulup bulamayacağımı düşündüm. Sonra ekrana geri döndüm. "Bütün yazarlara baktım Yılmaz Özdil ne yazdı acaba?" dedim. Onu kesintisiz okudum. Ece Temelkuran ne yazmış diye bakarken bir arkadaşım aradı. Onunla konuştum. Mail geldi ben teldeyken onu açtım ama okumadım. Tüm bunlar olurken elektrikler kesildi. Beş dakika sonra geldi. Ben yeniden gazeteleri açtım. Sonra..."

"Ay tamam ben yoruldum sus" dedi. Güldüm. "Sen hep böyle mi okursun gazeteleri" Dudak büktüm "galiba emin değilim" dedim. "Senin probleminin nedenini biliyorum galiba" dedi başını sallayarak. "Eeee doktor, neymiş" dedim. "İnternet" dedi. "Eğer gazeteleri internetten okumazsan sanırım bir yazıyı sonuna kadar okumayı başarabilirsin. Böylece konsantrasyonun da bozulmaz." Eh haklı olabilirdi, birşey diyemedim.

Fotoğraf:
http://www.philly.com/

25 yorum:

  1. en az sizin anlattıgınız kadar hızlı okudum bende yazılanlar. Sanırım okuduğum en keyifli yazınızdı... :)

    YanıtlaSil
  2. Beynin bazen patlayacak gibi oluyor değil mi? İçine girip çıkan nesneler, kişiler, olaylar, sözcükler, hikayeler.. Hepsi sonsuz bir boşlukta hızla hareket ediyor.. Senden başka kimse de hissetmiyor ve görmüyor onları... Dışarıdan görülen senin bir koltukta öylece oturduğun "yalnızca"... Oysa nasıl bir bombardıman var "BOM BOM BOM" patlıyor herbirinin tetiklediği hisler ve düşünceler.. Ama dediğim gibi "yalnızsın":) Kimse bilmiyor.. Konsantrasyon bozukluğu....:) Bazen bir tek cümleyi onlarca kez okuduğun ya da gün içinde söylenmiş bir cümleyi eve geldiğinde ancak.. anladığın da oluyor mu, kızkardeş? İnternetten değil ... Değil değil değil!!!! Beynin(m) fazla mesai yapıyor senin/benim:)

    YanıtlaSil
  3. KRİPTOGRAF: Çok teşekkür ederim :)

    KRÖSHİM: Valla seni bilmem kızkardeş de benimki genelde sabuk ve sabuk olan pek çok şey üzerine çalışıyor :D Dışardan bakınca da pelte gibi yığıldığımı görüyorlar bir koltuğa doğru vallahi :) oysa neler neler saçmalıyorum ben herkesten habersiz bir görseler :D Şaka bir yana sürekli çağrışım yapan bir beynin varsa böyle daldan dala atlıyor hiç birşeyi sürdüremiyorsun sonra da. Herşeyi yarım yamalak biliyorsun. Bir nevi çöplük gibi bir beynin oluyor. Değil mi?

    YanıtlaSil
  4. :)

    şimdi bende yoruldum.Bu ekrandan çıkıp bir sigara içiyorum..

    YanıtlaSil
  5. Amman dikkat et kötü fıkra anlatan birine yakalanma sigara molasında, vallahi bazıları hiç çekilmiyor :D

    YanıtlaSil
  6. Ayla Dikmen bu aralar Issız adayla tekrardan gündemdeymiş. Dinlemek istiyenleriçin Ayla hanımdan filimdeki şarkısı :

    https://www.box.net/shared/qm65nf4l1n

    YanıtlaSil
  7. Olan biten herşey çok tanıdık geldi nedense :)) Ayla Dikmen çok ilginç bir kadındı, uzatmalı nişanlısı Enis Berke'yi hergün görüyoruz Alsancak'ta sağda solda, izmir küçük yer ne de olsa. O yılbaşı programını ben de seyretmiştim. Ne ilginç kadındı, kırkbeşlik plaklarının kapaklarındaki resimleri bir görmenizi tavsiye derim. Böööyle elma gii yanakları olan bir kadın elma şekerini kemirirken takma kirpikleri yere düşmesin diye uğraşıyor. Takdiri şayan bir poz.

    YanıtlaSil
  8. Enis Berke'yi de google'da aradım ama yoktu. Eh ben meraklı bir kediyim bilirsin:) Enis Bey'i merak etmemem düşünülemezdi, Ayla Dikmen'le bu kadar uzun süre nişanlı kaldığını, çok yakışıklı bir adam olduğunu okumuşken. Ayla Dikmen'in web sayfasındaki fotoları tek tek inceledim dün. Ama elbette Vladimir'ciğim bunları metne yazmadım. Zira yazarken benim bile başım döndü okuyanı çileden çıkarmak istemedim :) Zihin çok tuhaf; mesela başlığı atarken de Semra Kaynana aklıma geldi, bir zaman saçma sapan bir klip yapmışlardı "daldan dala daldan dala" Ama kesinlikle Semra Kaynana ne oldu diye merak etmedim. Zira onu sonsuza kadar unutmak istiyorum :D

    YanıtlaSil
  9. hız sorunun var bence senin. okurken başım döndü. trafik kurallarına uyalım uymayanları uyaralım.

    YanıtlaSil
  10. Frenlerde sorun var duramıyorum :D

    YanıtlaSil
  11. Kendinizi nasıl iyi hissediyorsanız öylesi en iyi

    YanıtlaSil
  12. Kendimi hep kafası karışık hissediyorum :)

    YanıtlaSil
  13. Selamlar, epeydir takip ediyor ama anca yazıyorum. Önce tanımalıyım taraftarı olduğumdam sebepdir sanırım. Okurken düşündüm sanırım bu yazıyı ben yazsam hız, atlamalar aynı kalır sadece isimler değişirdi diye. Sonra da kons. bozukluğu yaşıyorum yok unutkanlık var diye kızıyorum kendime. E beyin ne yapsın bunca atlama sıçrama arasında hangi birini önemseyip tutacağını o da şaşırı zavallı. Affet beni beynim :))

    YanıtlaSil
  14. Bunların hepsi ne kadar bir süre zarfında oldu acaba? :) Okurken de yazının yarattığı histen galiba, bir hızlı okuma gayreti oluyor. Ben bu kadar dağılınca toparlayamıyorum kendimi. Neleri unutuyorum neleri...

    YanıtlaSil
  15. KALDERAVOLKAN: Merhaba. O hız, çağrışımlar, atlamalar beynimizi çöplüğe çeviriyor farkettin mi sen de? Herşeyden yarım yamalak birşeyler biliyor oluyorsun ama asla bir bütünlük yok. Ve bu berbat birşey benim için...

    PARPALİ: Ben de toparlayamıyorum inan. Herşey ve herkes birbirine karışıyor...

    YanıtlaSil
  16. ayla dikmen ve anlamazdın ıssız adamdan sonra benimde gündemimde doğrusu hatta ondan başka bişey dinlemiyorum desem yalan olur.Ama google'dan resmini bulmak hiç aklıma gelmemişti bak meraklandım şimdi gidip bir bakayım:)
    yazıyı okurken acayip yoruldum bu arada:)

    YanıtlaSil
  17. Bende bu daldan dala neydi diye düşünüyordum :)) Kanallardan birinde evlendirme programı yapıyor bildiğim kadarıyla :))

    Ayla hn.ın zanediyoum cnn de bir belgesli vardı geçen sene. Rahmetli kanserden vefat etmiş, galiba geç tanı konmuş, oldukça sıkıntılı bir vafat olmuş. Berke bey uzun uzun anlatmıştı, zanediyorum kendiside sporcuymuş zamanında.

    Resme değinmeden geçemiyeceğim :) evde kravatla, takım elbiyle oturan insanlar hala var mı? bilmiyorum. Eskiden vardı. Şimdi insanda bayramlık kıyafet çağraşımı yapıyor :) Kravat ve takım elbise öğrenim hayatında zorunlu olduğundan insanlar sonraki hayatlarında kullanırken sıkıcı bir kıyafet olarak düşünüyorlar.

    YanıtlaSil
  18. TABİAT ANA: O şarkıları dinlerken dedim ki kendi kendime: "Bu insanlar işlerini çok saygı duyarak yapıyorlarmış." Siz okurken yorulmuşsunuz bir de beni düşünün :) Benim her günüm böyle geçiyor. Karmaşa çorbası bir beyinle :D

    ENİS DİKER: Aman Allah'ım Semra Kaynana hala ekranlarda mı? buna inanamıyorum. Hala ha?

    O belgeseli izlemeyi gerçekten isterdim. Bir araştırayım belki bulurum.

    Takım elbise evet... Ama bakınca bile insanda rahatsızlık uyandırıyor. Sanki onu giyen ne yapsa rahat edemezmiş gibi gelir bana hep...

    YanıtlaSil
  19. ben bu hıza dayanamıycam bir sigara içmem gerekiyor :)))

    YanıtlaSil
  20. Ama ben herkesin fazladan bir sigara içmesine sebep olmuş gibi hissdiyorum kendimi :)

    YanıtlaSil
  21. http://www.flashtv.com.tr/default.aspx?p=4&prgid=365 şaka gibi :)))

    Belgesel Nebil Ögentürkün galiba

    YanıtlaSil
  22. Semra Kaynana, Türk Medyası dişleri arasında öğütülüp gitmeyen tek kahraman galiba :) İnatla ve ısrarla hala ekranlarda. Akıl alacak gibi değil...

    YanıtlaSil
  23. Yapacak bir şey yok sorumlusu sensin bu sigaraların :)))

    YanıtlaSil