CUMA MEKTUPLARI
Kalbin kıyısında duran o sandal Sevgili Dostum... Kaç kişi alır, batmadan?
O kadın geldi önce. Saçlarında dünyanın gamı kederiyle geldi. Kuru ellerinde buruşuk bir kağıt. Titrek kelimelerinde kocaman bir ömrün özeti. "Ah bacım ah..." diye başladığı cümlelerle kalbimi deldi.
Sonra o adam. Saçı sakalı girmiş birbirine. Kara kuruydu o da. Kocaman kara gözlüydü. Ağzında kara ömrüne tezat bembeyaz incilerle, dünyanın çiğneyip tükürüp attıklarından biriydi.
Ve o çocuk. Akşamın karasında, sokaklarda gezen o çocuk. Elleri ceplerinde öyle efe yürüyüşlü. Ölçsen bir avuç gelmez göğsü. Yağmur altında sırılsıklam yanıma geldi.
Sahi dostum kalbin kıyısında duran o küçük sandal... Kaç kişi alır, batmadan?
Fotoğraf: www.otshows.com



36 göz gördü ve seslendi:
Nasıl bir sandal olduğunu söylersen .. Ana maddesini, ebadını, yılını.. Belki kolaylaşır sorun Aydan Atlayan Kedi'm.. Tabii "ilk" kaç kişi düşünülerek yapılmıştır? Ve tabii acil durumlardaki kapasitesi nedir? Sorduğun soruyu: "Kaç kişi kalır, batmadan.."ı başka başka başka.. anlamak istedim elbette.. Kalbin kısıyında durmak ise "kabin dışında" durmak gibi de alınabilir.. Ona yakın olan olarak da.. MUAH MUAH MUAH.. Özlendin u gece...
Bu*:)
Yok mu transatlantiksandal?
Ah kızkardeş koca denizlere küçücük sandallarla açılmış gibiyiz. Ve bunca acı ortasında kaç kişiyi kurtarabiliriz bu yangından diye sorup durdum bugün bu insanlara baktıkça. Bilirim gülerler hallerimize... Sırf bu sebepten Don Kişot yazdım sandalın üzerine...
Var mı Cevherim?
Ne kadar çok hayat, ne kadar fazla hüzün değip geçiyor ömürlerimize, farkettiklerimiz birer sızı bırakıyor farkedemediklerimiz açıklardaki dalgalar gibi.
Her biri ateş damlası gibi be Vladimir... Daha da çok yanmamak için mi kapanıveriyor bazen gözlerimiz, nedir?
Ne kadar güzel yazmışsın... kısacık ama son derece yoğun.
Çok teşekkür ederim :)
harikasın..
Gölgesi olan bir hayatın bekçileri gibi yaşayanlar. Kaç defa sokakta yürüdüğünüzde bu insanların varlığının farkına vardınız. Kaçına el uzattınız, tatlı bir tebesüüm gösterdiniz merak ediyorum.
Sevgilerle, tebrikler yine...
BRAJESHWARİ: :) Teşekkür ederim.
LİBERTER KEDİ: Kedicim bu soruyu bana mı soruyorsun? Yani bu insanların farkına varıp varmadığımı ve el uzatıp uzatmadığımı yoksa genel birşey mi söylüyorsun tam çözemedim :)
Sobeledim seni kedi. Senin kaleminden (klavyenden) duymak istedim sevdigin yerleri.
Sevgiler.
Mim alınmıştır, en kısa zamanda keyifle yazılacaktır :) Sevgiler benden de sana :)
kızımın bir kitabı var sevgili kedi adı "küçücük kalbimi kime vereyim".şimdi yazını okuyunca onu anımsadım.Ordaki çocuk, kalbine sevdiklerini sığdırmaya çalışıyordu ve sevdiklerini koydukça yüreğine hep bir parçası daha boş kalıyordu.Aslında sanırım kalp bizim tahminimizden çok daha büyük bir yer.
O küçük sandala birilerini aldıkça yeni gelenlere yerler açılıcak o halde... İşte bunu çok sevdim. Kesinlikle öyle olmalı... Çok teşekkür ederim...
Sabah sayfanı açarken biliyordum güzel cümlelerle ayılacağımı. Çok güzel olmuş.
Çok teşekkür ederim Judi :)
Bence biz ne kadar istersek o sandal o kadar alir. Cok güzeldi cok! Sagol...
Birçok kişiye yetsin istersin, bir yerde dolar. Aklın almaz, yüreğine sığmaz, kalbini acıtır bu durum. Sonra öyle bir yere gelirsin ki, "içine sığdırdıklarıma bir faydası var mı ki?" diye düşünmeye başlarsın. Faydası vardır. Çok güzel bir sığınaktır o sandal.
Birçok şeye yetebilmek isterken sen, hiçbir şeye yetemediğini fısıldar bazen biri kulağına. Ama öyle değildir. O sandala sahip çıkmak gerekir...
Yanlış yerdemi bekliyorum ben bu sandalı...Uğrayacak limanları hayal ederken hani ilk adımımı attığımda herşeyi geride bırakacağım o tatlı sandalı...Yeni Rakı reklamı geldi aklıma hani sandalda insanlar neşe içinde :D...Durumum malum rakı belki olmaz ama neşelerle sarmalanacağımız bir sandal hayalidemi çok be dostum :D
Sevgilerimle
Sandalına birilerini alarak, batma pahasına kurtarmaya çalışan bizim gibiler var... Bir de kocaman gemilerinde, ellerindeki meyve kokteylini yudumlayarak, o denizde boğulanlara el sallayarak gülümseyenler. Çok etkileyiciydi yazdıkların. Harikasın:)
nuhun gemisini anımsadım birden...mucize olsa da,efsane olarak dilden dile koşsa da birileri mucizelere inanmış...olmasından çok olacağına inanmak yeter.batmayacağına inanmak gibi..
Gizemli bir yazı :)
Medar-ı Maişet Motoru öyle hızlı ki- omuz vermek, el uzatmak, kulak vermek güçleşiyor. Hatırlattığınız için teşekkürler :)
DEMET: Çok teşekkür ederim :)
PARPALİ: O fısıltılara kulak asamadan ne kadar çok alırsa o kadar doldurmalı o sandalı o halde... Hep birlikte açılmalı güzel bir hayata...
PORTAKALMAVİSİ: O sandal ne kadar dolarsa o kadar da artar neşe.
YEŞİM: Küçük bir sandalda kalabalık olmak, kocaman bir gemide yalnız olmaktan iyidir be Yeşo'm. Bu yüzden sandalımız var bizim. Çok teşekkür ederim. Beğendiğine sevindim :)
PERİÇIKMAZI: İnanmak ilk adım değil midir zaten?
ENİS DİKER: Ben teşekkür ederim :)
dostluğun sandalı alır elbet herkesi bir gün durduğun ve beklediğin yerden seni yerin ne önemi var mühim olan orda onla olmandır...Sandal batsada ne farkederki yanında dostun varsa...ölüm belki daha az acıtır dostun kollarında...
Kesinlikle öyle... Sandal batsa da ne farkeder insanlar beraber olduktan sonra... İnsanlar birbirine destek oldukça birbirlerine güvendikçe sandal batsa da hayatta kalacaklar...
Yaaa duygusal pisim ya yazılarını içim baymadan okuduğum nadir insanlardansın. Yine kopardın beni ama. Benim sandalda tanımasam da yüreğime dokunduğun için sana dost olarak dümende yer var. :) Sandalın dümeni yok gerçi değil mi :) Baş köşye oturma hakkın var yani anla işte. Öperim kalbini.
Şımarıyorum ama bak :)
Uzun uzun yoruma gerek yok...
Aylin Aslın - Sokak İnsanları
ya da bir fotoğraf karesi...
Her şeyi anlatmakta bence en kısa, en manidar yol...
Sandal mı, kimseyi almadan çürüyecek emin ol...
Dost...
Ama o zaman hiç birimiz için umut yok demektir. Çürümez biz izin vermezsek, değil mi?
dost kimdir? tarif etmek zor. herhalde duvarlarımızı indirdiğimiz, kendisinde kendimizi untuğuğumuz,ya da bu unutuşta birlik olabildiğimizdir.
yokluğunda ısısız, dilsiz kaldığımızdır belki:
"Dildaşından ayrılan kişi, yüzlerce nağmesi de bulunsa dilsiz olur.
Gül gidince ve gül bahçesi solunca, artık bülbülün macerasını dinleyemezsin (Mesnevî, 1/28-29)."
belki bize şu anı yaşatandır. dikatimizi alıp kendinde toplayandır.
saçmalsada dinlenmeye değerdir belki.
kim bilir :)
Bu güzel yorum üzerine sadece susuyorum Sevgili Enis Bey. Çok teşekkürler...
Çok güzel bir yazı. Fazla söze ne hacet. Yüreğine sağlık kedicim :) Cuma mektuplarını çok seviyorum. Seni de :))))
Bu kediyi şımarttın Zeynep'im. Bir dolu öpücükler sana...
Yorum Gönder