09 Aralık 2010

jöleli saçlar, akılsız başın işareti midir?

Ben lisede okurken saçımıza sürdüğümüz jöle yüzünden okkalı şamarlar yerdik. Kot montla gelen çocukları tüm okulun önünde tokatlarlardı bizim eğitim neferi öğretmenlerimiz. Kızlardan biri kazara kulağında küçük bir küpe unutsa kulaklarını koparana kadar çekerlerdi. Azıcık süslenen kızlara o...pu, biraz saçına başına dikkat eden erkeklere ise sapık muamelesi yapılırdı. Bizi öyle bir hale getirmişlerdi ki yeryüzünde en kılıksız lise öğrencileri yarışması yapılsa hepimiz dereceye girebilirdik. Saçlarını inatla jöleleyen kızların kafaları kışın en soğuk gününde bir güzel yıkanır, o kız orta çağda kırmızı haç işareti taşıyan biri gibi ıslak saçla gezmek zorunda bırakılırdı. Hasta olabilme ihtimali mi dediniz? Hiç önemli değildi, madem utanmadan saçına jöle sürmüştü öyleyse bunun cezasını çekmeliydi. Saçları hafif uzun olan erkeklerin kafalarına boydan boya bir tren yolu yapılır, o çocuk tüm gün orada burada saklanmak zorunda bırakılırdı. Öyle ya aşık olduğu kız onu görürse yerin dibine geçerdi ki bu da saygıdeğer eğitimcilerimiz için önemli değildi. Aşk da neydi? Bu yaşta aşk mı olurdu? Ne utanmazlık ne rezillikti. Eğer biri birine aşk mektubu yazmışsa bu mektup da o psikopat kadın müdür yardımcısı tarafından yakalanmışsa mektubu yazan erkek değil de mektubu alan kızcağız akla hayale gelmeyen şekilde aşağılanırdı. E kuyruk sallamasa o çocuk yazmaya cesaret edebilir miydi o mektubu? Velhasılı lise mi esir kampı mı belli olmayan iğrenç bir yerde okudum ben. Okuldan ve okul ile ilgili herşeyden nefret ediyor olma sebebim de budur. Ve öğretmenlerimin çoğunu sevgi ve saygıyla değil de lanetle anıyor olma sebebim de... Öğretmenler şu söylediklerim üzerine sakın alınmasınlar (öğretmenleri genellemem imkansız zira annem, babam, kardeşim, kuzenlerim, pek çok arkadaşım öğretmen ve hepsi de çok sağlam iyi öğretmenler. Pek çok iyi öğretmen olduğundan da kuşkum yok.) ne bahtsızım ki benim payıma en korkunçları düştü. Her neyse, biz asıl konumuza dönelim. Ne diyorduk, saç jölesi ve kot montla okula gitmek. Evet.

Bu çocuklar içinde bu saçmalığa isyan edenler yok muydu? Tek tük vardı elbet. Mesela Hasan diye bir çocuk vardı. Yöntemi yanlıştı belki ama içinde ciddi bir isyan taşıyor ve bunu da göstermekten hiç çekinmiyordu bu çocuk. Hasan elinde lise kitapları olan bir mafya babasına benziyordu. Ders kitaplarının arasında masonlukla ilgili kalın siyah bir kitap, ceket cebinde maltepe sigarası, diğer ceket cebinde siyah bir tespih, pantolon cebinde bir bıçak taşırdı. Kısaca öğretmenler dahil hepimizi korkuturdu. Çünkü ne zaman ne yapacağı belli olmazdı. Sonunda okuldan atıldı. Atıldıktan sonra kalıcı bir iz bırakmak için de hocalardan birini bir hayli patakladı.

Bütün bu korkunç şeylere karşın Hasan öğrencilerin kahramanıydı. Çünkü öğretmenlerin hiçbiri ona haksızlık edemiyor, saçındaki jöleye kimse karışamıyor, Hasan her gün başka bir kot montla okulda boy gösteriyordu. Muhtemelen Hasan'ın gözünde hepimiz korkak bir tavuktuk. Ve muhtemelen Hasan bu konuda kesinlikle haklıydı. Elbette Hasan gibi cebimizde bıçak taşımamalı, öğretmenleri dövmemeli, sigara gibi yasak olan şeyleri okula sokmaya teşebbüs etmemeliydik. Ama şunu mutlaka yapmalı; haksızlıklara karşı durabilmeliydik. Mesela birimiz çıkıp kot montun bizim eğitim hayatımıza ne tür bir hasar verebileceğini sorabilirdik. Muhtemelen bu sorunun cevabı olarak tokat yerdik ama en azından susmamış olurduk. Ya da saçımıza jöle sürmenin bizde nasıl bir ahlaki yozlaşma yaratacağı konusunda sorularımız olmalıydı. Ama yapmadık. Hep birlikte korktuk hatta aklımıza bile gelmedi bunları sorgulamak. Öğretmenlerin hepimizi kılıksız aptallara çevirmesine izin verdik. Tüm mezunlar çok mu harika insanlar oldular bu yapılanlardan sonra. Elbette hayır. Çoğu okuldan nefret etti ve okulu bir daha hayatına sokmamak üzere terketti. Kimi okul bitince yasak olan şeylerden fazlasını yaparak abuk sabuk şeylere girdi. Sonuçta hepimizde berbat izler bıraktı tüm o öğretmenler. Bugün hala pişmanım o zamanlar sustuğuma. Diğerleri de pişman mı bilmem.

Az önce bir haberi okurken hem gülümsedim hem de gözlerim doldu. Siverek'te 50 lise öğrencisi, kendilerini saçları uzun ve jöleli olduğu gerekçesiyle okula almayan okul müdürünü, İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü önünde protesto etmişler. Hepsinin alnından öpesim geldi. Yaptıkları açıklamada; "Biz okulumuza gidip geliyoruz, saçlarımız yüzünden neden eğitim görmemiz engelleniyor. "demişler. Aferin çocuklar. Artık birilerinin saç, baş, kılık, kıyafet değil de çok daha başka şeylerin eğitim ve öğretimde önemli olduğunu anlatması gerekiyor. Saçı uzun ya da jöleli olanların bunu serserilik nişanesi olarak yapmadıklarını anlatması gerekiyor birilerinin. O yüzden korkmayın, söyleyin ne düşünüyorsanız. Haksızlıklar karşısında sessiz durmayın. Birlikte durun ve daha çok çıksın sesiniz. Ve asla kendiniz olmayı yasaklayan bu kafalara teslim olmayın.

Resim: Norman Rockwell

13 yorum:

  1. Ben de okul hayatım boyunca saç uzatamadım. Yakama değdiği an kestirmemi isterlerdi ama ben uzatmak istiyorum dediğim an o zaman bağla derlerdi bağlanacak saç değil ki madara olursun bağlasan. Hala saçımı kestirmek benim için üzücüdür. Herbirimizde mutlaka izler bırakıp geçtiler değil mi?

    YanıtlaSil
  2. artık her yere kırtasiyecilik bulaşmış durumda.. dar kalıpların içine tıkşıtırılıyoruz.. kişilerin şekilleri şemalleri ne olursa olsun amacıyla ilintilenmiyoruz hiç bir zaman.. varsa yoksa sistemin bekçisi olduğuna inandığımız dar kalıplar..

    bizde seçmenler olarak o koltuklarda, sıralarda masalarda.. her ne zıkkım olursa olsun, kel,bıyıklı, şişman göbekli, fıdıl insanları görmek istemiyoruz.. evet bu ne perhiz ne lahana ama inanın bu şişman göbekli fıdıl insaların tek derdi varsa yoksa para balyaları, saçmalıklar dizimi.. şimdi bunlar yumurtayı haketmiyorlar mı?

    saygılar :)

    YanıtlaSil
  3. Özellikle İstanbul'da makyajla okula giden kızları görünce hala şaşırıyorum ben

    YanıtlaSil
  4. birileri çıkar ve bu öğrencilerin/ailelerinin çok paraları var herhalde de jöle alıyorlar, saçlarına sürüyorlar/sürdürtüyorlar der. birileri çıkar...yakındır!

    YanıtlaSil
  5. Pek cok kisinin benim de dahil olmak uzere oyle cok guzel okul anilarim yok. Hep bir sizi var hep bir hosnutsuzluk var. Okullar izdirap yuvalari olmus. Bir takim yetersizlikler yasayan insanlarin acimasizca cocuklarin ustune cullanmasi ve onlari omur boyu mutsuz edecek anilarla basba birakmasi ile sonuclanmis bir suru okul deneyimi.
    Anlamsiz kurallar super bir baski ve tum bu kurallarin da bombos olmasi kisiye bir sey vermeyen birsi seyi alip goturen kurallar. Sirf bu sekilcilik yuzunden iste her seyi biz de yapar GIBi olumusuz...okumamisiz okumus gibi yapmisiz...calismamis calismis gibi yapmisiz...Jole surdurtulmeyen saclarimiza isyan biz de joleyi beynimize surmus ve hep bir rol yapar olmusuz..O yuzden de bizim ulkemiz de kimse isini layikiyla hakkiyla yapmaz olmus...yapar gibi yapmisiz...
    su yazimi da buraya koymadan edemedim;
    http://hayattanmasallardanbiraz.blogspot.com/2008/09/birey-olabildik-mi.html

    YanıtlaSil
  6. Yazının girişindeki 1967 tarihli Sovyet sınıfı resmi çok iyi gitmiş. Ufuk Güldemir'in bir sözü vardı, "Türkiye dünyadaki son komünist ülkedir" diye, doğru söylemiş. Herkes aynı düşünsün, herkes aynı giyinsin, herkes aynı davransın... Ama artık eski kalıplar bu ülkeye dar geliyor. Güzel günler yakındır...

    YanıtlaSil
  7. Siverekli ogrencilere kocaman bir alkis :) Neyseki bu zamandakiler biraz akillandilar.
    Neden karsi cikmadim diye hayiflaniyorsunuz ama bende az cekmedim zamaninda okuldaki yanlislara karsi ciktigim icin, bedelini misli misli odetiyorlar insana :) Oyle tek basina karsi cikmakla birsey elde edilmiyor ne yazik ki :(

    YanıtlaSil
  8. Biz çok ezdirdik kendimizi kedicim. Yeni nesil böyle değil, doğru eğitilirlerse ki bu bu koşullarda mümkün değil; aslında çok şahane bireyler olacaklar.
    Sessiz de kalmasınlar zaten.

    YanıtlaSil
  9. çorabımızda çizgi var diye kızardı bizim müdür yardımcısıda ne oluyorsa sanki çizgili çorap olunca ders aklınamı girmiyor çoraptamı takılıyor hiç öğrenemedim oysaki sıradan bildiğin çizgili spor çorabı işte.Herkes tek tip olsun herkes tek fikir sahibi olsun herkes kurallara uysun uymayan anarşist olur.. allah korusun!!!

    YanıtlaSil
  10. hazır şablonlara göre yaşarsak herşey kolay olur sananlar hayatımızı böyle daralttılar hep.....

    YanıtlaSil
  11. Belki, yavaş yavaş da olsa, değişecek mi, bütün o şekil saçmalıkları ki, sonunda kafaların içine, akılların değişmesine sıra gelebilsin!?

    YanıtlaSil
  12. Ben orta okuldayken saçımın önünü cırt kırmızıya boyatmıştım ve sıraya girmiştim. Müdürümüz o zamanlar bayandı,hemen çekti beni kenara. Bu saçlar derhal boyanacak dedi. Ben de ertesi günü,o saçları tokalarla diğer saçlarımın altına tutturdum görmesin diye,onu bile gördü hain kadın. Okuldan kuaföre gönderdi. Sonuç mu her şey bir saça bakıyormuş ve ister istemez göze batan oluyormuşsun....

    YanıtlaSil
  13. NEHİR İDA: Asıl kötüsü o izlerin hala duruyor olması ve hiç geçmeyecek olması. Bize ne yaptıklarının farkında olamadılar hiç.

    S'İUS: Herkes hak ettiğini alır diyelim mi :)

    FERULAGO: Zaman değişiyor ve denge asla bulunamıyor galiba.

    PANDIMİM: Derler vallahi. Bu çok acaip bir ülke.

    BİRAZ: Adına eğitim dedikleri şeyin aslında çocukların kişiliğini öldürmek anlamına geldiklerini bilmiyor olamazlar. Ben kasıt arıyorum altında. Bastırılmış ve itaatkar insan topluluğu yetiştirmek onların eğitim dediği. Öyle yapsınlar ki ne derlerse onu giyelim hatta saçımızı bile onların ölçülerine göre ayarlayalım. Sonrası? Sonrası işte bu ülkenin hali.

    COŞKUN HÜRSEL: Resmi bu amaçla seçmemiştim :) Öğrencilerin olduğu bir resim koymaktı amacım. Tek tip olmayı doğru bulmuyorum. Herkesin bir renk olduğuna ve o renklerin ancak kendileri olabilirlerse güzel şeyleri oluşturacaklarına inanıyorum.

    A-H:Evet tek başına karşı çıkabilmek o yaşlarda biraz zor. Ama o çocukları alkışlıyorum ben de. Oturup sorgulayan ve harekete geçen beyinleri olduğu için en çok da.

    ÖZLEM: Benim onlara dair umudum var artık. Bu çocuklar iyi şeyler yapacaklar.

    TABİAT ANA: Düşününce o günleri ne saçma sapan şeylere karşı çıktıklarını mantığın sınırları zorlanıyor. Hadi biz çocuktuk da onlar kocaman adamlar kadınlar bunca mantıksız sözü söylerken kendilerinden utanmıyorlar mıydı?

    GUGUKKUŞU: Dar beyinlerin verdiği eğitim de ancak bu kadar oluyor işte :)

    EKMEKÇİKIZ:Değişmeli. Ve biz değişeceğine inanmak zorundayız. Yoksa'sını düşünmek bile istemiyorum.

    BUĞDAY TANESİ: Bu da bir protesto ve çok iyi yapmışsın. :)

    YanıtlaSil