25 Eylül 2008

CUMA MEKTUPLARI

Günler, üzerimize düşen sarı yapraklar gibi. Tenimize yumuşacık değiveren, ayaklarımız altında heba olan o sarı yapraklar gibi tıpkı. Her birimiz, Sevgili Dostum, "ömür" denen o ağacın nemli, kalın gövdesine dayamışız yorgun sırtlarımızı. Başımızın üzerinde hışırdayan o dallarda kaç yaprak var kim bilir?

İnsana verilmiş bir armağan bu. Yaprakların yumuşaklığını teninde hissederken, kaç yaprak kaldığının hesabını yapmamaktan söz ediyorum. Dimdik karşıya bakan gözlerimiz, zaman zaman geriye dönen başlarımız asla yukarıya bakma eğiliminde değil. Bu yüzden saymıyoruz yaprakları. Zamanı geldiğinde dostum ve bittiğinde herşey, eteklerimize doldurup usulca veda edecek olduğumuzu bile bile, böylesi dalmak seyrine dünyanın, mavi gök altında ölesiye yaşamak, yıldızlı gecelerde uyumak ve ay ışığında doyumsuzca yıkanmak bir armağan değilse nedir?

Seçeneklerimiz var elbet. Yaşa ya da yaşarken öl, cenneti yarat ya da cehennem içinde yan, nefes al derin derin ya da kederle iç geçir... Binlerce seçenek. Gözlerimizin içine içine akan dünya orada dururken ve sana ;"Al bu hayat senin, onunla ne istersen yap" derken ,seçeneğimiz elbette var.

Ya bizler dostum? Bizler neyi seçtik? Şimdi ömrümün geçip gitmiş ,artık birer sarı yaprak olmuş, günlerine bakarken o yaprak yığının neye benzediğini kestirmeye çalışıyordum. Güneşten mahrum, suya hasret kalmış yapraklardan mı yoksa ilkbaharın ilk gün ışığı karşısında mahmur yapraklardan mı bir yığın yapmışım kendime? Ve o her yaprağı, ayaklarımın altında ezilmeye mi bırakmıştım yoksa elime alıp okşamış, kıymet bilen bir yürek gibi parmaklarımı o sarı damarlarda usulca gezdirmiş miydim? Ömrümün günlerinin değerini bilmiş miydim? Düşündüm.

Evet Sevgili Dostum, günler, üzerimize düşen sarı yapraklar gibi. Tenimize yumuşacık değiveren, ayaklarımız altında heba olan o sarı yapraklar gibi tıpkı. Kıymetli taşlar gibi günler... Hiç biri birbirine benzemeyen...

Resim: Tony Vita

13 yorum:

  1. O düşen sarı yaprak, yani hayatımızdan düşen sarı günler; sarı yaprağın toprakla bütünlenip ağacın köklerine güç sağlaması gibi, zamandan düşen günlerimizde bize güç sağlayacak.Sevgilerimle.

    YanıtlaSil
  2. Kıymetli taşları ahenkli bir şekilde yanyana dizsek keşke.. Geçmiş-şimdi-gelecek. Ayrılmadan birarada dursalar.."Hiçbiri birbirine benzemese de"..

    YanıtlaSil
  3. Tam da bu konulara kafa yorduğum şu günlerde yazınızla karşılaşmak çok iyi geldi. Teşekkürler.

    YanıtlaSil
  4. Biliyor musun Kedicim, bu annecik de seninle ayni hisleri tasiyor nedense her Cuma. Ve yazdigin mektuplari, sanki bilgisayar ekranindan degil de, kendi gonul aynasindan okuyor her defasinda.

    Bu aksam iftara misafirlerim vardi benim. Gelen arkadaslardan birinin 6 aylik kizi da yanindaydi. Benim bebegimin yari yasindaki o bebegi seyrettim usulca ve uzun uzun. Ne kadar minik, ne kadar sevimli diye dusundum, icime atmamak icin kendimi zor tuttum. Sonra kendi bebegimi dusundum. Kac kez dedim, kendime, kac kez Ali Kerem'i o yaslardayken boyle usulca ve uzun uzun seyrettin? Kac ani, kac gunu, kiymetlerini bilerek yasadin? Kendime mi, yoksa beni temposuyla yorup bu hale getiren zamana mi kizayim bilemedim. Ama kendi kendime soz verdim; bir bebegim daha olursa eger, onun bana minik avuclarinda getirecegi herbir yapragin kiymetini bilecegim. Her yapragi birer pirlanta gibi hafizama naksedecegim...

    YanıtlaSil
  5. O sarıyapraklar ne denli kırılgandır bi bilseler. Çıt diye gidiverir. Ay ışığında yıkanmak ...çok hoş sözcükler. sağlıcakla.

    YanıtlaSil
  6. SUFİ: Ben de bunu düşünüyordum tam olarak; düşen her yaprak, geçip gitmiş günlerim yani, ömür ağacımın köklerine güç verdi mi acaba? Yaşam, ancak böyle olduğu vakit gerçek bir yaşam değil midir? günlerinin değerini bildiğin vakit yani...

    KARÖSHİ: Keşke Karöshim keşke böyle olsa... Onları yanyana bir kolya gibi taşısak boynumuzda...

    MUSTAFA: Sana iyi gelmesine çok sevindim... Bazen yazarak bazen okuyarak iyileşiyor insan...

    KREMALININ ANNESİ: Güzel annecik, bunu farkedebilmek hayatlarımızın bir noktasında çok önemli diye düşünüyorum. Günlerin değerini yani. Hayatı neden bu kadar uzun sanma yanılgısına sahibiz buna hayret ediyorum. "Şu gün geçsin, bu saat geçsin" diye diye aslında ömrü harcıyoruz. Ne tuhaf değil mi insanoğlu?

    EZGİ UMUT: Kırılgan, arin ve kısa ömürlü ne yazık... Bunu bildiğimizden midir o ağacın gövdesine böylesi sırtını dayamak...
    Çok teşekkür ederim :)

    YanıtlaSil
  7. Fevkalade sanatsal bir anlatım...Hayranım kadın beynine :)))

    YanıtlaSil
  8. aman efendim mahcub ettiniz beni vallahi. Çok çok teşekkür ederim :)

    YanıtlaSil
  9. Yerdeki yaprakları düşünürken ağaçtaki yaprakları ihmal etmiş oluyorsun bence.

    YanıtlaSil
  10. Nasıl ömür günlerden ibaretse, ağaçlar da yapraklardan ibaret değil midir? Ben tam aksini düşünüyorum; eğer günleri tek tek doyasıya yaşarsak ömrün de o kadar hakkını vermiş oluruz. Değil mi?

    YanıtlaSil
  11. Yaşamak o kadar zor oluyor ki bazen kelimesiz kalıyorsunuz. Gidenin ardında durmak ve onu anımsamak, ama güne düşen dünün artıklarını bugüne aktarmama korkusu bizi herşeyden soğuran bir ceza!

    Bu yüzendir ki insan ne zaman geçmişini tecrit altından çıkartmayı başarabilirse. Onun bizden götürdüklerinin, cezalarını ödediği halde tekrarlamayıp, hayatı daha yaşanılır bir hale getirmeyi başarabilecek mücadeleyi verirse. İşte o zaman çam gibi hiç solmayacak ve devrilmeyecektir fikrimce.
    Sevgilerimle kendi kaosuna gömmülen kedi...

    YanıtlaSil
  12. Dusen yapraklar aklima `sonbahar yapraklari` isimli sarkiyi ve bir de zerrin ozer in `her sonbahar` isimli sarkisini getirdi..

    Hayatimdaki o son yaprak da
    duserken yere,,,

    Inan yasiyorum hala gozlerinin renginde

    Bir ayrilik ruzgari eserken kalbimde

    dusecek senden dusecek benden
    her sonbahaar bir yaprak

    Sadece sozleri okuyunca itici geldi ama sarki aslinda guzel :)

    YanıtlaSil
  13. LİBERTER KEDİ:Sözlerin ne kadar da doğru kedicim... İnsanın o ömür ağacını dimdik ve onurla ayakta tutabilmesi için tüm bunlar şart...

    VLADİMİR: Sonbahar ne kadar çok şiirin ve şarkının esini olmuş değil mi? Ve hep bizden kopup gidenleri anlatmış. Ama bana sanki yenilenmek için bir fırsatmış gibi gelir sonbaharlar.

    YanıtlaSil