20 Şubat 2009

KIRILAN

O adam aylardan sonra yine geldi. Masamın önündeki sandalyeye, çok acelesi olduğunu fakat kısacık da olsa meseleyi anlatmak için oturacağını belirtircesine, hızlı bir hareketle oturdu. 2008 yılına ait küçücük bir borçtan söz etti. Bir üyelik aidatıydı sözünü ettiği. Şaşkınlıkla dinledim. "Ben onu size ödedim, anımsamıyor musunuz?" diye sordum. "Hayır" dedi "ödemedin. Kimse ödemedi zaten." Ödediğimden emindim. Ödediğime dair herhangi bir kağıt imzalamadığımdan ya da bir makbuz almadığımdan da. Hatta nerede, ne zaman olduğunu, miktarı, makbuz almamanın bir sorun yaratmayacağını düşündüğümü de anımsıyordum. Ama ona bu ayrıntılardan söz etmek istemedim. Zira böylesine küçük bir para için "ödedin, ödemedin" tartışmasını çekecek halde değildim.

Gözlerine baktım. Biliyordu. O da anımsıyordu ya vardı bir sebebi herhalde. Verdim parayı. Bir kağıda adımı yazdı. Karşısına da "ödendi." O giderken ardından baktım. Ve paranın, miktarı ne olursa olsun, hiç ama hiç önemli olmadığını düşündüm. Önemli olan başka birşey vardı. Ve o şey şu anda içimde kırılmaktaydı...

Fotoğraf: quicksaleliverpool.com

16 kişi demiş ki;:

NAKHAR dedi ki...

güven! kırılan bu olsa gerek... :s

Aydan Atlayan Kedi dedi ki...

O kırıldığı vakit içinde birşeyi derinden keserek kopuyor... Ve sonra onu onarmak çok vakit alıyor...

ONALTIKIRKALTI dedi ki...

yahu boş lafı bırakın da adresi verin, elimde ödemediğiniz borçlara ait bir sürü kağıt senet sepet var... artık duruma göre gönlünden... pardon ne yazıyorsa ona göre bir ödeme ile....... :)

Boş Arsa dedi ki...

O adamı pataklamak istiyorum...

Edebiyat medebiyat bir yana, olay, hâdise bir yana...

Bazıları zorla karşılaşmadıkça kendilerini hep akar sanırlar...

Bunlara müsaade etmeyelim...

Elli kuruşumuzu dahi yedirtmeyelim...

Alın terimiz o bizim...

Canım sıkıldı bu işe çok...

Aydan Atlayan Kedi dedi ki...

ONALTIKIRKALTI: Sen de mi Brütüs :)

BOŞ ARSA: Belki gerçekten unutmuştur ama. O kadar küçük bir para ki aslında üzerinde durmaya değmez. Tek şey var üzerinde durduğum aklıma dolan şüphelerle gün günden içimdeki "insan iyidir" inancımı yitirdiğim... Ve ben bunu sırf bir kaç kişi yüzünden yitirmek istemiyorum. Hem belki gerçekten unutmuştur belki ben yanlış hissetmişimdir. Ve dilerim böyledir.

Hasan C dedi ki...

Ufak...Vurucu..Okutucu yazılar var burada...
Güzeldi...
Sevdim sayfanızı...

Evren dedi ki...

neden demişti, uzun bir sessizlikten sonra
bir daha güven-vere-mem diyebildim...

Turkuaz Deniz dedi ki...

guvensizlik mutsuzlugu da beraberinde getiriyor Kedi ve bugunlerde o kadar yogun sekilde dusunuyorum ki bunu, korkuyorum dusundukce...

Yalnizliga surukleniyoruz gitgide; guven kayboldukca insanlar azaliyor benim etrafimda, cemberi o kadar daralttim ki, zirh gibi, kale gibi gorunmez bir sey var sanki cepecevre beni saran. Kotuye gidiyor hersey, insanlar iyi degil artik. Haydi bakalim...

özlem dedi ki...

Güven; en çok ihtiyacımız olan ama hızla kaybettiğimiz duygu ne yazık değil mi?

owl dedi ki...

Bence oda ödemediğinin farkında, sen zaten biliyorsun. Bu bile bile lades demek. İnsanlar böyle galiba güvendik, güveniyoruz, güveneceğiz.

Aydan Atlayan Kedi dedi ki...

HASAN C: Çok teşekkür ederim Hasan Bey. Nazik sözleriniz ve yazdıklarımı okuduğunuz için...

EVREN: Güven ne kadar kırılgan. Tıpkı narin bir vazo gibi. Bir kez kırıldığında yeniden yapıştırsan bile asla eskisi gibi olmuyor.

TURKUAZ DENİZ: Çoğu zaman ben de aynı duygular içinde oluyorum. Ne yapıyorum o zaman biliyor musun? O daralmış çember içindekilerin yüzlerine bakıyorum, o koşulsuz şartsız güvenmiş olduklarıma yani. İşte o zaman yüreğim ferahlıyor. Azlar ama varlar diyorum...

ÖZLEM: Ne yazık ki haklısın. Azalıyor gitgide ama asla yok olmuyor. Çünkü dünyada var iyi insanlar. Ne mutlu ki varlar...

OWL: Kaybedilen maddi şeyleri umursamıyoruz aslında hiçbirimiz. Çünkü onların yerine yenisini koyabiliyoruz. Ama içimizde kırılan o şey var ya işte onu eski haline getirmek neredeyse imkansız...

sufi dedi ki...

Sevgili kedicim;
Belki kızı açtır adamın, belki yalan söylemediği yalanını bile gerçek olarak kabul etmek zorunluluğundadır.Ekonomik kriz belki de en çok onu vurmuştur.Onu bağışlayıp evrene teslim etmek en güzeli. Sevgilerimle dilek.

Aydan Atlayan Kedi dedi ki...

İnan bana içimdeki o şey kırılırken aynı zamanda zorluyordum kendimi böyle düşünmek için: Belki cebinde parası yoktur, belki ihtiyacı vardır diye belki ile başlayan pek çok cümle kurdum. İnsan iki arada bir derede kalıyor bazen. Ama ne olursa olsun iyilikle düşünmek gerek belki. Sırf içimizdeki iyilik ölmesin diye...

Brajeshwari dedi ki...

ekstra verdiğin para döner, yine sana bulur merak etme.. :)

Kırılma sen hiç birşekilde bir de...

*Mutfaktaki Deli* dedi ki...

Vay aşşağılık herif vaaayy...

Aydan Atlayan Kedi dedi ki...

BRAJESWARİ: Yok para umurumda değil inan bana. Peşine düştüğüm "neden böyle oluyor?" sorusu. Ama bilirsin bazen sorular o kadar da önemli değil. Unutmalı ve yürüyüp gitmeli...

MUTFAKTAKİ DELİ: Kızma bu kadar kızmaaa :)