03 Şubat 2009

LAF MİMLERDEN AÇILMIŞKEN

Kitaplarla ilgili olan tüm mimleri seviyorum. Son zamanlarda pek çok blogda okuduğum 161. sayfa mimini az önce Akvaryum'un yazısında okuyunca elimi masamın üzerinde duran kitaba attım. Murathan Mungan'ın Meskalin adlı kitabının yüz altmış birinci sayfasındaki beşinci cümleyi mırıldanarak okudum:


"Sanat acımasızdır, sizden bütün ömrünüzü ister."

Cümleyi okur okumaz o türkü geldi aklıma. Ne diyordu;
"Bir insan ömrünü neye vermeli?
Harcanıp gidiyor ömür dediğin.
Yolda kalan da bir yürüyen de bir.
Harcanıp gidiyor ömür dediğin." *

Sahi bir insan ömrünü neye vermeli? Ailesine, işine, çocuklarına, aşka, savaşa, öğrenmeye, sanata... Neye? Bir ömür neye verildiğinde harcanıp gitmemiş olur? Ve hangisi uğruna harcanmış ömürlerin ardından pişman olmaz insan?


Bu da başka bir mim konusu olsun. Ve Fahimbey'e, Turkuaz Deniz'e, Kareli Defter'e, Vladimir'e ve Sufi Saja' 'ya gitsin.

* Zülfü Livaneli
Fotoğraf: http://www.guardian.co.uk/books

31 yorum:

  1. Hadi bakalım... mimlenmişiz... ilk fırsatta kitabın 161. sayfasında 5. cümleyle buradayım :)

    YanıtlaSil
  2. Ömrümü çocuklarıma ( tüm diğer çocuklarla birlikte) ve sanata adadım. Pişmanlık duyacağımı sanmıyorum sevgili kedi:)

    YanıtlaSil
  3. ONALTIKIRKALTI: Hayıır hayır senin mimin son paragrafta. İstersen 161 mimini de yaz ama sana attığım pas: "Sahi bir insan ömrünü neye vermeli" diye başlayan paragraf.

    PİNO: En kutsal şeylere adanmış ömürlerden pişmanlık duyulur mu hiç? İkisi de aslında seni yaşatacak olanlar değil mi?

    YanıtlaSil
  4. kendine adamalı bence.. O zaman istediği işi de yapar, ailesini de mutlu eder, istediği herşeyi de öğrenir. Ben daha kendimi kendime adayamadım, inşallah bir gün...

    YanıtlaSil
  5. Evet doğru bir bakış açısı. Ancak o zaman bütün olup çevreyle bütünleşebiliriz sanıyorum. elbette kendini kendine adamayı bencilliğe dökmeden. Herşeyin olduğu gibi bunun da iki ucu var sanıyorum.

    YanıtlaSil
  6. Bin parçaya bölünmüş adem oğullarının ömrü sadece tek bir şeyle yaşanmazki dünyada çocuğunuza adarsınız ömrünüzü kocanızı ihmal etmeden eşinize adrsınız ömrünüzü işinizi ihmal etmeden bu liste uzar gider ve biz farkında olmadan adaıklarımız ve adayacaklarımızın hesabıyla ömür tükenir..

    YanıtlaSil
  7. Akşam eve gidince hemen ilk gözüme ilişen kitaba elimi atacağım bakalım ne çıkacak buradan.. Teşekkürler :))

    YanıtlaSil
  8. ATEŞ BÖCEĞİ: Aslında herşey birbirine bağlı. Adanma duygusu içinde pek çok parçayı da birlikte taşıyor galiba. Belki de zaman zaman ortaya çıkan bu bölünmüşlük duygusunu parçaları ayrı ayrı farkettiğimiz anlarda yaşıyoruz.

    VLADİMİR: ama ama ben kitap mimini değil son paragraftaki soruları yollamıştım Vladimir'ciğim :) Ama şimdi çift seçenekli mim diyelim biz buna. Hangisini istersen onu yaz.

    YanıtlaSil
  9. Canim kedicigim, 161. sayfa mimi mi dedim yoksa! Iki ayri kisiden 5.cumle mimi var.
    Tabii ki cevap veririm mimine. Ah bilebilsem omrumu neye verdigimi...

    YanıtlaSil
  10. EĞER SAKINCASI YOKSA BENDE KATILMAK İSTİYORUM BU MİM FURYASINA EVDE HAZIRDA OKUDUĞUM BİR KİTABIM VAR İLK İŞİM O KİTABIM 161. SAYFASININ 5. CÜMLESİYLE İLGİLİ DÜŞÜNCELERİMİ YAZIYA DÖKMEK İSTERİM

    YanıtlaSil
  11. sevgili kedi, bu yakada boğaz köprüsünden feci yoğunluk lakin ilk fırsatta yatık8 de bakacağız hal çaresine.

    selamlar...

    YanıtlaSil
  12. TURKUAZ DENİZ: Mimi yazmak zorunluluğu yok canım benim. İstersen ve yazmak istersen sadece...

    ATEŞ BÖCEĞİ: Elbette. Hatta harika olur. Ben de bu mimi çok beğendim ve bana yollanmadığı halde yazdım. Çünkü çok hoşuma gitti :)

    FAHİMBEY: Yatıksekiz için takipteyiz Fahimbeycim :)

    YanıtlaSil
  13. Ben kendimi sevdiklerime adadım denebilir.Ailem, yeğenlerim, eşim.
    Ama galiba bu arada kendimi biraz unuttum. Ama olsun şimdilik pişman değilim, ileridede olacağımı sanmam. Ama çok güzel bir yazıymış gerçekten. Teşekkürler, değerli olan şeyleri bir daha hatırlattı bana.

    YanıtlaSil
  14. Aslında neye adayıp adamadığımız değil de adandığımız şeyden pişman olup olmayacağımız önemli galiba. Hayat sanki adandıklarımız üzerine şekilleniyor. Ve nasıl bir hayat istiyorsak zaten ona adanıyoruz.
    Çok teşekkür ederim :)

    YanıtlaSil
  15. Bu sefer resme hayran kaldım. Tam bana göre ve tam hayal kurmalık bir resim, nasıl istedim orda olmayı bi bilsen....

    YanıtlaSil
  16. Ah ben de ben de... Ama bu yaz için bu fotoğrafı hayata geçirmek gibi bir planım var :) Yerdeki yapraklara bakarsak ancak sonbaharda tam olarak bu fotoğrafın ruhunu elde edebileceğim galiba...

    YanıtlaSil
  17. Ben kendimi sanırım kendine adayanlardanım.. Bilmem belki ilk başta bencillik gibi gelse de, aslında kendime adamak, kendini aramak ve kendini tanımaya çalışmakla eş anlamlı bence...Bu arada hatalar yaptım, kalpler kırdım, yanıldım tabiiii. Ama pişman değilim. Kendimi buldukça hayata daha bir verimli oldum. Ve anladım ki ben varsam hayat var, kendimi tanıdığım kadar varım...ve bir o kadar da verimli. Ve böylede devam edeceğim. Etrafımdaki herşeyi kendimi tanıma ve evrendeki görevimi anlama adına araç olarak görüyorum ve omlara bu anlamda varlıkları için müteşekkirim.

    YanıtlaSil
  18. Adamak güzel birsey aslında..Sanat gibi, hayatta acimasiz o zaman:) Ömrü istenen gönlüyle veriyorsa ne mutlu ona..

    İnsan ömrünü, ömrüne vermeli bence..Yaşadığı ne ise ona, onun içinde kendine, oradaki cevaba ve akışa,aşkla.. Pişmanlık harcanmışlıkla eş değerde bir duygu.. Harcanıldığı düşünülmezse sanki pişmanlık olmaz..

    YanıtlaSil
  19. Ben de bu mimleri seviyorum kediciğim.
    Sahi ömrünü neye vermeli insan?

    YanıtlaSil
  20. Düşünmeye adanmış bir ömür ziyan olmaz bence. Akıp giden bir nehirdeki bir damlacık olmaktan öteye geçmeli insan. Her davranışından önce düşünmeli, karşılaştığı her olayı gözlemlemeli, evrendeki işaretleri aramalı ve üzerlerinde kafa yormalı, nereden geldik/nereye gidiyoruz diye sık sık sorgulayarak kendini çarka girmekten korumalı. Bu tarz bir bakış açısı bence insanların zaman zaman içine çekildiğini gördüğümüz sahip olma hırsı, bencillik, milliyetçilik, nefret gibi sınırlayıcı duygulardan korur, insanın kendini geliştirmek için uğraşmasını, evrenle daha uyumlu olmasını sağlar gibi geliyor bana. Büyük resmi görmeye adanmalı ömür...

    YanıtlaSil
  21. GUGUK KUŞU:"Kendimi buldukça hayata daha bir verimli oldum. " buna öyle çok inanıyorum ki... Ve tüm insanların aslında önce buna adanmaları gerektiğini düşünüyorum. aksi halde diğer adanmaların hepsi havada kalırmış gibi geliyor bana. Ne güzel ifade etmişsin...

    BRAJESHWARİ: dediğin gibi insan ömrünü neye verirse versin aşkla vermeli. İşte o zaman asla pişman olmaz.

    ÖZLEM: Cevabı en zor sorulardan bu değil mi? Sanki biz değiştikçe büyüdükçe cevap değişirmiş gibi geliyor bana.

    ALİS: İnsan neye adanırsa adansın sınırları olmamalı. sınırlar hayatı tek boyutta görmekten başka hiçbir şeye yaramıyor çünkü. Ve daralan hayatlar ancak boşa harcanıyor.

    YanıtlaSil
  22. hahhahha... alelacele bir eli işte bir gözü oynaşta olursa insanın işte böyle yanlış da anlayabiliyor yazılanı... kusura bakmayın...

    161. sayfa mimini bu durumda göndermiyorum :) gelelim mim konusuna...

    ben öyle çok sakin, güya efendi vs. görünen bir tip gibi algılansam da felsefi açıdan biraz anarşist bir ruha sahibimdir... bu konuyu da biraz (daha gerçekçi olabilmesi için) öyle ele alacağım...

    yalnız bu konu hem anında dan diye çok kısa cevaplanabilecek bir soruyla birlikte geliyor hem de otur üzerine kitap yaz hani öyle acayip...

    şimdi...

    insan ruhu da evrendeki diğer tüm malzeme gibi hiç durmadan hareket halindedir diye düşünüyorum. bugün böyle yarın öyle öbür gün bambaşka...

    o yüzden alacağımız kararlar, yapacağımız işler de önem sırasına göre devamlı değişecektir ve bu kararlara bağlı olarak da neyi en önde en önemli addediyorsak o sıralar kendimizi ona adamış gibi görüp kendi kendimizi kandırıyor olacağız...

    yok evimeymiş, yok eğitimeymiş vs. bunlar bana göre çok geçici ve tam olarak gerçeği yansıtmayan cevaplar (ya da seçenekler)...

    zeten ömür boyu bizlere (mimin kendi satırları içinde de bahsedildiği gibi ona, buna, şuna) kendimizi nasıl adayacağımız gösterildiği gibi hatta buna mecbur bırakılacağımız durumları yaşamak için özellikle hayatın kendisi tarafından belli koşullar oluşturulur...

    küçüksündür hep anneni babanı düşünür onları sever ve büyüyünce de hiç ayrılmayacağını düşünürsün, biraz büyürsün okula gidince hayatına ilk giren ve etki eden insan öğretmenindir büyüyünce öğretmen olup kendini okula ve bilgiye eğitime adayacağını düşünürsün...

    biraz daha büyüyünce bakarsın ki kalbin hafif hafif ben buradayım demeye başlamıştır ve işte kendini adayacağın ömrünü birlikte geçirmeyi düşüneceğin insan oralarda bir yerlerdedir, arar durursun (hani kötü bir maksadın yoktur ömrünü adayacaksın yahu o yüzden :) )

    sonra iş, sonra uğraş ve ilgi alanlarında keşfettiğin şeyler gelir geçer sonra yaşlılıkla birlikte vücudunun ihtiyaçları artar her şeyi unutup sadece kendine bakmak ve ilgilenmek zorunda kalırsın...

    bunlar ruhen ve fiziken bizleri bir yerlere bir şeylere hayatımızı adamak için yönlendirir ama "ömrünü şuna adamış bir insan" tanımının altında "daha önce adadığı şeyde karşılığını alamamış insan" yatar... yeniden adar, adar, adar...

    belli alanlar yerine belli duruşlar üzerinde karar verip onu değiştirmeden yaşayabilirsek eğer (mesela dürüstlük, doğruluk, vicdan, sevgi gibi) bunların örtüştüğü bir hayata hayatımızı adamak en doğrusu olur...

    yoksa bizim hayatımızı (şu anda olduğu gibi) çoktan başka şeyler parsellemiş olur ve zaten bize de istediğimiz şeye hayatımızı adayacak bir ömür kalmaz diye düşünüyorum...

    ve zaten bu fiziki zorunluluk (insan olma) ve bunun getirdiği zorunlu psikoloji, bir şekilde bir ruh ve karakter inşa ediyor... ve bu inşa edilmiş, belirli sınırlar içine hapsedilmiş karaktere ait ömür ise ne yazık ki bir yerlere harcanamayacak kadar "zorunluluklar" etkisi altında bulunmakta...

    ya sonradan öğrenilmiş davranış biçimlerini barındıran kalıplarla belli şeylere ya da içgüdüsel olarak diğer şeylere fazlaca meyledip bazılarını çok önemsediğimizde hah işte ben ömrümü buna adamalıyım diye düşünmeden karar vermek zorunda kalıyoruz... insan olmak çok korkunç ama insan olmak böyle bir şey ve bazen güzel de olabiliyor...

    bir şekilde sonuç olarak ömrünü neye adadığından çok ne için adadığın niye ona adadığın daha önemli... yoksa buyur ben çiçeklere adayayım, çevre temizliğine adayayım, sanata adıyayım kendimi... neye yaradı... arkasındaki neden önemli aslında çocukları seviyorsan temiz çevre ve temiz bir dünya bırakmak istiyorsan, hayattan memnunsan ve başkalarının da yaşama şansı olsun istiyorsan çevreye, doğal dengeye önem verir bunu korumak için kendini adarsın yoksa amaaaaan banane yahu deyip geçiverirsin...

    böyle söylediğimi bakmayın öbür türlü çok boş olurdu... ve hiçbir şeyin hiçbir anlamı olmazdı... keşke ömrümü adayabilecek bir şeylerim olsaydı...

    bilimsel bir araştırma?
    sağlıkla ilgili bütün insanları ilgilendiren bir çalışma?
    çocuklarımın geleceği için koşturup durma ve onların her şeyiyle ilgili fedakârlık?
    ülkenin durumu ve düzeltilmesi gereken şeyler için mücadele etme?

    bunlar için koşturup durma ve kendinden fedakârlık yapmak ömrünü adama anlamına gelir mi? yoksa zaten normalde bunları yapmak zorunda mıyız?

    yapmak zorunda olduğumuz (olması gereken sorumlu insan) şeyleri yapınca onları yapmak zor olduğu için ömrümüzü adamış mı olacağız?

    önce bunları düşünmek gerekiyor...

    ilkokulda "öğretildiği" gibi "varlığım Türk varlığına armağan olsun!!" ömrüm kimin umurunda...

    YanıtlaSil
  23. Doğru kişiye mim yolladığımı biliyordum :)

    YanıtlaSil
  24. internet ortamında aldığım en güzel "teşekkür" cümlesi... çok etkilendim...

    (laf aramızda, ben de doğru yere yazdığımı biliyordum :))

    YanıtlaSil
  25. kimsenin kimseye verecek tek bir saniyesi bile yoktur, kaldı ki ömür diyorsunuz, yok yok, herkes kendi keyfine yaşıyor, herkes. uğraşları da yine kendi için, sanat mı önemli, sanatla kendini büyütmek, adını duyurmak, ünlenmek, para kazanmak mı? aşk mı önemli, aşk sayesinde tadılan maddi manevi zevkler mi önemli, yine kendi çıkarına aşık olur her insan. savaş mı önemli, savaşarak elde edilen kahramanlık ünvanı, göğüsteki madalyalar mı, yine kendin kârdasındır. çocuk mu önemli, o çocuğun annesi ya da babası olmak mı, o çocuğa adanan bir ömür aslında kendimize yaptığımız bir yatırım değil midir? uğruna ömrümüzü adadığımız her şeyde muhakkak bir menfaatimiz vardır, diyorum =)

    YanıtlaSil
  26. Aslında söylediklerinizde çok büyük bir haklılık payı var. Fakat nedense "adandığımız şeylerde bir menfaatimiz olması" düşüncesini bir türlü sindiremiyorum. Sanki bu insan oluşun içinde yanlış bir nokta gibi geliyor bana. Böyle olmaması gerek ama böyle diyorum düşündükçe.

    YanıtlaSil
  27. yok, yok... eskisi gibi düşünmeye devam edelim kedi kardeşim, içimizden geldiği gibi çıkarsız, bedelsiz... ne hissediyorsak öyle... karşılık beklemeden, hesap kitap yapmadan...

    ve belki de bu yüzden diğerlerinden farklıyız ve belki de bu yüzden elimizdekiler bu kadar az ÖZ ve yine belki de bu yüzden (çünkü gerçekten içimizden geldiği, karşılık beklemediğimiz için) sahip olduğumuz şeylere bu kadar önem veriyoruz. bizim için gerçek değerleri var ve kalpten bağlıyız...

    sahte ve çok olup da kimini karşılık bekleyerek bir şeylerin peşine takılınca bu şeylerin sayısı bazıları için o kadar çok oluyor ki bir yerlerden bir şeyler kopup değiştikçe o değer verdikleri şeyleri de o kadar kolay değiştirebiliyorlar... o yüzden bazıları için değerli gibi görünen şeylere diğerleri önem vermiyor...

    en basiti; aklınıza ne gelirse gelsin, ne ve kim olursa olsun; ölürüm ama kimsenin önünde diz çöküp el etek öpmem (öpemem) amacı sonucu ne olursa olsun ne kadar haklı olduğumu düşünürsem düşüneyim insanların üzerine bombalar atamam, düşmanım da olsa alnına silah dayayamam... içimdeki bütün her şey buna ayarlı, hiçbir canlıya zarar veremem...

    değer verilen ve adanılan şeyler eğer değersizse onları değerli kılabilmek adına yapılan uzun savaşlar ve mecburen elde edilmiş kayıplar onlara ne yazık ki değer katamıyor... başka bir insanın (grubun) yararına ya da kendi prensiplerin için başka insanlara zarar verebiliyorsan orada o kendini adamak da değer verip ömrünü adama olmaktan çıkıp "hastalık" ve saplantı oluyor...

    sanırım bu tip saplantının tek ve en masumu, en insancıl olanı aşk:) ondan başka hiçbir şey kendini adamaya değmez...

    siz kendinizi ona adarsanız zaten o size kendinizi ve ömrünüzü adamak için bir sürü adanacak ek şeyler sunacaktır :)

    (çoluk çocuk, iş, sağlığa dikkat vs. gibi...)

    YanıtlaSil
  28. Aşkın adanmanın en masumu olduğunu düşünenenlerdenim ben de. Belki de bu yüzden bu kadar kopuyordur akıl dünyadan. Tam bir adanmışlık söz konusu çünkü aşkta. "Her ne olursa olsun, yine de..." diye başlayan cümleyi başka ne kurdurur ki insana...

    YanıtlaSil
  29. çok manyakmış ya... her ne olursa olsun, yine de.... işte bu ya...

    YanıtlaSil
  30. sevgili aydan atlayan kedi, ben de sindiremiyorum, akıl sağlığı yerinde olan bir insana yakıştıramıyorum ama durum böyle =)

    aşk mı, aşkı pek sevmem, yalanı sevmediğim için =))

    YanıtlaSil
  31. Sanırım sen de benim gibi yalandan bıkıp usanmışlardansın Sevgili Yollardagezer. Hani derler ya; "dünya yalan üstüne kurulmuştur diye." Pek inanmazdım bu lafa ama göre göre, yaşaya yaşaya inanacağız galiba bu lafa. Dilerim asıl bu laf yalandır :)

    YanıtlaSil