24 Şubat 2009

KALP


-Kibritin var mı?
-Sanırım var. Bir bakayım.
-Ama çabuk çabuk...

-Çakmak olsa?

-Hayır kibrit lazım.

-Peki peki iki ayağımı bir papuca sokma. Dur bakıyorum. Evet var.
-Tamam ver. Sen de benimle gel. Birşey yapacağız.
-Bak oda arkadaşını yakacaksak ben yokum haberin olsun. Şiddete karşıyım.

-Hayır yahu ne yakması. Gel benimle. Güzel birşey için bu kibrit.

-Bahçede yemek mi pişireceğiz?

-Hayııııır.

Çaycımız Ayşe Ablanın küçük mutfağına doğru koşuyor. Ben de peşinden... Ne yapacağız bu kibritle hala bilemiyorum. Dolaptan küçük hazır keklerden bir paket alıp, hızla açıyor. Tam ortasına bir kibrit dikiyor ve kapıya bakarak bekliyor. Ayşe Ablanın oğlu elinde boş çay bardaklarını taşıdığı tepsiyle içeriye girer girmez o minik pastanın üzerindeki kibriti yakıyor. Çocuğun gözleri sevinçle parlıyor. Çocuğun sırtına hafifçe vurarak kibrite üflemesini söylüyor. Anlıyorum ki bugün Hasan'ın doğumgünü. O kibriti üflerken biz de onu alkışlıyoruz. İyi ki doğdun şarkısına başlıyorum ben herkes eşlik ediyor. Çocuğun gözleri ışıl ışıl. Birinin yüzünde sevinç nasıl da yakışıklı duruyor. "Sağol abla" diyor kibriti elinde tutan güzel kalpli kadına "beni çok çok duygulandırdın. Bu benim en güzel doğumgünüm." O ise "keşke" diyor "daha önceden bilseydim. Ama annen az önce söyledi daha." Çocuk ışıl ışıl bakıyor. "Bundan daha güzeli olamazdı." diyor. İçim kabarıyor. İnsan bu kadar güzel bir kalbi görünce neden böyle şaşkına dönüyor?

Fotoğraf: www.jennyweber.com

32 yorum:

  1. İyiki böyle altın kalpli insanlar hala var.

    YanıtlaSil
  2. Çoğalmalılar da... Başka şansımız yok çünkü...

    YanıtlaSil
  3. Aydan Hanım'ın sayfasında kısa bir yazı gördüğüm vakit, okumadan hemen evvel doğruca mutfağa gidiyor ve demlisinden bir çay kapıp geliyorum. Biliyorum ki gene özlüce bir hikayenin terkisinde o yazı. Bir yudum, peşisıra bir cümle. Keyif verici, aklına ve ruhuna sağlık..

    YanıtlaSil
  4. okurken gözlerim doldu. bir çocuğu sevindirmek ne kadar özel bir şey, onun gözlerindeki ışıltıyı görmek..
    görmüş kadar oldum yazın sayesinde:)

    YanıtlaSil
  5. ISSIZ ŞEHİR: Çok çok teşekkür ederim bu güzel sözlere.Çok naziksin. Ruhumu okşadın...
    Not: Bu arada adım Fulya :)Ama çok kişi Aydan sanıyor :)

    NİLLY: O kadar mutluydu ki Sevgili Nilly inanılmazdı. Küçücük birşey insanları nasıl da ışıldatıyor, bunu bugün bir kez daha anladım.

    YanıtlaSil
  6. Böyle insanlar görmek gerçekten çok hoş...

    YanıtlaSil
  7. selam;
    sessiz sessiz izlediğim bir mekanda sessizliğimi bozmak istetecek kadar sıcacık bir yazıydı.
    okurken, o güzel kalbe sahip olmak istediğini düşünmeyen çıkar mı acaba? bence çıkmaz..
    düşündürdüğün için teşekkürler ayı terkeden kedi..

    YanıtlaSil
  8. Başkasını mutlu etmek, herkesin yaptığı birşey değil bu zamanda.. Güzel kalpli insanlar çoğalsın böyle etrafta.. Herkes birbirindeki güzelliği görüp, şaşırsın sonra...

    YanıtlaSil
  9. böyle saf kalpler var mı hala :)
    varsa bravo hatta daha da çok olsun tanıyalım biz de :)
    bu arada funda-fulya ikilisinden funda olanı ben ...
    İsminizin Fulya okudum da aklıma geldi kardeşlerden biri funda olunca diğeri Fulya olur ya :)

    YanıtlaSil
  10. Birilerini mutlu edebilmek ve gülümsetebilmek mutlu olmak ve gülümsemekten daha bir mutluluk verici değil mi?
    Yüreğine sağlık sevgili kedi.

    YanıtlaSil
  11. Anların içinde bir an olmak yanan bir kibrit alevinde. Mumlar yürek ısıtmış. Ya o andan sonra öğrenseydiniz... Keşkelerden bir zamanı yaşatmışsınız. Aynı yürek doluluğuyla yaşamanız dileklerimle.

    YanıtlaSil
  12. "İnsan bu kadar güzel bir kalbi görünce neden böyle şaşkına dönüyor?"

    Fazla bulunmadıkları içindir, kıymetleri bilinmeli. :)

    YanıtlaSil
  13. PERVANE: Hepimiz o kalbe sahip olabiliriz. Biraz insanlara bakmayı biraz kendimizi onların yerine koymayı başarabilirsek... Ben insanın kalbini doğuştan getirmediğine ona kendi emeğiyle sahip olduğuna inananlardanım.

    BRAJESHWARİ: Çoğalsın ki dünya yeniden cennete dönsün Burcu'm...

    FUNDA: İnan bana var Funda. Şaşkınlık ve sevinçle bakıyorum onlara ve çoğalmalarını diliyorum.
    Sen Funda ben Fulya... Bir kardeş kazandım desene :)

    SUFİ: Mutluluk daha çok birilerini gülümsetmekten geçiyor bence... O daha büyük bir haz...

    UZAĞA GİDEN KADIN: Hepimizin yüreği böyle olsun...

    KERİM: Şaşırmamış olmayı dilerdim ama öyle nadirler ki...

    YanıtlaSil
  14. Dünya' nın asıl sahiplerinin her daim mutlu olması dileğiyle. Yine düşündürtüp, pencerelerimizi buğulandırdın fulya ablam.Sevgiler...

    YanıtlaSil
  15. Bazen insanın içini ısıtmaya yüreğini hoplatmaya bir kibrit tanesi bile yetiyor dimi. :) sabahımı aydınlattınız.

    YanıtlaSil
  16. LİBERTER KEDİ:Dünyanın asıl sahipleri... Evet Kedi'm onlar dünyanın asıl sahipleri.

    EFSA: Aslında küçücük şeyler yetiyor dünyayı ışık ışık yapmaya.
    Sabahlarınız hep aydınlık olsun...

    YanıtlaSil
  17. Bu dünya aslında küçücük kibrit tanesinden mutlu olan ve dünyalara sahip olsada gözü doymayacak cahillerin mücadelesinden ibaretti.Ve hissediyorum ki o kibriti söndüren gözlerin içinde dünyayı saracak kadar ışık var ve dunyayı iyilik kurtaracak...

    YanıtlaSil
  18. Okudum, içim huzur buldu, böyle insanlardan çok, daha çok olsun.

    YanıtlaSil
  19. Ben de buralari sessizce okuyup gidenlerden dim:-)
    Ama bugün bu yazinin karsisindan sessizce kalkip gidemedim, ne kadar sicak, ne kadar güzel anlatmissiniz, elinize ve yüreginize saglik. Kücük seylerle mutlu olmak.. ne güzel bir sey.

    Sevgiyle kalin

    YanıtlaSil
  20. Ne mutlu bu dünyaya ki, hâlâ böyle inceliklere sahip, düşünceli insanlar var. Küçük mutlulukları değerli bulan insanlar var, ne güzel. Ve bize umut olsun diye gördüklerini anlatanlar. İyi ki varlar...

    YanıtlaSil
  21. ATEŞ BÖCEĞİ: Dünyayı iyilik kurtaracak... buna ben de bütün kalbimle inanıyorum...

    OWL: Dilerim çoğalırlar ve dünyanın umudu olurlar...

    BELGİN: Küçük şeylerle mutlu olalım ve başkalarını mutlu edelim. Dünyayı daha iyi bir yer haline getirmenin daha kolay bir yolu var mı? Çok teşekkür ederim, sevgilerimle...

    PARPALİ: Güzel şeylere bakmalı ve onları diğer insanlara umut olsun diye anlatmalı... Umudumuz paylaştıkça çoğalacak...Çoğalmalı...

    YanıtlaSil
  22. allallaaaaa. allallaaaaaaaaaaaa.... bu ne ya?
    herkes robot mu oldu? ben mi manyak oldum yine... bu kadar yorum bu kadar insan (bir o kadar da olayın geçtiği yerdeki insan) bir bakın şu yorumlara... yok yüreğimi ısıttı, yok ne büyük kalpmiş aman aman son numune insanı dolaba kaldırınmış vs. vs... ya vallahi yazmayayım, okumayayım, görmeyeyim diyorum da olmuyor, olmuyor, olmuyor...
    bir tanenizin aklına niye o çocuğa gerçek bir pasta almak gelmiyor anlayabilmiş değilim... bir önce okuduğum yazıdaki çöpe atılan parçalanmış şemsiyeyi alıp daha da bir parçalamak geldi içimden...

    böyle minik jestler de bazen güzel olabilir ama ancak imkânların sınırlı olduğu yerlerde kabulüm, uluslararası bir tren seyahati ve karşınızda tanıştığınız iki üç kişiden birinin doğum günü olduğunu öğreniyorsunuz, eh işte orada biraz da samimi bir hava varsa yanınızdaki kekle böyle bir şey yaparsınız ama bu ne ya, iş yerindeki bir insana böyle mi yapılır?

    bilemiyorum valla anlamadığım bir şeyler mi var bir şeyleri eksik mi anlıyorum nedir...

    madem öğrendin be adam, al minik bir pasta topla herkesi... bu ne bu böyle kedi maması gibi şeyin üzerine kibrit çöpü dikmeler... çok reklam aşkı seyrediyor bu gençler çoook...

    (valla kimse kusura bakmasın çok tepem attı ne geldiyse aklıma aynen yazdım, sonradan lütfen yok öyle yok böyle, sen nasıl bize böyle böyle dersin falan demeyin, alsaydınız bir pasta... hep yarım yamalak mı olacak lan bizim gibilerin doğum günleri böyle ya yapın ya yapmayın, nedir bu böyle fazladan sevgi paylaşımları falan... kusura bakmayın ya valla böyle hissediyorum, lütfen söylediklerim için kızmayın çok samimiyim...)

    kedi'cim eğer yorumu beğenmediysen silme yetkisi senindir, sana bırakıyorum, kırdıysam da kusura bakma... ama böyle düşünen de var işte onu da görmüş oldunuz... biz de neyse fikrimiz odur zikrimiz...

    YanıtlaSil
  23. İyi ki doğdun Hasaaaan
    İyi ki doğdun Hasaaaan
    İyi ki doğdun iyi ki doğdun İyi ki doğdun Hasaaaaaaaaan. hihihihihiii:)

    YanıtlaSil
  24. ONALTIKIRKALTI: :))))
    Tek tek açıklama yapıyorum tüm sözlerine hazır mısın :)
    Elbette o çocuğa pasta almak geldi aklımıza. Fakat şehirden çok uzak bir yerde çalışıyorsan ve sen o çocuğun doğumgününü öğrendiğinden işten çıkmana 40 dakika gibi bir zaman kalmışsa ama bir şekilde o çocuğun doğumgününü kutlamak istiyorsan küçük bir kek de işini görür. Kaldı ki pastanın büyük ya da küçük olmasından söz etmiyoruz. Bunun bir önemi olmadığına hatırlanmanın önemli olduğuna inanıyorum ben. Bir çocuk varsa ortada, o çocuk çay dağıtıyorsa, iş yerinde çok insan onu küçümsüyorsa (emin ol pek çok işyerinde böyle) zaman zaman hınçlarını o çocuktan çıkarıyorlarsa elbette bu kadının yaptığı takdire şayandır. O kadın bu yazıyı okudu ve bana şunları söyledi: "Ne garip değil mi Fulya. Benim yaptığımda abartılacak birşey yok aslında. Bu normal birşey." Haklıydı da. İyilik artık şaşırılacak ve övülecek birşey haline gelmişse bu toplumda bunun suçlusu kim bunu düşünmek gerekiyor.
    Asla kızmadım Sevgili Onaltıkırkaltı. Çok çok saygı duydum ve açıklama gereği hissettim. Dilerim yeterince açıklayıcı olmuştur. Ben hakaret ve küfür içermediği sürece hiç bir yorumu silmem. İnsanların fikirlerine saygı duymayacaksam neden yazayım ki burada? benimle aynı fikirde olanlar tarafından alkışlanmak için mi? Hayır böyle bir niyetim yok.
    Şemsiyeye neden kızdın bu kez ne demişim de seni kızdırmışım merak ettim :)

    YanıtlaSil
  25. Bu arada Hasan'dan sürekli çocuk diye söz ediyorum ama Hasan bir delikanlı. 21 yaşına bastı geçen gün. Bunu da artı olarak belirteyim. Hasan zaten çocuk olsaydı gerçekten bizim o zavallı kekimiz karşısında ayağını yere vura vura ağlar "bu ne biçim pasta beaaa" diye bizi azarlardı. Ama Hasan, sadece hatırlanmanın değerli olacağını geri kalanın önemsiz olduğunu bilecek yaştaydı :)

    YanıtlaSil
  26. :) :) :)

    biiiiiiir....
    eh kedi'cim eh yani, 21 yaşında koca adama "çocuk" dediğin için benim yanlış anlamamdan kim sorumlu onu düşünmek lazım :) (ben o yaşta çoluk çocuğa karışmış ev geçindiriyordum yahu :)

    ikiiiiii.... benim söylemeye çalıştığım şey (asla insanların yaptıklarını beğenmemek değil) bu tip şeyler minik jestlerle geçiştirilip yasak savılıyor gibi yapılıyor ve bu hayatımızın en derin yerlerine kadar işleyip alışkanlık halini alıyor...

    -- anne biliyorum bugün anneler günü ama çok işim var gelemiyorum, yine görüşürüz... olsun evladım hatırladın ya o da yeter :( --

    bahanesi de "hatırlamak yeter" hayır YETMEZ! doğum günü kutlamak içindir kutlanmalıdır (haaa sevmiyorsundur böyle şeyleri tabii ki mecbur değilsin o ayrı) ve 40 kuruşluk minik kekle geçiştirilemez sonuna kadar Hasan'ın yanındayım :)
    kutlamıyorsan kutlamamışsındır evet öyle dersin olur biter...

    üüüüüüüüüç...
    şemsiyeye kızmadım, burayı okuyunca ilk önce şemsiye sonra bu doğum günü çıktı o anda bunu yapanlara bir şey diyemediğim için bir önceki yazıda bahsettiğin şemsiyeyi sinirden bir de ben parçalayayım dedim... (ekonomik durumlardan dolayı bizim öyle birbirimize porselen tabak atma, vazo kırma gibi lükslerimizin olmasını beklemeyin, yani o yazıdaki ince gözlem güzel bir şeydi, ben yazıyı beğendim de buradaki olayın hıncını o yazıdaki şemsiyeyi parçalayarak çıkardım, yoksa ne o yazıya ne de o yazıdaki şemsiyeye bir diyeceğim yok) oluyor böyle deliliklerim kusura bakmayın:)

    aslına bakarsan orada o şekilde kutlamak zorunda kalanlardan çok buradaki yorumlara bozuldum, herkes normal karşılamış ve aaa ne güzel ne güzel demiş, niye kimse şu çocuğa bir gün sonra da olsa bir pasta alın kutlayın yahu dememiş ona tepem attı, aldılar ya minicik bir kek oh ne güzel, durum kurtuldu... onlara alsınlar bakalım doğum gününde öyle bakkaldan minik kek de ne oluyor görelim :)


    dööööört...
    diyorum ki şimdi, şu bizim Hasan kardeşimizin doğum gününü seneye hep beraber kutlasak nasıl olur? şöyle kocaman bir pasta?

    ama işim var olmaz diyorum, kutlayamam, sonra ben ona buradan bir minik kek alıp kargoyla gönderirim yanınada bir çöp kibrit...

    mühim olan hatırlamak değil mi?

    bilmem anlatabildim mi? ve hep beraber bir araya gelip bunu yapabilmenin çılgınlığını düşününce sadece hatırlamanın ne derece zayıf kaldığını gösterebildim mi?

    haaaaa, Hasan şanslı çocuk hiç değilse hatırlamışlar o da apayrı bir konu, gerisini de yakınları düşünsün artık :)

    (ya Hasan kardeşim zaten 21 yaşındaymışsın, inan "21 yaşında olma"nın kendisi başlı başına bir hediye... yahu daha ne ister insan)

    sevgiler... saygılar...

    nııııı,nı nııııı nı nı nıııııııı...
    nııııı,nı nııııı nı nı nıııııııııııı...
    iy'ki dooo'duun HASAAAAAAN....

    YanıtlaSil
  27. Ben 35 olunca 20-21-22 ve civarı yaşlardakilerin hepsine çocuk diyorum :) Evet haklısın bu benim hatam kabul ediyorum :)
    Ben şimdi Hasan'ın yerine koyuyorum kendimi gerçekten çok hoşuma giderdi. O küçük kek sevimli gelirdi öncelikle. gülerdim halimize. Herkes elbette benim gibi düşünmek zorunda değil elbette. Ama şunu söyleyeyim Hasan hiç beklemediği anda böyle birşeyle karşılaşınca çok mutlu oldu. Kocaman bir pasta olsa daha mı mutlu olurdu? evet büyük ihtimalle. Bir dahaki yıl Hasan'a kocaman bir çikolatalı pasta alacağım :) Nasılsa artık tam gününü biliyorum.

    YanıtlaSil
  28. :)

    ama, ama... söyledim... çocuk sandık dedim... o yüzden...

    seneye pastayı bekliyoruz :) takipçisiyim :)

    YanıtlaSil