05 Mart 2009

MED-CEZİR

Böyle zamanlarda sanki hep bir yanılsamanın içinde yaşamışım da birden bire pat diye gerçeği anlamışım gibi geliyor. Kocaman bir anlamsızlık küresi içinde pembe elbiseli bir pollyanna görümüşüm aynada bunca zaman ama bir bakmışım aynadaki aslında sonsuz bir hiçlik. Anlam duygusunu herkes zaman zaman yitiriyor mu yoksa bu med-cezir bir benim başıma mı musallat oluyor? Eğer böyle ise bundan almam gereken bir ders var mı yoksa bu da pek çok şey gibi aslında hiç olan, öylesine var olan şeylerden biri mi yalnızca?

Öylece oturuyor ve yapmaktan haz duyduğum herşeye burun kıvırıyorum. Bu oturuşlar öyle aylak ve kaygısız oturuşlardan değil. Başım bir endişe bulutunun içinde, karışık ve gözlerim netliğini kaybetmiş gibi. Hayat ve onun içindeki herkes belli belirsiz bulanık bir suyun içinde ne olduğunu ayırdedemediğim parçalar. Bütünlüksüz, isimsiz ve yarı-cisimsiz.

Hangisi gerçek? Bu herşeyin anlamsız olduğu görüntüler mi, yoksa herşeye ve herkese kendimce yüklediğim anlam mı? Dünya insanı çok mu hayalkırıklığına uğratıyor? Darılıyor ve barışıyorsun, gülüyor ve kızıyorsun aklın her iki şey arasında gidip gidip geliyor. Belki de sadece yoruluyorsundur. Bilemiyorum...

19 yorum:

  1. Bu bahsettiğin hisler ve düşünceler bana çok tanıdık geldi. Ben de sık sık gerçeklikten, dünyadaki herşeyden koptuğumu hissederim. Aniden etrafımdaki herkes, herşey, zamanın akışı, kendi bedenim bana tuhaf ve yabancı gelir. Böyle hissetmenin neyden kaynaklandığı ile ilgili birkaç teorim var:
    1- Aklımı yitiriyorum.
    2- Bazı şeyler üzerinde çok fazla kafa yorunca tıpkı bir kelimeyi defalarca tekrar ettiğinde artık o kelimenin anlamını yitirmesi gibi bir durum gerçekleşiyor.
    3- Aslında bunlar aydınlanma anları, ruhumun içinde bulunduğu ilüzyona dışarıdan bakabildiği nadir anlar.

    YanıtlaSil
  2. Bu duygular bana da pek yabanci degil. Bir an önce defet o basindaki bulutlari ve kurtulmaya bak bu bulanikliklardan derim.
    Istersen cektigin Bahar fotograflarina bak, güzel leylek resimlerine, belki faydasi olur, ha:)
    Sevgiler

    YanıtlaSil
  3. ALİS: Yalnız olmadığımı bilmek güzel öncelikle. Ben de önceleri aklımı kaçırdığımı düşünüyordum :) Ama bunun geçici olduğunu görünce anladım ki başka birşey. Bana bir çeşit yoğunlaşmadan sonra beynin kendini salıvermesi gibi geliyor bu durum. Sanki var olan şeyler üzerine çok düşününce ve bütün bu olan biten birikince o yoğunluğu taşıyamaz oluyorsun. Beyin iflas etmemek için kendince böyle bir önlem alıyor. Ama ben üçüncü şıkkın doğru olmasını tercih ederim :)

    BELGİN: Ben uğraşsam da nefesim o bulutları dağıtmaya yeterli olmuyor. Bunun bir anlamı olmalı. Ya da bir gerekliliği. Ruhun belki buna da ihtiyacı var. Hala kesinliğim ve emin olduğum bir konu değil...

    YanıtlaSil
  4. Galiba herşey anlamsız. Fırsatçı insanlar hayatı diğerleri için çekilmez/dayanılmaz/yaşanmaz hale getirmek için var güçleri ile başkalarının elinde avucundakini çalıp/yokedip/tüketirken geriye kalan koskocaman bir anlamsızlık.

    YanıtlaSil
  5. Bu anlamsızlık duygusuna kapıldığım vakit bana da herşey böyle görünüyor. Sanki tüm olup bitene karşı mücadele gücümü yitirmişim elim kolum bağlı gibi dahası harekete geçiyor olmanın da anlamı yok gibi...

    YanıtlaSil
  6. Allah allah bugün bende bipolar adı altında buna benzeyebilecek bişey yazmayı planlıyordum. Ama galiba ben buaralar manik tarafındayım sarkacın.

    YanıtlaSil
  7. ben bu hislere kapıldığım vakit
    "flu görüyorum dünyayı"
    tabirini kullanırım...
    yalnız değilsin elbet
    herhalde her insan zaman zaman hisseder böyle
    hissetmez mi yoksa?
    hı?
    hmmmmmm..

    YanıtlaSil
  8. Boşveeeer medi caziri, med caziri kovalar cezir medi hayat hep böyle işte. bu medle cezir duyduğuma göre hiç anlaşamayan iki sevgiliymiş. valla bende anlatanın yalancısıyım. aşıklar bunlar birbirine ama kedi köpek gibiler. Bazen umutlanır med, olur ya geçiniriz der, nerdeeee med geldiğinde bi kavga bi savaş, cezir kaçar. cezir gelince med yok olurmuş. Gökten bissürü elma düşmüş. Biri kediciğin başına, biri benim başıma, diğerleri de tüm bloggerların başına.
    yav senin haberin yok galiba biz bu gece beenmayalarda deli kızlar partisi veriyoruz. boşver med cezir orda didişe dursun, her zamanki halleri, sen bize takıl. Pinonun deyimi ile trilloylay içer kafalarıda buluruz. tamam mı?

    YanıtlaSil
  9. Bu durum bende iki şekilde kendini gösterir ya bütün olumsuzluklar o an için sıraya girmiştir peş peşe gelir ya da ben aslında gerçekten çok yorulmuşumdur.
    Demek ki yalnız değilim.

    YanıtlaSil
  10. YAZGÜNEŞİ: Flu... Evet kesinlikle böyle. Yorgunluktan ve umursamaktan mı dersin? Umursamıyorsan hayatı ya da herhangi birşeyi belki hep nettir. Öyle midir?

    GUGUK KUŞU: Ben bir medde bir cezirde zaman zaman ikisi arasında arafta :) Olur bazen...

    ÖZLEM: İşin tuhafı herhangi bir olumsuzluk değil benim derdim. Durmak. Hani hızla koştuğun bir yolda sebepsiz (ya da senin bilmediğin bir sebepten diyelim) aniden duruverirsin ya. Sorgularsın "neden ve neye koşuyorum ben diye?" Ya da "tüm bunların anlamı nedir?" diye. böyle...

    YanıtlaSil
  11. Aslında hepimiz hissediyoruz bu duyguları. Yanlızca bazılarımız biraz daha farkındalık yaşıyor, biraz daha derin düşünüyor. Ve düşünce ne kadar derin olursa, yukarıya gerçekliğe çıkmak bir o kadar uzun sürüyor. Ben bunu hayata, olaylara, insanlara dışarıdan bakmak olarak değerlendiriyorum. Birgün doğru gelen, yarın yanlış gelebiliyor. Böylece hayatın anlamını daha çok sorgulayıp, anlamı daha çok yitiriyoruz.

    YanıtlaSil
  12. Bir çizgi var gibi geliyor bana. Bazen bir tarafında duruyoruz o çizginin bazen diğer tarafında. Alıştığımız taraftan diğerine geçtiğimizde yani net sandığımızın aslında o kadar da net olmadığını gördüğümüzde böyle hissediyoruz. Gerçeklik duygumuzu ve anlamı yitirmiş gibi...

    YanıtlaSil
  13. Kedicim;
    Şu sıralar hepimizin içinde bulunduğu durumu yazınla özetlemişsin.Pollyanna'cılık oyunu bile sökmez oldu artık.Duyduğum ve okuduğum herşey bende saklanma hissi uyandırıyor nedense.O hataları ben yapmışım, o kirli konuşmalar benim ağzımdan çıkmış gibi utandırıyor beni.

    YanıtlaSil
  14. Olan biten herşey; gördüklerimiz, duyduklarımız gerçek olamayacak gibi şaşırtıyor bizleri. İnsan olması gereken ya da hayal ettiği bir dünya değil de böyle tersine işleyen bir dünya karşısında anlam duygusunu yitiriyor. Bir damla gibiyiz. Bütün bu adil olmayan, yanlış olan karşısında ağzında su taşıyan karınca olmanın gerçekliği ürkütüyor.

    YanıtlaSil
  15. Ben oyle zamanlarda icime dogru bakarim.. mutlaka vardir bir sebebi basimdaki bulutlarin, bazen kendimden bile sakladigim.. sonra giderler geldikleri gibi.. Bir telefon gelir, bir mesaj okunur, biri birsey yapar veya birsey soyler.. Dusunuldugumu, sevildigimi hissederim.. dagilirlar..

    YanıtlaSil
  16. En son korkumu yazdıktan sonra kendi kendime dedim ki, bu iniş çıkışları bu şekilde açığa vurmam okuyanlara haksızlık, yazma bir süre! Kendi kendimi yiyorum buna benzer şeyler yazınca. Ama görüyorum ki yalnız değilim; belki de yazma nedenlerimizden biri de bu. Bence sen de yaz, ben de yazayım, dileyen herkes yazsın. Dinleyenlerin olduğunu bilmek insanı rahatlatıyor bir nebze de olsa. Haaa, sıkıntıyı okura aktarıp onu da o girdabın içine çekiyor mu bilmem!
    Ama ben, çok iyi bir dinleyiciyimdir, dinlerim.
    Bu dinleyici (okuyucu) bu konuda aynen senin gibi düşünüyor kedi, aydan atlayıp dört ayak üstüne düşemiyor (bu) kedi bazen, düşüyor.
    Bahar çarpması da değil bence, zaman zaman uyanış bunlar farkına varış.
    Kimbilir
    Belki de
    Sonsuz mutluluk için
    Deli olmak lazım,
    Ya da kırmızı şaraptan yudum yudum içmek...

    YanıtlaSil
  17. MEHTAP P.G: Ben sanıyorum o bulutların içine sokarak başımı biraz görüyor olduğum şeyleri engelliyorum. Yorgunluğumu ya da usanmışlığımı ancak böyle atıyorum belki. Dinlendiğimi yeniden katılabileceğimi hayata sezdiğimde ise kendiliğinden dağılıyor bulutlar. Böyleymiş gibi geliyor bana...

    TURKUAZ DENİZ: Ben de bunları yazarken insanların içlerini karartır mıyım diye düşünmedim değil. Ama şu var bizlerin tek değil bir kaç yüzü var, mutluluk, coşku, hüzün, öfke ve daha bir çok şey... Yazmak bir nevi içimizdeki zehri kusmak gibi. Ve o zehirden kurtulmanın ötesinde bu konuda yalnız olmadığını bilmek için en iyi yol. Yazmalı her halimizi diye düşünüyorum. Tam olabilmek için...

    YanıtlaSil