23 Mart 2009

FİSKE

İnsan çok sevdiği insanlara ne çabuk kırılıveriyor, ne yapmalı? Başkası söylese alınmayacağın bir söz seni o anda kırıp dağıtıveriyor. Sonra tüm gün düşünüyorsun "ne var bunda? neden incindim? neden kalbimi doğrultamıyorum ona karşı? Neden hergünkü gibi davranamıyorum?" Düşünüyor da düşünüyorsun ama bir türlü mantıklı bir açıklama bulamıyorsun.

Yaptığımız en büyük hata bu. Sevdiğimiz insanları nasıl kendimizden önce tutuyorsak onların da bizi kendilerinden önce tutmaları gerektiğini düşünüyoruz içten içe. Oysa bu mantıklı değil. Onun doğrusu ile bizim doğrumuz aynı olmak zorunda değil. Onun sevgisi ile bizim sevgimiz eşit olmak zorunda değil.

Kelimeler var bir de. Kelimeler her ne kadar bizim aklımızın ürünü olsa da her ne kadar bizim dilimizden dökülseler de bazen kontrolümüz altında değiller. Bu yüzden sürekli "söylemek istediğim aslında bu değildi" deyip duruyoruz. Kasıt ya da art niyet olmadığını bilirken bu kadar incinmek neden peki? Çok fazla sevmek ve çok fazla değer vermek mi bizi bunca mantıksız yapan? Kim bilir? Ama sevginin mantığı olur mu ki? İnsan birini düşüp taşınıp mı sever? Güven belki mantıkla kazanılan birşeydir ama ya sevgi? Sever ya da sevmezsin. Bunun düşünülecek bir yanı var mı ki?

Sırf kadınlara mahsus bir duygusallık mı bu sözünü ettiğim? Yoksa bunun kadını, erkeği, çocuğu, yetişkini yok mu? Yoksa her insan kalbi böylesi camdan mı sevdiklerine karşı? Herkesin değil ama sevdiği insanların bir fiskesiyle darmadağın oluverecek denli camdan mı?

RESİM: Carlo Maria Mariani

25 yorum:

  1. Evet canım bence insan kalbi erkek olsun kadın olsun sevdiklerine karşı tamamen camdan. Kelimelerimiz bazen bizi dinlemiyor olabilirler dediğin gibi kasıt ya da art niyet olmaksızın.ama hani şu inandırma işi var ya ben öyle demek istemedim falan diye işte keşke hiç öyle olmasa.biz yanlış desek de söylemek istediğimizi karşımızdaki evet dese anlasa.öyle debelenme gereği duymasak.sevgiler aynı olmak zorunda tabi değil ama bence bu insan olmanın zaafı.Sanki herşey karşılıklı olmak zorunda sanki herşey bende böyle onda da benim gibi olmak durumunda.sevmemek de değil bu yada güvenmemek.bir türlü bulamadım bu halin tanımını ben.yine de çok kırılganız bizler ne kadar saklasak da.kadınlar belki erkeklerden daha fazla.ama bu erkeklerin kırılmadığı anlamına gelmiyor onlar yiğitliğe bişey sürdürmek istemiyorlar bence:)

    YanıtlaSil
  2. Üzerinde çok düşünülmesi gereken bir konuyu özetleyen akla selam olsun...
    Sevdiklerimizi kendimizden ayrı görmüyoruz çoğu zaman. Yaşadığımız iletişim kazalarının bu yüzden olduğunu düşünüyorum. Sorun kelimelerin yüklenemediği anlamlar değil galiba..
    YAşanan bu durum cinsiyet ve yaştan bağımsız bence. Çünkü kelimeler ard arda dizilmiş boş vagonlar gibi. O anki ihtiyaç ve farkındalıklarımıza göre onlara anlam yükleyen biziz...

    Selam ve sevgilerimle

    YanıtlaSil
  3. Ben de bir gün sevdiğim birine çok kırıldığımı söylemiştim bilge öğretmenimize, bana: "senin kalbin camdan mı?" demişti.Kırılmak da bir benlik belirtisiymiş, o bunu bana nasıl yapar? BANA=BEN .İsa çarmıhta onu astıranlar için nasıl dua etmişti hatırlasana " Allahım onları affet çünkü onlar bilmiyorlar" diye.Sevgilerimle kedim.

    YanıtlaSil
  4. canım sana öyle hak verdim ki 2 saat önce yazdığım yazımı okur musun?

    YanıtlaSil
  5. TUĞBA: Bu gereksiz alınganlığı ve kırılganlığı yenmeye çalışıyorum kendimde. Ama ben sanıyorum birini sevdiğim zaman dengeyi yitiriyorum. O yüzden bu sebepsiz gereksiz alıngalık ve bu üzüntü boşuna. Gün boyu kendimle cebelleşip durdum "ne var bunda kırılacak" diye. Belki de biraz hassas bir zamanıma denk geldi büyüttüm bilemiyorum.

    UZAĞA GİDEN KADIN: sorun da bu işte sevdiğimiz insanları kendimizden ayrı görmemek. Ve sorun "ben olsaydım öyle demezdim" diye düşünmek. Unutulan birşey var ki kaşımızdaki kişi biz değil.

    SUFİ: İşte bu çok doğru Sevgili Dilek. Zaten hep "ben" deyip durduğumuz için bu sorunlar gereksiz üzüntüler. Bunu yenmek için öyle uğraşıyorum ki ama bugün de anladığım üzere hala cam bir kalp benimki. Onu dönüştürmeli...

    FUL YAPRAKLARI: Ful'cum bloguna baktım ama en son 20 Mart tarihli yazın var. Göremedim söz ettiğin yazıyı...

    YanıtlaSil
  6. Ah, nasil da ustune geldi bu yazi.. tam yuregimi elinin tersiyle yere atip, darmadagin eden bir mail okumusken.. is yerinde beraber calistigim hemsireme, artik yeter, bundan sonra ozur dilediginde kabul etmiyecegim demisken geldi bu yazi.. Ben camdan kalp filmini cok severim.. Orada soyler iste, insan kalbi, camdan yapilmistir, kirildi mi bir kez tamir olsa da izi kalir diye..
    insan sevdigine kiyamaz.. yuzune yaprak degse, incinecek sanir.. kelimelerini secer, davranislarini kontrol eder.. kolay mi kalp yapmak..?

    YanıtlaSil
  7. Asıl kötü olan ne biliyor musun Sevgili Mehtap: sabahtandır bunu düşünüp duruyorum. İnsanın kendi kalbini onarmaya çalışması ne kadar zor. Ve içten içe de buna neden bu kadar takılmış olduğuma öfkelenip duruyorum. Kelimeleri neden bu kadar önemsiyorum neden bu kadar incinmeye izin veriyorum? Kafamda çözeceğim bunu ama nasıl ve ne şekilde bilmiyorum.

    YanıtlaSil
  8. Çok sevdiğimiz zaman koruma kalkanlarımızıda kaldırıyoruz, o yüzden duyduğumuz en ufak bir söze kırılıyoruz. Ama fazla sevmediğimizde karşımızdaki insana karşı tüm zırhımızla hazır bulunuyoruz, bu yüzden pek sevmediğimiz insanların sözleri bu kadar incitmiyor. Birde yazdığın gibi, bizim onları sevdiğimiz ölçüde sevmelerini bekliyoruz bizi galiba ve öylede sanıyoruz. Sonrası daha kırılgan olmakla bitiyor.

    YanıtlaSil
  9. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  10. Kedicim aynen öyle, insanin sevdiklerine karsi kalbi tamamen camdan. Hele ki seni kiran sözleri sarfeden en yakininsa, iste dagildigi andir, kalbinin.
    Sevgilerimle

    YanıtlaSil
  11. bir adamı sevmiştim çok. istiyordum ki o da beni sevsin benden çok. kırılırdım en ince yerimden her seferinde. gene öyle bir an'da, kardeşim dedi ki; abla senin sorunun ne biliyor musun, istiyorsun ki karşındaki seni senin onu sevdiğin gibi sevsin. ama sevemez o, kendince seviyor seni ve inan bana başkasını da sevse bu kadar sevebilir, bu kadarını gösterebilir karşısındakine. senin sevdiğin gibi seven birisi olmayacak hayatında çünkü herkes kendi gibi sever unutma... benden 8yaş küçüktü küçük olmasına da benden çok daha fazla büyümüştü uzaklarda...

    YanıtlaSil
  12. Daginik kafami toparlamaya calisarak belki uc defa geldim gittim bu yazini okudum. Fiske miske degil, sille tokat dovulmus gibi hissediyorum ben en yakinlarimdan (diye dusunduklerimden) dirsegin ucunu gordugumde... Felegim sasiyor, telefonu melefonu kapatip (eskiden olsa fisten cekip) kacasim geliyor. Gecici bir goz kararmasi yasiyorum o an telefon iki-uc dakika kapali kaliyor, sonra salak ben aciyorum el mahkum:)
    Cok kadinca bir sey! Kesinlikle kanaat getirdim artik buna, erkeklerin cok cok umrunda degil.

    Sevdiklerim de beni en az benim onlari sevdigim kadar sevse; e cok iyi olurdu ama olmuyor ki! Yok oyle bir sey bence, sev sev sev, kirilma kirilma kirilma.

    Kirila kira, incine incite gecip gidiyor hayat; bazi parcalar un ufak olup kayboluyor ama yerine konmasi imkansiz. Eksik puksuk devam iste:) Sevgiyle,nese

    YanıtlaSil
  13. Bunu ben de sorar dururumkendime, galiba, sevdiklerimize karşı biraz daha hassas davranıyoruz.
    Oysa boş versek?
    Ne dersin kediciğim biz boş,verebilir miyiz?

    YanıtlaSil
  14. acaba onlara yüklediğimiz anlamlardan mı oluyor bu kırgınlıklar?

    YanıtlaSil
  15. Sanırım bunun nedeni sevdiklerimizin bizi çok iyi tanıyor olması beklentiinden kaynaklanıyor o beni iyi tanır ve neye kırılacağımı bilir düşüncesidir bunun sebebi bizi tanımayan yada pekde önemli olmayan birisi hangi sebepten olursa olsun kalbimizi kırdığında umursamaz oluyoruz ancak bizi tanıyan değer veren birisi aynını yaptığında çok daha hassas ve kırılgan oluyoruz çünkü sevmek duygusu beklentisi çok olan bir duydgudur ve beklediğinden farklı tepkiler yada söylemler görünce tuzla buz olur yüreklermiz.. Sevgimle öperim Ateş böceği

    YanıtlaSil
  16. fiyuvv temanı sevdim, tam senin tarzın :) Birde hep söyleyim diyorum unutuyorum, kullandığın resimler her zaman çok ince

    YanıtlaSil
  17. Çoğu zaman çok güçlü olduğumuz düşünürüz de bir bakış bir söz bütün bağlarımızı çözer.

    Efendim bir mim başlatmak isteriz " Dik dur ey insan ......" nazım, nesir içinizden nasıl gelirse, size ve bayan Nilly ye :)

    (yeni temanız çok güzel olmuş, hayırlı olsun)

    YanıtlaSil
  18. OWL:Bu çok doğru koruma kalkanlarımızı kaldırıyoruz. Nasıl bizden zarar gelmezse ondan da gelmez diyoruz. Kırıcı tek bir söze bile tahammül edemeyişimiz ondan. Dünden beri düşünüyorum da; aslında birini sevmek onun sözlerine kırılmadan, onun iyi niyetini hesaba katarak affetmekten geçiyor. Ben bugün içimin bütün acısını sildim bu yüzden.

    KARA KALEM: Yorumun nereye gitti Sevgili Ahmet?

    BELGİN: Ben istemiyorum camdan olmasını. Ben istiyorum ki kalbim öyle geniş olsun ki bu tip ufak tefek şeylerin üzerinde durmasın. Ne incitsin ne de incinsin...

    EVREN: Ne kadar doğru ne kadar doğru. Herkes kendince seviyor ve herkes sevgisini kendisi gibi gösteriyor. Bunu asla unutmayacağım. Çok teşekkür ederim.

    TURKUAZ DENİZ: Biliyor musun Neşe'ciğim dün neredeyse tüm gün bunun üzerine kafa patlattım. Dağıldım dağıttım kendimi. Elime hiç birşey geçmedi elbette. Sonunda anladım ki kimseyi benim gibi düşünmeye zorlayamam. Tek yapmam gereken herkesi oldukları gibi kabul etmek ve kendi ölçülerimde değil onların ölçülerinde değerlendirmek. "Ben olsaydım böyle yapmazdım" dedim mesela iyi ama o ben değil ki. O kendisi. Ben biraz karşımdakinin penceresinden bakmaya karar verdim. Çünkü herkesin iyiliği için kimse kırılmasın incinmesin diye bu en iyi yol.

    ÖZLEM: En azından denemeli. Çünkü hem kırılıyor hem de kırıcı oluyoruz.

    GUGUK KUŞU: Büyük ihtimalle...

    ATEŞ BÖCEĞİ: Evet bu doğru ama göz ardı ettiğimiz şey şu galiba; herkes aynı incelikle birbirini gözlemlemiyor. Kim kimin neye kırılıp neye kızacağını aslında çok da bilmiyor. Ancak çok dikkatli ise çok seviyorsan ona karşı daha keskin bir göz geliştiriyorsun. Ve bekliyorsun ki o da aynı keskin gözle baksın sana. Ama olmuyor olamıyor işte. En iyisi kalbi biraz geniş tutmak.

    SİMİNYA: Çok teşekkür ederim Siminya'cım :)

    ENİS DİKER: Mim başım gözüm üstüne Sevgili Enis Bey :)Bakalım ne çıkacak ortaya :)

    YanıtlaSil
  19. bu konuda çok çektim. bu konu derken yaptıgım fedakarlık oranında fedakarlık bekleme konusunda. çok kırıldım. ama artık kime ne kadar fedakar oldugumu hesap etmiyorum. buyüzden kimsenin bana fedakar olmamasını takmıyorum.

    YanıtlaSil
  20. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  21. Aslında düşününce ne kadar saçma değil mi sırf biz fedakarız ya da ince düşünceli davranıyoruz diye karşıdakinden de bunu beklemek. Düşününce çok ama çok saçma geliyor. Bir başkası bizi sevdiğinde ve biz ona yeterince fedakar olmadığımızda onun bize beklentilerine ne diyeceğiz peki? Aslında kimse kimseyi kendisini sevsin diye zorlamıyor. Eğer birini seviyorsak sadece sevmeli. Beklemeden ve kırılmadan. Zaten birini sevmek pek çok şeyi göze almak değilse nedir? Tüm gün bu konuda düşünüp durdum. bulabildiklerim bunlardı. Sanırım artık kolay incinmem. sanırım ve dilerim...

    YanıtlaSil
  22. nazım hikmet'in tahir'le zümre meselesi isimli şiirinde dediği gibi "yani sen elmayı seviyorsun diye, elmanın da seni sevmesi şart mı?"

    değil. ama karşılıklı olması daha güzel tabi

    YanıtlaSil
  23. Elbet ihtimamın karşılıklı olması güzel ama sanıyorum incinmemek ve incitmemek için karşıdakini "elma" gibi düşünmek çok daha sağlıklı. Aslında sevgi beklentisiz olduğunda tam anlamıyla sevgi olmuyor mu?

    YanıtlaSil
  24. ya şöyle bi durum var. beklenti olmasın okey. ama minimum eşik bi sevgi olmalı taraflar arasında yoksa platonik veya saplantılı bir durum ortaya çıkıyor. bu iki tarafıda inciten bişi. bi erkek arkadaşım olmuştu. ona karşı saygıdan öte bişi hissetmediğim. umutla ve sessizce benim onu sevmemi beklemesi beni enaz onun kadar acıtıyordu. en sonunda kendimden nefret ettirip hayatımdan çıkmasını sağladım. yanlış ama doğru. şimdi belki onu seven birini bulmuştur. demem o ki, sevgide karşılıklı bi minimum eşik şart. ama ben canımı veririm biri için mesela, o sadece derdime ağlar. dert değil, sevginin ilginin şiddeti aynı olmak zorunda değil.

    YanıtlaSil
  25. Evet bu minimum eşik konusunda haklısın ama o eşik olsa bile biri diğerini çok sevdiğinde yine de saplantılı sevebiliyor. Sevgi sanırım bizi zaman zaman mantıksızlaştırıyor. Belki de bu yüzden böyle sarhoş edicidir. Bilinci mantığı silip attığı için...

    YanıtlaSil