17 Mart 2009

ÇORAPLAR

İş yoğun ve bunaltıcı, gün güneşli ve baştan çıkarıcı. Bir yolunu bulup kendimi dışarıya atmalıyım. Beş dakikacık o çimlere baksam yetecek. Hem şu turuncu giysili adamlar çimleri biçiyorlar,kokusu her yanı almıştır şimdi. Kapalı pencerelerin ardına ulaşmıyor ki... Beş dakikacık...

Çimlere bakıyorum. Bir kadın tam karşıdan koştura koştura geliyor. Gözlerim uzun eteğinin altından görünen bacaklarına takılıyor. Yaralar mı var bacaklarında? Yok olamaz. O kadar yara ile bu kadar hızlı yürüyemez. Yaklaşıyor. Yara değilmiş. Çorabının desenleriymiş. Oldum olası sevemedim bu çorapları. Ten renginde ve üzerinde sütlü kahve çiçek ya da benekler olanları. Hep kadınların bacaklarında yaralar var sanıyorum. Belki de o yüzden sevmiyorum. Belki de sırf estetik görünmedikleri için. Bilmiyorum...

Yıllar öncesine gidiyor aklım. Doğumgünüm. Arkadaşlarım salonu doldurmuşlar. Çok iyi tanımadığım ve kimseyle pek bir ilişkisi olmayan bir kızcağızı da davet etmişim. Uzun ve çok zayıf bir kız bu. Başının üzerinde siyah bukleler var. Ve kocaman gözleri. Kolları, bacakları öyle ince ki sanki rüzgar esse kopuverecek kızı öylece ortada bırakacaklar. O incecik bacaklarında o garip çoraplardan var. O sıralar kimse öyle çoraplar giymiyor. Kimse o çoraplardan söz etmiyor bile. Bacaklarında yaralar var sanıyorum. Onların yara olduğunu düşünüp dikkatle bakmıyorum. Üzülür diye korkuyorum. O arkasını döner dönmez bakıyorum ve onların yara olmadığını görüp rahatlıyorum.

Kız başındaki bukleleri sallayarak gülüyor. Kendince yakınlık kurmaya çalışma biçimi bu. Kim ne söylerse gülüyor da gülüyor. Diğerleri onu garipsiyorlar. Kendimi arada kalmış hissediyorum. Birşeyler yapmam gerekiyor ama ne olduğunu bilemiyorum. 13 yaşındayım daha ve bu hayatın cahiliyim. Kız gazete kağıdıyla sarılmış bir paket uzatıyor bana. Pakete dokununca bir kitap olduğunu anlıyorum. Bin teşekkürü birden ediyorum. Paketi açıyorum içinde bir kitap çıkıyor. Kitabın adı arapça kelimelerden oluşuyor, ne demek olduğunu anlayamıyorum. Daha sonra bakmak üzere masanın üzerine koyuyorum. Herkes gittikten sonra başlıyorum okumaya. Adının aksine anlaşılır bir türkçe ile yazılmış. Okudukça kanım donuyor. Cehennem ve cehennemdeki işkenceleri anlatıyor kitap. Hem korkuyor hem de merakmı yenemiyorum. Okuyor da okuyorum. Onu takip eden günlerde kabuslarla uyanıyorum. Korkudan o cahil aklımı kaybedecek gibi oluyorum. Geceleri çığlıklarımla evdeki herkese ayağa kaldırıyorum. Annem neden bu kadar korktuğumu neden kabus gördüğümü bir türlü anlayamıyor. Çünkü ona kitaptan hiç söz etmiyorum. Sonunda bir gün beni iyice sıkıştırıyor. Olan biten ne varsa anlatıyorum. Kitabı ortadan kaldırmakla kalmayıp aklımdaki her kabusu silip atıyor. Sakin ve yatştırıcı bir sesle kitabın aklıma çizdiği o cehennem resmini usul usul siliyor yerine güneşli bir tablo çiziyor.Eski huzurlu uykulara yeniden kavuşuyorum.

O kızdan köşe bucak kaçıyorum. Sanki o kitaptan söz edip kabus dolu geceleri yeniden getirecek sanıyorum. Kız bir gün beni bahçede dalmışken yakalıyor. "Okudun mu kitabı?" diye soruyor. Kocaman açılmış gözlerle ona bakıyorum. Başımı eğiyorum. Ayağında yine o çoraplar. Bacaklarında yaralar var sanıyorum...
Hayat renkli geçmiş baştan çıkarıcı. En ufak bir çağrışımda seni bakar kör ediveriyor. Oysa beş dakikacık yetecekti. Çimler hala orada...
Resim: Jim Sweet

16 yorum:

  1. Bazen en ufak bir sey götürüyor bizi istemedigimiz yerlere.

    Üzüldüm o kiz icinde:(

    YanıtlaSil
  2. Nelerden nerelere gidiveriyor aklımız değilmi? Ama anlamadığım o kız muhtemelen o kitabı okumuştur ki sanada hediye etti. O yaşlardayken sen bu kadar etkilenmişken o nasıl durumdaydı acaba? :S Belkide ondan yalnızdı :S

    YanıtlaSil
  3. En ufak bir kıvılcım yetiyor bizi geriye götürmeye. Bazen nerede olduğumu bile unuturum böyle durumlarda. Geri döndüğümde ise şaşkınlığım bir süre devam eder.

    YanıtlaSil
  4. Binbirgece deki o kız gibi ürküttü beni.Hele çorapları!

    YanıtlaSil
  5. O desenli çorapları ben de sevemedim ama o kadar da çok giyen var ki.
    Bir çorap neler getiriyor insanın aklına değil mi kediciğim?
    Sevgilerimle...

    YanıtlaSil
  6. Çağrışıma bayılırım. Bence, gazete kağıdına sarılıp getirildiğine göre, evden alınıp getirilmiş bir kitap ki ailesinden büyük yaşta birine ait olsa gerek. Belki onlardan habersiz alıp getirmiştir? Eski korkularına dönmek gibi olmasın da neydi kitap, hatırlıyor musun? Merak ettim :p Meraklı kedi :)

    YanıtlaSil
  7. Ben de merak ettim neydi acaba

    YanıtlaSil
  8. Biraz ürktüm, içim burkuldu biraz da. Çoraplara hele...
    Hal böyleyken de yazacak birşey bulamadım:(

    YanıtlaSil
  9. Iyi ki asabilmissin korkularini.. Bazen cocuklukta yasananlar, silinmeyecek izler birakiyorlar.. hele ki, cehennem korkusu.. Olmek zaten karanlik bir dusunceyken, bir de cehennemi anlamaya calismak..

    Coraplara gelince.. ben cok severim desenli coraplari.. Ama soz sana hic cehennemle de cennetle de ilgili kitap onermem.. zaten uzun ve ince de degilim..

    YanıtlaSil
  10. BELGİN: Zihnin tuhaf bir depolama biçimi var. Ve o depoların anahtarlarının ne olduğunu önceden bilmek mümkün değil. Hepsine bir şifre koyuyor sanki ve birden o şifre ortaya çıkınca kendiğilinden saçılıyor anılar.

    YAĞMUR CADISI: Ona okuyup okumadığını sormadım. Çünkü ondan deliler gibi kaçmakla meşguldüm. Bence de okumuştur. Ve bana vererek o kitaptan kurtulmuştur. Belki bana okuyup okumadığımı sorma nedeni benim nasıl etkilendiğimi görmek ve kendini bu noktada yalnız hissetmemek içindir. Kimbilir?

    OWL: Evet aynen ben de. Öyle dalarım ki yeniden olduğum zaman dönmek vakit alır.

    SUFİ: :) O çorapları ne zaman görsem insanların bacaklarında yaralar var sanıyorum. Bu gerçekten insanı ürkütüyor.

    ÖZLEM: Belki insanların bacaklarında yaralar var sanmasam severdim. Ya da beni korkutan böyle bir anım olmasa...

    LA SANTA ROJA: İnan hiç anımsamıyorum adını. Anlamlandıramadığım birşeydi büyük ihtimal. Beni çok korkutmuştu. Silmiş olmalıyım hafızamdan. Küçük ve üzeri yeşil süslemeli bir kitaptı.

    YAZGÜNEŞİ: Anımsayamıyorum ki...

    ELA: Ben de yazarken geri döndüm o zamana. Gerçekten çok ürkütücüydü. Hele o uykusuz geçirdiğim geceleri düşününce...

    MEHTAP P.G: Annem sayesinde aştım sanıyorum. O her zaman aklımızın kara sisini dağıtıp berrak bir havaya çevirmeyi başarmıştır :)
    Desenli çoraplara bir itirazım yok aslında. Sözünü ettiğim ten rengi olup üzerinde kendi renginin biraz koyusu benekler olanlar. Ben hep insanların bacaklarında yaralar var sanıyorum. Bu yüzden de sevemiyorum onları.Kitap önerilerine açığım. Korkulardan da arındığıma göre sorun olmaz :)

    YanıtlaSil
  11. Bak şimdi olmadı işte. Ben o kitabı okumasam kudururum. Mutlaka okumam gerek. Onu bana göndermelisin. Benimde soğuk kış günlerinde, ayaklarım üşümesin diye giydiğim kilim desenli patiklerim vardı. Renkleri salondaki kilimimizin desenine uyduğundan evin ahalisi tarafından parmak uçlarımın üzerinden sürekli basılarak geçilirdi. Sonrada oy oy oy kardeşim hesapları. Bilirim senin kitapların değerlidir, özellikle böyle bir anısı olan kitap. Gerçi sen onu 13 yaşlarda okumuşsun, şimdi ben bu yaşlarda okusam, sen bilirsin aynı etkilenme bende de olurmu. Bazen tüylerimin diken diken olmasını ister gibi bir halim var. Tayyiple Baykal artık ne yaparsa yapsın alışkanlıktanmıdır nedir tüylerim tavus kuşununkilere döndü. Nazlanmaktan kabaramıyorlar. :))

    Kitabı istiyorum:)

    YanıtlaSil
  12. O kitabı sana seve seve gönderirdim ama ortada yok. Büyük ihtimalle ben o kadar korkunca annem onu yok etti bulup okumayalım diye. Kitabın adını bile anımsamıyorum o kadar silmişim hafızamdan. Kitaplarım değerlidir ama insanlardan daha değerli değil. Eğer burada olsaydı sana mutlaka onu yollardım. Seni aynı şekilde etkilemezdi. Olsa olsa sinirlendirirdi. Çünkü dili berbattı ve içinde bir damlacık sevgi olmayan bağnaz bir kafanın ürünüydü. Öyle olmasa bunca korkar mıydım?

    YanıtlaSil
  13. Söz konusu kitapsa ve bu şekilde bir anlatımın içinde merak duygumu uyandırıyorsa, kendimi tutamıyorum. İç sesim onu mutlaka okumalısın Ahmet diyor. Özür dilerim yine çocuk gibi salyalandım. :) Koskoca bir adamın şımarıklığını hoşgör arkadaşım.

    Sana kocaman güzel bir gece diliyorum.

    Ahmet

    YanıtlaSil
  14. Seni çok iyi anlıyorum çünkü ben olsam aynı şekilde merak eder aynı şeyleri söylerdim :) Kocaman adamların ve kadınların şımarıklığını severim. Şımarmayı da şımartmayı da öyle :)
    Bu nedenle sonsuz şımarma hakkın var. Unutma. Ama bak ben de şımarıklıklar yaparım ona göre :)
    günün güzel olsun Sevgili Ahmet...

    YanıtlaSil
  15. Bir çimenden nerelere getiriyor zihnimizin dehlizleri bizi;değil mi Fullam?. Çimen kokusunu çok sevmekle birlikte allerjim olduğu için kokuyu aldığım anda arkamı dönerek hızla uzaklaşmak zorunda kalıyorum ne yazık ki...

    Desenli çoraplara gelince... Ben de oldum olası sevmem o tarz çorapları. Üzerindeki desenleri şöyle elimle silkelemek isterim çaresizce. Çimenin bol olsun arkadaşım. Bir de şarkı göndereyim sana: "Çayır çimen gezeee gezeeeee"

    YanıtlaSil
  16. Çimene alerjin olması ne kötü. Üstelik sevdiğin bir kokuysa. Böyle durumlarda sanıyorum aklının içidekiyle idare etmek zorundasın:(
    Şarkını aldım Yeşom hatta kendi kendime söylemeye başladım bile :)

    YanıtlaSil