11 Mart 2009

AH GÜZEL İNSANLAR...

Babam, yüzünde ışıklarla, sabah yaşadığı bir olayı anlatıyor. Arabayla giderken köylü bir kadın araba gelip gelmediğine bakmadan ayağını yola atmış. Babam, şehir içinde asla hızlı araba kullanmaz, hemen frene basmış. Kadın gülümsemiş ve hafifçe boynunu büküp "kusura bakma" demiş. Babam da gülümsemiş ve eliyle sorun değil işareti yapmış. Anlatmayı şöyle bitirdi: "Bir de köylü insanları küçümserler. Halbuki onlardan öğrenilmesi gereken ne çok şey var. Bu kadın öfkeyle bağırabilirdi. Bazen insan suçlu olsa bile korktuğu için suçu başkalarının üzerine yıkma eğilimindedir. Ama o öyle yapmadı. Hatasını farketti ve benden özür diledi. Olay hemen oracıkta çözüldü. Çözülmekle de kalmadı bana gün boyu insanlar arasındaki problemlerin ne kadar da basit çözümleri olduğunu düşündürttü. Keşke insan ilişkilerinde bunu yakalamayı becerebilsek. Öfkelenmeden, hatalarımızı görerek ve kabul ederek, özür dilemekten gocunmadan yaşamayı becerebilsek. Dünya ne kadar da sakin ve huzurlu bir yer olurdu, hayal edebiliyor musun?"
Resim: istanbulkursmerkezi.com

31 yorum:

  1. Ne yazıkki her insanın herkese olan bakış açısının aynı olmasını bekleyemeyiz. İnsanlar ne kadar fazlaysa o kadar farklılaşıyorlar. Ama güzel birşey bu :)Selamlar.

    YanıtlaSil
  2. Elbette hepimiz aynı olamayız fakat hem kendimiz için hem de diğer insanlar için biraz sakin olmayı becerebilsek çok şey, çok basit bir biçimde çözülüverecek. Hepimiz öfkeden kuduran insanlar olup çıktık. Gözümüz dönüveriyor en küçük şeyde. O öfke patlamalarında insanlar birbirlerini öldürüyorlar. Bir haber okumuştum. Trafikte iki kişi tartışmışlar. Saçma sapan bir sebepten elbette. Ve biri diğeri öldürmüş. İnsan bu tip olayları duydukça dehşete düşüyor.

    YanıtlaSil
  3. kişisel gözlemlerim, benim sinirli davranışlarımın sebebinin hakikaten kendi iç çatışmalarım olmadığını gösteriyor. eğer kendimle çatışan bir adam olsam çıksam, etrafımdaki hiç kimseyi tutmam bile. Başıma geldi, ordan biliyorum. Sakin olmaya çalıştıkça insanlar üzerinize geliyor, üzerinize geldikçe kendinizi koruma ihtiyacı duyuyorsunuz. Hal böyle olunca bir yerden patlayıveriyor.

    YanıtlaSil
  4. basit olanı zorlaştırmakta ustayız. neden? evet kendimizle barışık olmamaktan korkularımızdan

    YanıtlaSil
  5. bir kere daha anlıyoruz ki "insanlık" denilen hadise ne kentli ne köylü ne okumuş dinliyor tamamen adı üzerinde "insanlık" işte...

    YanıtlaSil
  6. Keske yapabilsek.. Gercekten yasam daha keyifli olurdu..

    YanıtlaSil
  7. Konuşmasını bilmeyenler kavga edermiş. Bizler de son yıllarda konuşmayı unuttuk galiba.

    Okumakla değil de eğitimle ilgili bir durum bu... Hepimiz öfkelenebiliriz, ama kontrolü elden bırakmamak koşuluyla.

    Öfkeyle kızaran yüz, öfke geçince sararırmış. Öfkeliyken önemli konularda karar vermemek gerekiyor en azından.

    Sevgiler...

    YanıtlaSil
  8. Çok doğru bir tespit. Özellikle trafikte araç kullanan herkes hatasını kabullense kimse sinir stres olmadan arabasını kullanırdı. Ama genelde ilk tepki karşıdaki kişiye bağırmak oluyor. Kendisine bağırılan kişi de pardon diyecek değil ya, o da daha çok bağırınca kısır döngüye giriliyor. Sadece trafik değil tabii ki, her konuda böyle. Bir arkadaşım vardı, o kadar tatlı "ağbi ne yaptın sen az önce "derdi ki yolda giderken bir sorun olduğunda, karşıdaki kişi afallar, kem küm demeye başlardı.

    YanıtlaSil
  9. Kendimizi sevmekle başlasak güne bütün dünyayı kucaklarız o gün.Eksiğimiz burada kavgalıyız hep kendimizle.Kendisine yol veren bir şöföre ya da sürücüye teşekkür etmekten acizsek bari gülümsememizi eksik etmemeliyiz bence.Sevgilerimle dilek.

    YanıtlaSil
  10. Günyadın..

    Kendi blog sayfamın yenilemesi,
    1MK derken günler akıp geçmiş. Geldim bir solukta okumak için..

    Bir solukluk yazı olmuş. Soluğumu bıraksam mı?

    Doğan Cüceloğlu'nun bir saptaması var ülkemiş için. Eğitim seviyesi arttıkça refah ve mutluluk seviyesinin, insani erdemlerin artması gerekirken Türkiye'de bunun tam tersi oluyor diyor büyük usta. Eğitim kademesi ilerledikçe insanlar öfkeli, hırslı, paraya önem veren ve değerlerini yitiren oluyor. Hatta sahip olduğu değerleri hiçe sayıyor. Oysa batıda bunun tam tersi bir düzen söz konusu. Bilmediğini gören bildikçe daha çoğunu istiyor. İstemenin sonu yok. Ne kaybedeceğini bilmeden sadece istiyor. Naifliğini yitiriyor. Oysa yazınızda anlattığını kadına bakalım. Karşıdan karşıya geçerken aykırı kaldığını fark etmiş, aidiyet duygusunu tam hissedemediği için boyun bükmüş. Kendisine yol verilince şaşırmıştır. Çünkü eskide kalmış değil mi efendim köylü milletin efendisidir söylemi..

    Hataları kabul edebilmek öyle kolay değil ki. Sokakta düşün bir çocuk gördüğümde irkiliyorum. Anne -babalar kaldırıp canın yandımı diye soracaklarına kendi korkularını bastırmak için bir tokat atıyorlar çocuğa. Düşene vuruluru ilk orada öğreniyoruz. Hakkımı kimseye yedirmemi..

    Bir sürü düşünceyi peşi sıra getiren bir yazı olmuş. Üzerine süte boğulmuş bir kahve lazım şimdi.

    Güzel bir gün olması dileklerimle..

    YanıtlaSil
  11. TUERK:Benim de şöyle bir gözlemim var: Biri bana bağırdığında çok sakin bir ses tonuyla: "neden bağırıyorsun?" diye soruyorum. Ve bu soru insanları afallatıyor. Çünkü insanlar bağırdıklarında sizin de onlara bağıracağınızı düşünüyorlar:)

    GUGUK KUŞU: İnsanın kendisi ile barışık olması, bunun yanı sıra insan ilişkilerine kafa yorup en iyi nasıl iletişim kurulabileceğini keşfetmesi çok önemli bence. Bu sadece kendi hayatımız için değil çevremizdeki hayat açısından önemli.

    FUNDA: Bu konuda kesinlikle aynı fikirdeyim. Bu tamamen içsel birşey...

    MEHTAP P.G: Birey olarak sarfedilen çabaların tüm topluma yayılacağı inancındayım ben. O nedenle bunları kendi hayatımda uygulamaya çalışıyorum. Bir damla bir damladır öyle değil mi :)

    AYSEMA: Öfke kontrolünün huzur dolu bir hayat için çok önemli olduğunu düşünüyorum. Çünkü öfke ile yapılanların çoğu kez telafisi olmuyor. Hatta insanlar bu yüzden hayatlarını kaybediyorlar.

    FERULAGO: İnsanların "en çok bağıran en güçlü görünür" gibi bir mantıkları var. Oysa ne kadar çok bağırılarsa herşey daha da içinden çıkılmaz oluyor farkında değiller. Sanıyorum biri kendilerine bağırdığında sakin kalmayı ezik olarak görülmek olarak düşünüp bundan korkuyorlar.

    SUFİ:İnsan insanın aynası derler ya kendimizle kavgalarımızı bu yüzden belki dışarıya yansıtıyoruz.

    UZAĞA GİDEN KADIN: Zaman geçtikçe değişiyor ama gelişmiyoruz bu konuda hemfikirim. Çünkü ilgimiz insan olarak sahip olduğumuz değerleri nasıl geliştireceğimiz üzerine kurulu değil. İlgimiz nasıl kazanır nasıl daha çok şeye sahip oluruz üzerine. Bu ülkede asıl kaynak insan kaynağı. Saf işlenmemiş bir maden. Belki bunun üzerine çalışmak gerekiyordur gerisi kendiliğinden gelir zaten.
    Çok teşekkür ederim içimi ısıtan sözlerine... Güzel bir gün diliyorum...

    YanıtlaSil
  12. ben bu sabah birine söylendim biraz karşılığındada kocaman bir ciğer dolusu bağırış duydum:(
    kırgınım ama olsun belkide gerçekten çok canı sıkkındı bende üstüne geldim diye sakinleştirdim kendimi.Olmasın desekde bazen oluyor işte...

    YanıtlaSil
  13. Yazını okuyunca düşündüm, o kadının yerinde ben olsam ne yapardım diye. Onun gösterdiği mütevaziliği ve sakinliği gösteremez, muhtemelen "Neden bu kadar hızlı gidiyorsun?!" (Hızlı gitmese bile) ya da "Ralli mi yapıyorsun!" diye çıkışırdım. Bir gün onun gibi olmayı dileyebilir miyim, onu bile bilmiyorum.

    YanıtlaSil
  14. Sevgili Aydan atlayan kedim
    GÖK-YÜZÜNDEN yazın "yağmur yağsada gerçek halimiz çıksa"başlığı ile bugün Habertürk gazetesinin 20. sayfasında seni yayınlamış.Sen de birikenler, buz cevheri gibi artiz mi oldun kedicim tebrikleeeer.Dilek.

    YanıtlaSil
  15. TABİAT ANA: Bağırdığım ya da söylendiğim zaman sakileşeceğimi düşünürdüm ben. Sanki öfkeyi boşaltmanın tek yolu bu gibi gelirdi. Oysa çok yanılıyordum bunu sonra anladım. Çünkü bağırdıkça daha da sinirleniyor ve olay bittikten sonra bile aklımın içinde kavga etmeye devam ediyordum. Sırf kendi sinirimi bozmakla kalsam iyi karşıdakine de aynını yapıyordum. Oysa "neden bağırıyorsun?" dediğinde biri sakinleşip olayı gözden geçiriyor ve derdim neyse anlatıyordum. Kendimizi öfke kontrolünde eğitmemiz gerektiğini düşünüyorum. Hem kendi hayatımıza hem de başka hayatlara olumsuzluk katmamak için.

    LA SANTA ROJA: İnan bana ben de o kadın gibi sakin olabilmeyi diliyorum. Sakin ve huzur veren...

    SUFİ: Çok şaşkınım Dilek. İnternetten baktım ama göremedim. Gerçekten çok şaşkınım...

    YanıtlaSil
  16. Keşke yapabilsek Kedi'ciğim, bazen olmadık nedenlerden olmadık biçimlerde kırıyor insanlar birbirlerini.

    YanıtlaSil
  17. Ne yazık ki öyle. Aslında bir an durup düşünmek nasıl da değiştirir dünyayı...

    YanıtlaSil
  18. Annemin son günlerde söylediği bir laf; "Olmuş olanı değiştiremezsin ama o andan itibaren olacaklar senin elinde".
    Kadın yola çıkmış, baban durabilmiş. Olmuş olan bu. İyi bir tavırla ele alarak karşılarındaki insanı kırmamak, sinir bozmamak da babanın ve kadının o andan itibaren uyguladıkları tutum. Sevdiklerimize kızdığımızda da böyle davranmayı hatırlamak olayların sonucunu olumlu yönde değiştirecektir, bizi günlük hayattaki bir çok üzüntü-sıkıntıdan azad edecektir... Bir de hatırlasak :)

    YanıtlaSil
  19. Keşke hepimiz "köylü"insanlar kadar saf ve yargısız olabilsek.
    sevgilerimle..

    YanıtlaSil
  20. Millet olarak zaten patlamaya hazır bomba gibiydik ama son aylardaki kriz fitilimizi iyice ateşledi. Artık herkes birbirine bulaşmak için yol arıyor. Keşke biraz daha sabırlı olabilsek, biraz daha empati kurabilsek...

    YanıtlaSil
  21. ALİS: Ben bu öyküyü hiç unutmamaya kararlıyım. Babam anlatırken yüzündeki ifadenin etkisi var elbette bu karar da. Çünkü olayları kimseyi incitmeden çözmenin en basit yolu bu. Ve gerçekleştirilirse harika sonuçları olacak.

    ÖZGÜR TURAN: Sanırım onların o temiz hallerini kopyalamalıyız kendi belleklerimize...

    BOOGİE: Patlamaya hazır bomba hallerimiz ne çok can yakıyor düşünüldüğünde. Evet hayat zor ve yorucu ama öfke neyin çözümü ki. Sanırım en azından öfkeyi yenerek bir parçacık da olsa huzur yaratabiliriz.

    YanıtlaSil
  22. Keşke öyle yapabilsek, sorunlarımız hiç büyümeden çözümlenir, kırgınlıklarımız anlık olurdu. Ama tam tersini yapıyoruz, içimizde büyütüyoruz, başka insanlara anlatarak büyütüyoruz. Konuşarak belkide beş dakikada çözebileceğimiz sorunları aylarca sürdürebiliyoruz. Özür dileyebilmek aslında herşeyin başlangıcı ve bazılarımız için çok zor malesef.

    YanıtlaSil
  23. İnsanın aklının içinde çoktan bitip gitmiş bir olayı yaşayıp durması ne kadar da korkunç değil mi? Olayı o sırada sükunetle çözümlemek dururken o kavgalar ne de anlamsızdır.

    YanıtlaSil
  24. kedicim bulabildin mi gazetede dedim.

    YanıtlaSil
  25. Buldum ve nasıl sevindim görmeliydin yüzümü Sevgili Dilek. Çok teşekkür ederim haber verdiğin için.Sevgimle sana...

    YanıtlaSil
  26. Sevgili Fulya, "gurur duvarları" yüzünden çok zor gibi görünen "özür dilemek" öylesine büyük bir anahtar ki, keşke bu erdem eğitim, kariyer vb ego şişiricilerle kaybolmasa...

    uzun zamandır yorumsuz izleyicinim ve kısa paragraflarına sığan sayfalar dolusu anlatımından büyük keyif alıyorum, çok teşekkürler :)
    sevgiler

    YanıtlaSil
  27. Sevgili Nilambara özür dilemenin bir erdem olduğuna inananlardanım ben artık. Eskiden gurur denen o engele takılıp sık sık düşmüşlüğüm ve sorunları daha da karmaşıklaştırmışlığım vardır. Ama insan farkediyor ki hiç kimse mükemmel değil ve hepimiz zaman zaman kasıtlı olmasa da hatalar yapıyoruz. Özür dilemeyerek de ikinci hatayı. İnsan olmanın ruhu yontarak inceltmek saydamlaştırmak ve şeffaflaştırmak olduğunu düşünüyorum. Tıpkı doğduğumuz anda olduğu gibi bir nevi kayıp masumiyeti bu kez bilinçli olarak edinmek olduğunu...
    Çok teşekkür ederim sabah mutluluğum oldu sözlerin. Sevgilerimle...

    YanıtlaSil
  28. Kimin kimden ne öğreneceğini, bilmeden ne anlamlar katacağını anlayamayız çoğu zaman.

    YanıtlaSil
  29. Hayal edebiliyor, hatalı olduğumda ya da olmadığımda bile özür dilemeyi başarabiliyorum.

    Ama bazen bu bile alay konusu oluyor. Bunun sebebini insanların karakterlerinin kutsal bir yaratıcı olduğununun sanrısından. Çünkü tanrı asla hata yapmaz. İşte insanda kendini tanrının bir parçası olduğunu düşünüp, tümel yaşamak zorunda olduğu, gerçeklik evreninde bir özürle neler yapabileceğinin farkında değil.

    Halbuki fikrimce bizler tanrının çobanları, kendimizin efendileriyiz. Sadece kendimizi karşımızdakinin yerine koysak "fikri,mce dünya daha yaşanılabilinir" olacaktır.

    Kalemin daim olsun. Sevgiler fulya abla

    YanıtlaSil
  30. Benim ruhu güzel kalbi güzel kedim sen de var ol.

    YanıtlaSil