03 Mart 2009

LEYLEĞİ HAVADA GÖRMEK...

Tüm sabah nedenini bilmediğim bir sıkıntıyla geçiyor. Pencereden gökyüzüne bakıyor ve dışarıda olmak istediğimi, ruhumun gün boyu güneş altında aylak aylak oturmaktan yana olduğunu düşünüyorum. Ve bir yerde olmak zorunda kalmaktan ne kadar nefret ettiğimi... Tam o sırada pencerenin altından üstü başı perişan bir adam geçiyor. Köşedeki parka doğru yürüyor. Onu izliyorum. Bir bank bulup sere serpe yayılıyor. Yüzünü güneşe kaldırıyor ve öylece oturuyor. Bu kadar uzaktan göremiyorum ama muhtemelen gözlerini kapatıyor. Yerime geçip ekrana bakıyorum. O adamın yerinde olmak istediğimi farketmek daha sıkıntı veriyor.

Öğle arası kendimi dışarıya atıyorum. Yemekten sonra bahçenin en güneşli yerini gözüme kestirip oturuyorum. Arkadaşlarım kendi aralarında sohbet ederlerken ağzımdan tek kelime çıkmıyor. Biri kolumdan çekip "neyin var senin?" diyor. "Bu aralara gidesim tuttu yine." diyorum. Yalan değil. Kendimi dağa, çimene, denize ve ağaca vurasım var. Bahar gelince ben betonların içinde kalamıyorum.

Kolumdan çekiyor. Daha "nereye?" dememe fırsat vermeden arabaya biniyoruz. Bana "sakın birşey sorma ve şu anın tadını çıkar?" diyor. Sorar mıyım hiç? Gönlü bu kadar gitmekten yana olan biri soru sorar mı?
Gittikçe gidiyoruz. Yol çizgilerine, ağaçlara, yeşil tarlalara bakıp duruyorum. Karşımda pamuk pamuk bulutlar, kendimden geçiyorum. Birazdan nehir kenarına geliyoruz. Bir kaç balıkçı dışında bizden başka kimse yok. Suyun sesi ile adını bilmediğim kuşların sesleri birbirine karışıyor. Başımı kaldırıyorum. Tam o sırada bir leylek üzerimizden süzülüyor. Zarif kanatlarına bakıyorum. Bakmaktan fotoğrafını çekmeyi çok geç akıl ediyorum. O uçuyor ben elimde fotoğraf makinesiyle peşinden koşuyorum. Sonuçta onu yakalamayı başarıyorum. Leylek suya doğru bir hamle yapıyor. Sonra ona bir başkası da katılıyor. Suyun üzerinde dans ediyorlar. Sürekli fotoğraflarını çekiyorum. Ama bu mesafeden ne kadar iyi bir görüntü elde edileceğini kestiremiyorum. "Leyleği havada gördük, hadi bakalım" diyor arkadaşım. Gülüyoruz.Daha sonra yolun karşısına geçiyorum. Yapraksız ağaçlar var. Çok uzakta bir köy görünüyor. Köy dağın yamacına kurulmuş. "Ne şanslılar" diye geçiyor içimden. Öyle güzel ve havası temiz bir yere kurulmuş ki köy hayranlıkla bakıyorum. Sanki insan orada yaşasa herşeyi geride bırakacakmış, dünyanın kirinden pasından arınacakmış gibi geliyor, gözlerimi alamıyorum.
Ağaçlardan birine yaklaşıyorum. Kayaların içinden nasıl becerdiyse çıkmış, büyümüş. Dalların arasında kayalar var. Diğer ağaç ise yolun tam kenarında yalnız başına duruyor. Ne ağacı olduğunu bilemiyorum. Dut ağacı mı? Yaprakları olsa tanır mıydım? Belki. Sanki yolun bekçisi gibi görünüyor. Bir ay sonra yüzlerce yaprak olacak üzerinde. "O zaman yeniden gelmeli" diye mırıldanıyorum."Geliriz" diyor arkadaşım "daha çok geleceğiz gibi görünüyor buraya, şu haline baksana." Gülüyorum.Öğle tatili sona eriyor. Burayı bırakıp, hiç gitmek istemiyorum. Dönerken tüm sıkıntının dağılıp gittiğini farkediyorum. Yerimi bulmuş gibi hissediyorum kendimi. Çok uzak yollardan evime dönmüş gibi, eksik olan parçalarım yerine konmuş gibi...

20 yorum:

  1. bahardan bahsetmeye devam et lütfen. burada kış kıyamet, yine kar yağdı dün. hem de bu kışın en şiddetlisi, en çok birikeniydi. of kemiklerim üşüyor, yüzümü çevirecek bir damla güneş bulamıyorum. o anda aklıma bahar geliyor, ısınıyorum. bahar buraya da gelecek, söz verdi demiştin değil mi?

    YanıtlaSil
  2. neguzel yazmıssın, keske bende senın gıbı atabılsem kendımı daga tasa denıze gokyuzune sonsuz erısebılecegım bı yre gıtsem. uzaklara cok uzaklara..bazen ustume ustume gelıyor tasdan kubbeler.. ama olsun yıne de buna da şükür dıyebılmek güzel:) sevgiler

    YanıtlaSil
  3. Arkadasina sevgilerimi ilet, ne iyi etmis! Hep gidin uzaklara, hep. Mevsim guzel, leylekler ve senin fotograflarin da. Buralar da guzel ama memleket fotograflarini -hele ki daglari, taslari, agaclari- gorunce cok mutlu oluyorum. Cok iyi geldi...

    YanıtlaSil
  4. Doğa insanın sıkıntısını alıp, içinde temizliyor. Daha çok kaçmaların olsun, bize de fotograflar cek böyle...Öperim.

    YanıtlaSil
  5. Bu kaçıp geri dönmeler ister bir ay, ister bir gün, ister bir saat olsun insanı tazeliyor, yeniliyor. Ne güzel yapmışsın, iyide gelmiş, resimlerde bize çok iyi geldi.

    YanıtlaSil
  6. Beni de buralara götür. Dağlara çayırlara vur beni, bayırlarda koşmak, çimenlerde yuvarlanmak istiyorum. Çok mu şey istiyorum??ha??

    YanıtlaSil
  7. Merhabalar;
    Bir adres değişikliği (aslında hayatımda bir değişim) söz konusudur.. yeni LİNK aşağıdaki gibidir, zahmet olmazsa, değiştiriver bi zahmet olur mu? ayrıca değişikliğin sebebi de son postta açıklanmış bir durumda...
    çok teşekkürler, görüşmek üzre.. sevgiler...
    http://serzenismeraklisi.blogspot.com/

    YanıtlaSil
  8. Ne güzeldir bu kaçıp kurtulmalar.Kuşları, ağaçları bulutları dağları köyleri koklayarak yüreğine çekmeler...Sen de ne güzelsin gönlü bahara doğaya sevdalı kız, herşey ne güzel.

    YanıtlaSil
  9. KUBBESİZ: Kesinlikle. Söz verdi. Belki biraz gecikirmiş ama mutlaka gelecekmiş.

    PIRILTILI CADI: Bazen düşünüyorum da biz insanlar ne garibiz. bu kadar doğanın özlemini duyup da bu kadar yok ediyoruz yeşili, doğayı. Ya bir gün kendimizi atacak yeşil alan bulmazsak diye endişe duyuyorum.

    TURKUAZ DENİZ: Öyle güzeldi ki dün. Leylekler süpriz yaptılar bir de. Tadından yenmez oldu gün. Baharı çok özlemişim.

    BRAJESHWARİ: Gerçekten insanın içini temizliyor. ruhunu arındırıyor. Kaçabildiğimce kaçacağım. Ve o kaçmaların her birinden parçalar getireceğim size :)

    OWL: Tazelendim yenilendim ve döndüm. Çok ama çok iyi geldi. Fotoğrafların da size iyi gelmesine sevindim. gördüklerimi kendime saklamak istemedim :)

    MUTFAKTAKİ DELİ: bir gün gidelim birlikte. Çok şey istemiyorsun hayır. bunu hepimiz istiyoruz. Kendi doğamızı arıyoruz belki de...

    SERZENİŞ MERAKLISI: Umarım herşey yolundadır. Ve umarım iyisindir.

    SUFİ: Herşey daha güzel olcak gibi bir his var içimde :) Çok teşekkür ederim :)

    YanıtlaSil
  10. senin bu yaptığına "zaman çalmak" diyorum ben. hemde zamanın tam kendisinden çalıyorsun zamanı. matruşka bebekleri gibi zamanın içinden küçük bi zaman daha çıkıyor. yeni çıkanı aç bak, ondan da çıkacak bi tane. ne güzel yapmışsın. baharı çook özledim. (yaşgünüm baharda ya, hediye alıcam derdim o aslında. sen kaç mayıslısın?

    YanıtlaSil
  11. Baharın gelişi, fotoğraflar ne kadar güzelsin Kedi'ciğim yüreğin de kendin de...

    YanıtlaSil
  12. Ya bende istiyorum leyleği havada görmek :) çok güzel anlatmışsın kıskandım sanırım

    YanıtlaSil
  13. GUGUK KUŞU: Ben böyle zamanlarda düz bir yoldan koşarken zamanı atlatıp yan yola, kır yoluna sapmış gibi seviniyorum. Muzip çocuklar gibi hissediyorum kendimiz böyle zamanlarda :) ben 20 mayısta doğdum. Ya sen?

    ÖZLEM: Çok teşekkür ederim. Sen de öyle her zaman...

    ATEŞ BÖCEĞİ: Kırlara at kendini. Mutlaka bir leylek görürsün :)

    YanıtlaSil
  14. Heyy çok sevindim yakınız ben de 18 mayıs, büyük prensesim 16 mayıs. son dekaddaki boğalar tam boğa olurlarmış. ve tanıdığım boğa periyodunun son kısmındaki tüm boğalar hep çok tatlı insanlar (ayyy azcık övünmek gibi oldu ama neyse)

    YanıtlaSil
  15. Bir öğle arası bundan daha güzel geçemezdi sanırım Fullam. Ben de yakında (18 Mart'ta) yine dağlara geçici göreve gidiyorum. Baharın canlanışını, dağlardaki karların erimesini, ağaçların yeşermesini tam da doğanın kalbinde izleyeceğim. Bahar geldi yaşasınnnnn:)

    YanıtlaSil
  16. GUGUK KUŞU: :) boğalar kendini sever. Hepimiz öyleyiz :)

    YEŞİM: Of dağlar ne güzeldir şimdi. Keyfini çıkar Yeşom :)

    YanıtlaSil
  17. Sana uydum iki fidan diktim. Bu gibi kıra koş yazıları okuduğumda ve özellikle görselse, işte o zaman ben ya mutfakta dudaklarımda uydurulmuş bir melodinin ıslığıyla ya yemek yaparım, ya fidan dikerim, yada atlar arabaya kahveye okeye dördüncü olmaya giderim :) Şaka bu üçüncüsünü sayma sen. İşin artı yanı ne zaman börtü böcek zamanı baharla ilgili bir yazı okuyup veya bir fotoğrafa baksam aklıma ilk gelen benim monoton ama kutsallaştırdığım aktivitelerim gelir. Senin yazınıda okuduktan sonra atladım arabaya, gittim bir hazine arazisinin üzerine, içimden rantçı deyyuslara küfür ederek. Az biraz muzip muzip gülerek, bir kaç söz söylenerek, kendi fikirlerimi can suyuna aşıladığım iki fidan diktim. Kimbilir belki bir gün gölgesinde düşlün olur. Sonra eve koşup mutfakta miroşla kendim için, o malum ıslık dudaklarımda peynirli spagetti yaptım. Bu adamın makarnası yenmez deme, valla parmaklarını yersin. :) Eğer o an çok acıkmışsan inan bana tüm tencereyi yersin. İşin özü sosunda da o yüzden. Nasıl ama bahar gibi pozitif bir yorum oldu değilmi aslan arkadaşım :) Sevgilerimle

    Ahmet

    YanıtlaSil
  18. İşte ben bahar insanın içine böyle tomurcuk tomurcuk gelsin dileyenlerdenim. Toprak bulaşmış ellerinin önünde saygıyla eğiliyorum. Yüreğinde yeşeren ağaçları orada bırakmayıp dünyanın göğsüne diken adama selam olsun...

    YanıtlaSil
  19. Selamını aldım fakat öyle ucuz kurtulamazsın. :) İstanbul Kebapçısı var biliyorsun memleketinde. Hani şöyle acılı adanayı uzatsak, soğan söğüş, roka tabağı, mangalda biber ve domatesin hafif yanmış yanları, dilim dilim kesilmiş limonların ortasına kurulan maydonoz demeti ve şalgam suyunun yanında baş tacı aslan sütü. Yanlış hatırlamıyorsam İstanbul kebapçısının hemen çaprazında nefis künefeleri olan bir yerde vardı. Garson çocuk siparişle masaya kadar getirmişti. Sonrada türk kahveside içeriz değilmi. İçeriz içeriz. Yanımda öyle kibarlık falanda yok, sosyalist ol, can ol, parmaklarınla dalacaksın maydonoza, lavaşı şöyle bir alacaksın elini, koy bir parça adanayı içine, tak çatalla tabaktaki soğandan esere, afiyet olsun derim ben arkadaşıma. :) Saat sabahın körü ama umarım midende ziller çaldırmamışımdır. :) Adanay bir kaç defa geldim. Sadece akşam pineklediğim bir noktayı sana yazmak istedim. Biraz uslup içinden. :) Karış yorumun için teşekkürler. yüreğimle kal.

    Sevgilerimle

    Ahmet

    YanıtlaSil
  20. İçtenliğin ve samimiyetin için asıl ben teşekkür ediyorum :)
    Sevgi ve saygımla...

    YanıtlaSil