29 Temmuz 2008

GECE

"Kime güveneceğiz artık ya da neye?" diyor. Gözlerimizden keder akıyor gecenin içine içine. Kocaman bir ülkenin toprağına bakıyoruz beşinci katın balkonundan, evlerin ışıkları daha da sönükleşmiş gibi görünüyor. Tuhaf ve iç burkan bir duygu yorgan gibi seriliyor gecenin üstüne...

Dünyayı ya da ülkeyi kurtaran adamlar, kadınlar rolüne soyunduğumuzdan değil de, dolan içimizi boşaltmak için tüm bu konuşmalar. İnsan, kendini tüm bu olup biten karşısında bir nokta gibi hissettiğinde ve bu duygudan dehşete düştüğünde, herşey önemini yitiriyormuş da umut alıp başını gitmiş gibi göründüğünde, tüm öfkesi diline vuruyor.

İnsanlardan, ölen ve kalanlardan, içi kara olandan, masumdan, zalim ve hainden, umutsuzdan ve pes etmeyenden, gencecik çocuklardan, yaşlı insanlardan, bebeklerden, farkında olandan ya da olmayandan, aklımıza pompalanandan, ekranlardan zehirlenmiş tazecik akıldan, değişen ve dönüşen ruhlardan, kayıp geçmişten ve izi artık sürülemeyen tüm erdemlerden, olup biten herşeyden konuşuyoruz. Konuştukça çıkamıyor daha da derine sürükleniyoruz sanki. Bir girdaba yakalanmış gibi derinlerde nefessiz kalıyoruz da hata ettiğimizi bir kez daha anlıyoruz. Konuştukça rahatlamıyor insan her zaman. Bazen konuştukça bunalıyor, yoruluyor ve dağılıyor.

"Artık" diyor "hiç birşeye şaşırmaz hale geldik hepimiz." Herşeyin mümkün olduğu ve mantığın yerini kayıtsız ve kaygısız gözlere bıraktığı bir hayatın ortasında öylece duruyoruz. Gece ağırlaşıyor da ağırlaşıyor. Gülüyorum "kalk kalk" diyorum "bir kahveye gidelim. Ülke ancak kahvelerde kurtarılır." Tüm o kederi bir el darbesiyle dağıtma çabam boşa, biliyorum. Gülümsüyoruz ama sadece kendimize gelip bu ağır kederden arınmak için. Uyanış ve dönüş bileti gibi bu gülümseme.

Susma vaktini sessiz bir dille biliyoruz sanki. Ya aynı anda yorulmaktan ya da yitik olanın çok ama çok uzaklaştığından... "Kederlenmekten başka birşey gelmiyor elimizden" diyorum ben. O ise hüzünle gülümsüyor "Bu da birşeydir dostum. Bu da birşey..." Olan bitenden haberi olmayan ya da habersiz olmayı seçen insanları düşünüyorum, gecenin üzerinde şaşkın, kaygısız, umursamaz ya da umutsuz gölgeler uçuşuyor...

Resim: Evelyn De Morgan

9 yorum:

  1. Tüm akşam başım ağrımaya başladığında ve ateşlendiğimde ben bunun nedenini biliyordum. Ama bu nedeni paylaştığım insanlar bana "geri zekalıymışım" gibi baktılar.. "Nasıl yanii..? Sana ne? Sen de ne alemsin.. Onca derdinin arasında bir de buna mıııı..." bakışları .. Senin dediğin gibi keder de ancak İNSAN olana ait bir şey.. Hiç o kadar kolay değil kederlenmek.. İç burkan bir duygu herkesin gecesinin üstüne serilmiyor.. Bazıları kaldırıp atıyor o yorganı..

    YanıtlaSil
  2. Dün ben kederden yüzü kararmış bir insanın gözlerinden kendi kederime bakıyordum. Ve birlikte şöyle diyorduk; "Kaç kişinin umurunda bu? Kaç kişi bunu artık kabuledilebilir karşılıyor?" Bilemedik. Bilemedikçe daha da sessizleştik. Kederlenmek, kabul etmekle birlikte yitirilen bir insanca duygu. Şimdi tüm bu olayları bir film gibi izleyenlere baktıkça bunu görüyorum ben.

    YanıtlaSil
  3. Kendim, başkaları, ülkemin çocukları, çocukların geleceği, tüm sevdiklerim için içim acıyor ama bazen süreçler çıkmaz yollara girmiş gibi gözüksede, dibe vurmadan yaşanmaz yeni sabahlar. radikal bir silkiniş için dibe vurmak gerekir. bazen insanlar kafalarını vura vura öğrenir, bazen hayata seyirci olmayı tercih eder bilinmez.. çökeceğiz dizlerimizin üzerine, çaresiz başımızı alacağız avuçlarımıza bir gün ve biz ne yaptık diyeceğiz işte o zaman zamanı gelmiş olacak başkaldırının, cennet sandıkları cehennemin göbeğinde olduklarını anlayacak gözünde perde olanlar, taraf olmak değil marifet, bütün olmak çözecekler o zaman.. ama o zamana dek acıyacak daha içimiz, diğerleri bize yetişene dek acıyacak, çaresiz...

    YanıtlaSil
  4. Dün soruyorduk birbirimize: "Kaç insanız içinde böyle keder taşıyan?" diye. İnsanların yazdıklarını okudukça ve insanlar dile getirdikçe bütün bunları "az değiliz" diyorum. Kayıtsız ve kaygısız olan ne kadarsa, bütün bunları aklında bir mıh gibi tutan, seyirci olmayan, duyarlılığını kaybetmeyen ve gelecek için kaygı taşıyan da çok. Söylediğin gibi; Dibe vurmadan yaşanmıyor yeni sabahlar. Elimizden gelen dile getirmek olsa bile sadece, susmamalı...

    YanıtlaSil
  5. Kayitsiz kalamayan ama farkindaliklari da bir seyleri yoluna koymaya yetmeyen ne kadar cok insan var. Yalniz olmadigimizi gorebilmek guzel yine de.

    YanıtlaSil
  6. Bu konuda haklısın, farkındalık birşeyleri yoluna koymaya yetmez. Ama farkındalığın da olmadığını düşününce şu durumda yine de umut hala var. Kesinlikle yalnız olmadığımızı görmek güzel...

    YanıtlaSil
  7. Teşekkür ederim ama iyi iş olan nedir :)

    YanıtlaSil
  8. Merhabalar ben okumakta biraç gecikmişim yazınızı :) ama güzel dökmüşsünüz geceninde size verdiği cesaretle insan herzmana bu cesareti içinde bulamıor ve kaybolduğu tek şey nereye gittiğini bildiği halde başka yerlere gitmeye çalışmak olmasıdır. insanlar kollarında ip olan bir kukla olduğunu düşünürsek herkes birbirinin kukla ustası çünkü sen bende bişeyi beğenmezsen bana sölersin ve ben onu bir daha yapmamak için değiştiririm. peki buna ne dieceksiniz bu işte herkes birbrinin kuklası anlamına gelior. herkes herkesi çok rahat değiştiriyor kimseyi kimse olduğu gibi kabul etmior. ediyorum diorlar yalan sölüorlar. bununda nedeni sadece kendisi için objectif olan görüş açısı senin için iiisini sölüorum deyipte kaçmak bütün gerçeklerinden. insanlarıda bu şekildede yargılaya biliriz. neyse bu konu derine gidior ben daha fazla inmeden yazınızı çok beğendimi tekrar tekrar teşekkürlerimi sunarak son sözlerimi yazıyorum. diğer yazılarınızada vaktim oldukça bakıcam şimdilik bu yazıya yorumla yetiniyorum. şimdilik bye byee | yemek tarifi | konut | çelik kapı | çelik kapı | şöförlü araç kiralama | tercüme | seo |

    YanıtlaSil