10 Temmuz 2008

CUMA MEKTUPLARI

Bu kez mektubunu erken veriyorum postaya Sevgili Dostum. Sırf beklemediğin bir anda, hani "daha zaman var" diye düşünürken buluver kapında diye. Belki çok önemli değil belki de artık alıştın bu mektuplara, belki artık özel ve önemli değiller ve belki zaten hiç öyle olmamışlardı, kim bilir? Ama ben, Sevgili Dostum "belki bir bekleyeni vardır" diye yazmadan edemiyorum...

Hayat bazen böyledir. Birinin kelimeleri ,hatta belki varlığından bile haberdar olmadığın birinin kelimeleri , bir zaman karşına çıkar ve birşey olur. Bir yere yağmur yağar, kapalı bir kapıya bir anahtar uyar, biri kabusundan uyanır, bir başkasının saçları okşanır kendini dünyanın en uç noktasına atılmış sanırken. Kelimelere inanırım ben dostum, onların büyüsüne, ışığına ve kutsallığına... Bu yüzdendir belki onları böyle ard arda dizişim. Bir trendir yaptığım ya da bir tespih hani şu çektikçe gönül ferahlatanlardan... Belki de bir nehirde ardı ardına sıçrayan pembe mavi balıklardır yazdığım. Onların pulları üzerine belki nakış gibi işlemişimdir de salıvermişimdir suya...

Aklımın içinde kocaman bir ayna var Sevgili Dostum. Zaman zaman o aynaya başkasının kelimeleri de yansıyor. Tersinden okumaya çalışırken kan ter içinde kaldığım kelimeler bunlar. Kimin ne dediğini anlamıyorum çoğu zaman terim kirpiklerimden süzülüyor. Sonra o aynaya yapıştırıp yüzümü vazgeçiyorum okumaya çalışmaktan. Söylesene dostum dünya mı çok karışık yoksa aklım bana oyun mu ediyor?

"Aynalardan vazgeç" diyor içim. Okuma o lanetli kelimelerini. Okuma. Sen gökyüzüne bak. Suya ya da toprağa... Bir dal çiçeğe çevir yüzünü. Onların kelimeleri yalın onların kelimeleri basit. Nefes ,nefes, nefes... Bunun gibi kelimeler... İçine çekerken onu nasıl düşünmüyorsan nasıl karışmıyorsa aklın öyle yalın... Ah benim güzel dostum cin fikirli kelimelerden yorulmuş olan kederli bakışlı arkadaşım, sen de dinle kendi sesini... Vazgeç aklının aynalarından. Biraz daha bakarsak o aynalara ve o ters kelimeleri okumak için kendi terimizle yanarsa kirpiklerimiz biraz daha , korkarım aynanın girdabında yitip gideceğiz... Bu yüzden çevir başını dostum...

Ah benim can arkadaşım kalbine kötülük girmeyen, aynalardan yorulan dostum... Bir ferah nefes gibi kelimeler yolla bana sen de... Yolla ki içimde kalmasın bu yorgun keder... Yolla ki tek olmadığımı anlayayım dünyanın en ıssız ucunda..."Ben" diyeyim kelimelerine bakarken "Ben burada tek başıma değilim." Ve bir sigara yakayım dumanında binbir harf yollayayım hiç tanımadığım adamlara ve kadınlara. İçimden kopup gelen ve rüzgarda sürüklenen kelimeler. Ne dersin dostum belki bir çiçeğin üzerinden bir arıya oradan da kovana gider sözlerimiz. Bir petek baldan al yanaklı bir çocuğun tombul parmaklarına akar. İşte dostum şu koca dünyadaki bu basit hayatlarımız bir çocuğun içinde bir damla bal olur. Ömür o zaman hak ettiği değeri bulur. Ne dersin dostum bir çocuğun pembe dudaklarında bir damla bal olmak için bile değmez mi söz söylemeye?

Sadece bir damlacık bal için dostum... Bir çocuğun yüreğindeki bir damlacık bal...

Resim: Alphonse Mucha

8 yorum:

  1. ben de bıktım aynalardan dostum, gözlerimdeki karanlığı gördüğüm ölüm kokan aynalardan. Beni benden alan görünmez aynalardan. Çevirdim başımı göğe sonunda ve gördüm gökten yağan bal damlalarını, dudaklarımda hoş bir tat var dostum, gönlümde hoş bir tat var. Bunun için teşekkür etmeliyim arıya,kovana,çiçeğe ve kelimelere, bunun için teşekkür etmeliyim o kelimeleri yazan eller...

    YanıtlaSil
  2. gökyüzünün aydınlığından, çiçeğin renginden ve balın özünden olsun kelimelerimiz Sevgili Yolcu...

    YanıtlaSil
  3. Sıçrayan mavi pembe balıklar...Okur okumaz daldım o nehire :) Eline sağlık :)

    YanıtlaSil
  4. Sevgili Dostum,

    Sen ansızın ve erken göndermişken ben umursamazca geç aldım mektubunu. Sen içindeki aynalarla savaşırken bende kumdan kaleler yapıp kızıyordum kendime! Kelimelerden bir şehir bizimkisi dostum, kendi içimizde kendimize kurduğumuz ve tüm güzelliklerini insanlara sunduğumuz. Ama hep yanlızız bu şehirde kelimeler etrafımızı sarmış içinden çıkılmaz bir çukur olmuşlar bazen.

    Evet belkide bırakıp içimizde aynalara bakmayı, içimizde şehri terk etmeliyiz! Ama buna gücümüz var mı sevgili dostum? Yani sence bırakmak istiyor muyuz? Sence aynasız yapabilir miyiz?

    Sevgili dostum bir çocuğun pembe dudağında bir damla bal olmaya, bir kuşun gagasında yem olmaya ve denizin ortasında bir kabarcık olmaya değer herşey...

    Yanlız değilsin sevgili dostum hiç yanlız değilsin merak etme...

    YanıtlaSil
  5. Hep yalnızız dostum hep... Ama aslında sandığımız kadar yalnız mıyız? İşte ondan pek emin değilim...

    YanıtlaSil
  6. Mektup yazmayı/okumayı hep sevmişimdir. Şimdi sizi okurken, eski bir dosttan mektup almış gibi oldum. ÇOK içten ve güzeldi..Tebrikler.

    YanıtlaSil
  7. Çok teşekkür ederim Vili :) Her cuma hiç tanımadığım insanlara bu mektupları yazarken garip ama çok güzel bir "paylaşmak" duygusu hissediyorum :) Ve sizden aldığım bu cevap ise o mektupların yerini bulduğunun en güzel göstergesi...

    YanıtlaSil